T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/358
KARAR NO : 2025/439
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/04/2024
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket .... madencilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirket ile davalı ...Madencilik San. Tic. A.Ş. arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkil firma ticari faaliyetini madencilik sektöründe gösterdiğini, müvekkil firmanın yapmış olduğu iş, maden kazısı yapacak ve maden çıkartacak şirketlere; kazı alanının yerbilimsel durumunu, topografik gelişmesini, alanın ilgili madenin çıkartılması için uygun olup olmadığının saptanmasını, bu hususta teknolojiden istifade edilmesini ve ekonomik, çevresel ve teknik anlamda sunum hazırlanmasından ibaret olduğunu, nitekim müvekkil firma bu hususta rüştünü ispatladığını, hem ulusal hem de uluslararası alanda hatırı sayılır bir firma konumunu aldığını, davalı firma da tam olarak bu nedenle müvekkil firma ile irtibat sağlamış ve bu hususta müvekkil firmanın hizmetine ihtiyaç duyduğunu, taraflar arasında söz konusu sözleşmesel ilişki e-posta aracılığıyla yürütüldüğünü, müvekkil firma tarafından üzerine düşen işin yapıldığını, iş bedeli olarak 12.000,00-USD KDV dahil üzerinden anlaşıldığını, hal böyle olmakla birlikte davalı firma tarafından anlaşılan iş yapıldıktan sonra fatura bedelinin yarısı olan 5.000,00-USD değerindeki kısmı 19.12.2023 tarihli ve 5.000,00-USD bedelli dekont ile ödendiğini, fatura bedelinin bakiye kısmı olan 7.000,00-USD ise davalı firma tarafından ödenmediğini, söz konusu görüşmeden yaklaşık 1.5 ay sonra 08.02.2024 tarihli ve 1.000,00-USD bedelli dekont ile kısmî bir ödeme daha yapılmış; ancak 6.000,00-USD bakiye bedel kaldığını, bakiye bedelin ödenmesi için Davalı firma ile yapılan harici görüşmelerden ise bir sonuç alınamadığını ve İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas Sayılı dosyası ile davalı firma aleyhine bakiye iş bedelinin ödenmesi istemiyle icra takibi başlatılması gerektiğini, davalı firma ise söz konusu dosyada borca itiraz ederek takibi durduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasında, maden kazı alanlarının durumunun tespiti konusunda hizmet alımından kaynaklı bir ticari ilişki olduğunu, Davacı taraf, bir kazı alanın yerbilimsel durumunu esas alan, ekonomik, çevresel ve teknik anlamda sunum hazırlama işini yüklendiğini, ancak taahhüt edilen sunum, gereği gibi hazırlanmadığını, bir başka deyişle, davacı edimini tam ve zamanında ifa etmediğini, dolayısıyla ilk olarak davacının faturalara dayanak yaptığı hizmeti müvekkile eksiksiz sağladığını, sunumu taahhüt ettiği şekilde gerçekleştirdiğini ispat etmesinin şart olduğunu, davacının alacak iddiasının temelinde, edimini tam ve zamanında ifa ettiği iddiasından ziyade, müvekkilin takip dayanağı faturaya itiraz etmediği, bu nedenle de alacağın kesinleştiği iddiası yer aldığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da ifade edildiği üzere süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından sunulan bir takım mail yazışmalarının içeriği incelendiğinde, müvekkil şirket adına borç kabulü sayılabilecek bir ifadenin bulunmadığını, alacağın miktarı ayrıca bir hesaplamaya ihtiyaç duyulmaksızın miktar itibari ile borçlu tarafından biliniyorsa alacak likiddir ve söz konusu alacağa yapılan itirazın iptali halinde alacaklı icra ve inkar tazminatına hak kazandığını, tersi durumda ise alacak likid olmadığından borçlu aleyhine icra ve inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, taraflar arasındaki borç ilişkisinde faturaya konu hizmetin tam ve zamanında verilip verilmediği, müvekkilin alacak tutarından sorumlu olup olmadığı yargılamayı gerektirdiğinden, alacağın likit ve muaccel olmadığı, davacı taraf, müvekkilin itirazının haksız olduğunu iddia ederek icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etse de, takip konusu alacağın likid olmaması nedeniyle tazminat şartları oluşmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1)Taraf dilekçeleri,
2)İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas Sayılı dosyası,
3)Ödeme dekontları, e-postalar,
4)Taraf ticari defter ve kayıtları,
5)25/11/2024 tarihli bilirkişi raporu,
6)17/11/2024 tarihli bilirkişi raporu,
7)Tüm dosya münderecatı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
SMMM...nin 17/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan 173.756,80 TL alacaklı olduğu şeklinde kayıtlar mevcut olduğu tespit edilmiştir.
SMMM ...'ın 25/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde davalı şirkete ait defter kayıtlarında davacıya düzenlenen herhangi bir iade faturası düzenlenmediği, tarafların hesap bakiyesinde 6.000,00 USD davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğu şekilde mutabık oldukları tespit edilmiştir.
6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Ayrıca Yargıtay .. HD... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın dava konusu edilen alacağı ile ilgili olarak davalıya karşı düzenlemiş olduğu faturanın tarafların ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu, bu faturaya ilişkin davalı tarafça iade faturasınında düzenlenmediği, bu durumda davacı tarafın dava konusu edilen faturada yer alan edimini ifa ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, aksi durumun yukarıda anlatılan yargıtay kararları doğrultusunda davalı tarafça ispatının gerektiği ancak davalı tarafça cevap dilekçesinde savunmaları ispata yarar somut delillerin sunulmadığı, 12.000,000 USD tutarlı olan edime karşılık 6.000,00 USD tutarında bir ödemenin dava tarihinden önce yapıldığı, bu hususta davacının edimini ifa noktasında mahkememizde edimin ifa edildiğine dair kanaat oluşturulduğu, edimin ifa edilmesine dair tarafların ticari defter ve kayıtları davalı tarafça yapılan dava tarihinden önceki ödemeler bir arada değerlendirildiğinde; davacının dava konusu iddialarını ispat ettiği, ayrıca cevap dilekçesinde yer alan edimin ifa edilmediğine ilişkin savunmaların yemin ile ispatının mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın kabulünü ve alacak likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA,
3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 187.337,40 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-)Alınması gerekli 12.797,01 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 2.262,57 TL peşin harcın mahsubu ile 10.534,44 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-)Davacı tarafça yatırılan 2.262,57 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 6.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 230,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 8.920,17 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-)3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
8-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır