T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/419 Esas
KARAR NO : 2025/399
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/05/2023
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ...'un kiracısı olduğu, taşınmaz sahibinin tahliye talebine istinaden takip yaptığı, takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açtığı, dava dışı malikin kardeşi olan davalının iş bu davaya konu bonoyu takibe koyduğu davacının maaşından haciz yoluyla yaptığı, bonodaki imzanın davacıya ait olmadığını belirterek icra veznesine giren paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi, İzmir ... İcra Dairesi'nin... esas sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına ve iptali ile kötü niyet tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın yersiz ve dayanaksız imzaya itirazda bulunduğu açık ve net olarak ortada olduğu, davacı yanın dayanak olarak gösterdiği İzmir...Sulh Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası, huzurdaki dava dosyasından bağımsız olup davacının müvekkilin vasisi olduğu kardeşi ile arasında mevcut kira sözleşmesi ve tahliye taahhütnamesi gereğince tahliye talepli açılan icra takibindeki itirazı sonucu görülen itirazın iptali ve tahliye konulu derdest dava olduğu, davacı yan işbu dosyada da imza itirazında bulunduğu, itirazında haksız bulunduğu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile tespit olunduğu, davacı yan huzurdaki dava dosyasında da aynı şekilde imzaya itirazda bulunarak haksız ve mesnetsiz iddialarda bulunmak suretiyle ve ayrıca dayanaksız bir şekilde savcılık makamına suç duyurusunda bulunmak suretiyle yargılamayı uzatarak müvekkilinın haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, sahtelik iddiasına dayanan takip sonrası menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-Davacıya ait imza ve yazı örnekleri,
-İzmir CBS'nin...nolu soruşturma sayılı dosyası,
-Mahkememizce alınan 24/03/2025 tarihli bilirkişi raporu,
-İzmir...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacının, davalının kendisi aleyhinde İzmir... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında 1 adet bonoya istinaden takip başlattığı, takip dayanağı 15/03/2022 vade tarihli 5.100,00 TL bedelli senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiası ile iş bu davada davalıya bu senet sebebiyle borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, davalının ise davacının iddiasınında haksız olduğu, imzanın davacının eli ürünü olduğu, senedin tüm unsurları taşıdığını savunduğu, taraflar arasında takibe dayanak 15/03/2022 vade tarihli 5.100,00 TL bedelli bononun altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı, davacının bu senet sebebi ile davalıya borçlu olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
Davacı tarafından her ne kadar davaya konu senedin kira ilişkisi kapsamında düzenlenmiş olabileceği ileri sürülmüş ise de davalı tarafından kira ilişkisinin kabul edilmediği, bu sebeple takip ve davaya konu uyuşmazlık kambiyo senedinden kaynaklandığından ve taraflar arasında tüketici işlemi bulunmadığından mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısının ..., takip borçlusunun ..., takip konusunun 5.100,00 TL asıl alacak, 786,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.886,10 TL alacak, takip dayanağının ise 15/02/2022 keşide, 15/03/2022 vade tarihli 5.100,00 TL bedelli bono olduğu görülmüştür.
Davacının dava konusu senede ilişkin olarak davalı ve dava dışı... aleyhinde İzmir CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasında şikayetçi olduğu, yürütülen soruşturma neticesinde söz konusu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara karşı davacı müştekinin itiraz yoluna başvurduğu, itirazın İzmir ... Sulh Ceza Hakimliğinin ...Değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce davacının sahtelik iddiası yönünden yapılan incelemede, davacının mahkememiz huzurunda ayakta, oturarak ve çömelerek imza ve yazı örneklerinin alındığı, ayrıca davacıya dava konusu bononun düzenlenme tarihine yakın olacak şekilde imza ve yazı örnek asıllarının bulunduğu kurumları bildirmek üzere imkan tanındığı, davacının bildirdiği ilgili kişi ve kurumlardan belge asıllarının temin edildiği, dosyanın Adli Tıp Uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği bilirkişinin 24/03/2025 tarihli raporunda, imzaların genel görünümü, imzaların başlangıç ve bitim noktaları ile başlangıçlarında yapılan paraf buklelerinin inşası, imzaların orta bölümlerinde arka arkaya yapılan harf, bukle, kıvrım, çizgi ve gramalarıntersimi, bunların biri birlerine olan bağlanış şekilleri, imzaların ebatları, seyir, sürat, eğim, baskı, ritim, kalem yürütme ve istif özellikleri, işleklik dereceleri ile itiyadi unsurlar, kaligrafık ve karakteristik kişisel diğer özellikler yönünden dava konusu senedin, ön yüzü sağ alt kısmında borçlu ... adına atılmış bir adet imzanın, davacıya ait mukayeseye esas belgelerdeki tatbike medar imzalar arasında genel görünüşleri, seyir, sürat, eğim, ritim, baskı ve istif özelliklerinin benzer bir imza olduğunun tespit edildiği, senet aslı üzerindeki ... adına atılı borçlu imzasının davacı ...'nün eli ürünü olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Bono, ödeme vaadi niteliğinde kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen asıl borçlu durumundadır. Yine bono, bağımsız borç ikrarını içerir. İllete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.
Davacı, senetteki keşideci imzasının kendisine ait olmadığı iddiasında bulunduğuna göre, kural olarak iddiasını ispat etmesi gerekir (HMK 201. madde).
Somut olayda, davacı borçlunun dava konusu bonoda bulunan imzasını inkar ettiği, mahkememizce yapılan imza ve yazı incelemesinde imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun gerekçeli, objektif ve denetime elverişli olduğu, yeni rapor alınmasının yargılamaya katkı sağlamayacağı, nitekim dava konusu senede ilişkin yürütülen ceza soruşturmasında da aynı sonuçlara ulaşıldığı, buna göre davacının imza yönünden sahtelik iddiasının yerinde olmadığı, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi ve mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre yapılacak başkaca araştırma bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Davalı tarafın tazminat talebi yönünden yapılan incelemede mahkememizce takibin durdurulması yönünden verilen tedbir kararı bulunduğu ve davalı alacaklının bu tedbir kararı sebebi ile alacağına geç kavuşması söz konusu olduğundan tazminat talebinin kabulü gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının tazminat talebinin KABULÜ ile takip çıkış miktarı olan 5.886,10 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.177,22 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
3-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-... maddesi uyarınca takdir edilen 5.886,10 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-Dosyamız içerisinde bulunan Kadifekale Vergi Dairesi Müdürlüğü, Karabağlar 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı, ... Bankası A.Ş.,... Perakende A.Ş, ... A.Ş'ye ait davacının imza ve yazı örneklerinin bulunduğu belge asıllarının ilgili mercilere İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 07/05/2025
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA