T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/26 Esas
KARAR NO : 2024/11
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 10/01/2023
KARAR TARİHİ : 10/01/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket ile borçlu davalı şirket arasında... (93.500,00 TL) .. kahverengi (55.570,00 TL) ... ( 1.115,50 TL) toplam 177.218,89 TL değerinde ürün alışverişi için sözlü olarak anlaşıldığı, davalı şirketin, müvekkil şirket tarafından düzenlenen 17.10.2022 tarihli Proforma Fatura da yer alan ürün ve fiyatları kabul ettiği, ödeme şekli 22.218,89 TL peşin, 150.000,00 TL 'lik çek olarak belirlenmiş ve davalı şirket tarafından kaşe ve imza altına alındığı, buna istinaden müvekkili şirket 17.10.2022 tarihinde 179.932,89 TL bedelli fatura kesildiği, müvekkili şirket yetkilisinin anlaşmaya konu malları 22.10.2022 tarihinde müvekkil şirketin Gaziantep'de ki adresine teslim etmek üzere yola çıktığı, aynı gün teslim edilip 23.10.2022 tarihinde İzmir'e geri döndüğü, sözleşme ve kesilen fatura gereği ödemesi yapılması gereken 179.932,89 TL'lik bedelin süresi içerisinde ödenmeyerek temerrüde düşmüş olup, davalı şirket aleyhine 18.11.2022 tarihinde Torbalı İcra Müdürlüğü... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalı şirket vekili tarafından borca ve yetkiye itiraz edildiği takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı-alacaklı taraf ile müvekkili firma arasında yapıldığı iddia edilen 17/10/2022 tarihli proforma fatura çerçevesinde ürün alışverişi gerekçesiyle 179.932,89 TL bedelin ödenmediği iddiasıyla müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığı, bahse konu faturaya davalı şirkette bir dönem işçi olarak çalışan... tarafından imza atıldığı, oysa ki Şirket Yetkilisi olan ... olup davalı şirket için alım ve satım konusunda tek yetkili olan kişinin...olduğu, bahse konu Proforma Fatura da davalı şirketin bir sorumluluğu olmadığı, davalı firmanın bir sorumluluğu olmadığı gibi davacı firmaya bir borcu olmadığı, ayrıca yetki itirazları olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-Torbalı İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti,
-İzmir vergi dairesinin 17/01/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Şehitkemal Vergi dairesinin 18/01/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...'nun 31/10/2023 tarihli raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde Torbalı İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden 179.932,89 TL asıl alacak, 2.551,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 182.483,99 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 30/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 05/12/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde, icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, dava dilekçesinin davalıya 01/02/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının Gaziantep ilinde ticari faaliyet yürüttüğü, 06/02/2023 tarihinde ülkemizde 11 ilde deprem afetinin meydana geldiği, Gaziantep ilinin bu illerden biri olduğu, 11/02/2023 tarihi itibariyle bu 11 ilde yargısal sürelerin 2 ay süre ile durdurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı alındığı, davalının mahkememize sunmuş olduğu 29/03/2023 tarihli cevap dilekçesinin bu nedenle süresinde olduğu, davalının mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, davacıya borçlu olmadığı, davacı tarafından teslim ve alacak iddiasının ispat edilmesi gerektiğini savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra dairesi ve mahkememizin yetkili olup olmadığı, takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, fatura bedelinin ödenip ödenmediği, davacının fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için davalı vekiline meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, davalı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalı vekilinin kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, daha sonra mahkememizce davacı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 31/10/2023 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi defterlerine göre davalıdan 179.932,89 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından takibe dayanak faturanın kdv hariç olarak 152.485,50 TL bedelle BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirildiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle takibe dayanak fatura bedeli olan 179.932,89 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, ayrıca takibe dayanak faturanın davalı tarafından BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirildiği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak fatura içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından icra dairesi ve mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de, satım sözleşmesi ilişkisinin ispatı nedeniyle 2004 sayılı İİK'nın 50, 6098 sayılı TBK'nun 89 ve 6100 sayılı HMK'nun 10.maddeleri uyarınca davacı şirketin merkezinin bulunduğu Torbalı İcra Dairesi ile bu mahalin mahkememizin yargı sınırları içerisinde kalması nedeniyle mahkememizin de yetkili olduğu, davalının icra dairesi ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile Torbalı İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 179.932,89 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-179.932,89 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 35.986,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 12.291,21 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 2.203,96 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 10.087,25 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 2.203,96 TL peşin harç, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 210,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 5.093,86 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (179.932,89/182.483,99=0,98) 5.022,64 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 28.789,26 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 2.551,10 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
8-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/01/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA