T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/470
KARAR NO : 2024/498
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 11/01/2023
KARAR TARİHİ : 24/05/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ile davalı şirket arasında ticari iş çerçevesinde 08/09/2022 tarihli, 119.096,40 TL bedelli ve 17/08/2022 tarihli fatura bedeli olan 128.191,90 TL fatura alacağının ödenmeyen kısmı olan 85.147,60 TL nin davacı müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin alacağının tahsili için davalı borçlu şirket aleyhine Bucak İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlattığını, davalı şirketin borcu bulunmadığından bahisle takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, ancak davalı borçlu itirazına bir açıklama getirmediği ve ödeme belgesi de sunmadığını, davalı borçluya kesilen faturaların cari hesaba dayandığını, faturalara dayandırılan alacağın müvekkil firmanın ticari defter ve kayıtlarında sabit olduğunu, bilirkişi tarafından müvekkiline ait ticari defterlerde yapılacak inceleme ile bu hususun tespit edilebileceğini, müvekkili tarafından zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurduğunu ve bu sürecin olumsuz sonuçlandığını, açıklanan nedenlerle borçlu davalının haksız ve hukuka aykırı itirazının reddi ile takibin devamına, borçlu davalının itirazı kötü niyetli olduğundan alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı şirketinin ticaret sicilinde kayıtlı adresinin İzmir olduğunu, taraflar arasında yetkiye ilişkin olarak bir sözleşme bulunmadığını, ayrıca ticari alım satıma dair de bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını öncelikle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması ve yetkili olmayan icra dairesinde takibe devam olunmasının takibin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olacağı sonucunu doğurmayacağını, tarafların sözleşme ile yetkili mahkemeyi belirlemedikleri durumda borçlunun yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olacağını, bu nedenle borçlunun arabuluculuk başvurusunu İzmir Arabuluculuk Bürosuna yaptığını somut olayda tarafların yetkiye dair bir sözleşme ya da anlaşmalarının bulunmadığı gözetilerek yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında ağaç alım satımdan kaynaklanan ticari bir ilişki olduğunu, davacı tarafın müvekkiline yer altı ocağına tahkimat yapılması için ağaç satığını, ancak ağaçların taahhüt edilenden eksik olarak teslim edildiğini, bu nedenle davacının faturalara dayanan ürünleri müvekkili davalıya eksiksiz olarak ispat etmesinin gerektiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturanın konusu olan malın teslim edilmiş sonucunu doğurmayacağını, sözleşmelerde ise malın teslim edildiğinin teslim makbuzu, sevk irsaliyesi ve irsaliyeli fatura ile ispat edilebileceğini, faturanın sadece verilerin doğru olduğu karinesini doğurabileceğini, faturanın ticari defter ve kayıtlara kaydedilmesinin sadece karine teşkil edebileceğini, bu nedenle itiraz edilmeyen faturanın konusu olan malın teslim edilmiş, iş ve hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceğini, dava dilekçesi ve ekli belgelerden davacının fatura dışında başka bir dayanağının bulunmadığı, davacı tarafından malın tam ve eksiksiz teslim edildiği hususunu ispat edemediğini, açıklanan nedenlerle öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Dava; fatura bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
SMMM ...ın 26/03/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda; Davacının davalıya 7 adet fatura karşılığı 668.811,15 TL tutarında fatura düzenlediği, davalının, davacıya toplam 464.565,05 TL ödeme yaptığı, davalının ticari defter ve kayıtlarından tespit edildiği şekilde 10.12.2022 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 204.246,10 TL alacağı bulunduğu tespit edildiği, davacı defteri de alacağın 204.246,06 TL olduğu, davalı defterlerinde 204.246,10 TL olduğu, takibin 204.244,00 TL üzerinden başlatıldığı tespit edildiği, takipte 3.584,32 TL işlemiş faiz talebinin olduğu ancak dosya kapsamında yapılan incelemede davalıya gönderilmiş ihtarnamenin olmadığı görüldüğünden hesaplama yapılmadığı tespit edilmiştir.
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Şartlarına uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacının ticari defter ve kayıtlarının yasal şartları haiz olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarının yasal şartları haiz olmadığı, bu durumda davacı defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil teşkil edeceği anlaşılmıştır. Davacı defterlerine göre davacının davalıdan 204.246,06 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça defter kayıtlarının aksini ispata yarar hiçbir delilinde sunulmadığı, icra takibinin 204.244,00 TL üzerinde başlatıldığı anlaşılmakla alacağın likit olduğu da gözetilmek suretiyle davanın kabulüne icra inkar tazminatına ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1)Davanın KABULÜNE,
2)Bucak İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan İTİRAZIN 204.244,00 TL ÜZERİNDEN İPTALİ İLE TAKİBİN BU MİKTAR ÜZERİNDEN DEVAMINA,
3)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 204.244,00 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4)Alınması gerekli 13.951,90 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 3.471,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplamda 3.650,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.301,00 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5)Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 3.471,00 TL ıslah harcı, 2.250,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 204,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 6.284,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 32.636,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7)3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
8)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır