T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/580 Esas
KARAR NO : 2025/429
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/07/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali(Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket... GMBH ulaşım, tojistik, tedarik zinciri ve depolama ekspres taşımacılık alanında ulusal ve uluslararası düzeyde hizmet verdiği, müvekkil şirket tarafından davalı firma ... Lojistik A.Ş.'ye 25.01.2024 tarihinde Belçika'dan Eskişehir'e 15.02.2024 tarihinde Manisa'dan Polonya'ya, 11.03.2024 tarihinde İtalya'dan Manisa'ya, 18.03.2024 tarihinde Fransa'dan Manisa'ya, 25.03.2024 tarihinde Almanya'dan Adana'ya olacak şekilde lojistik hizmeti verildiği, bu kapsamda davalıya ait mal ve ürünler ilgili şehirlere müvekkil şirket tarafından taşındığı, İş bu lojistik kapsamında faturaların kesildiği, davalı şirket bahse konu faturalara ilişkin itiraz etmediği, ancak vade süresi geçmesine rağmen borca konu ödemediği, davalı şirkete ödemekle yükümlü olduğu 10.210,00 Euro'nun yalnızca 3.000 Euroluk kısmı ifa edildiği, geri kalan hiçbir şekilde ödenmediği, davalı aleyhinde takibe girişildiği, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Almanya'da yerleşik davacı şirketin yabancılık teminatı yatırması gerektiği, davacı müvekkile sunduğu iddia ettiği taşıma hizmetlerini ve bunların konvansiyon hükümlerine uygun şekilde hasarsız ve gecikmesiz tamamlandığını ispat edemediği, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı taşıma ilişkisinin kurulmasına, navlun miktarının ve ödeme vadesinin belirlenmesine yönelik sözleşme, yazışma, taşıma talimatı ve benzeri belgeleri ibraz etmediği, davacı tarafin gerçekleştirdiği iddia ettiği taşımaların tamamı CMR Konvansiyonuna tabi uluslararası kara taşıma işleri, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı iddia ettiği emtia taşımalarını hasardan ari, eksiksiz, tam ve sağlam vaziyette tamamladığını, teslim aldığı emtiayı varma yerinde alıcısına hasarsız şekilde teslim ettiğini ispat eden teslim evrakını dava dosyasına ibraz etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir... İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosya sureti,
-İzmir Vergi Dairesinin 22/07/2024, 14/08/2024 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...'un 14/02/2025 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Dairesinin... sayılı dosyasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına istinaden 7.210,00 Euro alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 08/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 03/05/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında taşıma sözleşmesi bulunduğu, davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiği iddiası ile davalının takibe konusu asıl alacak yönünden itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise MÖHUK 48 madde uyarınca yabancılık teminatı yatırılması gerektiği, davacının taşıma hizmetini ve bunların konvansiyon hükümlerine uygun şekilde hasarsız ve gecikmesiz tamamlandığını ispat etmesi gerektiği, davacıya borcunun bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında davacının yabancılık teminatı yatırması gerekip gerekmediği, takibe dayanak faturaya konu taşıma hizmetinin yerine getirilip getirilmediği, davacının bu faturalar sebebiyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu, takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Davalı tarafından davacının teminat yatırması gerektiği savunulmuş ise de Ülkemiz ile Almanya Ülkesi arasında ikili anlaşma bulunduğu, bu anlaşma uyarınca Alman vatandaşlarının Türkiye de teminat göstermeksizin dava açabileceği anlaşılmakla davalının usule ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak davalı defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda 20/11/2024 tarihli celsede davalıya 2024 yılına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 14/02/2025 tarihli raporunda, davalının incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğu, takip dayanağı faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalının takip dayanağı faturalar sebebiyle takip tarihi itibariyle 7.210 Euro borcu bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; mahkememizce yapılan davalı defterlerinin incelemesinde davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle bu faturalardan kaynaklı olarak davacıya 7.210 Euro TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından davacının takip konusu faturalara konu taşıma işini yerine getirmediği ve davacıya borcunun bulunmadığı savunulmuş ise de takip ve dava konusu faturaların davalı defterinde kayıtlı olmasının ve takip tarihi itibariyle davalının kendi defterlerine göre davacıya takibe konu asıl alacak tutarında borçlu görünmesinin yasal sonucu olarak taşıma işinin davacı tarafından yerine getirildiğinin, davacının takibe konu asıl alacak tutarında davalıdan alacaklı olduğunun ve ispat külfetinin yer değiştirerek davalıya geçtiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edilmiş ise de davalının savunmasının mahiyetine göre bu yönde bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı, davalının kendi defterlerindeki kendisi aleyhindeki bu karinenin aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, davalı tarafından bu hususta herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, savunmanın kapsamına göre başka bir araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı, böylece davacının takibe dayanak faturalara konu taşıma işinin yerine getirildiği ve takip tarihi itibariyle bu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan 7.210 Euro alacaklı olduğunu ispat ettiği, davalının takip ile temerrüde düştüğü, taraflar arasındaki davaya konu taşıma işinin CMR hükümlerine tabi olduğu, CMR Konvansiyonunun 27.maddesi uyarınca yabancı para üzerinden istenebilecek faizin %5 olduğu, davacının bu tutarı geçmeyecek şekilde takip tarihinden itibaren 3905 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca faiz talep edebileceği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 7.210 Euro asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %5'i geçmemek üzere 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca uygulanacak faizi ile birlikte DEVAMINA,
2-250.343,46 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 50.068,69 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 17.100,96 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 3.022,97 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 14.077,99 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 3.022,97 TL peşin harç, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 115,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 6.565,57 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 40.054,95 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2025
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA