T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/31
KARAR NO : 2024/685
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 12/01/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/12/2022 tarihinde... plakalı araç ile mülkiyeti müvekkile ait... plakalı araçların çarpıştığını, çarpışma sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada ... plakalı araç sürücüsü aslî ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı bedelinin tahsili amacıyla ... plakalı aracın ZMMS poliçesini tanzim eden ... Sigorta Anonim Şirketine başvuru yapılmış ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, dolayısıyla müvekkilin aracında oluşan ancak karşılanmayan değer kaybı bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili gerektiğini, meydana gelen değer kaybının uzman bilirkişiler tarafından hesaplanması talep ettiklerini, değer kaybının hesaplanması için atanacak bilirkişinin Borçlar Kanunu haksız fiil hükümlerine göre hesaplanması gerektiğini, davanın HMK 107 maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açılmış olup yapılan yargılama ve alınacak bilirkişi raporlarına göre tazminat alacağımız belirli hale geldiğinde dava değerini artıracaklarını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava yoluna gitmeden önce dava şartı olan müvekkil şirkete başvuru şartını yerine getirmiş olması gerektiğini, Davacı taraf usulüne uygun başvuru yapmadığından öncelikle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının istenen belgeleri tam ve eksiksiz olarak müvekkil şirkete ibraz etmeksizin huzurdaki davayı ikame ettiklerini, somut olayda başvuru şartı gerçekleşmediğinden, usulden red kararı verilmesini talep ettiklerini, Davacı, mahkemeniz nezdinde ikame ettiği işbu davada “fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak, şimdilik 50,00 TL’lik zarar tutarının davalı sigorta şirketinden tahsilini” talep ettiğini, ancak işbu davanın “belirsiz alacak davası” olarak ikame edilmesi HMK’nın ilgili hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, belirsiz alacak davasının açılabilmesi, dava değerinin davanın açıldığı tarihte davacı tarafça belirlenebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde mümkün olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil sigorta şirketinin poliçe kapsamındaki sorumluluğu müşterek ve müteselsil olmakla birlikte en fazla poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğu, zorunlu trafik sigortası bir tür sorumluluk sigortası olup zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda 3. Kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işleteninin sorumlu olması gerektiği, değer kaybı hesaplamasının maddi olaya uygun olarak yapılması gerektiği, Somut olayda dava konusu aracın kazadan önceki halinin değerli/orijinal/kazaya uğramadığı/değişeni olmadığına ilişkin herhangi bir delil dosyada mevcut olmadığı, Somut olayda kaza tarihi göz önüne alındığında; 01.04.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olan yeni Genel Şartların değer kaybı hesaplamasına esas alınması gerektiği, Sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihlerden öncesi için faiz sorumluluklarının da bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
Adli Trafik Uzmanı... ve Otomotiv Uzmanı ...'in 24/04/2024 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda; Davalı sigorta poliçeli aracını kullanan dava dışı sürücü...(...)'nin 2918 sayılı KTK'nın 67/b maddesini ihlal etmekle kazanın oluşumunda etken olduğu, davacının maliki olduğu aracı kullanan dava dışı sürücü ...( ...)'ün kazanın oluşumuna etken bir davranışının bulunmadığı, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlar ile dış faktörlerin olay esnasında kazanın oluşumuna etki edecek bir hareketlerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu... plaka sayılı araçta kaza tarihi itibariyle 5.000,00 TL değer kaybı meydana gelebileceği tespit edilmiştir.
Araç işletenlerin, 2918 sayılı yasanın 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Bu bilgiler ışığında yapılan inceleme neticesinde Davalı... Sigorta Anonim Şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ve düzenlenen poliçede 2918 sayılı yasanın 85. Maddesinde yazılı zararların teminat altına alındığı anlaşılmıştır.
Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Bu doğrultuda davacıların zorunlu mali mesuliyet sigortacısı şirkete başvurdukları ancak sigorta şirketi tarafından bakiye tazminat için ödeme yapılmadığı anlaşılmakla davalı sigorta şirketinin 01.02.2023 tarihinden itibaren faiz ile sorumlu olduğu tespit edilmiştir.
6098 sayılı yasanın 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını İhlal eden fiildir, Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir,
Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, İkinci Olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir.
Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir,
Kusur sorumluluğunda, zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru halinde nedensellik bağı kesilebilir.
Bu doğrultuda ...ı aracın sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 67/1-b maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda etken olduğu, davacının maliki olduğu aracı kullanan sürücünün kazanın oluşumunda etki eden bir davranışının bulunmadığı, kaza öncesi ikinci el piyasa rayici ile kaza sonrası ikinci el piyasa rayici arasındaki farkın tespiti ile birlikte davacının aracında meydana gelen değer kaybı değerinin tespitinin yapıldığı bu tespitler doğrultusunda davalı sigorta şirketince yargılama devam edilirken 15.05.2024 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna göre gerekli ödemelerin yapıldığı beyan edilmiştir. Yapılan kontrolde bakiye harç ile ilgili ödemeye rastlanılmamakla birlikte mahkemece hükmedilecek diğer alacak kalemlerinin davacı vekiline ödendiği tespit edilmiştir. Bu durumda bakiye harç miktarına, davalı tarafça ödemesi yapılmayan diğer yargılama giderlerine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde, vekalet ücreti ödendiğinden bu hususta karar verilemesine yer olmadığına, davanın esasına ilişkin olarak ise karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1)Dava konusuz kaldığından bahisle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2)Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 86 TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 86 TL nin karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
3)Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 86,00 TL tamamlama harcı, 5.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 73,75 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 6.014,95 TL yargılama giderinden davalı tarafça davacıya ödemesi yapılan 3.560,25 TL nin mahsubu ile bakiye 2.454,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4)Vekalet ücreti hususunda Karar Verilmesine Yer Olmadığına,
5)3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
6)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, miktar bakımından kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
18/07/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır