T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/385 Esas
KARAR NO : 2023/808
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/05/2023
KARAR TARİHİ : 18/10/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;31.12.2022 tarihinde müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın Manisa ili, merkez ilçesinde park halinde halinde iken, seyir halinde olan ... Plaka sayılı aracın müvekkillin aracına sol arka tarafına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, işbu hasar sebebiyle müvekkilinin aracının gövde kısmı ağırlıklı olmak üzere birçok parçanın değişmesi ya da onarım görmesi gerektiği, müvekkilinin işbu hasar sebebiyle ... plakalı kusurlu aracın ZMMS poliçesi olan davalı sigortaya ihbarda bulunduğu ve ... numaralı hasar dosyası açıldığı, davalı sigorta şirketince işbu hasar dosyası kapsamında aracının onarımının yapıldığı, müvekkile ait araç değerinde işbu hasar nedeniyle düşüm meydana geldiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan şimdilik 50,00 TL (KDV dahil) değer kaybı bedeli ve 443.31 TL ekspertiz ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belirsiz alacak davası açma hakkının bulunmadığı, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiği, müvekkili şirketin poliçe limitinin üstündeki değerlerden sorumlu olmadığını, müvekkil şirketin ödeme ile tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının başkaca hak ve alacağı kalmadığı, kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava 6098 Sayılı TBK'nın 71 ve 2918 Sayılı KTK'nın 85 ve devamı maddeleri kapsamında açılan motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan maddi tazminat (değer kaybı) isteğine ilişkin ilişkindir.
DELİLLER:
- Kaza tutanağı,
-Türkiye Noterler Birliğinin 23/05/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin 22/05/2023 tarihli yazısı ve eki.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK’da gider avansı ve delil avansı ayrı ayrı düzenlenmiştir. Kanun’un 120. maddesi, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir. Bu maddede öngörülen gider avansı, HMK’nın 114. maddesi uyarınca dava şartları arasında yer almaktadır. Dava şartlarının eksik olması ve tamamlanmaması durumunda ise aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca usulden red kararı verilmesi öngörülmüştür.
Aynı Kanun’un 324. maddesinin başlığı ise “Delil İkamesi İçin Avans” olup, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda oldukları belirtilerek, tarafların birlikte aynı delilin ikamesini talep etmiş olmaları halinde gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri ve taraflardan birisinin avans yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde diğer tarafın bu avansı yatırabileceği ve aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere HMK’nın 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir.
Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin, gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı, HMK’nın 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur.
HMK’nın 324. maddesi gereğince bu avansın hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır.
Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir.
Ayrıca; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle 6100 sayılı HMK. nun 90. (1086 sayılı HUMK.nun 159.) maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 6100 sayılı HMK. nun 94. (1086 sayılı HUMK.nun 163.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacagı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkca anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının 31/12/2022 tarihli trafik kazası neticesinde ...plakalı aracının hasarlandığı, hasar nedeniyle değer kaybı zararının oluştuğu ve davalının kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın zmms sigortacısı olarak meydana gelen zarardan sorumlu olduğu iddiasıyla işbu davayı ikame ettiği, davalının ise sorumluluğunun poliçe teminat limiti, gerçek zarar ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğu, davacı zararının karşılandığı, davacının talebinin zmms genel şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunduğu, taraflar arasında davaya konu kazada davacı aracının hasarlandığı ihtilafsız olup davacı aracının kaza nedeniyle değer kaybına uğrayıp uğramadığı, değer kaybı var ise miktarının ne olduğu hususunda uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce taraflarca gösterilen tüm delillerin toplandığı, davacı aracının geçmiş hasar kayıtlarının araştırıldığı, ayrıca dava konusu kazaya ilişkin hasar dosyasının davalı sigorta şirketinden istenilerek dosyaya kazandırıldığı, 07/07/2023 tarihli celse ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek trafik ve otomotiv bilirkişine tevdii ile bilirkişilerden kusur ve talep konusu tazminat isteğine ilişkin hesaplama yapılmasının istenildiği, bilirkişinin görev tanımının açıkça yapıldığı, ayrıca söz konusu ara kararda bilirkişiler için ücret takdir edildiği ve bu ücreti yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansının mahkememiz veznesine depo edilmemesi halinde kusur ve tazminat hesabı yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılacağının huzurda bulunan davacı vekiline tefhim ve ihtar edildiği, davacı vekilince bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmadığı (sürenin son gününün adli tatile denk gelmesi ve HMK'nun 104.maddesi uyarınca 07/09/2023 tarihine kadar yatırılmaması), davacı vekili tarafından kesin ve yasal süreden sonra 12/10/2023 tarihinde bilirkişi masrafının yatırılması sebebiyle mahkememizce dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmediği, mahkememizce davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansını mahkememiz veznesine depo etmeyen davacının 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca kusur ve tazminat hesabı yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, davacı tarafından ara karar gereğinin yasal süresinden sonra yerine getirmekle birlikte celse talikine mahal verilmediği gerekçesi ile dosyanın bilirkişiye verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, mahkememizce gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin olarak hak düşürücü ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olduğu ( bilirkişi tarafından hangi hususlarda inceleme yapılacağı, bilirkişi ücretinin ne olduğu, ücretin ne kadar süre içerisinde yatıralacağı, bilirkişi delil avansının yatırılmamasının sonuçlarının ne olduğu v.s), sonuçlarının ilgilisi olan davacıya bildirildiği, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesinin olanaklı olmadığı, yukarıda da ifade edildiği üzere kesin süreye ilişkin ara kararın tesisi ile birlikte karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, bu ilkenin doğal sonucu olarak yargısal kesin süre ile sadece tarafların değil hakimin de bağlı olduğu ve dolayısı ile hakimin bu tür ara karardan dönmesinin hukuken geçersiz olduğu, davacının ara karara ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, davacının talebi ve dosya kapsamı dikkate alındığında davacının bilirkişi incelemesiyle belirlenebilecek olan davalı kusurunu ve araçtaki değer kaybını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (Benzer yöndeki kararlar için bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/06/2021 tarih ve 2017/3-3179 esas, 2021/806 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/06/2022 tarih ve 2020/8332 esas, 2022/5103 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/11/2021 tarih ve 2020/4398 esas, 2021/6282 karar sayılı ilamları)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDEDİLMESİNE,
3-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca 50,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
.../...
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE,
6-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/10/2023
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA