T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/996 Esas
KARAR NO : 2024/636
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/12/2023
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı işletme kompresör alım satımı konusunda anlaştıkları, davalı işletmenin 30.000 TL bedelle müvekkilden kompresör satın aldığı, müvekkilin üzerine düşen edimleri yerine getirdiği, kompresörü tam, eksiksiz ve çalışır vaziyette davalı işletmeye teslim ettiği, buna rağmen davalı şirket kompresör alımının karşılığı olarak düzenlenmiş olan faturanın ödemesini yapmadığı, bu sebeple davalı aleyhlerinde İzmir... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine itirazın durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
DAVA:
Dava, ticari satımdan kaynaklanan satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir... İcra Dairesinin... esas sayılı dosya sureti,
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 29/12/2023 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 02/01/2024, 02/01/2024, 07/02/2024 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasının 03/01/2024 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi...'ın 30/05/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden 30.000,00 TL asıl alacak, 781,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.781,67 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 09/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 15/11/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak faturaya konu malın teslim edildiği, davalının fatura bedelini takip öncesinde ödemediği, bunun üzerine davalı aleyhinde takibe girişildiği, takip tarihinden 1 gün sonra davalının 10.000,00 TL'lik kısmi ödeme yaptığı, davalı tarafından takibe itiraz edilmiş ise de itirazın haksız olduğu, bakiye alacaklarının bulunduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya tamamen teslim edilip edilmediği, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye fatura alacağının bulunup bulunmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
İzmir Vergi Dairesince mahkememize gönderilen cevabı yazılara göre tarafların bilanço esasına göre defter tuttuğu, tacir sayılan kimselerden olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, 15/03/2024 tarihli celse ara kararı ile davalıya dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2023-2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalıya meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, davetiyenin davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği, davalının yapılan usulüne uygun ihtar ve tebliğe rağmen kendisine ait ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, davacı vekilinin ise 04/01/2024 tarihli dilekçesi ile davacıya ait ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, bu kapsamda mahkememizce 15/03/2024 tarihli celse ara kararı doğrultusunda davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 30/05/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi defterlerine göre söz konusu faturadan kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle davalıdan 30.000,00 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı tarafından takip tarihinden sonra davacıya 02/11/2023 tarihinde 10.000,00 TL haricen ödeme yapıldığı, buna göre dava tarihi itibariyle davacının söz konusu faturadan kaynaklı olarak davalıdan 20.00,00 TL asıl alacağının bulunduğu, işlemiş faize ilişkin olarak ise seçenekli hesaplama yapıldığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta, davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takip ve davaya konu faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından davacıya faturaya ilişkin olarak 10.000,00 TL'lik kısmi ödeme yapıldığı, dava tarihi itibariyle davacının söz konusu faturadan kaynaklı olarak 20.000,00 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, dosyaya kazandırılan BA ve BS formlarına göre takip ve davaya konu faturanın davalı tarafından ilgili vergi dairesine bildirildiği, bu halde davacı tarafından faturaya konu malın teslim edildiğinin ispat edildiği, ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalıya geçtiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak fatura içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin tamamen ödendiğini yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir yazılı ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını dava konusu ettiği bakiye miktar olan 20.000,00 TL asıl alacak üzerinden ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davacının TBK'nun 100.maddesi kapsamında takip tarihinden sonra yapılan kısmi ödemenin öncelikle ferilerden mahsubuna ilişkin bir talebinin bulunmadığı, bu sebeple kısmi yapılan ödeme tarihi itibariyle bakiye asıl alacak ve ferilere ilişkin hesaplama yapılmasına lüzum bulunmadığı, davacı tarafından takipte ve iş bu davada takip öncesi işlemiş faiz talep edilmiş ise de, davalının takip ile temerrüde düştüğü, takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 20.000,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-20.000,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 4.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3- Alınması gerekli 1.366,20 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.096,35 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 269,85 TL peşin harç, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 567,50 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 4.107,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/07/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA