T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/277
KARAR NO : 2025/165
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/03/2023
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği 31/03/2023 tarihli dava dilekçesinde; taraflar arasında her iki tarafında kabulünde olan bir işbirliği sözleşmesi mevcut olduğunu, davacının söz konusu işbirliği sözleşmesi uyarınca davalının proje bazlı işlerini üstlendiği ve bu işleri belirli bir ücret politikası ile sorunsuz olarak yerine getirdiği ancak davalı şirketin, davacı şirket tarafından adeta kusursuz olarak yapılan projelere rağmen 09.01.2023 tarihinde tamamen haksız ve soyut iddialar ile hiçbir somut gerekçe ve durum ileri sürmeden Tenova 1 ve TRA 10-11 ile isimleri belirtilmeyen diğer projelerde gecikme yaşandığını, kaynak ayrılmadığı ve gerekli niteliğin sağlanmadığı iddiası ile tek taraflı sözleşme fesih bildiriminde bulunduğu ve davacı şirketin hak ettiği ve davalının geçmişte onayladığı TNO-1-2-3-5 projeleri ile talep ettiği ek kaynakçı bedellerinin hak edişlerini ödemediğini, davalının, bu fesih bildirimine dayanak olarak davacının 07.01.2023 tarihinde çalışma ve üretim gerçekleştirmediği aynı zamanda üretimi kötü niyetli olarak yavaşlatıldığını iddia ettiğini, bu iddianın açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının bu bildirim ile tek taraflı olarak TRA 10-11 numaralı projeler ile ilgili hak ediş faturasına %10 tutarında ceza yansıttığı ve 527.639 TL+ KDV bedeli zarara uğradığını beyan ettiği ancak somut hiçbir dayanağı olmayan iddiaların kabul edilebilir gibi olmadığını, davalı şirketin eğer bir zararı varsa "ki müvekkili şirketin imalatları doğrultusunda olması imkansızdır" bu zararların belgelenmesinin ve somut olarak belirtilemesinin gerektiğini, davalı şirketin işveren olması sebebi ile kendini sorgulanmaz olarak gördüğü ve her bildirimini adeta kanun saydığını, davalı şirketin davacı şirkete gönderdiği 09.01.2023 tarihli sözleşme fesih bildiriminde işlerin yavaşlatıldığı ya da hiç yapılmadığı iddiası ile taraflar arasında sözleşmeyi fesih ettiğini bildirdiğini ancak yine davacı şirkete gönderilen 13 Ocak tarihli Üsküdar ... Noterliği...sayılı ihtarnamede hatalı ve ayıplı projeler imal edildiğini bildirildiğini, davalı şirketin öncelikle fesih bildirimi konusunda karar vermesi ve somut bir nedene dayanması gerektiğini ancak ortada davalının kötü niyetten başka bir somut bir nedeninin olmadığını, davacının ilgili ihtarname ekinde gönderilen 11.01.2023 tarihli tek taraflı, hiçbir geçerliliği olmayan tek taraflı tutulan teknik raporun kabulünün de mümkün olmadığını, söz konusu raporun hangi koşullarda ne şekilde oluşturulduğu, denetime elverişli olup olmadığı ve tarafsızlığının şüpheli olduğunu, davalının, işin davacı şirket tarafından aksatıldığı iddialarının da taraflar arasından resmi ve somut delil niteliğinde mailler de görüleceği üzere gerçek olmadığının da ortada olduğunu, daha öncede davalı şirkete gönderilmesine rağmen davalı şirketin fesih bildirimine en önemli sebep gösterdiği Tenova 1 ve TRA 10-11 projelerindeki eksikliklerin defalarca davalı firmaya yazılı olarak bildirildiği ve eksikliklerin giderilmemesi sebebi ile gecikmelerin yaşanacağının belirtildiğini, maillerde de bildirildiği üzere davalı şirketin '' projelerde kaynak ağzı olmadığı'', '' Tenoa1 hatalı açı bulunduğu düzeltilip tarafımıza iade edilmesi gerektiği'', '' Mrz poz 135-136-137-141-142 parçaların halen gelmediği ve ivedi olarak teslim edilmesi gerektiği'', '' Tenova 1 ve TRA 10-11 projelerin imalatlarında aksaklıklar olduğu, 30 mm koniklerin büküm aksiyonlarının uzun süre gelmediği 50 mm gövde saçlarının büküm paylarının da aynı şekilde gelmemesi nedeni ile aksaklık yaşandığı'', '' Tenova 1-2-3-5 numaralı projeler için 25.10.2022 davalı şirketin kaynak ağzı açma makinasının bozulduğunun ve tamiratının acil yapılması gerektiğini, 150 mm ve 120 mm malzemelerin davalı şirket tarafından silindir bükümünden gelmediği ve yine oksijen tüpleri, propan tüpleri, CO12 tüpleri , taş motorlarının eksikliği '', '' Gözaltı kaynağı tüpünün bittiği ve davalı şirket tarafından yaklaşık iki saattir tedarik edilmediği'' şeklinde benzer eksikliklerin davalı şirket yetkilileri ve sorumlularına yazılı olarak bildirildiğini, söz konusu eksikliklerin ve bildirimlerin sayısı ve örneğinin oldukça fazla olduğunu, bu eksikliklerin büyük bir bölümüne davalı şirket yükümlülüğü olmasına rağmen uzun süre çare bulunmadığı ve kısmi gecikmeler yaşanmasına bizzat davalı şirketin sebep olduğunu, tüm bu örneklere rağmen hiçbir dayanak gösterilmeden tamamen soyut nedenlerle gönderilen fesih bildirimi anlaşılabilir olmadığını, söz konusu projelerde kısmi gecikmelerde yaşanmışsa da bunun müsebbibinin davalı firma olduğunun açıkça ortada olduğunu, davalı şirket Genel Müdürü tarafından gönderilen '' bu senin sınavın bizle 2023 tarihinde 15-20 milyonluk iş yapmak istiyorsan'' şeklinde ki mailin bile davalı şirketin nasıl bir olumsuz politika izlediğini, davalı şirketin gerekli yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen, davacının bu koşullarda imkansızı başararak sınavı geçebileceği zihniyeti ile hareket edildiğinin en büyük göstergesi olduğunu, davalı şirketin kötü niyetini gösterir bir başka sebebinde davalının davacı firmaya hiçbir şekilde ödeme yapmamış olması olduğunu, davalı firmanın haksız olarak sözleşme feshi öncesi olan cari bakiyesini dahi davacı şirkete ödemediği gibi sözleşme fesih tarihine kadar yapılan projelerin imalat bedelini de ödemediğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ile birlikte davalının madem ayıp ve eksik imalat iddiasında bulunduğu; o vakit tüm tarafların hazır bulunacağı veya tarafsız bilirkişilerce yapılacak tespitler ile var ise ayıp oranında indirim yapılabileceğinin aşikar olduğunu, davalının, davacı şirket ve çalışanlarının onca emeğine rağmen basiretli bir tacire yakışmayan bir şekilde hiçbir ödeme yapmama yoluna gittiğini, davacı ve davalı borçlu arasında süregelen ticari ilişkiler neticesinde davacı şirketin, usulüne uygun olarak yapılan tüm imalatları ve bedelleri faturalandırdığını, yapılan imalatların ise davalı tarafından yurtdışına satılarak gelir elde edildiğini, söz konusu ürünlerin yurtdışına satılıp, satılmadığına ilişkin tespitin yapılabilmesi amacıyla davalı şirketin ihracata ilişkin tüm bilgi ve belgeleri ile beyanlarının ilgili kurum ve kuruluşlardan getirtilmesini talep etme zarureti doğduğunu, tüm bu hareketlerin faturalandırıldığı ve ticari defter ile kayıt altına alındığını, 1.137.531,32 TL bakiye borcun davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak davacı şirkete ödenmediği ve bu borca ilişkin başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz edildiği, söz konusu alacak ve borcun kaynağı olan faturaların usulüne uygun tutulmuş ticari defter ile kayıt altına alındığını, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüye kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceğini, yapılan imalatlara ilişkin davalı şirket yetkilileri ve proje mühendisleri tarafından ıslak imza ile imzalanmış hakediş icmal kayıtlarının da mevcut olduğunu, davalı tarafın hakediş icmalleri ile üretilen ürünleri basiretli tacir sıfatı ile kontrol ettiğini açıkça kabul etmediklerini, bu nedenle davalının fesih hakkını açıkça kötüye kullandığını, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda öncelikle ticari akışa uygun bir şekilde onarılması gereken bir husus var ise onarılması, onarılmayacak şekilde bir imalat var ise karşı tarafa süre verilmesi ve son çare olarak feshin gerekçelendirilerek uygulanması gerekirken davalı tarafın haksız ve keyfi olarak sırf davacının geçmişteki hak edişleri dahil yaptığı işlerin bedelini ödememek adına sözleşmeyi haksız bir şekilde feshettiğini, davalı tarafın söz konusu ihtarnamede dayandığı hususları ispat etmekle yükümlü olduğunu, davalının tamamen keyfi olarak nitelendirilebilecek bir şekilde tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih ettiği ve davacının alacaklarını ödemediği, haklı feshe ilişkin hiçbir ispata yönelik hiçbir somut delil de belirtmediği, buna rağmen davacı şirketin alacak kalemleri ödenmediğini, borca ilişkin başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz edildiğini, bu sebeple haksız itirazı nedeniyle takibin durmasına sebebiyet veren davalı borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı tarafın davacı şirkete göndermiş olduğu e-maillerden de anlaşılacağı üzere söz konusu şirkette sürekli olarak yetkili yönetici değişikliği bulunmakta olup, her gelen yöneticinin üretime ilişkin teknik yetersizliği ile sürekli olarak farklı yöntemler uygulamaya çalıştığı ve bu nedenle kısa sürelerde yenisine yeni bir yönetici geldiğini, şirket yetkililerinin sürekli olarak değiştirilmesinin dahi organizasyonda çok ciddi kopukluklara sebebiyet vermediğini, davalı tarafından temini taahhüt edilen alet, ekipman ve sarf malzemeleri maillerde de açık olduğu üzere davacıya hiçbir zaman tam ve eksiksiz temin edilemediğini, davalının iş yetiştirme baskısına uygun olması gereken ekipmanların sürekli olarak eksik temin edildiği veya hiç temin edilemediğini, davalının bu durumu bilmesine rağmen davacıdan eksiksiz ve süresinde iş yapmasını adeta emir ederek dayattığını, davalının kendi kusur ve kötüniyetine dayanarak haklı nedenle fesih yapamayacağının açık olduğunu belirtmiş , davanın kabulü ile itiraz üzerine duran İzmir.... İcra Dairesi... takibin devamına karar verilmesine, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari temerrüt faiziyle birlikte ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilerek bu bedelin davacı şirkete ödenmesine, mahkemenin takdir edeceği teminat mukabilinde yargılama sonuna kadar alacaklarının teminat altına alınması için ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği 03/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde; davacının ne delillerini açıkladığını, ne de iddia olunan alacağı, dayanak olarak sunduğu belgeler ile eşleştirdiğini, bunun da ötesinde, delil olarak sunulan evrakların bir çoğunun okunamaz derecede karanlık yada silik olması nedeniyle muhteviyatlarının da anlaşılamadığını, bu nedenle, davaya dayanak delillerin tekrardan sunulması gerektiğini, somutlaştırma yükümlülüğüne de uygun davranarak, okunur bir şekilde delillerini tekrardan sunması için davacıya ve karşı beyanda bulunmak için kendilerine süre verilmesinin talep edildiğini, davacı... Makina Çelik Konstrüksiyon Denizcilik İnşaat İthalat İhracat San. ve Tic. Limited Şirketi ' nin ("Davacı"/ "Yüklenici"/ "...) davalı ... Makina ve Ticaret Anonim Şirketi ("Müvekkilimiz"/ "Müşteri" /"Trasteel") ile arasında akdedilen İşbirliği Sözleşmesi ("Sözleşme") kapsamında kesilen muhtelif faturalardan kaynaklanan bakiye alacağı olduğu iddiası ile İzmir... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası ile 1.137.531,32 TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiği takibin 14.02.2023 tarihinde icra takibi durduğunu, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini gereği gibi eda etmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının demir-çelik sektöründe ulusal ve uluslararası ölçekte faaliyet göstermekte olup sipariş üzerine ifasını üstlendiği birtakım yapım işlerinin tamamı veya bir kısmını alt yükleniciler vasıtası ile yerine getirdiğini ,uyuşmazlığın kaynağını davalı ile yüklenici sıfatını haiz davacı arasında 13.10.2022 tarihinde akdedilmiş İşbirliği Sözleşmesinden aldığını, sözleşmenin md.2 hükmünde düzenlendiği üzere sözleşmenin konusunun; yüklenicinin davalı tarafından siparişi verilen proje bazlı işlerinin ("İş/ler") Sözleşme’de belirtilen şekli ile ifa edilmesi olduğunu, bu doğrultuda, Sözleşme'nin imza edilerek yürürlüğe girmesi ile birlikte tarafların; birtakım projelerin imalatı için işbirliği yaptıklarını, hukukumuzda, tacirler arası ilişkilerde sözleşme serbestisinin hakim olup davalının davacının iddia ettiğinin aksine, yalnızca tarafların "serbest iradeleri ile" akdettikleri sözleşme hükümlerini uyguladığını, sözleşmede yüklenicinin, İşin Müşteri tarafından belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda ve Müşteri tarafından belirlenen yerde ifasından sorumlu olduğu (md.3.1.1.), İşi ifa ederken her türlü dikkat ve itinayı göstermek zorunda olduğu (m.3.1.3.) , İşin aksamaması için gereken tüm önemleri alması gerektiği (m.5.2.) nin düzenlendiğini, işlerin ifasına karşın yapılacak hak ediş ödemelerinde ise md.4 uyarınca "Sözleşme hükümlerine uygun düzenlenmiş hak ediş faturasının ödenmesi faturaya konu işin Müşteri tarafından kabul edilmesi ile Yüklenici'nin işbu Sözleşme tahtında üstlendiği yükümlülüklerin tam ve eksiksiz ifasına bağlıdır." ve bunun yanında, sözleşmenin feshi konusunda ise md 5.1 hükmü uyarınca davalının haklı sebebin varlığı halinde takdiri kendisine ait olmak üzere ve md. 6.2. hükmü uyarınca hiçbir sebep gösterme zorunluluğu olmaksızın bildirimli olarak Sözleşmeyi feshetme hakkı bulunduğunu, davacı tarafından dilekçesinin -4- numaralı başlığı altında iddia edildiğinin aksine; herhangi bir proje kapsamındaki işin davalıya teslim edilmiş olması veya projeler kapsamında kaç adam/gün çalışıldığı hususunda düzenlenen “hak ediş icmalleri” nin projelerin ayıpsız olduğu anlamına gelemeyeceği zira bu hak edişlerin imalatın kalitesine ilişkin bir unsur ihtiva etmediği ve imalatın nitelik bakımından siparişe uygun olduğunu kanıtlamadığını, işin doğası gereği de olarak imalatın siparişe uygunluğunun denetiminin ancak davalının imalat müdürlüğü tarafından yapılabileceğini, bu hususun, davalı tarafından davacıya defaatle sözlü ve yazılı olarak da izah olunduğunu, davacının uyuşmazlık tahtında imalatını üstlendiği işlerin alelalade veyahut seri imalatlar olmayıp belli spesifikasyonlar ve davalı müşterilerinin özel talepleri doğrultusunda imal edilmesi gereken projeler olduğunu, bu doğrultuda yükleniciye belli başlı teknik şartnameler ve çizimler verildiğini, bu teknik özelliklere uygunsuz olan üretimlerin kararlaştırılan vasıfları taşımamalarından hareketle ayıplı üretimler olduğunu, dahası, özel sipariş ve spesifikasyonlar doğrultusunda üretilmiş olan malların başka bir müşteriye satılması ya da başka bir proje içinde kullanılmasının da mümkün olmadığını, TBK uyarınca da eserde sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan vasıflardan bir ya da birkaçının bulunmaması ve iş sahibinin ondan beklediği amacı taşımaması halinde ayıplı olduğunun kabul edildiğini, davacının dilekçesine konu ettiği projelerin de, gözetim ve kalite raporları ile sabit olmak üzere kararlaştırılan vasıfları taşımadığı zira bu projelerin davacı tarafından ayıplı olarak ifa edildiğini, bir kısmının ise teslimatında gecikildiğini, açıklanan ayıp ve gecikmelerin davalıyı maddi açıdan zarara uğrattığını, davalının ayıplı projeleri onarmak için tamirat, işçilik, ölçüm maliyetleri gibi birçok maliyeti üstlenmek zorunda kaldığını, davalı için zarara yol açan bir sözleşmenin feshedilmesinin son derece normal ve hatta gerekli olduğunu, tüm bu ayıp ve gecikmelerin yanı sıra davacının, 04.01.2023 tarihinde davalıya bilgi vermeksizin işi durdurduğunu, aynı tarihte, davalının, davacı ile toplantı yaptığını, davacının toplantıda hatasını telafi edeceğini ve "fırsat verilirse en iyi şekilde hizmet vererek çalışmaya devam edeceğini" taahhüt ettiği ancak, toplantı ile fesih tarihi arasında davacının taahhütlerinin aksine hareket ettiğini, 07.01.2023’te hiç çalışma yapmadığı ve 09.01.2023’te -fesih tarihinde- ise az sayıda çalışan görevlendirerek, işi bilerek yavaşlattığının tespit edildiğini, davalının sözleşmeyi feshederek davacı ile işbirliğine son vermek istemesinin son derece yerinde bir ticari karar olduğu ve fesih için haklı sebep oluşturduğunu, davacının açıkça davalıya zarar verme kastı ile hareket etmeye başladığı ve ticari ilişkinin devamının davalı için çekilemez hale geldiğini, davacının açıklanan sözleşmeye aykırı filleri dolayısıyla davalının 09.01.2023 tarihinde davacı şirket yetkilisine yazılı fesih bildirimi yaptığını, sonrasında da bu hususta noter kanalı ile ihtar çekildiği, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen ve sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda genel olarak uygulanması gerektiği iddia olunan "onarılması gereken bir husus var ise onarılması, onarılmayacak şekilde bir imalat var ise karşı tarafa süre verilmesi, son çare olarak feshin gerekçelendirilerek uygulanması" şeklindeki fesih yolunun anlaşılamadığını, sözleşmede böyle bir fesih yolunun öngörülmemiş olup yüklenilen iş doğası ve aciliyeti itibariyle de yüklenici tarafından tamire ve ikinci bir nakliye sürecine de uygun olmadığını, davalının davacıya karşı cari hesap borcu bulunmadığını, sözleşmenin md. 4 hükmü uyarınca ödemenin muaccel olması için; müşterinin yüklenicinin hak edişlerini onaylaması, yüklenicinin sözleşme tahtında üstlendiği yükümlülüklerin tam ve eksiksiz ifası, SGK ve vergi dairesinden alınacak "borcu yoktur" belgesinin müşteriye ibrazının gerektiğini ayrıca, davacı yetkilisinin, 09.01.2023 tarihinde davalı yetkilisine mail atarak davalının istediği işçilik, vergi gibi ödemelerin beyanlarını finansal gizlilikten dolayı paylaşamayacağını belirttiğini, bu hususun dahi davacının sözleşmesel taahhütlerine ve sözleşmenin 4. maddesindeki ödeme koşullarına aykırı hareket ettiğini açıkça göstermediği ayrıca, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının, dilekçesinin birkaç yerinde kendisine davalı tarafından "hiçbir" ödeme yapılmadığını iddia etmekteyse de, bunun doğru olmadığı zira, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini sözleşmeye uygun olarak ifa ettiği projelere ilişkin hak edişlerinin ödendiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının davalıdan herhangi bir alacağı olsaydı dahi bu alacağın davacının davalı nezdinde yol açtığı zararlar ile birlikte değerlendirilmesi ve zararların davacının alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini zira sözleşme uyarınca yüklenicinin, yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde müşterinin uğrayacağı tüm zararları tazmin etme yükümlülüğü altında olduğunu, ek olarak, davacının, sonradan davalının bilgisi dışında ek maliyet kalemi çıkarmak amacıyla imalatçı, kaynakçı ve yardımcı çalışan maliyetine ilişkin ... numaralı fatura ile TNO 1-2-3-5 nolu projelerin imalatına ilişkin... numaralı faturaları kestiğini, davalının haklı sebeple feshinden sonra kötü niyetli olarak kesilen bu faturalara davacıya gönderilen ihtarname ile itiraz edildiği gibi fesih sonrası kesilen hiçbir faturaya muvafakatin bulunmadığını, herhangi bir ek kaynak maliyeti doğdu ise bu maliyetlere davacının sözleşmeye aykırı fillerinin sebebiyet verdiğini, davacının; imalatları ayıplı ve geç olarak ifa etmesi, bu durumun ardarda pek çok projede yaşanmış olması, üretimi bilerek yavaşlatması ve durdurması, sözleşme ihlalleri dolayısıyla davalının maddi zarara uğraması hususlarının ticari ilişkinin devamını davalı için çekilmez hale getirdiğini, sözleşmenin feshi yerinde ve hukuka uygun olduğunu, davacının temerrütü dolayısıyla imalata ilişkin ana hak edişlerin davalı tarafından onaylanmadığını, davacının davalıdan bir alacağı olmadığı için davanın reddinin gerektiğini belirtmiş , davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili Mahkememize UYAP üzerinden gönderdiği 21/02/2025 tarihli dilekçesinde; Mahkememizde ikame ettikleri dosyadan müvekkilinin talimatı doğrultusunda feragat ettiklerini, karşı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını belirtmiş , feragat dilekçeleri doğrultusunda gereğinin yapılmasına talep etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize UYAP üzerinden gönderdiği 25/02/2025 havale tarihli dilekçesinde; davacı tarafın davadan feragat etmesi nedeniyle davacı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını belirtmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında oluşan alacağın tahsiline yönelik olarak davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar karar verilmesine yönelik olarak Mahkememize dava açılmış ise de; davacı vekilinin Mahkememize UYAP üzerinden gönderdiği, elektronik imzalı 21/02/2025 tarihli dilekçesi ile açılan davadan feragat ettiği, feragatin davaya son veren taraf işlemlerinden olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinin incelemesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, vaki feragate binaen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Vaki Feragate binaen davanın REDDİNE,
2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 13.328,28 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine ,
3-Taraflarca talep edilmediğinden taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Taraflarca yapılan masrafların taraflar üzerinde bırakılmasına,
Dair, tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar taraf vekillerinin yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.26/02/2025
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye...
E-imzalıdır
Üye...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır