T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1019
KARAR NO : 2024/648
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 22/12/2023
KARAR TARİHİ : 05/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/08/2023 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araca, davalı sigorta şirketi tarafında... poliçe numarası ile sigortalanmış... plakalı araç tarafından dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde çarpılması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağına göre karşı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili kurallarını ihlal ederek dava konusu kazanın meydana gelmesine asli ve tam kusuru ile sebebiyet verdiğini, müvekkile ait aracın kaza sebebiyle hasar kaydı oluşmuş, muadili araçlara göre aracın piyasadaki değerinde çok büyük düşüş meydana geldiğini, karşı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, meydana gelen zararlar sebebiyle sigorta şirketine tarafımızca başvuruda bulunulmuş olup başvuru sonucunda sigorta şirketi tarafından 24.000,00-TL ödeme yapıldığını, ancak sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme müvekkilin zararını karşılamaktan uzak olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde ... poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 12/07/2023 12/07/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibari ile araç başına 120.000,00-TL olduğunu, Davacının dava yoluna gitmeden önce dava şartı olan müvekkil şirkete başvuru şartını yerine getirmiş olması gerektiği, davacı tarafın usulüne uygun başvuru yapmadığını, Davacı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nde kurulan sistem üzerinden sıra esasına göre atanan ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperinden bir eksper raporu almadan başvuru yaptığından değer kaybı talebine ilişkin olarak usulüne uygun bir başvurudan söz edilemeyeceği, davacının aracını kasko sigorta poliçesi kapsamında tamir ettirip ettirmediği; şayet kasko kapsamında tamir işlemi gerçekleşmiş ise bu durumda, kasko hasar dosyasında bulunan tüm belgeleri ve özellikle eksper raporunu temin ederek başvuru yapması, değer kaybı ve hasar onarım bedelinin hesabının yapılabilmesi için kaçınılmaz olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. Maddesine göre sorumluluk sigortası sözleşmelerinden doğan her türlü tazminat davası hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlülüğünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl sonra zamanaşımına uğradığını, önemle belirtmek gerekirse kaza tespit tutanağı ve ceza dosyalarından alınan raporlar hukuk hakimi açısından bağlayıcı olmadığını, Müvekkil şirket tarafından ekspertiz raporu kapsamında reel değer kaybı belirlenmiş, piyasa rayiç hesaplaması kapsamında değer kaybına ilişkin davacı vekiline 20/11/2023 tarihinde 24.000 TL ödendiğini, somut olayda dava konusu aracın kazadan önceki halinin değerli/orijinal/kazaya uğramadığı/değişeni olmadığına ilişkin herhangi bir delil dosyada mevcut olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı vekilince sunulan 24/05/2024 tarihli dilekçede, müvekkil sigorta şirketi tarafından dava konusu araç için bilirkişi raporu doğrultusunda değer kaybı tazminatı ödendiğini, müvekkilinin davacıya karşı bakiye tazminat ödeme borcu kalmadığını, bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan hesaplamalar sonucu müvekkil şirket tarafından davacıya aracında oluşan reel değer kaybı için 10/05/2024 tarihinde ödemeler yapıldığını, değer kaybı ödemesinin bilirkişi raporuna göre yapılmasını faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ödendiğini, davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir.
Araç işletenlerin, 2918 sayılı yasanın 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Bu bilgiler ışığında yapılan inceleme neticesinde Davalı ...Sigorta Anonim Şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ve düzenlenen poliçede 2918 sayılı yasanın 85. Maddesinde yazılı zararların teminat altına alındığı anlaşılmıştır.
Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Bu doğrultuda davacıların zorunlu mali mesuliyet sigortacısı şirkete başvurdukları ancak sigorta şirketi tarafından bakiye tazminat için ödeme yapılmadığı anlaşılmakla davalı sigorta şirketinin 13.10.2023 tarihinden itibaren faiz ile sorumlu olduğu tespit edilmiştir.
6098 sayılı yasanın 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını İhlal eden fiildir, Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir,
Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, İkinci Olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir.
Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir,
Kusur sorumluluğunda, zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru halinde nedensellik bağı kesilebilir.
Tüm dosya kapsamında; 02.09.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında... plaka sayılı aracın sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 67/1-a maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda etken olduğu, davacının maliki olduğu ... plaka sayılı aracının sürücüsünün kazanın oluşumunda etken bir davranışının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının maliki olduğu araçta meydana gelen zarar ile... plaka sayılı aracın sürücüsünün kazaya etken davranışı arasında uygun illiyet bağı mevcuttur. Kaza öncesi ikinci el piyasa rayici ile kaza sonrası ikinci el piyasa rayici arasındaki farkın tespiti ile birlikte davacının maliki olduğu araçta meydana gelen değer kaybının 30.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketince yargılama devam edilirken 24.05.2024 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna göre gerekli ödemelerin yapıldığı beyan edilmiştir. Yapılan kontrolde bakiye harç ile ilgili ödemeye rastlanılmamakla birlikte mahkemece hükmedilecek diğer alacak kalemlerinin davacı vekiline ödendiği tespit edilmiştir. Bu durumda bakiye harç miktarının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, diğer yönlerden yapılan ödeme sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1)Dava ile ilgili olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2)Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 269,85 TL peşin harç ve 102,30 TL ıslah harcı olmak üzere toplamda 372,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 55,45 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)Davacı tarafça yatırılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 102,30 TL ıslah harcı, 5.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 63,50 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 5.705,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4)Vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
6)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, miktar bakımından kesin olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır