T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/258 Esas
KARAR NO : 2024/660
DAVA : Menfi Tespit ( Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan )
DAVA TARİHİ : 26/03/2024
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.01.2023 tarihli, ...Numaralı 175.561,89 TL bedelli faturaya dayanak gösterilmek sureti ile müvekkili şirket hakkında açılan İzmir .... İcra Dairesinin ...Esas numaralı dosyasında müvekkilden talep edilen toplam bedelden bilirkişi marifeti ile yapılacak hesaplama sonrasında çıkacak bedel arasındaki fark tutarında müvekkilin borçlu olmadığının tespiti istemi ile takip açıldığını, davalı... Elektrik tarafından başlatılan icra takibinin müvekkil şirkete UETS aracılığı ile tebliğ edildiği, müvekkili şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediği, kesinleştiği, mevcut icra dosyası sebebi ile müvekkili şirkete haciz işlemleri uygulanmaya başlandığı, mevcut hacizler nedeni ile müvekkili şirket zor durumda kaldığını belirterek 26.01.2023 tarihli,... Numaralı 175.561,89 TL bedelli faturaya dayanak gösterilmek sureti ile müvekkili şirket hakkında açılan İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas numaralı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazlarının olduğunu, dava konusu kaçak elektrik kullanım bedelinin mevzuata uygun olarak hesaplandığını, kaçak tespit tutanağının usulüne uygun düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, kaçak elektrik tutanağına istinaden düzenlenen faturaya dayalı başlatılan takip nedeniyle menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-Faturalar,
-İzmir ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti,
-... Elektrik Dağıtım A.Ş nin 08/09/2023 tarihli yazısı ve eki.
-Mahalinde Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan keşif ve bilirkişi ...nin
18/12/2023 tarihli kök raporu ve 12/03/2024 tarihli ek raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı ile arasında... sözleşme nolu abonelik sözleşmesi bulunduğu, davalı kurumun kendisi hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak kaçak elektrik tutanağı düzenlediği, bu tutanak dayanak gösterilerek 175.561,89 TL tutarında fatura düzenlendiği ve bu faturaya istinaden İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile aleyhinde takip yapıldığı, ancak kendisinin kaçak kullanmadığı, kiracı olduğu, faturadaki hesaplamanın hatalı olduğu, düzenlenen faturanın ve tahakkukun usulsüz olduğu ve davalıya borcunun bulunmadığını iddia ettiği, davalının ise mahkememizin görevine itiraz ettiği, davacının kaçak elektrik kullandığı, işyerinin niteliğine göre çalışma süresinin belirlendiği, yapılan hesaplamanın yönetmeliğe uygun olduğunu savunduğu, taraflar arasında mahkememizin görevli olup olmadığı, davacının kaçak elektrik kullanıp kullanmadığı ve davacı adına yapılan tahakkukun mevzuata uygun olup olmadığı, davacının söz konusu kaçak kullanım faturasına istinaden başlatılan takip nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise borçlu olmadığı miktarın ne kadar olduğu hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu kaçak elektrik tespit tutanağı ve faturanın düzenlendiği abonenin ticarethane (işyeri) olarak kullanıldığı, tarafların tacir olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki somut uyuşmazlık bakımından mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısının ... Elektrik A.Ş, borçlusunun...Turizm Ltd Şti, takip dayanağının ... sözleşme hesap nolu kaçak enerji tüketim bedeli, takip konusunun 175.561,89 TL asıl alacak, 2.715,36 TL gecikmiş gün faizi, 488,76 TL faizin kdv'si olmak üzere 178.766,01 TL alacak olduğu, ödeme emrinin borçluya 14/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 26/03/2023 tarihinde yasal süresinden sonra borca ve ferilerine itiraz ettiği, itirazın süresinde olmadığından takibin kesinleştirildiği görülmüştür.
Mahkememizce dava konusu aboneye ilişkin geçmiş fatura kayıtları, dava konusu kaçak tespitine ilişkin kayıtların dosyaya kazandırıldığı, mahallinde talimat mahkemesi aracılığı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, elektrik mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 18/12/2023 tarihli kök raporda, davacının ... adresinde bulunan işyeri için davalı ile arasında 'Ticarethane' abone grubu üzerinden ... nolu sözleşme imzaladığı, davacıya ait işyerinde 26/12/2022 tarihinde yapılan denetimde abonenin branjmanı önce yarmak suretiyle kaçak elektrik kullandığının tespit edildiği, işyerinde bulunan elektrikli cihazların güçlerinin tespit edildiği, buna istinaden takibe dayanak faturanın düzenlendiği, keşif sırasında kaçak elektrik kullanımının yapıldığı harici hattın görülmediği/söküldüğü, mevcutta kaçak hat kalmadığı, eski branjman kablosunun yerine de yeni branjman kablosu çekildiği ve eski hattın kullanımda olmadığı, davacının sayacının daha önce kaçak tespit sırasında Luna marka sayaç iken bu sayacın değiştirilerek Baylan marka sayaç takıldığı fakat bu sayacın kaçak sonrası değişmediği, davalı şirket tarafından daha sonra değiştirilmiş olduğu, mevcut durumda bulunan sayacın son endeksinin keşif sırasında 668,13 kwh olduğu, demant gücünün ise 3,76 kw olduğu, bahse konu işyerinin müstakil bodrum + dubleks + terastan oluşan bir yapı olduğu, binanın bodrum katında elektrikli cihazlar olmazken diğer katlarda çeşitli elektrikli cihazlar olduğu, binanın 1.katının dubleks daire şeklinde olduğu, dairenin her katında elektrikli ev aletlerinin olduğu, iş yerinin tamamında yapılan tespite göre söz konusu cihazların kurulu gücünün 15.143 watt olarak tespit edildiği, ancak davalı tarafından kaçak tespiti sırasında buzdolabı cihazının belirtilmediği, bu sebeple bu cihazın gücü çıkartıldığında kurulu gücün 13.543 kw olarak belirlendiği, davalı tarafça hesaplanan klima gücü 13600 watt olsa da davalı tarafın personellerince klimanın soğutma kapasitesi olan değerler alınarak hesaplama yapıldığı, oysaki toplam elektriksel güçlerin etiket değerlerin açıkça yazılı olduğu, işyerinde 1 adet asansör olduğu fakat asansörün kullanımda olmadığı, davalı şirketçe tespit sırasında ana branjmanın tek fazını yararak ayrı bir hat alıp sigorta panosuna ileterek linyelerle bazı cihazları beslediği belirtilmişse de bu gösterilen hattın nereleri tam beslediği ile ilgili tam bir video ve resmin dava dosyasına sunulmadığı, davalı tarafça yapılan klima hesabının sehven 13600 watt olarak hesaplanması nedeniyle fark oluştuğu, davacı tarafa ait geçmiş tüketimler incelendiğinde abone olunduktan sonra 31.01.2022 tarihine kadar ortalama günlük 9,20 kwh tüketim yapılırken bu tarihten sonra 30.11.2022 tarihine kadar tüketimlerin ortalama günlük 5,17 kwh/gün seviyesine düştüğü, kaçak tespit tarihine kadar 30.11.2022 - 26.12.2022 tarihleri arası 4,71 kwh/gün tüketim gerçekleşirken kaçak tespiti sonrasında hat düzeltildikten sonra 7 fatura okuma dönemi boyunca ortalama 11,5$ kwh/gün tüketim seviyesine yükseldiği, her ne kadar kaçak tespitinde tek faza ait kablodan harici hat alınarak enerji kullanıldığı belirtilse de bu kablo yardımıyla neredeyse yarı yarıya tüketim eksikliği oluştuğu, bunun da söz konusu hatta kaçak kullanım yapıldığı kanısını doğurduğu, fakat davalı şirketçe davacı adına 180 gün geriye dönük kaçak cezası çıkarıldığı, oysa bu dönemler arasında davalı şirketçe davacı sayacında 5 kere sayaç okuma işlemi yapıldığı, fakat bu durumun hiçbir şekilde tespit edilemediği, her ne kadar davacı şirket tarafından bu durum tespit edilememişse de geçmiş tüketimler ve faturalar incelendiğinde önceki tüketimlerin çok düşük olması nedeniyle geriye dönük tüketim çıkarılması gerektiği ve bu sürenin en fazla 180 gün olması gerektiği, yönetmeliğin 44 ve 46 maddelerine göre yapılan hesaplamada söz konusu kaçak kullanım nedeni ile düzenlenmesi gereken fatura bedelinin 60.877,96 TL olarak tespit edildiği, takip tarihine kadar faiz ve kdv hesabı yönünden hesaplama yapıldığında takipte davalının davacıdan talep edebileceği toplam alacak miktarının 62.613,99 TL olarak tespit edildiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, taraflarca bu rapora itiraz edildiği, mahkemece itiraz üzerine bilirkişiden ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişinin 12/03/2024 tarihli ek raporunda, tarafların itirazlarının yerinde olmadığı, yönetmeliğin 44 maddesi uyarınca kurulu gücün %60'ı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, buna göre yapılan hesaplamada kök rapordaki tespitlerin aynen geçerli olduğu, kurulu gücün tamamı üzerinden hesaplama yapıldığında ise davacının fatura nedeniyle davalıya 109.800,75 TL asıl alacak ve ferileri yönünden borçlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davalı kurum tarafından davacıya ait işyerinde kaçak kullanım yapıldığı gerekçesi ile kaçak elektrik tahakkukunun yapıldığı, davacının iş bu davada kaçak elektrik kullanmadığı ve kaçak elektrik kullanmış olsa dahi yapılan tahakkukun hatalı olduğunu iddia ettiği, davasını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği, mahkememizce iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının iş bu davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinin mümkün olduğunun kabul edildiği, mahkememizce dava konusu işyerinin nitelikleri, kurulu gücü ve kaçak tespitine ilişkin kayıtların dosyaya kazandırıldığı, talimat mahkemesi aracılığı ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından saptandığı üzere ve davalı kurum tarafından da dosyaya sunulan belgelere göre davacının branjman kablosunu yarmak suretiyle kaçak elektrik kullandığı, bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere davacının söz konusu eyleminin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42/1-b maddesine uyduğu, bilirkişi tarafından kök raporda yapılan hesaplamanın anılan yönetmeliğin 42,44, 45 ve 46 maddelerine uygun olduğu, taraflarca bu rapora itiraz edilmiş ise de davacının geçmiş kullanımları ile kaçak tespitinden sonra düzenlenen faturalardaki tüketim verileri ve davalı tarafından sunulan fotoğraflara göre davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğu, davacının tüketimleri 31/01/2022 tarihi itibariyle düşmekle birlikte bilirkişinin yönetmeliğin 45/1-b maddesine uygun olarak kaçak tarihinden geriye dönük 180 günlük süre üzerinden hesaplama yaptığı, yine davalı tarafından kurulu güç tespitine itiraz edilmiş ise de dosyamıza kazandırılan fotoğraflar ve keşif sırasında yapılan tespitlerle bilirkişi tarafından kaçak tespiti sırasında işyerinde bulunan cihazların güçlerinin tespit edildiği, davalı tarafından cihazların kurulu gücü dikkate alınmaksızın klimaların soğutma ve ısıtma güçleri üzerinden hesap yapıldığı, böylece kurulu gücün fazla hesaplandığı, bu hesabın hatalı olduğu, ayrıca yönetmeliğin 44/2-b maddesi uyarınca kullanma faktörünün esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği, açıklanan nedenlerle tarafların bilirkişi kök raporuna ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, söz konusu kaçak elektrik kullanımının davacının abonelik dönemi içerisinde tespit edildiği, abonelik ve sözleşmenin devri sırasında ve daha önce aynı işyerinde yapılan denetimlerde bu yönde başkaca herhangi bir tespit bulunmadığı, bu sebeple davacının kendi abonelik dönemi içerisinde gerçekleşen kaçak elektrik kullanım eyleminden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, buna göre davacının takibe dayanak fatura nedeniyle takip tarihi itibariyle 60.877,96 TL asıl alacak, 1.471,22 TL takip öncesi faiz ve 264,82 TL kdv olmak üzere toplam 62.613,99 TL üzerinden davalıya borçlu olduğu, takipte davacıdan fazladan talep edilen 116.152,02 TL yönünden ise davacının davalıya borçlu olmadığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın yönetmeliğin anılan hükümlerine uygun olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi kök raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamı ve işyerinin niteliklerine uygun, gerekçeli, objektif ve denetime elverişli olduğu, tarafların iddia ve savunmalarını karşıladığı, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi ile mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı, davacı vekilinin dava değerini 07/05/2024 tarihli dilekçesi ile arttırdığı, değer arttırım dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalıya asıl alacak yönünden 116.152,02 TL borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Mahkememizce yargılama aşamasında davacının talebi üzerine takip çıkış miktarı üzerinden hesaplanan teminat karşılığında icra veznesine girecek olan paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünden tedbir kararı verildiği, bu tedbir kararının infaz edildiği, davacı tarafından her ne kadar dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş ve davacı takip konusu fatura nedeniyle kısmen davalıya borçlu olmadığını ispat etmiş ise de davacının davalıya borçlu olduğu 62.613,99 TL yönünden uygulanan tedbir sebebiyle davalının alacağını geç almaktan kaynaklı olarak zarara uğradığı ve davalı yararına İİK'nun 72. maddesindeki şartların oluştuğu değerlendirilmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davacının takip konusu 114.683,93 TL asıl alacak, 1.244,14 TL takip öncesi işlemiş faiz, 223,94 TL işlemiş takip öncesi faizin kdv'si olmak üzere toplam 116.152,02 TL alacak yönünden davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Mahkememizce davacının talebi doğrultusunda icra veznesine yatırılacak paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği ve uygulandığı anlaşılmakla davacının davalıya borçlu olduğu tespit edilen 62.613,99 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.522,79 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
3-Alınması gerekli 7.934,34 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 1.812,82 TL ıslah harcı toplamı 1.992,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.941,62 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç, 1.812,82 TL ıslah harcı, 1.912,35 TL keşif harcı, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 600,00 TL keşif araç ücreti, 304,75 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 7.239,72 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 18.584,32 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA