T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/628
KARAR NO : 2025/482
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/07/2024
KARAR TARİHİ : 13/06/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında operatörlü vinç kiralama sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya hizmet verildiği, davalının hizmet bedelini ödemediği, davalı aleyhine takip yapıldığı, davalı tarafından takibe haksız şekilde itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenini yetkili olmadığı, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen faturaların bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava; ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-Davacı tarafından sunulan faturalar,
-Davalıya ait ticari defter ve kayıtlar,
-Bilirkişi ...ün 28/02/2025 tarihli raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Dairesinin... sayılı dosyasında ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan 5 adet fatura alacağına istinaden toplam 385.313,89 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 10/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 05/04/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında ticari hizmet sözleşmesi bulunduğu, takibe dayanak faturalara konu hizmetin davalıya teslim edildiği, davalı tarafından takibe yapılan itirazın haksız olduğu iddiası ile itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen faturaların bedellerinin ödendiği, davacıya borcunun bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında icra dairesi ile mahkememizin yetkili olup olmadığı, ticari hizmet ilişkisi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak faturalara konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, davacının bu faturalar sebebiyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, operatörlü vinç kiralama hizmetinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak davalı defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda 04/12/2024 tarihli celsede davalıya 2024 yılına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 28/02/2025 tarihli raporunda, davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalı defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, takip dayanağı faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalının takip tarihi itibariyle 385.978,50 TL borçlu göründüğü, takip veya dava tarihinden sonra davacıya yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Somut olayda; davalı tarafından cevap dilekçesinde taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı beyan edilmekle birlikte davacı tarafından düzenlenen fatura bedellerinin ödendiğinin beyan edildiği, bu durum karşısında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun kabulü gerektiği, buna göre davalının icra dairesi ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazı incelendiğinde davalının icra dairesine ilişkin itirazında birden fazla icra dairesini yetkili yer olarak gösterdiği, yetki itirazının HMK'nun 19.maddesine uygun olmadığı, bu sebeple usulüne uygun yapılan bir yetki itirazı bulunmadığından İzmir İcra Dairesinin yetkisinin kesinleştiğinin kabulü gerektiği, mahkememizin yetkisine ilişkin yapılan incelemede ise TBK'nın 89, HMK'nın 10.maddeleri uyarınca davacının yerleşim yeri olan İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, mahkememizce yapılan davalı defterlerinin incelemesinde takip dayanağı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, yine takip tarihi itibariyle davalının kendi defterlerine göre davacıya 385.978,50 TL borçlu göründüğü, bu borcun takip dayanağı 5 adet fatura toplamı olan 365.668,50 TL ile 2023 yılına ait 20.310,00 TL cari hesap toplamından oluştuğu, her ne kadar davalı davacıya borçlu olmadığını savunmuş ise de takip dayanağı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmasına ve davalının kendi defterine göre takip tarihi itibariyle davacıya 5 adet fatura sebebiyle 365.668,50 TL borçlu görünmesine göre (bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle belirtilen alacak tutarı olan 385.978,50TL den 2023 yılına ait cari hesap tutarı olan 20.310,00 TL mahsup edildiğinde) davacının taraflar arasındaki temel ilişkiyi ve takip konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, bu durumda ispat külfetinin davalıya geçtiği, davalının aksini yani faturaların bedelinin ödendiğini, borcunun bulunmadığını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davalının bu hususta herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davalı tarafından borcu sona erdiren herhangi bir yazılı delil sunulmadığına göre takip dayanağı 5 adet fatura yönünden davalının takip tarihi itibariyle davacıya 365.668,50 TL asıl alacak tutarında borçlu olduğunun kabulü gerektiği, davalının itirazında 365.668,50 TL tutarında haksız olduğu, davacı tarafından davanın kısmi dava olarak açıldığı, 21/05/2025 tarihli dilekçe ile dava değerinin ıslah ile arttırıldığı, davacı tarafından ıslah dilekçesi ile takipte yer alan asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz toplamı olarak 385.313,89 TL talep edilmiş ise de davalının takip ile temerrüde düştüğü, davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 365.668,50 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-365.668,50 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 73.133,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 24.978,81 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 6.563,12 TL ıslah harcı toplamı olan 6.990,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.988,09 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 6.563,12 TL ıslah harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 125,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 10.543,32 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (365.668,50/385.313,89=0,94) 10.005,76 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 58.506,96 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 19.645,39 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
8-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2025
Katip... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA