T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/67 Esas
KARAR NO : 2024/594
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/01/2023
KARAR TARİHİ : 26/06/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin taşımacılık hizmeti verdiği, davalı-borçlu ile arasında taşıma ilişkisinden kaynaklanan ticari ilişki olduğu, borçlunun taşıma hizmeti aldığı, bununla ilgili de kendisine fatura kesildiği, faturadan kaynaklanan bakiye alacak toplamının 29.519,76 TL olduğu, bu güne kadar ödenmeyen bu alacağa istinaden davalı aleyhine İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe ve yetkiye itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiş duruşmalara katılmamıştır.
DAVA:
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
- İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti,
-İstanbul Vergi Dairesinin 03/02/2023 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Vergi Dairesinin 06/03/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Bakırköy ... ATM'nin ... esas ve ... esas sayılı dosya sureti,
-Bilirkişi ...'nun 02/11/2023 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir 26 İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağına istinaden toplam 29.519,76 TL asıl alacak, 25,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.545,24 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 15/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 11/11/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca, ferilerine ve yetkiye itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında taşıma sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya taşıma hizmeti verildiği, davalının cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediği, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunup bulunmadığı, davacının cari hesap nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda 26/05/2023 tarihli duruşmada davalı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2021-2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalı vekilinin kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, davacı vekilinin ise yasal süresi içerisinde davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 02/11/2023 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüldüğü, takip tarihi itibariyle davacının kendi defterlerine göre davalıdan 29.519,76 TL tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişkinin cari hesap şeklinde gerçekleştiği, davacının takip tarihi itibariyle 29.519,76 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak cari hesap içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, TBK'nun 89, HMK'nun 10 ve İİK'nun 50.maddeleri uyarınca davacının yerleşim yeri olan İzmir icra dairelerinin yetkili olduğu, bu nedenle davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı, asıl alacak yönünden davalı tarafından takibe yapılan itirazın haksız olduğu ve iptali gerektiği, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından HMK'nun 329 maddesi uyarınca davalı aleyhinde sözleşme vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulması talep edilmiş ise de kanun koyucu tarafından takibe haksız şekilde yapılan itirazın yaptırımı olarak icra inkar tazminatının öngörüldüğü, mahkememizce bu hususta davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedildiği, davalı aleyhinde ayrıca anılan hükme istinaden yaptırım uygulamasına lüzum bulunmadığı gibi anılan hükmün yasal koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla davacının bu talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 29.519,76 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA,
2-29.519,76 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 5.903,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı vekilinin HMK 329 maddesi uyarınca vekalet ücreti talebinin REDDİNE,
4-Alınması gerekli 2.016,49 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 356,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.660,09 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 356,40 TL peşin harç, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 110,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 2.146,30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
8-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/7490 sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.26/06/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı