T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/990 Esas
KARAR NO : 2024/633
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2023
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hazır beton üreten ve pazarlayan bir şirket olduğu, davalı borçlu ... İnşaat Mühendislik ünvanlı ... değişik tarihlerde müvekkilden hazır beton satın aldığı, cari hesaptan bakiye borcu 62.996,85 TL olduğunu, davalı aleyhinde takip başlatıldığını, davalının takibe itirazı ettiğini belirterek davalı borçlunun icra takibine yaptığı borca itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle icra inkar tazminatının hüküm altına alınarak yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğu, müvekkile kesilen her faturanın zamanında ödenmesine rağmen müvekkilin zamanında vermiş olduğu çeklere defter nezdinde vade farkı uygulaması gerçekleştirdiği, müvekkilinin davacıdan alacağı varken ödemesi önceden yapılan malın teslimi gecikmiş ve belirtilenden eksik metreküp beton kendisine verilmesi teklifini dahi işlerinin yürümesi için kabul etmek zorunda kaldığı, bu durumda ticari defterde sübuta erdiği, öte yandan davacının müvekkile teslimi belirtilen malların teslim belgesini de dosyaya sunması gerektiği, bu belgelerin bulunmadığı malların müvekkilce teslim alınmış sayılmaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-Kemalpaşa İcra Dairesinin 2023/1080 esas sayılı dosya sureti,
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20/12/2023 tarihli yazı ve eki,
-İzmir Vergi Dairesinin 20/12/2023, 21/12/2023,10/01/2024 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasının 18/12/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Aydın Vergi Dairesinin 27/12/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Sözleşme sureti,
-Bilirkişi...'ın 03/06/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde Kemalpaşa İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında cari hesap alacağına istinaden 62.996,85 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 13/06/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 15/06/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği, davacının, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, davalıdan cari hesap alacağı bulunduğu, bu kapsamda davalı aleyhinde takip yapıldığı, davalı tarafından takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının taraflar arasında satım sözleşmesi bulunduğu, davacıya borcunun bulunmadığı, davacıya ödeme yaptığını, davacının vade farkı talep ettiği, ödemelerin çek ile yapıldığı, vade farkı istenemeyeceği, borcu bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan cari hesaba istinaden alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
İzmir Vergi Dairesi, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasının cevabı yazılarına göre davalının bilanço usulüne göre defter tuttuğu ve tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki satım sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda taraflara 01/03/2024 tarihli celsede 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bildirmek üzere kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin ara karar doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, davalının ise defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 03/06/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında ticari satım ilişkisi olduğu, bu ilişki kapsamında 15 adet satış faturası ile 2 adet iade faturası düzenlendiği, 17 adet faturanın davacı defterinde kayıtlı, davacının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıya 2.281,23 TL borçlu olduğu, taraflar arasında vade farkına ilişkin herhangi teamülün bulunmadığı, takip ve dava tarihinden sonra davalı tarafından yapılan ödemenin olmadığı, davalı tarafından davacıya çek ile ödeme yapılmış olduğu, 1 adet fiyat farkı ve 2 adet iade e faturanın düzenlendiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta bilirkişi tarafından davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıya 2.281,23 TL borçlu olduğu tespit edilmiş ise de, bu tespitin davacının defter ve kayıtları ile dosya kapsamı ile örtüşmediği, şöyle ki söz konusu bilirkişi raporunun 6. sayfasında tespit edildiği üzere 21/02/2023 tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu asıl alacak tutarı olan 62.996,85 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davalı tarafından davacı adına 10/05/2023 tarihinde fiyat farkı açıklamalı 65.278,08 TL bedelli ... nolu satış faturasının düzenlendiği, bu faturaya karşılık davacının aynı tutarda 10/05/2023 tarihli ... nolu iade faturası düzenlediği ve davalıya gönderdiği, davalının bu faturayı 16/05/2023 tarihli ... nolu fatura ile davacıya iade ettiği, davacının da bu faturaya karşılık 19/05/2023 tarihli ... nolu iade faturası düzenlediği ve davalıya gönderdiği, davalının yine bu faturayı 27/05/2023 tarihli ... nolu fatura ile davacıya iade ettiği, buna göre davalı tarafından bir fiyat farkı ve 2 iade faturası, davacı tarafından da 2 iade faturası düzenlendiği, bu faturaların davacının defterinde kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı tarafından 10/05/2023 tarihli ... nolu fiyat farkı açıklamalı satış faturası düzenlenmiş, bu fatura davacı tarafından davalıya 2 kez iade edildiği halde davalı tarafından davacıya iki kez iade edilmiş, bu faturalar davacı defterlerinde kayıt altına alınmış ve davacı takip tarihi itibariyle bu faturaların cari hesaptan mahsubu sebebiyle cari hesapta davalıya borçlu görünmekte ise de davalının savunmasının aksine fiyat farkı faturasının davalı tarafından davacı adına düzenlendiği, taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu, bu ilişkide davacının satıcı, davalının ise alıcı olduğu, davalının bu ilişkideki sıfatına göre davalı tarafından davacıdan fiyat farkı istenmesi gerektirir herhangi bir neden bulunmadığı, bu sebeple davalı tarafından düzenlenen bu fatura ile bu faturanın taraflar arasında karşılıklı 2 kez iadesine ilişkin kayıtların gerçek bir ticari ilişkiyi yansıtmadığı, bu sebeple taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin 21/02/2023 tarihinde olduğu gibi davacının davalıdan 62.996,85 TL cari hesap alacağı bulunduğu olarak kabul edilmesinin somut olayda hakkaniyete uygun olduğu, davalının usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak cari hesap içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı ve bu fiyat farkı faturasının iadesine ilişkin faturalar haricinde borcun ödendiğine dair herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, davalı tarafça yemin deliline dayanılmış ise de davalının savunmasının kapsamına ve davacı defterlerinin açıklanan kayıtlarına göre mahkememizce yemin delilinin kullanılmasında lüzum görülmediği, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA,
2-62.996,85 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.599,37 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 4.303,31 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 760,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.542,46 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 760,85 TL peşin harç, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 247,50 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 4.278,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun...sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.04/07/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA