T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/110 Esas
KARAR NO : 2023/1028
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 18/07/2022
KARAR TARİHİ : 15/12/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin ticari satım nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, davalının kendisine gönderilen faturaya yasal süresinde itiraz etmediği ve defterine kaydettiği, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhinde takip yapıldığı, davalının takibe haksız yere itiraz ettiği ve davalıdan alacaklı olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin otomobil yedek parça üretim ve satışını yaptığını, davacının alacağının ise organik yarı kuru domatese ilişkin olduğu, müvekkillinin ticari faaliyeti ile davacının söz konusu alacağı arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığı, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığı, müvekkilinin ayrıca soğuk hava depolarının bulunduğu, davacıya depolama hizmeti verildiği, bu hizmet içinde davacı ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı, faturanın varlığının tek başına alacağın varlığını ortaya koymadığını, soğuk hava deposuna teslim edilen tüm ürünlerin eksiksiz şekilde davacıya teslim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir Vergi Dairesinin 01/08/2022 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir... İcra Dairesinin ... sayılı dosya sureti,
-Ege Vergi Dairesinin 29/07/2022 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...'ın 31/05/2023 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 3.403,12 Euro fatura alacağına istinaden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 08/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 07/06/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu ve takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunmadığı, kendilerinin otomotiv ve soğuk hava depolama işini yürüttüğü, davacıya soğuk hava depolama hizmeti verildiği, davaya konu faturanın davacıya iade edildiği, davacı tarafından teslim edilen tüm malların davacıya iade edildiği, borçlu olmadığını savunduğu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, bu ilişki kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususunda ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraf defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, alınan 28/05/2023 tarihli smmm bilirkişi raporunda, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı defterlerinde 24/12/2021 tarihli 1 adet 3.403,12 Euro bedelli Türk Lirası cinsinden 44.132,68 TL tutarlı e faturanın kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının kendi defterlerine göre davalıdan söz konusu fatura bedeli olan 44.132,68 TL tutarında alacaklı olduğu, davalının elektronik ortamda tutulan defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, fiziki ortamda tutulması zorunlu olan envanter defterinin ise onayına ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediği, davalının bu defterlerinin kendisi leline delil vasfına sahip olup olmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, davalının kendi defterlerine göre davacıya 01/01/2022 tarihi itibariyle 44.131,87 TL borçlu olduğu, taraf defterleri arasında 81 kuruşluk fark olduğu, bu durumun daha önceki eft ve banka havale işlemlerinden kaynaklandığı, davalı tarafından 24/12/2021 tarihli davacı faturasının 18/01/2022 tarihinde iade faturası ile davacıya iade edildiği, ancak iade faturasının taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu kapsamda mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre takibe dayanak faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından süresinden sonra söz konusu faturanın iadesine ilişkin fatura düzenlenmiş ise de iade faturasının taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı, takip tarihi itibariyle taraf defterlerinde takibe konu fatura tutarında davacının davalıdan alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğu, somut olayda takibe dayanak fatura davalı defterlerinde kayıtlı olduğundan davalı defter ve kayıtlarının kendisi aleyhinde delil olarak kabul edilebileceği, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiği ve faturaya konu malı davacıdan aldığı karine olarak kabul edilen davalıya geçtiği, davalının söz konusu malı davacıya iade ettiğini ve bu mallar nedeniyle davacıya borçlu olmadığını ispatlaması gerektiği, davalı tarafından bu hususta iade faturasına dayanılmış ise de, söz konusu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının iade faturasına konu malı davacıya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesi de sunmadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı dikkate alınarak mahkememizce davalı vekiline yemin delilinin hatırladığı, davalının yemin deliline başvurduğu, mahkememize davacı şirket yetkililerinin yemin deliline ilişkin olarak duruşmaya çağırıldığı, davacı şirket yetkililerinin mahkememizce belirlenen 22/11/2023 tarihli celseye katıldığı, yemini eda ettiği, sözleşme ilişkisine ilişkin farklı beyanları bulunmakla birlikte, müştereken yetkili olan davacı şirket yetkililerinin takibe konu fatura nedeniyle davacıdan alacaklarının bulunduğuna ilişkin yeminli beyanda bulunduğu, böylece davalının savunmasını ispat edemediği ve davacının takibe konu asıl alacağının varlığını ve miktarını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında haksız olduğu, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faizin 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca yabancı para faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 3.403,12 EURO asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte DEVAMINA,
2-60.099,10 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.019,82 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 4.105,36 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 720,04 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.385,32 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 720,04 TL peşin harç, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 185,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 2.485,74 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/12/2023
Katip... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA