T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/930
KARAR NO : 2025/28
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/11/2023
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 25.10.2022 tarihinde 100*120 5 ebatında birim fiyatı 110,00 TL olan 408 adet tahta ahşap palet (44.880,00 TL tutarında), 100*120 7 ebatında birim fiyatı 130,00 TL olan 1.632 adet tahta ahşap palet (212.160,00 TL tutarında), 80*120 5 ebatında birim fiyatı 110,00 TL olan 1.904 adet tahta ahşap palet (209.440,00 TL tutarında) ürünlerin satışıyla ilgili toplamda KDV dahil 550.446,40 TL tutar üzerinden anlaşıldığı, müvekkili şirket tarafından satış faturası düzenlendiği, yine 25.10.2022 tarihinde satışa konu bir kısım ürünlerin davalı tarafından iptal edilmesi nedeniyle davalı şirket tarafından iade faturası düzenlendiği, 25.10.2022 tarihli iade faturasına konu 100*120 7 ebatında birim fiyatı 130,00 TL olan 500 adet tahta ahşap palet (65.000,00 TL tutarında), 80*120 5 ebatında birim fiyatı 110,00 TL olan 1.904 adet tahta ahşap palet (209.440,00 TL tutarında) olmak üzere toplamda KDV dahil 323.839,20 TL tutarında ürünler için davalı şirket tarafından iade faturası düzenlendiği, satışa konu diğer ürünlerin ise davalı şirkete teslim edildiği, müvekkili şirket tarafından söz konusu satış sözleşmesine ilişkin vergiler dahil olmak üzere toplamda 550.446,40 TL'lik fatura düzenlendiği, faturanın davalı tarafa gönderildiği, davalı şirket ise vergiler dahil olmak üzere toplamda 323.839,20 TL'lik iade faturası düzenlediği, müvekkili şirkete gönderdiği, kalan tutarın 226.607,20 TL olduğu, ancak bu tutarın müvekkili şirkete ödenmediği, bunun üzerine müvekkili tarafından Menderes İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasıyal icra takibi başlatıldığı, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline, icra takibinin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili yasal süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle işbu davada mahkemenizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemelerin Aydın Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği, davacı tarafça müvekkili firmaya verilmiş olan herhangi bir palet bulunmadığı, böyle bir ürünün irsaliyesinin imzası ile birlikte teslim edilmesinin gerektiği, müvekkili firmaya ya da yetkilendirilen herhangi birine böyle bir ürün tesliminin yapılmadığı, davacı firmanın da palet üreten bir firma olmadığı, müvekkilinin davacı firma ile herhangi bir ticaretinin olmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari satımdan kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-Menderes İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının sureti,
-Menderes Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden getirtilen davacı şirkete ait 2022 ve 2023 yılı Ba/Bs kayıtları,
-Aydın Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden getirtilen davalı şirkete ait 2022 ve 2023 yılı Ba/Bs kayıtları,
-Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 11.06.2024 tarihli bilirkişi raporu,
-Bilirkişi ...nlenen 13.12.2024 tarihli bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde Menderes İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden 226.607,20 TL asıl alacak, 12.851,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 239.458,62 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 29.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 29.05.2023 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacının, davalıya tahta ahşap palet satışı yaptığı, bundan kaynaklı olarak davalıdan alacağının bulunduğu ve itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise yasal süresinde davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, yasal süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ise mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, davacıdan alınmış olan herhangi bir mal bulunmadığı ve borcunun bulunmadığını savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mahkememizin yetkili olup olmadığı, ticari satım ilişkisi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak faturalara konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, fatura bedelinin ödenip ödenmediği, davacının fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Dava dilekçesinin davalı şirkete 28.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının yasal süresinden sonra 12.01.2024 tarihinde davaya cevap verdiği ve mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, yetki itirazının ilk itiraz olduğu ve davaya cevap süresi içerisinde bildirilmesinin gerektiği, itiraz süresinde olmadığından reddinin gerektiği mahkememizce değerlendirilmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle 05.04.2024 tarihli celsede davalıya ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının ara kararı doğrultusunda ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 11.06.2024 tarihli raporunda, davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında cari hesap şeklinde ticari ilişki bulunduğu, takip tarihi olan 22.05.2023 tarihi itibariyle davacının davalıdan 226.607,20 TL tutarında cari hesaptan kalan alacağının bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Yine mahkememizin 05.04.2024 tarihli celsesinde davacı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacının ara kararı doğrultusunda ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahallinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 13.12.2024 tarihli raporunda, davacı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi olan 22.05.2023 tarihi itibariyle davacının davalıdan 226.607,20 TL alacaklı olduğu, davalı şirket tarafından işbu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; mahkememizce yapılan taraf defterlerinin incelemesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlarda davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 226.607,20 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu sebeple davacının teslim olgusunu ve takip tarihi itibariyle alacaklı olduğunu ispat ettiği, bu durumda ispat külfetinin davalıya geçtiği, davalının davacıya borcu bulunmadığını veya ödeme yaptığını ispat etmesinin gerektiği, ancak davalı tarafından davaya yasal süresi içerisinde cevap verilmediğinden davalının delil bildirme ve sunma hakkını yitirdiği, bu nedenle davalının bu savunmasını destekler herhangi bir delil bulunmadığı, bunun yasal sonucu olarak davalının faturaya konu mal ve hizmeti eksiksiz şekilde teslim aldığı ve takip tarihi itibariyle davacıya 226.607,20 TL borçlu olduğunun ve davacının takibe konu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında asıl alacak tutarında haksız olduğu, davacı tarafından TTK'nun 1530.maddesi uyarınca takip öncesi işlemiş faiz talep edilmiş ise de, 6102 Sayılı TTK'nun 1530. Maddesinin, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası satım sözleşmelerine uygulanmasının söz konusu olmadığı, taraflar arasında tacirler arası satış ilişkisinin mevcut olduğu, davacının davalıya sattığı ve takip dayanağı faturanın konusunu ahşap palet satımının oluşturduğu, taraflar arasında süreklilik arz eden yazılı veya sözlü bir mal tedarik sözleşmesi bulunmadığı, bu yönde delil de olmadığı, bu nedenle somut olayda TTK 1530. maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı, davalının takip ile temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, ancak davacının takipte %9 üzerinden yasal faiz talep ettiği, taleple bağlı kalınması gerektiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Menderes İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 226.607,20 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 226.607,20 TL asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 45.321,44 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 15.479,53 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 4.089,65 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 11.389,88 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 4.089,65 TL peşin harç, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 577,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 9.936,50 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (226.607,20/239.458,62=0,94) 9.340,31 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 36.257,15 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davalı kendisini davada vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 12.851,42 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE,
8-Menderes Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/01/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza