T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/989 Esas
KARAR NO : 2025/18
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2023
KARAR TARİHİ : 08/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirketin 2023 yılında davacı müvekkili şirketten dilekçe ekinde bulunan faturalarda yazılı malları satın aldığını, ancak aradan geçen süreçte müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, bu nedenle davalı şirket aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, yapılan icra takibine davalı borçlu şirket tarafından icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak "müvekkil firma ile takip alacaklısı firma yaptıkları işlerde düzenlenen faturalarda 90 gün ve 120 gün sonra ödeme yapılması üzerine anlaşmış ve bu şekilde çalışmaktadırlar. Takip alacaklısı taraflar arasında oluşan ticari teamüle aykırı olarak faturaların ödeme günleri henüz gelmeden ve müvekkil firma bu hususta hiçbir şekilde ihtar edilmeden kötü niyetli olarak ve taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak icra yoluna başvurulmuştur." gerekçesiyle itiraz ettiğini, davalının, takip konusu fatura alacaklarından doğan borcun miktarına itiraz etmediğini, taraflar arasında fatura alacaklarının 90 veya 120 gün vadeyle ödeneceğine ilişkin bir anlaşma olmadığını, HMK 201 gereğince hukuki işlemlere ilişkin bu iddianın davalı tarafından senetle ispat edilmesi gerektiğini, davalı şirket itirazında fatura alacaklarının kendilerine ihtar edilmediğini iddia etmişse de ödeme emrinin tebliği açısından böyle bir zorunluluk olmadığını, tebliğ ile birlikte temerrüdün gerçekleşmiş olduğunu, bu hususta arabulucuya müracaat edildiğini, ancak anlaşmazlıkla sonuçlandığını iddia ederek davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 292.369,24 TL yönünden itirazın iptaline, haksız itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı şirket ile müvekkili şirket arasında önceden beridir devam eden ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin davacı şirketten satın aldığı mallar karşılığı düzenlenen fatura bedellerinin 90 ve 120 günlük vadeler sonunda taksitler halinde ödendiğini, bu şekilde ödemenin öteden beri devam ettiğini ve teamül haline geldiğini, davacı şirket tarafından bir kısım faturaların ödeme günleri gelmeden İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, dolayısıyla taraflar arasında oluşan teamül gereğince yapılan takibe itiraz ettiklerini, takip dayanağı faturalarla ilgili olarak müvekkili şirkete herhangi bir ihtar ya da ihbar gönderilmediğini, müvekkili şirket temerrüde düşürülmeden takip konusu alacak için işlemiş faiz tabinde bulunulamayacağını, davacının takip konusu yaptığı alacak iddiasının kesin ve doğru olup olmadığının tespiti için tarafların ticari defterleri ve muhasebe kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenerek tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin takip dosyasına yapmış olduğu itirazında haklı olduğunu savunarak, davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak tazminata, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir... İcra Dairesinin... esas sayılı dosya sureti,
-Bursa Vergi Dairesinin 19/12/2023 ve 14/06/2024 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Vergi Dairesinin 05/02/2024 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...nın 31/05/2024 tarihli raporu,
-Bilirkişi...n 12/09/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesinin... sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan 7 adet fatura alacağına istinaden 292.369,24 TL, 24.731,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 317.100,48 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 05/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 06/11/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, takibe dayanak faturalara konu malın davalıya teslim edildiği, davalı tarafından takibe yapılan itirazın haksız olduğu iddiası ile davalının takibe konusu asıl alacak yönünden itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise taraf defterlerinin alacak miktarının tespit için incelenmesi gerektiği, alacağın likit olmadığı, takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olmadığı, taraflar arasında vade uygulamasına ilişkin ticari teamül bulunduğu, davacının talebinde haksız olduğunu savunduğu, taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlığın takibe dayanak faturalara konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, davacının bu faturalar sebebiyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu, takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekiline takip öncesi işlemiş faiz talebi olup olmadığını açıklamak, talebi var ise eksik harcı ikmal etmek üzere mahkememizce 12/06/2024 tarihli celse ara kararı ile 2 haftalık kesin süre verildiği, sonuçlarının hatırlatıldığı, davacı vekilinin 12/06/2024 tarihli beyan dilekçesi ile takip öncesi işlemiş faiz talebi bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle 15/03/2024 tarihli celsede davalıya 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 31/05/2024 tarihli raporunda, davalının incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe dayanak 10/08/2023 tarih ... sıra numaralı 185.415,57 TL tutarlı ve...seri numaralı 48.496,76 TL tutarlı faturaların üzerinde "Ödeme Tarihi" olarak 09/10/2023 tarihinin yazılı olduğu, diğer ARO....7, ARO...14 ve ARO...16 sıra numaralı faturalarda ise ödeme tarihi sütununda yazılı olan tarihinin fatura tarihiyle aynı olduğu, takibe dayanak... ve ...ıra numaralı faturaların davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, "ARO" ibaresiyle başlayan 5 adet ve toplam 615.152,33 TL tutarlı E-Fatura nitelikli faturaların ise davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete, 22/05/2023 tarihinde... Bankasının ...seri numaralı ve 100.000,00 TL tutarında ve 02/08/2023 tarihinde ise ... Bankası'na ait ... seri numaralı 325.000,00 TL tutarında müşteri çeklerini cari hesaba mahsuben ciro ederek verdiği, buna göre davacıdan satın alınan 5 adet fatura bedeli olan toplam 615.152,33 TL tutarında mal faturası bedelinin 2 adet banka çekiyle toplam 425,000,00 TL kısmının ödendiği, 10/09/2023 tarihi itibariyle davalının davacıya bu faturalar sebebi ile 190.152,33 TL borcu bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce 12/06/2024 tarihli celsede ise davacı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacının yasal süresinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde mahallinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 12/09/2024 tarihli raporunda, davacının incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı 7 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının bu faturalar sebebi ile takip tarihi itibariyle davalıdan 292.369,24 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; mahkememizce yapılan taraf defterlerinin incelemesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı 7 adet faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle bu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan 292.369,24 TL bakiye alacağının bulunduğu, davalı defterlerinde yapılan incelemede ise takip dayanağı 7 adet faturadan 5'inin davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, takip dayanağı olan ... ve ... sıra numaralı 2 adet faturanın ise davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 190.152,33 TL borçlu göründüğü, bu durumda usulüne uygun tutulan taraf defterlerinin birbirlerini doğruladığı 5 adet fatura yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı defterinde kayıtlı olmayan 2 adet faturaya ilişkin olduğu, davacı tarafından bu 2 adet faturaya ilişkin 10/06/2024 tarihli dilekçe ekinde sevk irsaliyesi sunulmuş ise de sunulan sevk irsaliyelerinin imzalı olmadığı, ayrıca bu irsaliyelerin davalı adına düzenlenmediği, bu nedenle mahkememizce bu sevk irsaliyelerine itibar edilmediği, yine dosyamız içerisine kazandırılan davalıya ait BA ve BS formlarına ilişkin Bursa Vergi Dairesinin 14/06/2024 tarihli yazısına göre davalı tarafından takip dayanağı faturaların BA ve BS formları ile ilgili vergi dairesine bildirilmediği, 2021 yılı Temmuz ayı itibariyle e fatura niteliğindeki faturaların mükellef tarafından ayrıca bildirimine gerek bulunmadığından sistem tarafından otomatik olarak kaydedildiği ve BA ve BS formlarında yer aldığı, Bursa Vergi Dairesinin 19/12/2023 tarihli yazısının ekinde yer alan BA ve BS formlarının bu nitelikte olduğu, mahkememizce belirtilen nedenle Bursa Vergi Dairesinin 19/12/2023 tarihli yazısına itibar edilmediği, mahkememizce bu iki faturaya ilişkin mal ve hizmetin davalıya teslim edildiği hususunda davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı dikkate alınarak 09/10/2024 tarihli celsede davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı vekilinin 13/10/2024 tarihli dilekçesi ile yemin deliline başvurduğu, mahkememizce sehven mahkememiz yargı çevresi dışında bulunan davalıya talimat yazılmaksızın yemin davetiyesinin tebliğ edildiği, 08/01/2025 tarihli celsede davacı vekilinin yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiği, buna ilişkin beyanda bulunduğu, bunun üzerine mahkememizce davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, buna göre davacının taraf defterlerinin uyuştuğu 5 adet fatura yönünden davalıdan takip tarihi itibariyle 190.152,33 TL alacaklı bulunduğu ispat ettiği, diğer 2 fatura yönünden ise mal ve hizmetin davalıya teslim edildiği ve alacağın varlığı ve miktarının ispat edilemediği, bu durumda teslim edildiği ve bedeli ödenmediği davacı tarafından ispatlanan 5 adet fatura yönünden davalının aksini yani fatura bedellerinin ödendiğini, borcunun bulunmadığını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davalının bu hususta herhangi bir yazılı delil sunmadığı, yine davalı tarafından takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olmadığı savunulmuş ise de davalının taraflar arasında vade uygulamasına ilişkin herhangi bir yazılı delil sunmadığı, yapılan defter incelemesinde de taraflar arasında herhangi bir ticari teamülün bulunmadığının tespit edildiği, ayrıca davalıya teslimi ispatlanan 5 adet faturadan 2'sinin vadesinin 09/10/2023 olduğu, diğer 3 faturada ise vadenin fatura tarihleri ile aynı olduğu, takibin 30/10/2023 tarihinde başlatıldığı dikkate alındığında takip tarihi itibariyle 5 adet faturaya konu alacağın muaccel olduğu, davalının bu savunmasının da yerinde olmadığı, böylece davacının takibe dayanak 7 adet faturadan 5'ine konu mal ve hizmetin davalıya teslim edildiği, takip tarihi itibariyle bu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan 190.152.33 TL bakiye alacaklı olduğu ve alacağın muaccel olduğunu ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında 190.152,33 TL tutarında haksız olduğu, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, davalı tarafından davacının kötüniyetli hareket ettiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının reddedilen kısım yönünden kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 190.152,33 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-190.152,33 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 38.030,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3- Davalının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,
4-Alınması gerekli 12.989,30 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 3.407,44 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 9.581,86 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 3.407,44 TL peşin harç, 4.400,00 TL bilirkişi ücreti, 90,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 8.167,29 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (190.152,33/292.369,24=0,65) 5.311,87 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.424,37 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
7-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
9-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.08/01/2025
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA