T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/861 Esas
KARAR NO : 2024/661
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 30/10/2023
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:müvekkili...nun kullanmında olan ...plakalı araca, davalı Doğa sigortada ...poliçe numarası ile sigortalı davalılardan ... adına kayıtlı ... plakalı aracın şoförü davalılardan ...n, müvekkiline ait aracın sağ arka köşe ve sağ arka tekerlek kısmına çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kaza nedeniyle müvekkilinin aracında hasar meydana geldiği, kazanın oluşumunda müvekkil...'nun herhangi bir kusuru olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL değer kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazları olduğu, dava konusu talebin muaccel olmadığı, davacının aracında değer kaybı meydana gelmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalılar davaya cevap vermemiş duruşmalara da katılmamışlardır.
DAVA:
Dava 6098 Sayılı TBK'nın 71 ve 2918 Sayılı KTK'nın 85 ve devamı maddeleri kapsamında açılan motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan maddi tazminat ( değer kaybı) isteğine ilişkin ilişkindir.
DELİLLER:
-Kaza tutanağı,
-.. Sigorta A.Ş'nin 03/11/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin 13/11/2023 tarihli yazısı ve eki.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK’da gider avansı ve delil avansı ayrı ayrı düzenlenmiştir. Kanun’un 120. maddesi, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir. Bu maddede öngörülen gider avansı, HMK’nın 114. maddesi uyarınca dava şartları arasında yer almaktadır. Dava şartlarının eksik olması ve tamamlanmaması durumunda ise aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca usulden red kararı verilmesi öngörülmüştür.
Aynı Kanun’un 324. maddesinin başlığı ise “Delil İkamesi İçin Avans” olup, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda oldukları belirtilerek, tarafların birlikte aynı delilin ikamesini talep etmiş olmaları halinde gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri ve taraflardan birisinin avans yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde diğer tarafın bu avansı yatırabileceği ve aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere HMK’nın 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir.
Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin, gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı, HMK’nın 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur.
HMK’nın 324. maddesi gereğince bu avansın hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır.
Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir.
Ayrıca; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle 6100 sayılı HMK. nun 90. (1086 sayılı HUMK.nun 159.) maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 6100 sayılı HMK. nun 94. (1086 sayılı HUMK.nun 163.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacagı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkca anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacının, kendisine ait ... plakalı aracın 13/11/2021 tarihinde davalı ...in sürücüsü, diğer davalı ...'ın işleteni, davalı sigortanın ise zmms sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile maddi hasarlı çift taraflı trafik kazasına karıştığı, kaza sonrasında aracının hasarlandığı, hasar nedeniyle araçta değer kaybı meydana geldiği iddiası ile iş bu davada tazminat isteminde bulunduğu, davalı sigortanın ise görev itirazında bulunduğu, davacı aracının plastik aksam olan arka tamponda hasar oluştuğu, bu parçanın niteliği gereği değer kaybı oluşmayacağı, bu sebeple davacının başvurusunun reddedildiği, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğu, mahkemece kusur ve hesap yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini savunduğu, diğer davalıların davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldıkları, taraflar arasında davaya konu kazada taraf sürücülerinin kusur durumlarının ne olduğu, davacı aracının hasarlanıp hasarlanmadığı, hasar var ise davacının değer kaybı zararının olup olmadığı, varsa miktarının ne olduğu ve davalıların sorumlu olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
Davaya konu uyuşmazlığın haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığı, davacının sorumluluk sigortacısı olarak davalı sigortaya ve ihtiyari dava arkadaşı olarak diğer davalılar işleten ile sürücüye husumet yönelttiği, davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla davalı sigorta vekilinin görev itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce taraflarca gösterilen tüm delillerin toplandığı, dava konusu kazaya ilişkin hasar dosyası ile davacı aracının geçmiş hasar kayıtlarına ilişkin belgelerin dosyaya kazandırıldığı görülmüştür.
Mahkememizce 29/03/2024 tarihli celse ara kararı ile davalı sigortanın cevap dilekçesinde kusura itiraz ettiği, bilirkişi incelemesi talebinde bulunduğu ve diğer davalılarca da davaya cevap verilmemek suretiyle davacının iddialarının inkar edilmiş olduğu dikkate alınarak dosyanın mahkememizce resen seçilecek trafik kusur bilirkişine tevdii ile trafik bilirkişisinden 13/11/2021 tarihinde meydana kazada davacı, davalı sürücü ve dava dışı üçüncü kişilerin kusur durumlarının tespitine yönelik olarak kaza tespit tutanağında bulunan bilgiler ile tarafların beyanları dikkate alınarak kazanın ne şekilde meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde dikkatsiz ve tedbirsiz davranışların neler olduğu, gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, davaya konu olayda ihlal edilen kuralların hangileri olduğu, yolun ve aracın kazaya etkisinin olup olmadığı, etkisi var ise ne şekilde olduğu hususlarında bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişinin görev tanımının açıkça yapıldığı, ayrıca söz konusu ara kararda bilirkişi için ücret takdir edildiği ve bu ücreti yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansının mahkememiz veznesine depo edilmemesi halinde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılacağının huzurda bulunan davacı vekiline tefhim ve ihtar edildiği, davacı vekilince bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmadığı, davacı vekili tarafından kesin ve yasal süresi içerisinde bilirkişi masrafının yatırılmaması sebebiyle mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği, mahkememizce 29/03/2024 tarihli celseye katılan davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansını mahkememiz veznesine depo etmeyen davacının 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca kusur yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, davacının talebi ve dosya kapsamı dikkate alındığında davacının bilirkişi incelemesiyle belirlenebilecek olan davalı sürücünün kusurunu ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir (Benzer yöndeki kararlar için bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/06/2021 tarih ve 2017/3-3179 esas, 2021/806 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/06/2022 tarih ve 2020/8332 esas, 2022/5103 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/11/2021 tarih ve 2020/4398 esas, 2021/6282 karar sayılı ilamları).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 853,88 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 426,28 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
6-Ödemiş Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2024
Katip ... Hakim ..
E-İMZA E-İMZA