T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/499 Esas
KARAR NO : 2024/557
DAVA : Menfi Tespit (Komisyonculuktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2023
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Komisyonculuktan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin zeytinyağı üretimi yaptığı, bugün (15.06.2023) itibariyle bankalardan gelen haber ile mevduatlarına haciz konulduğunun öğrenildiği, takip dosyasında yapılan incelemede davacı müvekkilinin elektronik tebligat adresine 18.05.2023 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği, yasal itiraz süresinde tebligatın fark edilmediği ve icra takibinin kesinleştiği, icra dosyasının incelenmesinde takip alacaklısı görünen davalı ... Zeytincilik Ltd.’in 05.05.2023 tarihli 500.000,00 TL + KDV bedelli “komisyon bedeli” açıklaması ile düzenlenen faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığının öğrenildiği, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu olmadığını belirterek Torbalı İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında borclu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında yaklaşık 2-3 senedir iş ilişkisi bulunduğu, müvekkili şirketin üretici ve fabrikacı ile davacı şirket arasında köprü olduğu, davacı şirkete zeytinyağ temin ettiği, bu yaptığı iş karşılığında da davacı şirkete komisyon faturası düzenleyip fatura karşılığını davacı şirketten parça parça tahsil ettiği, davaya konu alacağa ilişkin iş ilişkisi de müvekkili şirketin davacı şirkete aracılık yaparak zeytinyağ temin ettiği firmalar ile ilgili komisyon bedeli olduğu, davaya konu fatura hariç olmak üzere her iki şirket arasında kesilmiş faturalar toplam tutarı ile müvekkil şirkete yapılan ödemelerin toplam tutarlarının birebir tuttuğu, ancak son kesilen makbuz olan davaya konu 05.05.2023 tarihli fatura bedeli olan KDV dahil 590.000,00TL müvekkil şirkete hiçbir şekilde ödenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, komisyonculuktan kaynaklanan faturaya dayalı takip sonrası açılan menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-Torbalı İcra Dairesinin... esas sayılı dosya sureti,
-Bilirkişi ...'ın 08/01/2024 tarihli raporu,
-Karşıyaka Vergi Dairesinin 27/03/2024 tarihli yazısı ve eki,
-Torbalı Vergi Dairesinin 26/03/2024, 11/06/2024 tarihli yazısı ve eki.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalının, davacı aleyhinde komisyonculuktan kaynaklanan faturaya dayalı alacağının tahsili için Torbalı İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla ilamsız takip kapsamında 590.000,00 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davacıya 23/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından takibe itiraz edilmediği, takibin kesinleştiği, davacının iş bu dava ile zeytinyağı üretimi yaptığı, taraflar arasında takibe konu faturadan kaynaklanan herhangi bir alacak ilişkisinin bulunmadığı, davalıya borçlu olmadığı iddiası ile menfi tespit isteminde bulunduğu, davalının ise taraflar arasında yaklaşık 2-3 yıldır ilişki bulunduğu, davacının fabrikasının bulunduğu, kendisinin ise zeytin yağı üreticilerinden davacıya mal tedariki yaparak komisyonculuk yaptığı, takibe konu alacağın bu ilişkiden kaynaklandığı, bu ilişki kapsamında davalı tarafından yapılan ödemeler olduğu, takibe konu alacağın ise ödenmediği, davacının takibe konu alacak nedeniyle borçlu olduğunu savunduğu, taraflar arasında komisyonculuk ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının takibe konu fatura nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
Davaya konu uyuşmazlığın komisyonculuk sözleşmesinden kaynaklandığı, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda 29/09/2023 tarihli celsede taraflara dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, tarafların ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri bildirdiği, mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın smmm bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 08/01/2024 tarihli raporunda, tarafların davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre taraflar arasında 2022 yılında ticari ilişki bulunmakla beraber takip tarihi itibariyle davalının cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir alacağının bulunmadığı, takibe konu faturanın davacı defterinde kayıtlı olmadığı, davalı defterlerinde ise takibe konu faturanın kayıtlı bulunduğu ve davalının söz konusu fatura nedeniyle davacıdan alacaklı göründüğü yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlığın menfi tespit isteğine ilişkin olduğu, davaya konu alacak faturaya dayanmakla ispat külfetinin davalı konumunda olmasına rağmen davalıda olduğu, bu kapsamda yapılan incelemede, tarafların defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe dayanak fatura davalı defterinde kayıtlı olmakla birlikte davacı defterinde kayıtlı olmadığı ve davacının kendi defterlerine göre davalıya borçlu olmadığı, bu durumda taraf defterleri uyuşmadığından ticari defter ve kayıtların delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, 523 sıra Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde 2021 yılı Temmuz ayından geçerli olmak üzere değişiklik yapıldığı, bu değişikliğe göre e faturaların taraflarca bildirimine lüzum bulunmaksızın BA ve BS formlarında yer aldığı, tarafların ayrıca BA ve BS formu bildiriminde bulunmasında engel bulunmadığı, bu şekilde yapılan bildirimlerin ise ilgili vergi dairesince "5015-B formu" seçilerek e beyanname sorgulama ekranından sorgulanabildiği, dosyamıza kazandırılan Torbalı Vergi Dairesinin 26/03/2024 ve 11/06/2024 tarihli BA ve BS formlarında her ne kadar takip dayanağı fatura davacı tarafından bildirilmiş görünmekte ise de yine Torbalı Vergi Dairesi tarafından mahkememize gönderilen "5015-B formu" sorgulama sonucu olan 11/06/2024 tarihli üçüncü yazıya göre takip konusu faturanın davacı tarafından ilgili vergi dairesine beyan edilmediği, bu sebeple BA ve BS formlarının da davalı yararına delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, davalı tarafından sunulan whatsapp yazışmalarının isticvap davetiyesi ile davacı şirkete tebliğe çıkartıldığı, davacı şirket yetkilisinin yapılan usulüne uygun ihtarata rağmen duruşmaya katılmadığı, söz konusu whatsapp yazışmalarında ... ve soy ismi tespit edilemeyen ... isimli şahıs arasında 13/09/2022-08/12/2022 tarihleri arasında, ... ve yine soy ismi tespit edilemeyen... isimli şahıslar arasında ise 26/01/2022-09/12/2022 tarihleri arasında görüşmeler olduğu görülmekte ve ... ve...'nun davalı şirketin yetkilileri olduğu davalı tarafından ileri sürülmekte ve mahkememizce yapılan defter incelemesinde taraflar arasında 2022 yılı ve öncesinde ticari ilişki bulunduğu saptanmış ise de, takip nedeni olarak gösterilen ..., ..., ... ticaret-...,...-Akhisar,...-Aydın, ...Milas... Ticaret-Çini,... ticaret- ... ...- Kemalpaşa, ...-Ezine isimli kişilerden davacının mal alıp almadığı, mal almış ise ne kadar mal aldığı, davacı ile davalı arasındaki komisyon anlaşması ile komisyon oranının ne olduğu, davalı tarafından bu işlerde komisyonculuk yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davalının hak kazandığı komisyon miktarının ne kadar olduğu hususlarının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, yine davalı tarafça tanık deliline dayanılmış ise de, davaya konu uyuşmazlığın senetle ispat kuralına tabi olduğu, ayrıca davacının mal alıp almadığı, mal almış ise ne kadar mal aldığı, davacı ile davalı arasındaki komisyon anlaşması ile komisyon oranının ne olduğu, davalı tarafından bu işlerde komisyonculuk yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davalının hak kazandığı komisyon miktarının ne kadar olduğu hususlarının tanık delili ile ispatlanmasının mümkün olmadığı, buna göre dosya kapsamı itibariyle davalının alacağının varlığını ve miktarını ispat edemediği, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliği ve dosya kapsamına göre mahkememizce yapılacak başka bir araştırma bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile Torbalı İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyası sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Alınması gerekli 40.302,90 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 10.075,73 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 30.227,17 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 10.075,73 TL peşin harç, 2.500,00 TL bilirkişi raporu, 190,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 12.945,63 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 88.600,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
6- İhtiyati tedbir nedeniyle yatırılan teminatın 6100 sayılı HMK'nın 392. maddesi gereğince işlem yapılarak davacıya İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/06/2024
Katip... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA