T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/100
KARAR NO: 2023/328
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/02/2023
KARAR TARİHİ: 04/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği 03/02/2023 tarihli dava dilekçesinde; davacının dava dışı... Dış Ticaret Otomotiv ve Lastik Sanayi Pazarlama Ltd. Şti.'nin ortağı olup, şirketteki pay oranının yüzde 3,75 olduğunu, söz konusu payın miras yoluyla intikal ettiğini, davacının hâlen şirket ortağı olduğu dava dışı şirketin 28.12.1998 tarihinde kurulmuş olup, beş ortaklı kapalı tip aile şirketi olduğunu, şirketin diğer ortaklarının davacının kızı olan küçük ..., vefat eden kocasının kardeşleri ... ve ... (...)... ile kocası ... olduğunu, dava dışı şirketin İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...Merkez sicil numarasında kayıtlı, Mersis numarası..., vergi sicil numarası ise Hasan Tahsin Vergi Dairesi... olduğunu, şirketin merkezinin ...Bornova-İzmir adresinde olup,... numaralı iş yerlerinde de ticari faaliyetini sürdürdüğünü, şirketin internet sitesindeki güncel bilgiye göre, Ankara, İstanbul, Konya ve Gaziantep' te şubeleri, 100 çalışanı ve 40 araçlık satış/dağıtım filosu bulunduğunu, şirketin kara taşıtları için iç ve dış lastik alım satımı işi ile lastik söküp takma işi için gerekli olan makine imalatı ve alım-satımı yaptığını, dava dışı şirketin dava tarihi itibariyle ödenmiş sermayesinin 4.000.000.- Türk Lirası olup, sermayesinin 160.000 adet paya bölündüğünü, ...' un 92.000 adet, ...' un 16.000 adet, ...' nin 28.000 adet, ...' nin 18.000 adet ve davacının 6.000 adet esas sermaye payı olduğunu, davacının şirketin en az paya sahip olan küçük ortağı olduğunu, en küçük ortak olmasına rağmen, dava dışı şirket menfaati için gerekli olduğunu düşündüğünden çok önemli bir fedakarlıkta bulunup hem kendisinin oturduğu evin hem de eşinden miras yoluyla intikal eden ve elbirliği mülkiyetindeki taşınmazların, şirketin kullandığı kredilere teminat olması için bankalara çok yüksek miktarlı ipoteklerin verilmesini sağladığını, davacının hiç bir zaman dava dışı şirkette müdür olmadığını, şirket yönetiminde bulunmadığı ve şirketin bir çalışanı da olmadığını, dava dışı şirketin yönetimini ve temsilini müdür olarak uzun yıllardır davalılar yapmaktayken, davalı ...'ın müdürlük görevinden aniden 27.04.2022 tarihinde istifa ettiğini, istifa nedeni açıklanmadığından davacının da bu konuda yeterli bilgisi olmadığını ancak, söz konusu istifanın olağan GK toplantılarındaki müdürlerin ibrasına ilişkin oylamada, müdürlerin ibra edilmesini sağlamak için, yani oydan yoksunluk durumunu dolanmak için yapıldığı konusunda kuvvetli deliller bulunduğunu, bu sebeple, davacının söz konusu durumu yargıya taşıdığını ve İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin... E. ve İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin... E. sayılı dosyalarında incelenen davalar açıldığını, dava dışı şirketin idare ediliş şeklinden ve çok yetersiz net kâr açıklanmasından hoşnut olmayıp endişelenen davacının dava dışı şirketin gerçek durumunu öğrenmek, esas sermaye payının gerçek değerini tespit etmek, şirketin iyi yönetilip yönetilmediğini bilmek ve yıllardır dağıtılmayan net dönem kârlarının niçin dağıtılmadığının gerçek sebebini öğrenmek, niçin öz kaynak kârlılık oranının enflasyonun ve banka mevduat faizinin dahi fahiş altında olduğunu tespit etmek ve benzer konularda bilgi edinmek için ortaklıktan doğan haklarını kullandığını, dava dışı şirketten yeterli bilgiyi alamayan davacının, "bilgi edinme ve inceleme hakkını kullanma" talebiyle açtığı davanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... K. sayılı dosyasında incelenip kabulüne karar verildiğini, ilamın İzmir... İcra Dairesi' nin... Esas sayılı dosyasında icra edildiğini, icra dosyasına sunulan iki farklı konudaki rapora göre, fiili stok sayımı sonucunda stokların ticari defterlerde kayıtlı olan miktardan daha az olduğu, SMMM raporuna göre de dava dışı şirketin çok düşük net kâr marjı ile çalıştığı ve çok düşük oranda öz varlık kârı açıkladığı, sektör ortalamalarının çok altında stok devir hızı olduğu, her yıl artan miktarda ve gereğinden fazla banka kredisi kullanıp yüksek miktarda faiz ödediği ve diğer finansal verilerinin de sektör ortalamalarının fahiş altında ve bozuk olduğunun açıkça ortaya konduğunu, daha sonra bu bilgilere ek olarak; İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ...ılı dosyasındaki bilirkişi raporlarında dava dışı şirkette "kayıt dışı ticaret yapıldığı" kanaatinde olunduğunu, İzmir.... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin ...E. sayılı dosyasındaki bilirkişi ek raporunda "...' un dava dışı şirketten kendi banka hesabına yüklü miktarda para çektiği", İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ' n... sayılı dosyasına sunulan "Uzman Mütalaası" nda dava dışı şirketin "muhasebe kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı ve hatalı olduğu ile kayıt dışı ticaret yapıldığına ilişkin bulgular olduğu" nun belirtildiğini, dava dışı şirketin mali tablolarının açık ve şeffaf olmaması, gerçeği yansıtmaması, "hileli" olması, kayıt dışı ticaret yapılması gibi durumlar nedeniyle şirketin zarara uğratıldığının uzun süre anlaşılamadığını, davacının şirketin mali durumu hakkındaki araştırmaya devam etmesi ve mahkemelerce alınan bilirkişi raporları sonucunda, şirkette uzun yıllardır müdürler kurulu başkanı ve tek başına temsil yetkisine sahip olan ...' un ...Ş. Toptancılar Şubesi nezdindeki... numaralı vadesiz Türk Lirası mevduat hesabında 2016 ilâ 2021 yılları arasındaki hesap hareketinin 61.728.635,89 Türk Lirası olduğu, bu miktarın 30.876.396,95 Türk Lirasının hesaba yatan, 30.852.238,94 Türk Lirasının hesaptan çekilen miktar olduğunun anlaşıldığını oysa ki, ...’ un kendi adına yaptığı bir ticari faaliyeti olmadığının İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’ nün 07.02.2022 tarihli yazısında bildirildiğini, tacir olmayan ve hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan bir kişinin bu miktarda para trafiği olmasının olağan karşılanmasının mümkün olmadığı düşünüldüğünde, davalıların dava dışı şirketi çeşitli yollarla zarara uğrattığının anlaşıldığını, davacının bu konuların açıklığa kavuşması ve gerçeğin ortaya çıkması için TTK' nun 438 vd. maddelerinde belirtilen "özel denetim isteme hakkını" kullanıp dava dışı şirket aleyhine dava açtığını, yargılamanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ...osyasında devam ettiğini, davacının bu konudaki araştırmalarına devam ettiğini, davalılardan ...' ın birlikte dava dışı şirket ile aynı adreste ve aynı iş kolunda faaliyet gösteren ... Otomotiv ve Lastik Hediyelik Eşya Pazarlama Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi' nde ortak oldukları, müdürlük görevi yaptıkları ve her iki müdürün de münferiden imza yetkisine sahip oldukları, dava dışı şirket ile ... Ltd. Şti. arasında, dava dışı şirket zararına ancak, ... Ltd. Şti. yararına olacak her türlü işin ve ticaretin yapıldığını tespit ettiğini, dava dışı şirketin araçları ve işçileri vasıtasıyla aynı tür malların pazarlaması yapılıp kendi müşteri grubuna, ancak, ... Ltd. Şti. adına mal satışı yapıldığı, dava dışı şirketin giderlerinin arttırılmış ancak, gelirlerinin azaltılmış olduğu, kısacası dava dışı şirketin zarara uğratıldığını tespit ettiğini, bu sebeple, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan, yönetim yetkisini kötüye kullanan, dava dışı şirketin menfaatlerini zedeleyen, dava dışı şirketin tüm imkanlarını yönettikleri ve temsil ettikleri ... Ltd. Şti. lehine kullanan, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden davalılar hakkında sorumluluk davası açtığını, davanın, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ... E. sayılı dosyasında incelendiğini, benzer şekilde davalılardan ...'nın 3. kişi adına 28.06.2019 tarihinde tek ortaklı olan ... Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi' ni kurduğu,... Ltd. Şti.' nin tek ortağı ve temsile yetkili olan müdürü, ...' nın üniversiteden yeni mezun olmuş, ticari tecrübesi olmayan oğlu ... olduğu, dış görünüşte... Ltd. Şti.'nin temsilcisi ve yöneticisi ... olsa da, aslında fiilen şirketi yönetenlerin ... olduğunun bilindiği,... Ltd. Şti. nin dava dışı şirket ile aynı adreste ve aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği, davalıların dava dışı şirketi burada da ... Ltd. Şti.' nde olduğu gibi zarara uğrattığını, davacının bu işlemler nedeniyle oluşan zararın dava dışı şirkete ödenmesini İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında talep ettiğini ayrıca, davalıların aldıkları ortak kararla dava dışı şirkete ait olan taşınmazlar ile 3. kişiden kiraladığı taşınmazı yıllardır gerçek değerinin fahiş altında bir değerle ...Plastik şirketine,... Ltd. Şti.' ne, ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.' ne, ... Ltd. Şti' ne kiraya vererek dava dışı şirketin zarar etmesine neden olduklarından bahisle, oluşan zararın dava dışı şirkete ödenmesinin İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin...1 E. sayılı dosyasında talep edildiğini ancak, davalıların kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal edip, dava dışı şirkete verdikleri zararın, yukarıda açıklananlarla sınırlı kalmadığının davacı ile dava dışı şirket arasındaki dava dosyalarında bulunan bilgi ve belgelerle açıklığa kavuştuğunu, TTK' nun 616/(1). maddesinin f. fıkrasında müdürlerin ücretlerinin belirlenmesinin genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olduğunun belirtildiğini, bu emredici hükmün esas sözleşmeyle dahi değiştirilmesi, yetkinin başka bir organa devredilmesinin söz konusu olmadığını ,dava dışı şirketin 24.02.2017 tarihinde gerçekleştirilen GK toplantısında ..., ... ve ... ' nin süre belirtilmeksizin müdür olarak seçildiği ve gündemin altı numaralı maddesinde "Müdürler kurulu üyelerine, yapılan oylama sonucunda herhangi bir ücret ödenmemesine" oy birliği ile karar verildiğini, TTSG' nin 17.03.2017 tarih ... sayılı nüshasında ilan edildiğini, davalılardan ...' nin müdürlük görevinden istifa etmesinin hemen sonrasında, 29.04.2022 tarihinde gerçekleştirilen GK toplantısında ... ve ...'un süresiz müdür olarak seçildiğini, müdürlere verilecek ücret konusunde görüşme ve oylama yapılmadığını, TTSG' nin 16.05.2022 tarih ... sayılı nüshasında ilan edildiğini, söz konusu kanun maddesi gereğince GK' da oy birliği ile alınan karar doğrultusunda müdürlere ücret ödenmemesi gerekirken, dava dışı şirkette müdürlerin kendilerine çok yüksek miktarda ücret ödenmesini sağladıklarını, bu konuda ...'un, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.Iş sayılı dosyasında 29.12.2022 tarihinde yapılan duruşmada aylık gelirinin 60.000.- TL. olduğunu beyan ettiğini, davacının diğer davalıların aldıkları müdür ücreti ve ...'un 60.000.- TL. miktarındaki ücretin ne kadarını dava dışı şirketten aldığı bilinmediğinden, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığa kavuşacağını, davalıların 01.01.2017 ilâ dava tarihi arasındaki sürede kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerinden, TTK' nun 555. maddesi gereğince dava dışı şirkete tazminat ödemeleri gerektiğini, ...' un... AŞ. Toptancılar Şubesinde ...ve... numaralı Türk Lirası, 12210012 numaralı Amerikan Doları, ...numaralı Euro hesaplarının bulunduğunu, sadece ... numaralı vadesiz Türk Lirası mevduat hesabında 2016 ilâ 2021 yılları arasındaki hesap hareketinin 61.728.635,89 TL. olduğunu, bu miktarın 30.876.396,95 TL' nın gelen havale/EFT ve hesaba yatan, 30.852.238,94 TL' sının hesaptan çekilen miktar olduğunu, gelen havale/EFT ve hesaba yatan paranın dava dışı şirket hesabından veya dava dışı şirket çalışanları tarafından ya da dava dışı şirketin müşterileri tarafından yatıranlar olduğunun anlaşıldığını, ...' un... AŞ. Bornova Ticari/İzmir Şubesi nezdindeki ...numaralı Amerikan Doları,...numaralı Euro ve ... numaralı Türk Lirası hesaplarında da yüklü miktarda hesap hareketleri olduğunun anlaşıldığını, dava dışı şirkette kayıt dışı ticaret yapıldığına ilişkin bilgi, belge ve bulgular ile ...' un banka hesaplarındaki bu olağan dışı para hareketleri birlikte değerlendirildiğinde, kayıt dışı satışlardan elde edilen hasılatın ...' un banka hesaplarında toplandığını, bu yolla da dava dışı şirketin zarara uğratıldığı sonucuna ulaşıldığını, bu sebeple, 01.01.2017 ilâ dava tarihi arasındaki sürede, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden davalıların, TTK' nun 555. maddesi gereğince dava dışı şirkete tazminat ödemesi gerektiğini, dava dışı şirketin ödenmiş sermayesinin 4.000.000.- TL. olup, şirket kuruluşu olan 1998 yılından 31.12.2021 tarihine kadar, yani 24 yılda elde ettiği net dönem kârı toplamının sadece 3.403.901,15 TL' olduğunu, yıllara göre net kârının ise, 2017 yılına kadar olan geçmiş yıllar kârları toplamı 2.212.640,51 TL, 2017 yılı dönem net kârı 432.874,12 TL, 2018 yılı dönem net kârı 165.118,14 TL, 2019 yılı dönem net kârı 127.236,15 TL, 2020 yılı dönem net kârı 380.748,64 TL ve 2021 yılı dönem net kârı 85.283,59 TL olduğunu, bu verilerden de açıkça anlaşıldığı gibi dava dışı şirketin net dönem kârının hem esas sermayesine hem de öz varlığına göre çok düşük olduğunu, dava dışı şirketin çok düşük oranda net dönem kârı elde etmesinin müdürlerden kaynaklanan pek çok nedeni olduğu ve bunlardan birisinin de davalıların kendileri ve belirledikleri kişilerin şahsi kullanımı için satın alınan çok değerli binek araçların bedelinin ve tüm yakıt, bakım/onarım, sigorta, kasko ve vergi gibi giderlerinin dava dışı şirket tarafından ödenmesinden kaynaklandığını, davalıların ve belirledikleri kişilerin kullanımında olan binek araçlardan bazılarının marka ve modellerinin, ... X5,... 116D, ... olduğunu, son dönemde de benzer araçların alımına devam edildiğini, bu araçların dava dışı şirket tarafından öz kaynaklar ve banka kredisi kullanarak alınmış olup toplam değerinin yaklaşık olarak şirket öz sermayesi (30.09.2022 tarihli ara bilançoya göre taşıtlar hesabı 8.185.076,97 TL.) kadar olduğunu, davalıların şirket esas sermayesini ve yedek akçelerinin tamamını ticari faaliyette değerlendirmek yerine kendilerinin şahsi kullanımı için alınan araçlar için kullandıklarını, söz konusu binek araçların yıllık tüm giderleri toplamının ise dava dışı şirketin elde ettiği yıllık net kârdan daha fazla olduğunu, davalıların basiretli bir tacir gibi davranmadıkları ve şirket menfaatini gözetmediklerini, kendi menfaatlerini şirket menfaatinden üstün tuttukları için dava dışı şirket esas sermayesine ve öz sermayesine kıyasla çok düşük dönem net kârı elde ettiğini, şirketin büyümediği tam tersine küçüldüğünü şirketin zarar gördüğünü bu sebeple, 01.01.2017 ilâ dava tarihi arasındaki sürede, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden davalıların, TTK' nun 555. maddesi gereğince dava dışı şirkete söz konusu binek araçlardan kaynaklanan tüm giderler nedeniyle oluşan zararı tazmin etmesi gerektiğini, dava dışı şirketin finansman giderinin çok fazla olduğunu, şirketin kredi borcunun 2017 yılında 8.712.954,36 TL, 2018 yılında 10.630.492,83 TL, 2019 yılında 8.939.360,32 TL, 2020 yılında 10.879.619,88 TL ve 2021 yılında ise 17.497.420,49 TL olduğunu, bunun karşılığında finansman giderinin 2017 yılında 2.450.005,30 TL, 2018 yılında 3.433.135,13 TL, 2019 yılında 3.762.823,09 TL, 2020 yılında 3.434.856,32 TL ve 2021 yılında ise 4.528.974,34 TL olduğunu, dava dışı şirketin son beş yılda esas sermayesinin dört katından da fazla, toplam olarak 17.609.794,18 TL faiz ödediğini, aynı dönemde elde edilen net kâr toplamının ise esas sermayesinin taklaşık 1/3' ü kadar 1.191.260,64 TL olduğunu, bu tablonun şirketin iyi yönetilmediğini, bilerek, isteyerek zarara uğratıldığını ve yöneticilerinin basiretsiz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, brüt satışlar, satışların maliyeti, stoklar ve diğer bilanço kalemleri ile davacının dava dışı şirkete gönderdiği bilgi edinme talepli ihtarnameye Karşıyaka ... Noterliğinin 26.01.2021 tarih ve... yevmiye sayılı yazısıyla verilen "satışların ortalama tahsilat süresi 120 gün" olduğuna ilişkin bilgi birlikte değerlendirildiğinde, kullanılan yabancı kaynağın dava dışı şirketin ticari faaliyetini sürdürmek için değil de, kayıt dışı ticari faaliyetin sürdürülmesi, davalıların kendileri ve belirledikleri kişilerin şahsi kullanımları için alınan lüks binek araçların bedelinin ödenmesi ile bu araçların tüm masraflarının ödenmesi, dava dışı şirketten ...'un şahsi hesabına aktarılan paraların, GK kararı olmamasına rağmen aldıkları ücretin ve şirketin faaliyeti ile ilgisi olmayan tüm harcamaların karşılanması için kullanıldığını gösterdiğini, davalıların basiretli bir tacir gibi davranmadıkları ve şirket menfaatini gözetmedikleri, kendi menfaatlerini şirket menfaatinden üstün tuttukları için dava dışı şirket gerekmediği halde dış kaynak kullanıp faiz ödediği ve bunun sonucunda da elde edeceği net dönem kârının bu miktarda azaldığını, bu sebeple, 01.01.2017 ilâ dava tarihi arasındaki sürede, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden davalıların, TTK' nun 555. maddesi gereğince dava dışı şirkete söz konusu faiz giderlerinden kaynaklanan tüm zararı tazmin etmesi gerektiğini, dava dışı şirketin muhasebe kayıtlarında özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik sigortası primi için ödemeler yapıldığının tespit edildiğini, davalılar ile davalıların belirledikleri kişiler için yapılan bu ödemelerin dava dışı şirket tarafından yapılmasının gerektiğini gösteren ne bir kanun hükmü ne bir GK kararı olmadığını, kaldı ki vergi kanunlarına göre limited şirket ortakları adına yapılan bu tür ödemelerin gider olarak muhasebeleştirilmemesi, ilgili ortağın borcu olarak kaydedilmesi gerektiğinin bilindiğini, bu sebeple, 01.01.2017 ilâ dava tarihi arasındaki sürede yapılan söz konusu harcamalar nedeniyle dava dışı şirketin uğradığını zararın, TTK' nun 555. maddesi gereğince davalıların her biri kusuruna ve durumun gerektirdiği ölçüde dava dışı şirkete ödemesi gerektiğini, TTK' nun 630. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının "(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur" şeklinde olduğunu, davacının dava dışı şirketin en küçük ortağı olduğundan, yapılacak olan bir GK toplantısında davalı müdürlerin görevden alınması veya yönetim hakkının ve temsil yetkisinin sınırlandırılması için bir karar alınmasını sağlayacak oy oranına sahip olmadığını, bu sebeple, esas sermaye payına bakılmaksızın her ortağa tanınan dava hakkını, davacının kullanmasının zorunlu olduğunu, davalı müdürlerin yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılması, bu mümkün olmazsa sınırlandırılması talebinin şirketin yönetim ve temsil organının işlevselliğini korumaya ve şirketin devamlılığını sağlamaya hizmet etmesi için olduğunu, TTK' nun 616/(1). maddesinin f. fıkrasında müdürlerin ücretlerinin belirlenmesinin genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olduğunun hüküm altına alındığını, emredici olan bu hükmün bir istisnasının da olmadığını, dava dışı şirketin GK toplantısında da oy birliği ile müdürlere ücret ödenmeyeceğine dair karar alındığını ancak, ortada böyle bir GK kararı olmasına rağmen davalıların müdürlük ücreti aldığını, davalıların, GK' un aldığı "ücret ödenmemesine" dair kararı uygulamaması, hatta sadece GK' da alınabilecek olan bir kararı, GK dışında ve kendi aralarında yaptıkları görüşme neticesinde almalarının açıkça TTK'na ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğu gibi, müdürlük görevini, şirket menfaatlerine aykırı olarak kendi lehine kullandığını gösterdiğini, bu durumun, davalıların artık şirketin menfaati yerine kendi menfaatini düşündüğünü gösterdiği için, görevden alınmaları açısından haklı sebebin oluştuğunun kabulünün gerektiğini, dava dışı şirket aile yapılanması şeklinde kurulan kapalı tip bir limited şirket olup, güven duygusunun hâkim olduğu bir şirket olduğunu ancak, davalıların bu güvene aykırı pek çok davranışının olduğunu, bu durumun da ihlalin ağırlığını gösterdiğini, özellikle de müdürlerin şirketin malvarlığını kendi malvarlığı gibi kullanmasının yükümlülük ihlalini ağırlaştırdığını, davalı müdürlerden ... 'un hem şirketin banka hesabındaki parayı hem de kayıt dışı ticaretten elde edilen ancak şirkete ait olan parayı kendi hesabına oradan da bir miktarını davalı olan diğer müdürlerin hesabına aktardığını, bu durumda davalı müdürlerin haklı sebeple azline karar verilmesinin isabetli olacağını, davalı müdürlerin her zaman kendi menfaatlerini düşünüp hareket ettiği hatta şirket menfaati ile kendisinin veya üçüncü bir kişinin menfaati çatıştığında şirketin menfaatini seçmek yerine kendi menfaatlerini düşünüp hareket ettiği ve dava dışı şirketi bir araç olarak kullandığını, davalıların kendileri ve belirledikleri kişilerin kullanımı için ...adar olan bu araç bedellerinin dava dışı şirket tarafından öz kaynakları ve banka kredisi kullanarak ödendiğini ayrıca, söz konusu araçların yakıt dahil tüm masraflarının şirket tarafından ödenmesini sağladıklarını, son beş yılda sadece 1.191.260,64 TL. net kâr elde eden şirketin böyle lüks binek araçlar almasının şirket menfaatine aykırı olduğunu, şirket müdürlerinin şahsi kullanımı için araç alınacak olması durumunda araç bedelinin şirketin elde ettiği net kâra uygun ve uyumlu olması gerektiğini, düşük kâr elde eden ve başarısız olan bir müdürün şahsi kullanımı için pahalı bir araç alınmasının şirket menfaatine aykırı olduğunu ayrıca, böyle lüks binek araçların alınması ve tüm masraflarının şirkete ödetilmesinin, müdürlerin görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olduklarını düzenleyen TTK' nun 626/(1). maddesine açıkça aykırı olduğunu, davalı müdürlerin, şirket menfaati yerine kendilerinin ya da bir başkasının menfaatini tercih ettiklerinden ihlalin ağır olduğunun kabulü ile görevden alınmalarına karar verilmesi gerektiğini, dava dışı şirketin net dönem kârının esas sermayesi ya da öz varlığı ile kıyaslandığında çok az olduğunu, bunun şirket yönetimindeki basiretsizlikten, şirketin kötü yönetiminden ileri geldiğini, bu durumun da davalı müdürlerden kaynaklandığının dilekçenin dördüncü maddesinde belirtildiğini, özellikle şirketin kullandığı dış kaynaklara ödediği faiz miktarının çok yüksek olup, neredeyse her yıl esas sermayesi kadar olduğunu ancak, dava dışı şirketin kullandığı yabancı kaynakların, ticari faaliyeti sürdürmek için değil de, müdürlerin kayıt dışı ticari faaliyetini sürdürmesi, müdürlerin kendileri ve belirledikleri kişilerin şahsi kullanımları için alınan lüks binek araçlar ile bu araçların tüm masraflarının ödenmesi, dava dışı şirketten ...' un şahsi hesabına para aktarılması, GK kararı olmamasına rağmen müdürlere yüksek miktarda ücret ödenmesi ve şirketin faaliyeti ile ilgisi olmayan tüm harcamaların karşılanması için kullanıldığını, bu durumun, şirketin olması gerekenden çok daha az kâr elde etmesine ve gerekli yatırımları yapıp büyümesine, gelişmesine engel olduğunu hatta şirket sermayesinin yüksek enflasyon karşısında eriyip küçülmesine neden olduğunu, bu durumun müdürlerin özen ve bağlılık yükümünü ağır bir şekilde ihlal ettiğini açıkça ortaya koyduğundan ve TTK' nun 630/(3). maddesinde özen ve bağlılık yükümü ihlalinin azil için haklı sebep olarak gösterildiğinden, davalıların görevden alınmalarının isabetli olacağını, davalıların şirkete ait taşınmazları ve 3. kişiden kiraladığı taşınmazı olması gereken kira bedelinin fahiş altında bir bedelle....' ne, ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne ve ... Ltd. Şti' ne kiraya vererek dava dışı şirketin zarar etmesine neden olduklarından bahisle, oluşan zararın dava dışı şirkete ödenmesi talebiyle "sorumluluk" davası açıldığını yargılamanın İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin... E. sayılı dosyasında görüldüğünün dilekçede açıklandığını, davalıların bu yolla da şirketin menfaatini kiracıların menfaatinden üstün tutmadıklarından ve şirketi zarara uğrattıklarından dolayı görevden alınmalarının gerektiğini, TTK' nun 626/(2). maddesinde "müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunmayacakları" nın hüküm altına alındığını ancak, davalı müdürlerin söz konusu hükmü kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı yollarla ihlal etmeye çalıştıklarını, 27.01.2021 tarihinde yapılan GK toplantısının 7. maddesinde, 14.12.2021 tarihinde yapılan GK toplantısının 7. maddesinde ve 15.06.2022 tarihinde yapılan GK toplantısının 7. maddesinde müdürler için rekabet yasağının uygulanmaması için görüşme ve oylama yaptıklarını, davacının olumsuz oy kullanmış olsa da, davalıların esas sermaye paylarının çoğunlukta olması nedeniyle, tüm GK toplantılarında oy çokluğu ile istedikleri yönde karar aldıklarını, davacıyı söz konusu GK kararlarının iptali ve TTK' nun 449. maddesi gereğince yürütülmesinin geri bırakılması talebiyle dava açmak zorunda bıraktıklarını , davacının açtığı davalarda; İzmir .. Asliye Ticaret Mahkemesi... dosyasındaki 28.05.2021 tarihli ara karar ,İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyasındaki 11.05.2022 tarihli ara karar ve İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi... E. sayılı dosyasından 14.12.2022 tarihinde yapılan duruşmada verilen ara karar ile GK kararının tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verildiğini, TTK' nun 626/(2). maddesindeki hüküm ve 8.05.2021 tarihli tedbir kararı olamasına rağmen, davalıların arka arkaya GK toplantılarında ısrarla kanuna karşı gelmeye çalışmalarının, aynı zamanda dava dışı şirket menfaatlerine zarar vermeye yönelik işlemler yapıldığının bir göstergesi olduğunu, dilekçede açıklandığı şekilde davalıların ... Ltd. Şti. ve... Ltd. Şti. ile yaptıkları işlemlerle aleni olarak rekabet yasağını ihlal edip, dava dışı şirketi zarara uğratmasının, davalı müdürlerin görevden alınması için açık bir şekilde haklı sebep teşkil ettiğini, davalı müdürlerin yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiklerinden, görevi kötüye kullandıklarından, sadakat ve rekabet yasağı yükümlüğünü ihlal ettiklerinden, görevden alınmaları için gereken haklı sebeplerin oluştuğunu, TTK' nun 625/(1), g maddesinde GK toplantısının hazırlanmasının ve GK kararlarının yürütülmesinin yani uygulanmasının müdürlerin devredemeyeceği ve vazgeçemeyeceği görev olduğunun belirtildiğini ancak, davalıların bu hükmü de ihlal ettiklerini, davalı müdürlerin şirketin 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait olağan GK toplantılarını kanunda ve ana sözleşmede belirtilen sürede yapmadığını, toplantı yapmak üzere hiç çağrıda bulunmadıklarını, davacının Karşıyaka... Noterliğinin 24.12.2020 tarih ve... yevmiye numaralı GK toplantısı yapılmasına dair ihtarnamesi ile şirketin 27.01.2021 tarihinde GK toplantısı yaptığını, benzer şekilde, davalı müdürlerin 2021 yılı olağan GK toplantısını TTK' nun 617/(1). maddesinde belirtilen sürede yapmadığı için şirketin diğer azlık pay sahibi olan davacının küçük kızı ... için atanan temsil kayyımı Av. ...'ın Menderes .. Noterliğinin 06.04.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı GK toplantısı yapılmasına dair ihtarnamesi ile şirketin önce 27.05.2022 tarihinde GK toplantısı yapmayı kararlaştırıp toplantıya çağrı ilanını TTSG' nde yayımlattığını, daha sonra da toplantıyı erteleyerek GK toplantısını 15.06.2022 tarihinde gerçekleştirdiğini, GK toplantılarının uzun süre yapılmaması ya da kanunda belirtilen sürede yapılmamasının özen yükümünü ihlal olarak değerlendirildiğini ayrıca, müdürlerin 25.11.2022 tarihinde yapılan GK toplantısının 4. maddesinde alınan iç kaynaklardan sermaye arttırımına dair kararın tescil ve ilanını da yaptırmadığını, bu durumun da hem özen yükümlülüğünün ihlal edildiğini hem de kanundan doğan yükümlülüğün (TTK' nun 625/(1), g) yerine getirmediğini gösterdiğini, TTK' nun 614/(1). maddesinde her ortağın şirket müdürlerinden şirket hakkında bilgi vermelerini isteyebileceğini, TTK' nun 627. maddesinde müdürlerin ortaklara eşit şartlar altında eşit işlem yapacaklarının belirtildiğini ancak davalıların, kanunun emredici bu hükümlerini de ihlal ettiğini ,davacının dava dışı şirketin kep adresine 01.12.2022 ve 15.12.2022 tarihinde gönderdiği bilgi edinme konulu taleplerine davalı müdürlerin hiç cevap vermediğini, davalı müdürlerin 2021 yılında da benzer şekilde davacının bilgi ve inceleme talebini gerektiği gibi cevaplamadığı için "bilgi edinme ve inceleme" talepli dava açıldığını , İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2...ncelenip davanın kabulüne karar verildiğini, ilamın İzmir... İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyasında icra edildiğini, TTK' nun 437/(1). maddesinde GK toplantısından önce "Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi" şirketin merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesi için hazır bulundurulacağı ve gelir tablosuyla bilançonun bir suretini istemeleri halinde pay sahiplerine ücretsiz verileceği belirtildiğini ancak, davalı müdürlerin her GK toplantısı öncesinde davacının şirket merkezine gidip, gelir tablosuyla bilançonun bir suretini istemesine rağmen "şirket dışına evrak vermiyoruz" şeklindeki açıklamayla kanun hükmüne aykırı hareket ederek bir suret vermedikleri gibi davacının fotokopi almasına veya fotoğraf çekmesine de izin vermediklerini, bu sebeple de davacıyı gelir tablosuyla bilançodaki bilgileri tek tek el yazısı ile yazmak zorunda bıraktıklarını ayrıca, faaliyet raporunu, denetleme raporunu ve kâr dağıtım önerisini de incelenmesi için GK toplantısı öncesinde hazır bulundurmadıklarını, bu açıklamalardan da pay sahibinin bilgi alma hakkını engelleyen davalıların özen, bilgi verme, eşit işlem ve kanundan kaynaklanan diğer yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğinin açıkça anlaşıldığını, davalı müdürlerin, yetki ve görevini gereği gibi ve usulüne uygun yerine getirmediğinden, görevini ihmal edip kötüye kullandığından, kendilerinin veya 3. kişilerin menfaatlerini şirket menfaatlerinin üzerinde tuttuğundan, kısacası TTK' nun 630/(3). maddesinde örnek olarak sayılan tüm yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiklerinden, bu durumun dava dışı şirket bakımından çekilmez bir hal aldığını, haklı sebep olarak ileri sürülen olgular dikkate alındığında, bundan sonra davalıların müdürlük görevini doğru ve gerektiği gibi gerçekleştirmesinin kendilerinden beklenemeyeceğini hatta davalıların yargılama devam ederken şirket adına yüklü miktarda borçlandırıcı işlem yapabileceğinden ve mali yapısının daha fazla bozulacağından, şirket açısından da bu haklı sebeplerin müdürlerin görevde kalmasını çekilmez kılacağının açıkça anlaşıldığını, yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı müdürlerin görevden alınmasında dava dışı şirketin menfaatinin korunmasının belirleyici olduğunu, davalı müdürlerin yönetim ve temsil yetkisinin korunması, yani müdür olarak görevde kalmaları durumunda şirket menfaatinin korunmayacağı ve amacına ulaşmasını sağlamasının mümkün olmayacağı açıkça anlaşıldığından, HMK' nun 389 vd. maddeleri gereğince mahkemenin vereceği karar kesinleşinceye kadar davalı müdürlerin görevden alınmaları, şirketin organsız kalmaması için temsil ve yönetim görevi yapmak üzere TMK' nun 427/4. maddesi gereğince kayyım atanması gerektiğini ,HMK' nun 389/(1). maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde" ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin belirtildiğini, davalıların geçmişten bugüne kadar yaptıkları ve hâlen devam eden, dava dışı şirketin menfaatlerini korumayan ve zarar veren işlemlerine bundan sonra da devam edeceklerini, hatta zararın büyüme riskinin olduğu açıkça anlaşıldığını, bu sebeple, dava dışı tüzel kişiliğin telafisi imkansız zararla karşı karşıya kalmaması, dava sonucunda hüküm altına alınacak hakkının elde edilmesinin imkansız hale gelmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmenin zorunlu olduğunu ayrıca mahkemece tedbir talebi hakkında eldeki bilgi ve belgelerle karar verilmesinin mümkün görülmemesi durumunda, bildirilen tüm deliller toplandıktan hemen sonra değerlendirme yapılarak bir karar verilmesini, verilecek görevden almaya ilişkin kararın icra edilmesi için icra dairesinin görevlendirilmesi, kayyımlık ücretinin dava dışı şirket tarafından karşılanmasını talep ettiklerini belirtmiş , davacının da ortağı olduğu dava dışı şirkette müdür olan davalıların kanun ve ana sözleşmeden doğan; özen, bağlılık (sadakat), bildirim ve rekabet etmeme gibi yükümlülüklerini kusurlarıyla önemli derecede ihlal ederek dava dışı şirketi zarara uğrattıklarına, davacının zararın miktarını tam ve kesin olarak hesaplayamamasından dolayı davanın da HMK’nun 107. maddesi gereğince geçici talep sonucu belirtilerek açıldığından şimdilik 100.000 Türk Lirası miktarındaki tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte; TTK’nun 644. maddesinin yaptığı atıfla limited şirketler için de uygulanacak olan TTK' nun 555/(1) maddesi gereğince dava dışı şirkete ödenmesine, TTK' nun 557. maddesi gereğince her bir davalının tazminat borcu ile dava dışı şirketin dava tarihindeki esas sermaye payı değerinin belirlenerek, davalıların dava dışı şirketteki esas sermaye paylarının, verdikleri zarar miktarında dava dışı şirkete devrine, zararın bu yolla karşılanmayan kısmının davalıların şahsi malvarlıklarından tazmin edilerek dava dışı şirkete ödenmesine, davalıların TTK' nun 630/(3). maddesinde örnek olarak sayılan tüm yükümlülükleri ağır bir şekilde ihlal ettikleri açıkça anlaşıldığından, davalıların müdürlük/yöneticilik görevlerinden alınmalarına, yönetim haklarının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, TMK' nun 427/4. maddesi gereğince şirketin temsili ve yönetimi için kayyım ya da kayyım heyeti atanmasına, kayyım ücretinin dava dışı şirket tarafından karşılanmasına, mahkemenin vereceği karar kesinleşinceye kadar HMK' nun 389 vd. maddeleri gereğince tedbiren davalı müdürlerin görevden alınmalarına, kararın icra edilmesi için icra dairesinin görevlendirilmesine, TMK' nun 427/4. maddesi gereğince şirketin temsili ve yönetimi için kayyım ya da kayyım heyeti atanmasına, kayyım ücretinin dava dışı şirket tarafından karşılanmasına, davalıların ihtiyati tedbir kararıyla görevden alınmalarına şimdilik karar verilememesi durumunda tedbiren temsil yetkilerinin bir ya da iki kayyım ile birlikte imza yetkisi ile sınırlandırılmasına, yönetim yetkilerinin sınırlandırılması hususun re'sen belirlenmesine, verilecek ihtiyati tedbir kararının Ticaret Sicili Müdürlüğü' ne bildirilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili Mahkememize verdiği 21/02/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaların haksız olduğunu, davacının öne sürdüğü " en küçük ortak olmasına rağmen hem kendisinin oturduğu evi ipotek ettirmesi hem de miras yoluyla intikal eden el birliği mülkiyetindeki taşınmazların şirketin kullandığı kredilere teminat olması için bankalara çok yüksek miktarlarda ipoteklerin verilmesini sağladığı" iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının bu güne kadar hiç bir krediye şahsi kefalet imzası atmadığı gibi şirketin kullanabileceği avantajlı krediler için imza atmaktan imtina ettiği ve şirketin bu avantajlı kredileri kullanamadığını, davacının miras kendisine kaldığı ilk günden beri hiç bir ipoteği yenilemeye yanaşmadığı gibi ipoteklerin verildiği bankalara giderek ipoteklerin kaldırılması talebinde bulunduğunu, şirketin bankalar nezdindeki itibarını düşürdüğünü, stokların sayılandan az olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından stokların sayımının yapıldığı ve eksiklik bulunduğu yönünde hiç bir rapor veya tespitin olmadığını, ... şahsi hesaplarının 61.728.635,89 TL gibi yüksek bir rakam gösterilerek davacı tarafça abartıldığını, söz konusu hesap hareketlerinin 12.266.856,63 TL sinin şirket ortağı arasında gerçekleştiğini, yine 27.150.806,61 TL lik hesap hareketinin ...'un 2001 yılından beri biriktirdiği ve toplamda sadece 200.000,00 TL olan emeklilik sigortalarını bozdurarak kendi hesabında günlük faizde değerlendirmesi olduğunu, davacı tarafın hesap hareketlerinin toplamı belirtilerek usulsüzlük varmış izlenimi yaratıldığı ve yanıltıcı ifadeler kullanıldığını, ... ' un şahsi hesaplarında usulsüz bir durum olmadığını, asıl bakılması gerekenin ... hesaplarının bakiyesi olduğu ve ... hesabının bakiyesinin de toplamda yatan 30.876.396,95 TL den çekilen 30.852.238,94 TL çıkarıldığında kalan paranın yalnızca 24.158,01 TL olduğunun görüleceğini, davacı tarafça sunulan uzman mütalaasının kabul edilmediğini, ... şirketinde şirket müdürlerinden ...'un müdür olduğu ve imza yetkisi olduğu iddialarının gerçek dışı olduğu, ...'un ... şirketinde hiç bir hissesi, imza yetkisi veya görevi bulunmadığını, ... şirketinin...'ın araçlarını çalışanlarını kullandığı iddiasının hayal ürünü olduğunu ve lastik şirketinin...'la ilgili hiç bir organik bağı olmadığı gibi tamamen ayrı kendi çalışanları, kendi araçları olan bağımsız bir şirket olduğunu, dava dışı şirketin ...Çiğli İzmir adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, bu taşınmazdan kira geliri elde edildiğini ancak kira bedelinin rayiç bedelinin altında olduğu ve dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiasının yanıltıcı ve gerçek dışı olduğunu, dava dışı şirketin ... Bornova İzmir adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, bu taşınmazdan kira geliri elde edildiği ancak kira bedelinin rayiç bedelinin altında olduğu ve dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiasının da yerinde olmadığını, dava dışı şirketin ...Bornova İzmir adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, bu taşınmazdan kira geliri elde edildiği ancak kira bedelinin rayiç bedelinin altında olduğu ve dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiasının yersiz ve dayanaksız olduğunu, dava dışı şirketin ... Bornova İzmir adresinde işyerinde kiracı olarak faaliyetini sürdürdüğünü, dava dışı şirketin bu işyerinin tamamını veya bir bölümünü ... Ltd Şti ne kiraladığı ancak kira bedelinin rayiç değerinin altında belirlenerek dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiasının yerinde olmadığını, davacı şirketin buna benzer iddialarla ... aleyhine.. Asliye Mahkemesinde 11/11/2022 tarih ... Esas nolu dava açtığı ve davanın 29/12/2022 tarihinde red edildiğini, genel kurulda şirket müdürlerine ücret ödenmemesine oy birliği ile karar alınmış olmasına rağmen davalıların bu kararı uygulamadığı ve kendilerine dava dışı şirketten yüksek miktarda ücret aldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, şirket müdürlerinin şirketten hiç bir ücret veya huzur hakkı alamadığını, ... 'un aylık gelirinin 60.000,00 TL olmasının ...'un şirketten ücret aldığı sonucunu doğurmayacağını, ...'un 35 yıldır çalışma hayatının içinde olup önceki yıllarda yaptığı birikimlerden, arazilerden, gayrimenkullerinden, ailesinden gelirleri olduğunu, "davalıların kendileri ve belirledikleri kişilerin şahsi kullanımları için aldıkları çok değerli binek araçların bedelini ve kullanım sırasındaki masraflarını dava dışı şirketin ödemesini sağlayarak şirketi zarara uğrattığı" iddiasının da yanıltıcı ve gerçek dışı olduğunu,... şirketi olarak şirket yöneticilerine tahsis edilen araçlarda anormallik bulunmadığını, davalıların kendileri ve belirledikleri kişiler için özel sağlık sigortası ve özel bireysel emeklilik sigortası yaptırıp primleri şirkete ödettikleri iddiasının da gerçek dışı olduğunu,... şirketinin çalışanlarını teşvik etmek için bireysel emeklilik yaptırdığını, özel sağlık sigortası yapılmasının doğru olmayıp depo ve üretim alanlarında çalışanlar için kaza sigortası yaptırıldığını, davacı tarafın iddialarına eklediği uzman görüşü ve bilirkişi raporlarının kabul edilmediğini, kayyım atanmasının şirketin kredi kullandığı bankalardaki kredi bilitesini olumsuz etkileyeceğini, kredi musluklarının kapanacağı ve %100 ihtimalle şirketin iflasına sebep olabileceğini, dava dışı şirketin ekonomik krizler ve pandemi koşulları nedeniyle geçmiş yıl karlarını uzun süre dağıtamadığını ancak 28/12/2022 tarihli genel kurulda davacılara biriken karlarını ödeme kararı olduğunu ancak buna da tedbir kondurulduğunu, halbuki 25/11/2022 tarihindeki genel kurulda sermayeye eklenmesi kararına da tedbir kondurulduğu ve şirket lehine hiç bir şeyi kabul etmedikleri, şirketin öz kaynak karlılık oranının düşük olduğu iddiasının gerçek olmadığını, şirketin 2017-2018-2019-2020 yıllarında yüksek ticari kazanç beyan ettiği için üst üste dört yıl takdirname aldığını, 2021 yılında da takdirname ile ödüllendirildiğini, şirketin 2022 yılı satışlarının 100.000.000,00 TL civarında gerçekleştiğini, 4.000.000,00 TL ödenmiş sermayesi öz kaynağı bulunan şirketin yıllık satışının 100.000.000,00 TL olmasının büyük bir başarı olduğunu, fiili stok sayımı sonucunda stokların ticari defterlerde olan miktardan daha az olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın bu konuda hiç bir delili bulunmadığını, davacının dava dışı şirketin 2021 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 27/05/2022 tarihinde yapılacağına dair ilanın TTSG de yayınlandığı halde kendilerinin bilmediği nedenlerle ve çağrısız olarak 16/06/2022 tarihinde yapıldığını ileri sürdüğünü ancak davacının kendi talebi ile toplantı ertelendiği halde ve yeniden ilan ve çağrı ile uğraşmanıza lüzum yok tarihi biliyoruz toplanırız dedikleri halde kötü niyetle bu davada da iddiada bulunduklarını, davacının genel kurulun 5. Maddesinde müdürler kurulunun ibra edilmesine ilişkin karar alındığını, alınan kararın TTK ya aykırı olduğunu ileri sürdüğünü, bu iddianın kabul edilmediğini, 29/04/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının kanun ve esas sözleşmeye uygun olarak kararlaştırılan gün ve saatten gündeme uygun olarak gerçekleştirildiğini, limited şirket ortaklarının hisse paylarını ne şekilde devredeceğinin TTK 595.maddede düzenlendiğini, buna göre limited şirket yazılı hisse devir sözleşmesi bulunması, imzaların noter tarafından onaylanması ve istisnaları bulunmakla beraber hisse devrinin limited şirket genel kurul tarafından salt çoğunluk tarafından onaylanması gerektiğini, 29/04/2022 tarihli genel kurulda gerçekleştirilen hisse devir işleminin yasal koşulları tam olarak gerçekleştirilmiş olup davacının iddia ve taleplerinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının kendisine miras yoluyla intikal eden sadece %3,75 lik pay oranı ile dava dışı şirketten ve şirket ortaklarından çok yüksek miktarlı paralar talep ettiğini, çocuğunun okul kurs giderlerinden oturduğu evin kaskosuna, çıktığı tatillere kadar masraflarını şirkete ve şirket ortaklarına ödettiğini, şirket aleyhine dava ve icra takipleri açarak şirketi işlevsiz bırakma gayreti içine girdiğini, davacının ödeme yada yan edim yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının tüm meramının kendisine daha fazla para verilmesini sağlamaktan ibaret olup tek amacının kar payı dağıtılmasına ilişkin olduğunu, şirketin hiç bir hissedarına kar payı vermediği gibi şirketin kredi borçları ve işleyişi için kar paylarının dağıtılmamasının hayati
önem taşıdığıni, davacının dava dilekçesinde ...'nin müdürler kurulundan istifasının hukuka ve usule uygun olduğu halde oydan yoksunluk konusunu dolanmak için yapıldığını ileri sürdüğünü, bu iddianın kabul edilmediğini, ...'nin istifası ile müdürler kurulunun ibra oylaması arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, davacının küçük...'in şirket hisselerini kendi menfaatlerine uygun olarak yönlendirebilmek için İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin...sayılı dosyasında davacı sıfatı ile daha önce yine kendisinin önerdiği...'ın değiştirilmesini ve bu yine kendisinin önerdiği Av. ...'ın atanmasını talep ettiğini, kayyım ...'ın atandığı tarihten itibaren davacının talimat ve yönlendirmeleri ile hareket ettiğini, gerek küçüğün gerekse şirketin menfaatleri hilafına hareket ettiğini, bu nedenle küçük...'in kayyımı ...'ın kayyımlığının kaldırılması ve yeni bir kayyım tayini için İzmir ... Sulh Hukuk mahkemesinin ... sayılı dosyasında şirket tarafından açılan derdest dava bulunduğunu, kayyım ...'ın 29/04/2022 tarihli genel kurula ve 15/06/2022 tarihli genel kurula katıldığı ve red oyu kullandığı halde şirketten işleyiş ve yerine getirilmesi gereken işlemler hakkında bilgi almadığını, incelemekle yükümlü olduğu belgeleri gereği gibi incelemediğini, hiç bir inceleme ve araştırma yapmadan tamamen yanlı olarak oy kullandığı hatta kayyım olarak atandığı ...'nin kar dağıtımında hissesine düşen bedeli ödemek için istenilen bilgilerini dahi şirkete vermemesi nedeniyle kayyımlık görevini TCK 257.maddesinde kötüye kullandığını, davacının müdürlere rekabet yasağının uygulanmamasına ilişkin kararın iptali ve ihtiyati tedbir talep etiğini, bu talebin reddinin gerektiğini, davacı ...'in tüm hesap hareketlerinin ve özellikle şirketten ve ...'tan davacıya gönderilmiş paralar olup olmadığına dair banka hesap hareketlerinin de istenmesinin talep edildiğini, ...'un yıllardır aile şirketini ayakta tutmaya çalıştığını, tacir olmanın gerektirdiği özen ve yükümlülüğü yerine getirdiğini, her tacirin tüm ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmek, sağ duyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek zorunda olduğunu, ...'un tüm enflasyon ve pandemi koşullarına rağmen aile şirketinin devamlılığını sağladığını, geçimini sağladığı bir şirketi zarara uğratma amacının olduğunun söylemenin kötü niyetli bir itham olduğu belirtilerek, davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İzmir... ATM'nin... Esas sayılı dosyasının incelemesinde; davacının ..., davalıların ..., ..., ..., davanın şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan maddi tazminat davası olduğu, davanın 19/12/2022 tarihinde açıldığı, dosyanın halen derdest olduğu belirlenmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda ; davacı tarafça davacının da ortağı olduğu dava dışı şirkette müdür olan davalıların kanun ve ana sözleşmeden doğan; özen, bağlılık , bildirim ve rekabet etmeme gibi yükümlülüklerini kusurlarıyla önemli derecede ihlal ederek dava dışı şirketi zarara uğrattıklarından bahisle belirlenecek tazminatın şirkete ödenmesine ve davalıların müdürlük/yöneticilik görevlerinden alınmalarına, yönetim haklarının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına yönelik olarak davalılar hakkında Mahkememize dava açıldığı, Mahkememiz dosyası ile davacı tarafça dosyamızdaki davalılar hakkında yöneticilerin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağına yönelik açılmış olan İzmir ... ATM' nin ... E. sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, her iki dosyadaki ihtilafın da şirket yöneticilerinin sorumluluğu iddiasından kaynaklandığı, her iki dosyanın yargılamasının birlikte yapılıp sürdürülmesinin gerektiği, incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, Mahkememiz dosyasının İzmir... ATM' nin... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin iş bu dava dosyası ile İzmir ... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası ile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşıldığından dosyanın İzmir...ATM' nin ... Esas sayılı dosyası ile HMK 166. maddesi de dikkate alınarak BİRLEŞTİRİLMESİNE,
Mahkememiz esasının bu şekilde KAPATILMASINA,
2-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin birleştirilen dosyada dikkate alınmasına,
Dair asıl karar ile birlikte İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ...'in yüzüne karşı açıkça okunup anlatıldı. 04/05/2023
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır