T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/16
KARAR NO : 2025/409
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 08/01/2024
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.08.2023 tarihinde karşıdan karşıya geçmekte ve geçişini tamamlamak üzere olan davacı yayaya hızını mahal şartlarına göre ayarlamayarak yüksek hızla, şerit ihlalleri de yaparak seyir halinde olan davalı sürücü... sevk ve idaresindeki... plakalı motosikletin çarpması neticesinde maddi hasarlı, yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davalı... plakalı araç sürücüsü, 2918 Sayılı KTK'nın 52/b maddesine göre, ve diğer KTK maddelerini ihlal ettiğini, kazanın oluş biçiminden de anlaşılacağı üzere motosiklet kullanımı için gerekli sürücü belgesine ve bilgiye sahip olmayan davalı sürücü, işbu trafik kazasının meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olup müvekkil yayaya ise izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, kaza neticesinde müvekkil, olay yerine gelen ambulans ile Ege Üniversitesi Hastanesine kaldırılmış, yapılan tetkiklerden sonra yatarak tedavi süreci başladığını, geçirmiş olduğu kaza sebebiyle davacı müvekkil bedensel zarara uğradığını, tedavi süreci henüz neticelenmediğini, davacı müvekkil, kaza nedeniyle oluşan maluliyeti dolayısıyla halen sıkıntılar yaşamakta, ayağındaki ve vücudunun muhtelif yerlerindeki kırık ve çatlaklar dolayısıyla hareketi kısıtlanmakta, şiddetli ağrılar çektiğini, tedavi süreci halen devam ettiğini, davacı müvekkilin devam eden fiziksel şikayetlerinin yanı sıra olaydan kaynaklı yaşadığı korku ve travma nedeniyle ruhsal olarak da oldukça zarar gördüğünü, müvekkil, kaza tarihinden itibaren işine devam edememiş ve kazanç kaybına uğradığını, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların yanında, yaralanmadan dolayı duyduğu acı, yaklaşık 4 aydır iyileşememesinin ve işe gidememiş olmasından kaynaklı maddi sıkıntıların vermiş olduğu endişe, bu sürecin daha ne kadar devam edeceğinin bilinemez oluşunun yaratmış olduğu çaresizlik ve kazadan kaynaklı manevi benzer birçok sıkıntısı ortaya çıktığını, dava konusu trafik kazası neticesinde davacı, vücudunun çeşitli yerlerinde kesiler, ayağının birden fazla bölgesinde kırık ve çatlaklar olacak şekilde yaralandığını, vücudundaki kırıklar dolayısıyla müvekkilin hareketi oldukça kısıtlanmış, mutad işinden geri kalmış, çalışamayarak iş göremez hale geldiğini, müvekkil uğradığı bedensel ve psikolojik zararlardan dolayı halen tam bir iyileşme gösteremediğini, şiddetli ağrılar çektiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davacı, hasar aşamasında müvekkil şirkete gerekli evraklarla başvuruda bulunmadığını, davacı sağlık kurulu raporunu ve ilgili evrakları tarafımıza ileterek başvuruda bulunmadığını, kabul manasına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın müvekkil şirketten talebini netleştirmiş olmakla, talep edeceği tutarı belirlediğini, ancak davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki bir yararı olmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen 26.08.2023 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ...raç, müvekkil şirkete 04/07/2023-04/07/2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, teminat limiti 1.200.000 TL olduğunu, teminat limiti belirtmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, müvekkil sigortacı şirket, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, müvekkil şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. ve 85. maddelerine göre trafik sigortaları, işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapılırlar. Sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene düşen bir sorumluluk da bulunmadığını, davacı yanın trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, İstanbul... Bölge Adliye Mahkemesi ... K. dosyasında vermiş olduğu 17.01.2019 tarihli güncel kararında; başvuranın kendi müracaatı ile almış olduğu raporun hükme esas alınamayacağını bildirdiği, bir an için dahi kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer herhangi bir tazminat sorumluluğumuz doğacak ise, yapılacak olan bilirkişi incelemesi, 15.8.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmış olan Aktüerler Yönetmeliği uyarınca aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek yapılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1)Taraf dilekçeleri,
2)Kaza tespit tutanağı,
3)Sosyal Güvenlik Kurumu evrakları,
4)Ege Üniversitesi Rektörlüğü Adli Sağlık Rapor Birimi evrakları,
5)Karşıyaka Cumhuriyat Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası,
6)Adli Trafik Uzmanı ...'in 03/04/2025 tarihli bilirkişi raporu,
7)Tüm dosya münderecatı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar tazminatı istemine ilişkindir.
Adli Trafik Uzmanı...'in 03/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı yaya...'nin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı, 68/1-b (Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır. Ancak Yüz metre kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler.) ancak, yüz metre kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler. Maddesinde belirtilen hükmünü ihlal etmekle kazanın oluşumunda etken olduğu, “Davalı sigorta poliçeli aracı kullanan dava dışı sürücü ...) kazanın oluşumunda etken olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı tanığı ...14/03/2025 tarihli keşif tutanağında; " biz kaykay park tarafında diğer tanık...eyle gece 24:00 - 01.00 sularında sohbet ediyorduk, ismail beyi yolun karşıyaka istikametinden mavişehir istikametine giderken, araçlara kırmızı ışık yanarken karşıdan karşıya geçtiğini gördüm, davacının yolun mavişehir istikametine gelirken hala kırmızı ışık yanıyordu, yolun en son şeridinde beyaz renkli bir clio bekliyordu, davacı kırmız ışık yanması sebebiyle clionun önünden geçişine başladı, orta şeride geldiğinde fren sesi duyuldu, hızlı bir şekilde motosiklet davacıya çarptı, çarpmanın etkisiyle ileride bulunan 50 km hız sınırı yazılı yol kısmına savruldu, motosiklette mavişehire gidiş istikamette sağda kaldırımların bulunduğu tarafa sürüklendi, daha sonra olay yerine intikal ettik, ambulansta geldi hatta sağlık görevlileri bize davacının göğüs tarafında bulunan çanta sayesinde olası bir ölüm durumundan kurtulduğunu söylediler, kaza anında davacı clio aracın önünden geçiş yaptığı esnada hiç bir şekilde görüş alanımızda motor yoktu, anlık bir şekilde çok süratli bir şekilde motosiklet geldi ve davacı yayaya çarptı, tutanak düzenlenirken motosiklet sürücüsü tutanağı düzenleyen polisin yanındaydı, başka kimseyi görmedik, tüm bilgi ve görgüm bundan ibarettir dedi. "şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı... 14/03/2025 tarihli keşif tutanağında; "... beyi yolun karşıyaka istikametinden mavişehir istikametine giderken, araçlara kırmızı ışık yanarken karşıdan karşıya geçtiğini gördüm, davacının yolun mavişehir istikametine gelirken hala kırmızı ışık yanıyordu, yolun en son şeridinde beyaz renkli bir clio bekliyordu, davacı kırmız ışık yanması sebebiyle clionun önünden geçişine başladı, orta şeride geldiğinde fren sesi duyuldu, hızlı bir şekilde motosiklet davacıya çarptı, çarpmanın etkisiyle ileride bulunan 50 km hız sınırı yazılı yol kısmına savruldu, motosiklette mavişehire gidiş istikamette sağda kaldırımların bulunduğu tarafa sürüklendi, daha sonra olay yerine intikal ettik, ambulansta geldi hatta sağlık görevlileri bize davacının göğüs tarafında bulunan çanta sayesinde olası bir ölüm durumundan kurtulduğunu söylediler, kaza anında davacı clio aracın önünden geçiş yaptığı esnada hiç bir şekilde görüş alanımızda motor yoktu, anlık bir şekilde çok süratli bir şekilde motosiklet geldi ve davacı yayaya çarptı, tüm bilgi ve görgüm bundan ibarettir dedi.
6098 sayılı yasanın 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını İhlal eden fiildir, Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir,
Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, İkinci Olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir.
Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir,
Kusur sorumluluğunda, zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru halinde nedensellik bağı kesilebilir.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, Dava konusu edilen trafik kazasında, kazaya karışan sürücü ve yayadan hangisinin 2918 sayılı yasaya aykırı hareket etmek suretiyle kazanın oluşumunda etken olduğu ve hangi kuralının hangi ihlal edildiğinin tespiti amacıyla mahallinde keşif yapılmasına karar verilmiş, keşif günü keşfin yapılacağı yere davacı tarafın iki adet tanığını da getirmek suretiyle dinlettiği anlaşılmıştır. Keşif esnasında davacı tanıklarının kazanın meydana geldiği yeri, kaza tespit tutanağında belirtilen yer olmadığı, Karşıyaka yönüne gidiş istikametinde değil Mavişehir'e gidiş istikametinde olduğunu beyan ettikleri tespit edilmiştir. Bu tespitler neticesinde tanıklara kazanın meydana geldiği yerine gösterilmesi istenmiş, tanıklar tarafından kazanın meydana geldiği yer içerisinde adli trafik bilirkişisininde bulunduğu mahkeme heyetine gösterilmiş ve bu yer gösterme, adli trafik bilirkişisi tarafından fotoğraflanmıştır, tanıkların bu beyan ve yer gösterme işlemini 6100 sayılı yasanın ilgili maddeleri uyarınca yeminli beyanları ile yaptıkları tespit edilmiştir. Ancak bilirkişi tarafından yapılan incelemede ve mahkememiz vasıtasıyla talep edilen kaza anını ve yerini gösterir kaza ile ilgili fotoğrafların kaza tespit tutanağını düzenleyen ilgili şube müdürlüğünden celbine dair müzekkere yazılmış ve ilgili fotoğraflar dosyaya kazandırılmıştır. Bilirkişi tarafından kaza tespit tutanağında tutanağı düzenleyen kolluk görevlisi tarafından tutanağın doğru düzenlendiği, kazanın Karşıyaka istikametine gidiş yönünde meydana geldiği, tanık beyanlarının doğru olmadığı, fotoğraflarda kazanın meydana geldiği yöne doğru çekim neticesinde fotoğrafın sol tarafında yerleşim yerlerine ait ışıkların bulunduğu, hatta ilgili trafik levhasının da Karşıyaka yönüne gidiş istikametini gösterdiği, kaza tespit tutanağına göre yapılan değerlendirmelerde, davacının kazanın oluşumuna tek başına etki olduğu, davanın sigortalısı konumundaki araç sürücüsünün kazanın oluşumuna etki eden bir davranışının bulunmadığı, tanıkların kazanın oluşununa ve dosya içerisinde bulunan yazılı delillere aykırı bir şekilde gerçeğe uygun olmayan beyanlarda bulundukları, bu haliyle davacının kazanın oluşumuna kendi kusurlu davranışı ile sebep olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harçtan mahsubu ile 187,80 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-)Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 700,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-)3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
6-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır