T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/189 Esas
KARAR NO : 2024/514
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/03/2023
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı arasında sözlü şekilde kaynak otomasyon aparatı adı verilen makinenin davalı şirkete teslimi ve kurulumu için sözleşme yapıldığını, davacı tarafından İzmir Kemalpaşa'da bulunan şirketten makine teslim edildiğini, aralarında yapılan anlaşmaya uygun şekilde davacının karşı tarafa ait işyerinde makineyi kurduğunu bu iş için davalı şirket tarafından 29.500,00 TL fatura kesildiğini ancak söz konusu faturanın sadece 10.000,00 TL'sinin davacıya ödendiğini, makinenin teslim ve kurulum işleminden sonra davacıyı tekrar Konya'dan çağırıp makineyi çalıştırmasını istediklerini, bunun için de ücret ödeyeceklerini söylediklerini, ancak davacının İzmir'e gidip makineyi çalıştırmasın rağmen ücretin kendisine ödenmediğini, sonrasında davalı ile davacının tekrar pazarlığa oturduklarını, davacının fatura bedelini kendisine ödenmesine talep ettiğini, davalının yerine getirmediğini belirterek davanın kabulu ile Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasına borçlu yönünden yapılan itirazın iptaline ve icra takibinin tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine asıl alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu, müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı, yapılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu, müvekkil şirketin, davacının icraya koyduğu bedeli ödemekten imtina edecek bir firma olmadığı, ancak, somut olayda, müvekkilin, sözleşmeden doğan edimini yerine getirmeyen davacı tarafa, hak etmediği bir bedeli ödemek istemediği, müvekkilin, davacı ile bir eser sözleşmesi yaptığı, bu sözleşmeye göre, davacı tarafın, üçüncü bir kişiden alınan kaynak otomasyon makinesinin teslim, kurulum ve yedek parça teminini üstlendiği, davacı tarafından anılan sözleşme ile yüklendiği sorumluluğu yerine getirmeksizin, işi yarım bırakarak bırakıp gittiği, müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi bu durumda esasen mağduriyet yaşayan alacaklı tarafın müvekkili iken davacı tarafça haksız bir icra takibi başlatıldığı, bu sebeple davacının başlattığı haksız icra takibine müvekkilce itiraz edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-Kemalpaşa İcra Dairesinin... esas sayılı dosya sureti,
-Konya Selçuk Vergi Dairesi Başkanlığının 24/03/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 22/03/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...'ın 26/09/2023 tarihli raporu.
-Bilirkişi ...'ınr 09/03/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde Kemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan bakiye fatura alacağına istinaden 19.500,00 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 13/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 15/08/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında ticari hizmet sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak faturaya konu hizmetin teslim edildiği, davalının bakiye fatura bedelini ödemediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise mahkememizin görevine itiraz ettiği, davacıya borcu olmadığı, davacının edimlerini yerine getirmediği, eksik ve ayıplı olarak hizmet sunduğunu savunduğu, taraflar arasında ticari hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve davacı tarafından hizmetin yerine getirildiği ihtilafsız olup, mahkememizin görevli olup olmadığı, hizmetin eksiksiz ve ayıpsız şekilde teslim edilip edilmediği, fatura bedelinin ödenmesinin gerekip gerekmediği, davacının fatura nedeniyle bakiye alacağı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Davacının tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olduğu, bilanço esasına göre defter tuttuğu, sözleşme ilişkisinin tarafların kabulünde olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla davalının görev itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle davalının 30/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri bildirdiği dikkate alınarak mahalde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 26/09/2023 tarihli raporunda, davalının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe dayanak faturanın davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından bu faturaya ilişkin olarak davacıya 10.000,00 TL ödeme yapıldığı, ayrıca 01/08/2022 tarihli hizmet iadesi içerikli 19.500,00 TL bedelli iade faturası düzenlenerek cari hesabın sıfırlanarak kapatıldığı, takip ve dava tarihi itibariyle davalının kendi defterlerine göre davacıya borcu bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce 15/12/2023 tarihli celse ara kararı ile davacıya dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın smmm bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 09/03/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takip konusu faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya söz konusu faturaya ilişkin 10.000,00 TL ödeme yapıldığı, takip ve dava tarihi itibariyle davacının defter ve kayıtlarına göre davalıdan 19.500,00 TL alacaklı olduğu, 26/09/2023 tarihli bilirkişi raporuna istinaden taraf defterleri arasındaki uyumsuzluğun davalı tarafından düzenlenen 19.500,00 TL bedelli iade faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı iken davacı ticari defterinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan bakiye fatura alacağına ilişkin iş bu davada ispat külfetinin davacıda olduğu, mahkememizce yapılan taraf defterlerinin incelemesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, bu sebeple davacının teslim olgusunu ispat ettiği, davalı tarafından ticari hizmete konu makinenin kurulumunun tam olarak yapılmadığı, çalışır vaziyette teslimin yapılmadığı, hizmetin eksik ve ayıplı yapıldığı savunulmuş ve buna ilişkin iade faturası düzenlenmiş ve tanık dinlenilmesi talep edilmiş ise de, davalının takibe konu faturayı defterine işlediği, bunun yasal sonucu olarak davalının faturaya konu mal ve hizmeti eksiksiz şekilde teslim aldığının kabulü gerektiği, davalının bu karinenin aksini yazılı delille ispat etmesi gerektiği, mahkememizce davalının tanık dinletme talebinin bu sebeple yerinde görülmediği, ayrıca takibe konu faturanın 23/05/2022 tarihli olduğu, davalı tarafından bu faturaya ilişkin olarak 01/08/2022 tarihinde yasal süresinden sonra iade faturası düzenlendiği, iş sahibi olan davalının hizmetin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz hizmete konu teslimi gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yüklenici olan davacıya bildirmek zorundu olduğu, davalı iş sahibinin gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde hizmeti kabul etmiş sayılması gerektiği, dava konusu olayda ileri sürülen savunmanın niteliğine ve sunulan whatsapp yazışmalarına göre davalı iş sahibinin işlerin olağan akışına göre gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ettiği, davalı tarafından iade faturası düzenlenmiş ise de iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı, bu sebeple davalının ayıplı ifa savunmasının da yerinde olmadığı, davalının ayıp savunmasını ispat edemediği, böylece davacının takibe dayanak faturaya konu hizmet bedeline hak kazandığı ve davacının takibe konu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında haksız olduğu, davacı tarafça takip talebinde 19.500,00 TL asıl alacak talep edildiği halde iş bu davada harca esas değerin 23.378,72 TL olarak gösterildiği, dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesinin uygulanması gerektiği, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu ancak takip talebinde davacının yasal faiz talep ettiği, taleple bağlı kalınması gerektiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla takip talebine bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 19.500,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-19.500.00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 3.900,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 1.332,04 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 399,26 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 932,78 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 399,26 TL peşin harç, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 459,25 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 4.439,21 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (19.500,00/23.378,72=0,83) 3.702,70 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 3.878,72 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
8-Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/05/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA