T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/828 Esas
KARAR NO : 2024/865
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/10/2023
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı-borçlu arasında mal alım satımından kaynaklanan ticari ilişki olduğu, davalının müvekkilden yolluk kesme makinası satın aldığı, bununla ilgili de kendisine fatura kesildiği, müvekkilinin faturanın ödenmeyen bakiyesinden kaynaklanan 16.455,61 Euro davalıdan alacağı bulunduğu, bugüne kadar ödenmeyen bu alacağa istinaden davalı aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı-borçlunun yetkiye, takibe, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek belirterek takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı yasal cevap süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kendisine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, davacı şirket ile 10/06/2019 tarihinde 30.000 Euro bedelli döküm yolluk kesme makinası imalatı hususunda anlaşma yapıldığı, bu anlaşma doğrultusunda 19/06/2019 tarihinde 10.000 Euro'luk peşin ödemenin yapıldığı, söz konusu makinenin tesliminden sonra 21/11/2022 tarihinde davacı şirket tarafından 60.000 Euro tutarında fatura düzenlendiği, bu faturaya itiraz edildiği, yapılan görüşmeler neticesinde makine bedelinin 45.000 Euro olması hususunda anlaşma sağlandığı, bu nedenle davacıya 04/04/2023 tarihinde 15.000 Euro iade faturası düzenlendiği, ayrıca 12/04/2023 tarihinde 35.000 Euro karşılığı olacak şekilde davacı şirket hesabına 717.740,00 TL ödeme yapıldığı, davacı şirketin iade faturasına itiraz etmediğini belirterek davacının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-Kemalpaşa İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti,
-Kocaeli Vergi Dairesinin 25/10/2023, 01/07/2024 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Vergi Dairesinin 26/10/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...'ın 02/09/204 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde Kemalpaşa İcra Dairesinin... sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden 16.455,61 Euro asıl alacak ve 9,02 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.464,63 Euro alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 24/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 25/04/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde, yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak faturaya konu malın teslim edildiği, davalının bakiye fatura bedelini ödemediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının davaya yasal süresinde cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, yasal süresinden sonra sunulmuş olan cevap dilekçesinde de usulüne uygun tebligat yapılmadığı, cevap dilekçesinin süresinde sunulduğu,takip dayanağı faturaya ilişkin olarak davacıya kısmi iade faturası düzenlendiği, bu faturanın davacı tarafından kabul edildiği, davacıya borcunun bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında Kemalpaşa icra dairelerinin yetkili olup olmadığı, satım sözleşmesi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, fatura bedelinin ödenip ödenmediği, davacının fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce dava dilekçesinin davalının... Köyü yolu 1. Km ... Sokak No:... Gebze Kocaeli ve ... Mahallesi ...Sok. No... Gebze Kocaeli adreslerine ayrı ayrı tebliğe çıkartıldığı, bu adreslerden tebligatların muhatabın tanınmadığından bahisle iade edildiği, bunun üzerine mahkememizce davalının ticaret sicil adresi olan ve daha önce tebligat çıkartılmış/bila ikmal iade edilmiş olan ...Mahallesi... Sok. No:... Gebze Kocaeli adresine T.K madde 35'e göre dava dilekçesi, tensip tutanağı ve ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiye ile delil ibraz ihtaratının ayrı ayrı 06/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının yasal cevap süresinden sonra 06/09/2024 tarihinde davaya cevap verdiği, davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olduğu, davalının usulsüz tebligat iddiası ve eski hale getirme talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle davalının defter ve kayıtlarının incelenmesi için 22/03/2024 tarihli celse ara kararı ile davalıya 2022-2023-2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, duruşmaları takip etmeyen davalıya meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının 05/04/2024 tarihinde kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bunun üzerine mahkememizce 28/06/2024 tarihli celse ara kararı ile davacının defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verildiği, davacı vekilinin ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 02/09/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaya ilişkin olarak davalı tarafından 10.000 Euro karşılığı 146.823,00 TL ve 33.996,78 Euro karşılığı 717.740,00 TL ödeme yaptığı, davacının kendi defterlerine göre söz konusu faturadan kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle davalıdan 16.003,22 Euro tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre takibe dayanak faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu, davacının bu fatura nedeniyle takip tarihi itibariyle 16.003,22 Euro tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak fatura içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle yasal süresinde herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, süresinden sonra sunulan cevap dilekçesi ekindeki proforma fatura ve iade faturasına itibar edilemeyeceği gibi yine bu dilekçe ekinde sunulan 10.000,00 Euro'luk peşin ödemenin davacının da kabulünde olduğu, ayrıca iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını 16.003,22 Euro üzerinden ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de taraflar arasında satım sözleşmesi bulunduğu, 6100 sayılı HMK'nun 10, 6098 Sayılı TBK nun 89 ve 2004 Sayılı İİK'nun 50 maddesi uyarınca davacının ticaret merkezi olan Kemalpaşa İcra Dairelerinin yetkili olduğu, davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı, davalının takip ile temerrüde düştüğü, dava konusu alacağın cinsine göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca yabancı paraya uygulanacak faiz olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 16.003,22 Euro ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiz ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-342.265,66 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 68.453,13 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 32.145,72 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 6.497,13 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 25.648,59 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 6.497,13 TL peşin harç, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.106,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 10.372,98 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (470.585,88/483.888,73=0,97) 10.087,81 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 74.587,88 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/10/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA