T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/529
KARAR NO : 2025/8
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 26/06/2024
KARAR TARİHİ : 07/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklı) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yük taşıma sözleşmesi imzalandığı, 27.09.2023 tarihinde ilgili sözleşmeden kaynaklanan faturalar düzenlendiği, müvekkili şirketin taşıyıcı konumunda olduğu sözleşme kapsamında, ilgili yüklerin ... Deposu'ndan teslim alınarak ... Limanı'na eksiksiz olarak teslim edildiği, sözleşmede üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz olarak tamamlayan müvekkili şirketin hak kazanmış olduğu ödemelerin yapılmadığı, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı hakkında İzmir...İcra Dairesi'nin...Esas sayılı icra takip dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, ancak davalının icra takibine haksız olarak itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğundan bahisle davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, icra takibinin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
DAVA:
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya sureti,
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden getirtilen davacı ve davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
-Karşıyaka Vergi Dairesi'nden getirtilen davacı şirkete ait 2023 yılı Ba ve Bs kayıtları,
-Konak Vergi Dairesi'nden getirtilen davalı şirkete ait 2023 yılı Ba ve Bs kayıtları,
-Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 17.12.2024 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan 2 adet fatura alacağına istinaden toplam 16.920,00 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 24/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 22/02/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında taşıma sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak faturalara konu hizmetin verildiği, davalının fatura bedellerini ödemediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak faturalara konu hizmetin davalıya verilip verilmediği, fatura bedellerinin ödenip ödenmediği, davacının faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Tacirler arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ve mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda taraflara 11/10/2024 tarihli celsede ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere kesin süre verildiği, duruşmaları takip etmeyen davalıya meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, davacı vekilinin ise 11/10/2024 tarihli celse ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde 14/10/2024 tarihli beyan dilekçesi ile ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 17/12/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi olan 24.01.2024 tarihi itibariyle davacının davalıdan davaya konu 2 adet fatura nedeniyle 16.920,00 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle takibe dayanak 2 adet faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu, davacının bu 2 adet fatura nedeniyle takip tarihi itibariyle 16.920,00 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak fatura içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ İLE, İzmir...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile TAKİBİN AYNEN DEVAMINA,
2-Asıl alacak olan 16.920,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 3.384,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
3-Alınması gerekli 1.155,80 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 728,20 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 52,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 4.407,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca takdir edilen 16.920,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda dava değeri itibariyle kesin olarkak karar verildi. 07/01/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza