T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/724 Esas
KARAR NO : 2024/629
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan
DAVA TARİHİ : 02/06/2017
KARAR TARİHİ : 03/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklının tefeci olduğunu, müvekkilinin 2011 yılında davalıdan aylık %10 faizle 60.000 TL aldığını ve ödediğini, 2013 yılı Ocak ayında 103.000 TL daha aldığını, 18 ay 185.400 TL ödeme yaptığını, davalının bakiye borcu 70.000 TL olarak hesapladığını, müvekkilinin ödeme konusunda erteleme talep ettiğini, davalının adamlarıyla müvekkilinin iş yerine gelerek tehdit ve baskı ile boş senet imzalattığını, yine o tarihte ortağı olduğu şirketin hisselerine 60.000 TL karşılığında ortak olduğuna dair belge imzalattığını, müvekkilinin 70.000TL ödediğini, davalının bu kez borcun 180.000 TL olduğunu belirterek müvekkillerinden zorla aldığı boş senedi doldurarak İzmir ...İcra Müdürlüğünün.. sayılı dosyasında 10 örnek ödeme emriyle icra takibi başlattığını, senedin 05/07/2013 tanzim, 05/12/2013 ödeme tarihli 113.000 TL bedelli olarak davalı lehine doldurulduğunu, senetteki yazı ve imzaları müvekkilerin el ürünü olduğunu, bunun dışındakilerin sonradan doldurulduğunu, taraflar arasında hiçbir ticari ilişkinin olmadığını, davalı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, takip konusu senedin tehdit, korkutma ve baskı yoluyla zorla alınmış açık bir senet olduğunu, hükümsüz olduğunu, müvekkillerinden ...nın İzmir C.B.S'nın ... sayılı dosyası ile şikayette bulunduğunu akabinde İzmir... As.C.M'nin... esas sayılı dosyası ile davalı hakkında tefecilik yapma suçundan dava açıldığını, müvekkili...in ise İzmir C.B.S'nın ...soruşturma sayılı dosyası ile şikayette bulunduğunu, bu şikayetlerin birleştirildiğini, İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının davalının tefecilik yapma suçundan mahkumiyetiyle sonuçlandığını belirtilen nedenlerle İzmir...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında takip konusu yapılan bono nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların ailece görüştüklerini, davacıların işleri bozulunca müvekkilin hem yardım etmek hem de para kazanmak için işletmeye ortak olduğunu, ortak olduğuna ve para verdiğine ilişkin ortaklık senedi düzenlendiğini, belgenin silah zoruyla, tehditle düzenlendiği iddiasının doğru olmadığını, ortaklık senedi içeriğinde, bedeli nakden alınmıştır, karşılığında teminat senetleri verilmiştir yazıldığını, müvekkilinin davacı ...'in taahhüdü ihlalden dolayı karakolu alındığında diğer davacı ...'nın yalvarmalarına dayanamadığından borcunu kapatması ve hapisten kurtarması için 30.000,00TL nakit verdiğini, davacıların SGK ya olan borçları ile Vergi Dairesine olan borçları dikkate alındığında, davacıların borca batık olduklarının belli olacağını, müvekkilinin tefeci olmadığını, davacıların müvekkiline tehdit ve açığa atılan imzanın kötüye kullanılmasında da şikayet ettiklerini, Savcılığının 25/11/2015 tarihinde bu suçtan doluya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini, kararın davacılara tebliğ edildiği ve davacıların itirazlarının olmadığını, müvekkilinin tefecilik suçundan dolayı yargılandığını, aldığı cezanın haksız olduğunu, müvekkilinin aldığı cezanın istinaf incelemesinde olduğunu, davacıların borçlarını ödememek için müvekkiline karşı haksız suçlama yaptıklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, takip konusu bononun tahsili amacıyla girişilen takip sonrası açılan menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
- İzmir ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosya aslı,
-İzmir...Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosya aslı,
-Bilirkişi...18/04/2024 tarihli bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davalının İzmir ... İcra Müdürlüğünün...eski esas) esas sayılı dosyasında 113.000,00 TL asıl alacak, 17.228,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 130.228,63 TL alacak üzerinden davacılar aleyhinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacıların, davalının tefeci olduğu, tefe karşılığı davalıdan borç para alındığı, alınmış olan tüm paraların faizi ile birlikte davalıya ödendiği, ancak davalı tarafından bu ilişki kapsamında imza hariç tüm unsurları boş olarak alınan bonoya istinaden takip yapıldığı, bononun bedelsiz olduğu iddiası eldeki davayı ikame ettiği, davalının ise kendisinin davacılarla ticari ilişkisinin bulunduğu, davacılara verilen borç para karşılığı senedin düzenlendiği, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunduğu, taraflar arasında takibe konu senedin tefecilik karşılığı alınan senet olup olmadığı, bedelsiz olup olmadığı ve davacıların menfi tespit isteminin yerinde olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
İzmir... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ..., borçlularının ..., ..., takip dayanağının 05/07/2013 düzenleme, 05/12/2013 ödeme tarihli 113.000,00 TL bedelli bono, takip konusu alacağın 113.000,00 TL asıl alacak ve 17.228,63 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 130.228,63 TL alacak olduğu, takip tarihinin 19/03/2015 tarihi olduğu görülmüştür.
İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, katılanların İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, ..., müştekinin ..., sanığın ..., suçun tefecilik yapmak suçu olduğu, mahkemece 30/01/2018 tarihinde sanığın TCK nın 241/1, 43,62 maddeleri uygulanmak suretiyle neticeten 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 26/04/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının içerisinde bulunan İzmir CBS'nin ... soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, müştekilerin ... ve ..., mağdurun ..., şüphelilerin ... ve ... olduğu, müştekilerin şüpheliler hakkında tehdit ve açığa imzanın kötüye kullanıldığından bahisle şikayetçi olduğu, yürütülen soruşturma neticesinde 25/11/2015 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müşteki ... ve ... müdafiii tarafından karara itiraz edildiği, yapılan itiraz ile ilgili olarak İzmir... Sulh Ceza Hakimliğinin 06/01/2016 tarih ve ... Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine dair kesin olarak karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde 13/11/2019 tarih ... karar sayılı ilam ile ispat külfetinin davacılarda olduğu, davacıların iddialarını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının İstinaf kanun yoluna müracaat ettiği, istinaf incelemesi neticesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin 12/07/2023 tarih ve ... "...Somut olayda, davalı vekili tarafından İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile 05.07.2013 tanzim 05.10.2013 vade tarihli keşideci borçlu..., kefil ...ehdar ... olan 113.000.00.TL bedelli senede istinaden 113.000.00-TL asıl alacak ve 17.228.63-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 130.228.63-TL'nın tahsili için davalı tarafından davacılar aleyhine 19.03.2015 tarihinde kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile icra takibinde bulunulduğu, davacılar vekili tarafından icra takibine dayanak bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali istemine yönelik açılan iş bu menfi tespit davasının dava dilekçesinde harca esas dava değerinin 113.00.00-TL gösterildiği ve bu miktar üzerinden nisbi peşin harcın yatırılmış olduğu, mahkemece de davanın reddine karar verildiği, eksik harçla davaya devam olunamayacağından mahkemece davacılara dava dilekçesinin konu ve sonuç bölümünde açık bir şekilde belirtildiği gibi takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali yönündeki talebi doğrultusunda eksik peşin harç ikmal ettirilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken bu yönün gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup (Bknz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi' nin 26/04/2016 tarih ve 2016/774 Esas 2016/7461 Karar sayılı ilamı), doğru görülmemiştir.
... Dosyada mevcut İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.05.2017 tarih ve... Karar sayılı kararı ile ve "...katılanlar ... ve...inde ortak işyeri çalıştırdıkları, katılanların ekonomik sıkıntı içine girmeleri nedeni le 2011 ve 2012 yıllarında tanık ... vasıtasıyla sanık ...'dan faizle borç para aldıkları ve bu parayı faizi ile birlikte ödedikleri, katılanların 2013 yılında da sanıktan faizi le borç para aldıkları ve karşılığında çeşitli senetler verdikleri, sanıkla katılanlar arasında herhangi bir iş ilişkinin bulunmaması ve tanık beyanları ile de sanığın katılanlara borç para verdiğinin beyan edilmesi üzerine sanığın üzerine atılı müsnet (tefecilik) suçu işlediği sanığın savunması, katılanların beyanı, katılan kurum vekilinin beyanı, tanık beyanları, araştırma tutanağı, cep telefonu mesaj tespit tutanağı, facebook mesajları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla..." gerekçesi ile davalının tefecilik yapmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi ve verilen bu kararın kesinleşmesi, ceza mahkemesi tarafından verilen ceza kararında belirtilen maddi olgu ile hukuk hakiminin bağlı olması ile aynı ceza dosya içerisinde soruşturma aşamasında davalının 02.12.2014 tarihli emniyette şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde davalılardan 103.000.00.TL alacağı olduğu yönündeki beyanı ile tüm dosya münderecatına göre; her ne kadar İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile 05.07.2013 tanzim 05.10.2013 vade tarihli keşideci borçlu ..., kefil ... lehdar ... olan 113.000.00.TL bedelli senede istinaden 113.000.00-TL asıl alacak ve 17.228.63-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 130.228.63-TL'nın tahsili için davalı tarafından davacılar aleyhine 19.03.2015 tarihinde kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile icra takibinde bulunulmasına rağmen davacıların 2013 yılı içinde davalıdan 103.000.00.TL borç aldıkları kabul edilerek davacıların bu borçtan dolayı 2013 yılı ve sonrasında davalıya ödeme yapıp yapmadıkları hususunda taraf delilleri toplandıktan sonra gerekirse alanında uzman bilirkişi marifetiyle taraf ve yargı denetimine esas gerekçeli ve ayrıntılı bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir..." gerekçesi ile mahkememizin anılan ilamının kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın yukarıdaki esas numarasını aldığı görülmüştür.
Mahkememizce istinaf kaldırma ilamı uyarınca öncelikle davacı asillerin takip nedeniyle menfi tespit isteği bulunduğu dikkate alınarak takip çıkış miktarı üzerinden hesaplanan eksik harcın davacılara tamamlattırıldığı, sonrasında istinaf kaldırma ilamında bahsi geçen davalının 02/12/2014 tarihli kolluk ifadesine ilişkin olarak davalı asilin isticvap davetiyesi ile çağrıldığı, davalı asilin bu kolluk ifadesine ilişkin 21/02/2024 tarihli celsede isticvap suretiyle beyanının alındığı, sonrasında ise yine anılan istinaf ilamı uyarınca davacılara davalıya yapıldığı bildirilen ödemelere ilişkin belgeleri sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, sonuçlarının hatırlatıldığı ve dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi tarafından istinaf kaldırma ilamı uyarınca hesaplama yapıldığı ve bu raporun taraflara tebliğ edildiği görülmüştür.
Dava konusu uyuşmazlıkta ispat külfetinin senede karşı menfi tespit isteğinde bulunan davacılarda olduğu, davacıların senedin bedelsiz olduğu ve açığa imzanın kötüye kullanıldığı iddialarına ilişkin olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma sayılı dosyasında 25/11/2015 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davacıların davalı aleyhinde tefecilik suçuna ilişkin şikayet başvuruları hakkında İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas... sayılı ilamı ile tefecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve bu hüküm kesinleşmiş ise de söz konusu ilamda iş bu dava konusu senede ilişkin herhangi bir değerlendirme ve tespitin yer almadığı, sadece taraflar arasında 2012-2013 yıllarında muhtelif tarihlerde ve bedellerde tefe karşılığı borç para alışverişi olduğunun belirtildiği, bu sebeple söz konusu ilamın mahkememiz yönünden TBK'nun 74.maddesi kapsamında fiilin hukuka aykırılığı ve maddi olgu bakımından bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği, her ne kadar davalı asil tarafından 21/02/2024 tarihli celsede 02/12/2014 tarihli kolluk ifadesi içeriği tamamen kabul edilmemiş ve davacılardan 110.000,00 TL alacağının bulunduğu ileri sürülmüş ise de mahkememizce davalının 21/02/2024 tarihli celsedeki beyanına itibar edilmediği, istinaf ilamında belirtildiği ve kabul edildiği üzere davalının 02/12/2014 tarihli kolluk ifadesi esas alınarak taraflar arasındaki borç ilişkisinin değerlendirildiği, davalının bu kolluk ifadesinde davacılara 103.000,00 TL borç para verdiğini beyan ettiği, davacılarca bu borcun ödendiği bildirilmiş ise de mahkememizce 21/02/2024 tarihli celsede verilen kesin süreye rağmen davacıların bu bonoya ilişkin yapılan ödemelere dair herhangi bir yazılı belge sunmadığı, bu durumda mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre davalının takibe dayanak bono nedeniyle 103.000,00 TL asıl alacak ve 15.703,97 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam davacılardan 118.703,97 TL alacağının bulunduğu, takip nedeniyle davacıların 10.000,00 TL asıl alacak ve 1.524,66 TL takip öncesi işlemiş faiz olamak üzere 11.524,66 TL davalıya borçlu olmadığının kabulü gerektiği, fazlaya ilişkin istem yönünden davacıların iddialarını yazılı delillerle ispat edemediği, ayrıca davacıların yemin deliline dayanmadığı, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamına göre mahkememizce yapılacak başka bir araştırma bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacılar tarafından kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de davacılarca davalının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği, bu sebeple davacılar yararına tazminat isteme koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkememizce davacıların talebi üzerine yargılama aşamasında icra veznesine yatırılacak paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş ise de davacılar tarafından mahkememizce hükmedilen teminat yatırılmadığı ve tedbir kararı infaz edilmediği anlaşılmakla davalı yararına tazminata hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacıların İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında 10.000,00 TL asıl alacak, 1.524,66 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.524,66 TL alacak yönünden davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Davacıların kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-İcra veznesine girecek paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş ise de davacılar tarafından ara kararda belirtilen teminat yatırılmadığından ara karar gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmakla davalı yararına tazminata hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Alınması gerekli 787,24 TL karar ve ilam harcının davacılar tarafından yatırılan 1.929,76 TL peşin harç ve 295,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.224,76 TL'den mahsubu ile bakiye 1.437,52 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacılara İADESİNE,
5-Davacılar tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 787,24 TL karar ve ilam harcı, 2.200,00 TL bilirkişi ücreti, 312,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 3.330,67 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen reddi dikkate alınarak (11.524,66/130.228,63=0,08) 294,74 TL'sinin davalıdan tahsili davacılara ÖDENMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinden BIRAKILMASINA,
6-Davacılar kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 11.524,66 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ÖDENMESİNE,
7-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 18.992,64 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
9-Kararın kesinleşmesinden sonra İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... esas ve İzmir... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyalarının mercilerine İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA