T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/60 Esas
KARAR NO : 2025/147
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/01/2024
KARAR TARİHİ : 19/02/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Potansiyel Müşteri Yönetim Sistemi ve Müşteri Bulma Hizmeti verilmesine ilişkin 03.07.2021 tarihinde Hizmet Üyelik Sözleşmesi akdedildiği, müvekkili şirket tarafından hizmet ayıplardan ari ve tam olarak verilmiş ise de davalı taraf hizmet bedellerini ödemekten haksız ve hukuka aykırı olarak kaçındığı, sözleşme gereği istenilen hizmetlerin eksiksiz, tam ve noksansız yapılmış olmasına rağmen davalı şirketçe ödeme gerçekleştirilmediği ve yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığı, davalı aleyhinde takibe girişildiği, davalının takibe itiraz ettiği, takibin durduğunu belirterek İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 21.180.00 TL.lık kısmına ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına ve faize hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine 40.360.00 TL fatura alacağının tahsili amacıyla İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, müvekkil şirket tarafından süresi içerisinde yetkiye, borca işlemiş ve işleyecek faiz, diğer tüm ferilerine itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu, davacı şirket tarafından imzalanan hizmet ve üyelik sözleşmesinden müvekkil şirketin haberi olmadığını, davacı yan icra takibinde ilgili sözleşmeyi icra dairesine sunmadığı, sözleşmedeki imza ile müvekkil şirket yetkilisinin imzasının birbirini tutmadığını bu nedenle tarafları olmadığı bir sözleşmenin borçlandırıcı işleminden mesul olmadıklarını ve davacı tarafından sunulan sözleşmedeki imzalara ve sözleşmeye itiraz ettikleri, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir ...İcra Dairesinin ...esas sayılı dosya sureti,
-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10/05/2024 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkiş...'nın bila tarihli raporu,
-Bilirkişi ...ın 12/10/2024 tarihli raporu,
-Bilirkişi...'in 28/12/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Dairesinin... sayılı dosyasında ticari hizmetten kaynaklanan 1 adet fatura alacağına istinaden 40.360,00 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 12/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 07/12/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında ticari hizmet sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya hizmet verildiği , davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiği iddiası ile davalının takibe konusu asıl alacak yönünden itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı, davacıya borcunun bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında icra dairesi ve mahkememizin yetkili olup olmadığı, takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, davacının bu fatura sebebiyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu, takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari hizmet ilişkisinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle 26/04/2024 tarihli celsede davalıya 2021-2022-2023-2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi...nın 25/09/2024 tarihli raporunda, davalının incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı tarafından düzenlenen 30/06/2021 tarihli ...nolu 20.180,00 TL bedelli fatura ile davalı tarafından düzenlenen 29/10/2021 ... nolu iade faturasının davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalının takip dayanağı fatura sebebiyle takip tarihi itibariyle davacıya borcunun bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce 11/09/2024 tarihli celsede ise davacı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2021-2022-2023-2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacının yasal süresinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde mahallinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 12/10/2024 tarihli raporunda, davacının incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihi itibariyle söz konusu faturadan kaynaklı olarak davalıdan 20.180,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce dosyanın bilgisayar mühendisi bilirkişiye tevdiine karar verildiği, bilirkişiden davacı şirket elektronik sistem ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılarak davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davalının davacıya ait sistemlerden yararlanıp yararlanmadığı, bu kapsamda davacının davalıya hizmet verip vermediği, bu hizmet sebebi ile davalının yarar sağlayıp sağlamadığı, müşterilere ulaşıp ulaşmadığı ulaşmış ise ne kadar müşteriye ulaştığı ayrıca sisteme erişim bilgilerinin ve kullanıcı hesaplarının davalı şirket ile paylaşılıp paylaşılmadığı hususlarında rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişinin 28/12/2024 tarihli raporunda, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin kurulduğu, bu amaçla platform ve panele erişim için gerekli bilgilerin davalı ile paylaşıldığı, davalının, davacıya ait sistemlerden yararlandığı ve davacının davalıya bir hizmet ürettiği, davacının sistemi üzerinden davalıya bir takım müşteri adaylarının taleplerinin iletildiği 8 Temmuz 2021 tarihinden itibaren WhatsApp, telefon ile arama ve platform üzerinden form doldurma şekilleriyle toplam 569 başvuru/etkileşim alındığı, davacının ürettiği hizmet sebebi ile davalının kayıtları üzerinde en az 1 adet bağlantı sağladığının görüldüğü, ancak davalının bu bağlantı sonrasında ticari olarak bir kazanç elde edip etmediğinin anlaşılamadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; mahkememizce yapılan taraf defterlerinin incelemesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle bu faturadan kaynaklı olarak davalıdan 20.180,00 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davalının bu faturaya ilişkin olarak 4 ay sonra iade faturası düzenlediği, ancak iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı, mahkememizce bilgisayar mühendisi aracılığı ile yapılan incelemede davalının davacıya ait ...m isimli elektronik platformundan yararlandığı ve müşteri temin ettiğinin tespit edildiği, bu halde taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun sabit olduğu, bu kapsamda davacının takip ve davaya konu alacağının para alacağı olduğu, 6098 Sayılı TBK'nun 89, 6100 Sayılı HMK'nun 10 ve İİK'nun 50.maddeleri uyarınca davacının yerleşim yeri mahkemeleri ve icra daireleri olan İzmir mahkemeleri ve İzmir icra dairelerinin yetkili olduğu, davalının icra dairesi ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, davacı tarafından düzenlenen takip dayanağı faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olmasına ve davalı tarafından yasal süresinden sonra iade faturası düzenlenmekle birlikte bu fatura davacı defterinde kayıtlı olmadığına göre davacının mal ve hizmet ilişkisini ispat ettiğinin kabulü gerektiği, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiği ve davalıya geçtiği, davalı tarafından iade faturası içeriğinin ispat edilmesi gerektiği, davalının bu hususta herhangi bir yazılı delil sunmadığı, alınan bilirkişi raporları ile davalının hizmet aldığının sabit olduğu, bu sebeple mahkememizce davacı tarafından sunulan sözleşmeye ilişkin davalının imza inkarı yönünden imza ve yazı incelemesi yapılmasında yarar görülmediği, dosya kapsamına göre davalının savunmasının yerinde olmadığı, böylece takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslim edildiği, takip tarihi itibariyle bu faturadan kaynaklı olarak davacının davalıdan 20.180,00 TL alacaklı olduğunu ispat ettiği, davalının itirazında 20.180,00 TL tutarında haksız olduğu, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 20.180,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA,
2- 20.180,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 4.036,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 1.378,49 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 950,89 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 685,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 10.540,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 20.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2025
Katip... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA