T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/234
KARAR NO : 2025/595
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 18/032024
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı imzalanan sözleşmeler uyarınca cari hesap dosyası açıldığı, söz konusu cari hesap alacağına istinaden davalı yanın bakiye borcu için 14/02/2023 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğünün... E. Numaralı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının işbu borca ilişkin başlatılan takip sonrasında kısmi ödeme gerçekleştirdiği ancak icra dosyasındaki diğer alacak kalemlerini ödemekten kaçınmak adına takibe itiraz etmesiyle işbu takip durdurulduğu, davacı tarafından başlatılmış olan icra takibinde görüleceği üzere davalı yanın müvekkil şirkete sözleşmeye dayalı cari hesap borcu 525.705,20 TL, sözleşmede yer alan ödeme tarihleri baz alınarak işletilen geçmiş gün faizi ise 54.151,24 TL olup toplam takip çıkış miktarı 579.856,44 TL olduğu, işbu takipte ödeme emri davalı yana 17/03/2023 tarihinde tebliğ olmuş ve davalı yan tebliğden sonra aynı gün içerisinde ... numaralı 30/04/2023 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli çek ve ... numaralı 31/05/2023 vade tarihli 275.000,00 TL bedelli çek ile toplamda 475.000,00 TL borcun kısmi ifasını gerçekleştirdiği, akabinde 18/03/2024 tarihinde de 50.705,20 TL tarafımıza fiyat farkı faturası düzenlediği, bu hususun cari hesap dökümü kayıtlarında açıkça belli olduğu, davacı şirket ile aralarındaki cari hesap bakiyesini kapatıp icra dosya masrafları, faizleri ve ferilerini ödemekten kurtulmayı düşünerek hareket eden davalı yanın icra dosyasına yaptığı itirazın haksız olduğu, söz konusu kısmi ödeme, davalı yan tarafından borcun varlığının kabulü anlamına geldiği, ancak söz konusu ödemeler takip tarihinden sonra gerçekleştiği için TBK m.100 uyarınca öncelikle takibe konu alacağın icra faiz ve ferilerine mahsup edileceği, dolayısıyla davalı yan borcun ifasını gerçekleştirmiş olmadığı, toplam borç miktarına icra faiz ve ferileri eklendikten sonra ve takip sonrasında gerçekleştirilen kısmi ödemenin mahsubu yapıldığında davalı yanın müvekkil şirkete 147.004,81 TL borçlu olduğunun açıkça görüleceği, açıklanan nedenlerle davanın kabulüyle davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen avans faiziyle ödemeye ve dava konusu alacağın ?6 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
SMMM ...'ın 20/12/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda; Sayın Mahkemenin ara kararında yer aldığı şekli ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı defterlerinin kayıt durumu, özellikle dava dilekçesi ekinde yer alan faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, dava dilekçesinde iddia edildiği şekliyle cari hesap alacağı olarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve bakiye alacak borç durumu hususunda tespit yapmalarının istenilmesine, takip sonrası yapılan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle ayriyetten yapılan ödemelerin 6098 sayılı yasanın 100 bağlamında mahsubunun yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiş olup buna göre: Davacı ile davalı arasında 2021 yılından gelen ve 2022/Haziran ayında sona eren muhtelif inşaat malzemeleri alım satımına yönelik bir ticari çalışmanın mevcut olduğu, bu kapsamda suretleri dosya içeriğine sunulan ve detayları yukarıda tablo halinde verilen 120.02.143 hesap kodlu Alıcılar hesabında muhasebeleştirilen çalışma kapsamında davacının davalı adına elektronik ortamda (e-Fatura) tanzim ederek davalı yana tebliğ ettiği suretleri dosyada mevcut muhtelif mal faturalarına yönelik olarak davalının 8 günlük yasal süre içinde herhangi bir itirazının olmadığı, yine bu yönde davalının davacı yana malş teslimlerine yönelik olarakta yaptığı herhangi bir itirazının bulunmadığı, davalı tarafından davacı yana mal bedellerine mahsuben muhtelif çekler verildiği ve bu çekler karşılığı ödemelerde bulunulduğu, bu çek bedellerinin öncelikle davalı alacağına intikal ettirildiği, yine karşılıksız kalan çek bedellerinin de davalı borcuna aktarımının yapılarak muhasebeleştirildiği, ayrıca davalının davacı adına tanzim ettiği iade faturalarının da davalı lehine davacı kayıtlarında yer aldığı ve davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 525.705,20.TL (takiple uyumlu) alacağının bulunduğu, Mahkeme ara kararında yer aldığı şekli ile... İnşaat şirketinin takip tarihi itibarıyla davalıdan 525.705,20.TL olan alacağına TBK 100 maddesi uyarınca istenen (geçerli avans faiz oranı % 10,75) faiz oranı dikkate alınmak suretiyle gecikme faizi 4.644.TL olarak hesaplanmış ve bu tutara icra dairesine yatırılan 379,50.TL lık masraf tutarının da eklenmesi suretiyle toplamda 5.023,50.TL lik faiz masraf tutarı ana para alacağına ilave edilmiş olup bu tutardan davalının 17.03.2023 tarihinde 200.000.TL lık ve 275.000.TL lık olmak üzere toplamda 475.000.TL lık çekler mukabili yapmış olduğu ödeme tutarının ve yine 18.03.2023 tarihli 50.705,20.TL iade faturası mukabili ödemenin de tenzili yapıldığında davacının dava tarihi itibarıyla (18.03.2023 ) davalı ... şirketinden bakiye 5.023,50.TL tutarında alacaklı kaldığı tespit edilmişmiştir.
SMMM ...'ın 25/06/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; Mahkemenin ara kararı, gereği takip ve dava konusu edilen miktara 06.06.2022 ve 14.03.2023 tarihleri arasında %10,75 faiz işletilmek üzere faiz ve ana para hesabı ile icra harç, masraf ve vekalet ücretleri de hesaplanarak toplam talep edilebilen miktarın tespitine, tespiti yapılan bu miktardan yapılan ödeme mahsup edildikten sonra takipte bakiye ana para alacağının tespit edilmesine, tespiti yapılan bu ana para alacağına dava tarihine kadar faiz yürütülerek takipte talep edilebilecek toplam miktarın tespit yönünde yapılan hesaplama sonucunda; Davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 525.705,20.TL olan ana para alacağına karşılık olarak davalının takip tarihinden sonra (iki adet toplamda 475.000.TL lık çek ve 50.705,20.TL iade faturası mukabili) ödeme yapıldığı ve ana para borcunun tamamı lendiği, detayları rapor içeriğinde yer alan tablodaki faiz ve feriler dikkate alındığında davacının davalıdan dava tarihi itibarıyla 167.498,18.TL tutarında bakiye alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.
6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Ayrıca Yargıtay ... HD ... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafça cari hesap alacağından kaynaklı olarak davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça ödeme emrinin kendisine tebliği ile birlikte 475.000 TL lik borç ifasında bulunduğu, davacı tarafın icra takip talebinde 6098 sayılı yasanın 100.maddesi gereğince, yapılan ödemelerin alacağın öncelikle ferilerinden ve takip masraflarından düşülmesi isteminin bulunduğu, bu amaçla takip tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş faiz, icra masrafları toplamının hesap edildiği, çıkan toplam bedelden davacı tarafça yapılan ödemenin mahsup edildiği, bu haliyle dahi bilirkişi raporunda çıkan hesabın 167.498,18 TL olduğu, esasen bilirkişi tarafından ödemeden sonra kalan bakiye bedeli dava tarihine kadar faiz işletilmesi gerekirken bunun yapılmadığı ancak buna rağmen bilirkişi tarafından hesaplanan bedelin dava dilekçesindeki talepten fazla olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği fazlaya hükmedilmeyeceği anlaşılmakla, bilirkişi raporu ve talep sonucu dikkate alınmak suretiyle davanın kabulüne, alacak likit olduğundan bahisle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)İzmir ... İcra Dairesi... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN 147.004,81 TL ÜZERİNDEN DEVAMINA,
3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 147.004,81 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-)Alınması gerekli 10.041,89 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile 9.614,29 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-)Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 3.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 1.125,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 4.980,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-)3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
8-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır