T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/7 Esas
KARAR NO : 2025/444
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2024
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibinin dayanağı müvekkil ile borçlu şirket arasındaki ticari alışverişten kaynaklanan 20.03.2023 tarihli ve... numaralı fatura olduğu, iş bu fatura bedeli 77.230,61 TL olup, davalı borçluya e fatura olarak ...Noterliğinin 23.03.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacaklı müvekkile iade ettiği ve herhangi bir ödeme yapmadığı, davacı müvekkilinin alacağının sağlanması amacıyla İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile davalı borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun ödeme emrine haksız itirazı neticesinde icra takibi durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacını keşide etmiş olduğu 20/03/2023 tarih ve ... numaralı satış e faturasını keşide ederek müvekkile 21/03/2023 tarihinde gönderdiği bunun üzerine 23/03/2023 tarihinde anılı fatura İzmir ...Noterliği... numaralı ihtarnamesiyle davacı tarafa iade edildiği, bunun üzerine davacı tarafından icra takibine geçildiği, İzmir...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına süresinde gerçekleştirdiği itiraz ile icra takibinin durdurulduğu, müvekkil ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı gibi davacı tarafın müvekkile teslim ettiği bir mal yada ürün de olmadığı, bu nedenle gerek faturaya gerekse icra takibine gerçekleştirdiğimiz itirazlarımız haklı ve geçerli nedene dayandığı, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde taraflar arasında herhangi bir alışveriş olmadığı davacı tarafın davaya konu ettiği fatura karşılığı müvekkil şirkete bir mal teslimi yapılmadığının anlaşılacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir ...cra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti,
-İzmir Vergi Dairesinin 09/01/2024,15/01/2024,02/04/2024 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...'un 05/06/2024 tarihli raporu,
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 31/10/2024 tarihli yazısı ve eki.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden 77.230,61 TL alacak, 323,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 77.554,34 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 12/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 10/04/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacının 03.01.2024 tarihli dava dilekçesinde davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, takibe dayanak faturaya konu malın davalıya teslim edildiği, davalı tarafından takibe yapılan itirazın haksız olduğu iddiası ile davalının takibe konusu alacak yönünden itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığı, davacı tarafından teslim edilen mal veya ürün bulunmadığı, taraf defterlerinin incelenmesi gerektiğini savunduğu, taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, davacının bu fatura sebebiyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu, takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın alacak yönünden iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin dava tarihinde takip öncesi işlemiş faiz talebine ilişkin harç yatırmadığı, buna ilişkin mahkememizce ön inceleme duruşmasında davacı vekiline kesin süre verildiği ve davacı tarafından eksik harcın ikmal edildiği görülmüştür.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle 29/03/2024 tarihli celsede taraflara 2023-2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, tarafların ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 05/06/2024 tarihli raporunda, tarafların incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takip ve davaya konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre söz konusu fatura sebebiyle takip tarihi itibariyle davalıdan fatura tutarı olan 77.230,61 TL alacaklı göründüğü, davalı defterlerinde ise söz konusu faturanın kayıtlı olmadığı ve davalının davacıya borçlu görünmediği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce takip ve davaya dayanak faturaya konu malın davalıya teslim edildiğine dair teslim ve sevk irsaliyelerini sunmak üzere davacı vekiline 03.07.2024 tarihli celse ara kararı ile kesin süre verildiği ve sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin 16.07.2024 tarihli beyan dilekçesi ile ekinde mimar ...'a ait beyan ve mimari çizimler sunduğu, ancak sunulan belgelerin davalı şirketten sadır olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu delil listesinde yemin deliline dayandığı dikkate alınarak mahkememizce 30.10.2024 tarihli celse ara kararı ile davacı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı ve yemin delilini kullanıp kullanmayacağını açıklamak ve yemin metnini sunmak üzere kesin süre verildiği, sonuçlarının hatırlatıldığı, davacı vekilinin yemin deliline dayandığı, bunun üzerine mahkememizce davalı şirkete yemin metni ekli şekilde yemin davetiyesinin tebliğe çıkartıldığı, davalı şirket yetkilisi...'nın yemin davetiyesi üzerine 11.12.2024 tarihli celseye katıldığı, yemini eda ettiği, davacı şirket ile aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığı, davacı şirketten alınan herhangi bir mal olmadığı, dava dışı mimar ile de yine herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin 23.12.2024 tarihli dilekçesiyle dava dilekçesini tamamen ıslah ettiği, ıslah dilekçesinde davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğu, takip ve dava konusu faturaya konu malzemelerin davalıya teslim edildiği, ayrıca bu malzemelere ilişkin montaj ve tadilat işlerinin yapıldığı, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davalının sözleşme ilişkisi inkarının yerinde olmadığı, keşif ve bilirkişi incelemesi suretiyle işin yapıldığının ispat edileceği iddiasıyla itirazın iptali isteminde bulunduğu, davalı tarafından ise davacının iddiasını ispat edemediği, ıslahın kabulünün olanaklı olmadığı, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin bulunmadığı savunduğu görülmüştür.
Somut olayda, davacının 20.03.2023 tarihli faturaya istinaden davalı aleyhinde takip yaptığı, takibe itiraz üzerine eldeki davayı ikame ettiği, ilk dava dilekçesinde davalı ile aralarında ticari satım ilişkisi bulunduğunu iddia ettiği, davalının ise sözleşme ilişkisini inkar ettiği, bu kapsamda mahkememizce yapılan araştırmada takibe dayanak faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, davacı tarafından söz konusu malın davalıya teslim edildiğine dair de herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, davacı tarafından 16.07.2024 tarihli dilekçe ekinde sunulan mimar...a ait beyan ve çizimleri içerir belgelerin davalıdan sadır olmadığından yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak bulunmadığı, davacı tarafından yemin deliline dayanılmış ve yemin delili kullanılmış ise de, davalı şirket yetkilisinin yemini eda ettiği ve davacıya borçlu olmadıklarını beyan ettiği, davacı tarafından daha sonrasında dava dilekçesi tamamen ıslah edilmiş ve taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu iddia edilmiş ve uyuşmazlığın eser sözleşmesi hükümlerine göre yeniden incelenmesi talep edilmiş ise de, öncelikle dava konusu takibin faturaya dayandığı, söz konusu fatura içeriğinin elektrik malzemelerine (priz, trafo, ampul, kablo vs) ilişkin olduğu, fatura içeriğinde montaj hizmetine veya eser sözleşmesi ilişkisine delalet eden herhangi bir kayıt bulunmadığı, itirazın iptali davalarının niteliği itibariyle takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip dayanağı fatura, mal satımına ilişkin olduğundan davacı tarafından eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ileri sürülmüş ise de, söz konusu fatura içeriğinin ileri sürülen iddia ile bağdaşmadığı, davacı tarafından tanık dinlenmesi talep edilmiş ise de, sözleşme ilişkisinin tanık ile ispatının olanaklı olmadığı, yine davacı tarafından söz konusu malın davalı tarafından kullanıp kullanılmadığının keşif ve bilirkişi marifetiyle belirlenmesi talep edilmiş ise de, keşif yapılması ve söz konusu malzemelerin davalıya ait işyerinde bulunduğunun tespit edilmesi halinde dahi bu malın davacıya ait olduğunun kabul edilebilmesi için davacı tarafından sunulan herhangi bir yazılı delil bulunmadığı dikkate alındığında keşif yapılmasında yarar bulunmadığı, HMK'nın 179/2.maddesi uyarınca bilirkişi rapor ve beyanları, yerine getirilmiş olan yeminin teklifinin ıslah ile geçersiz kılınamayacağı, bu kapsamda takip dayanağı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmaması ve davalı tarafından ticari ilişki bulunmadığının yemin eda edilmek suretiyle ortaya konulmuş olmasına göre davacının alacağının varlığını ve miktarını ispat edemediğinin kabulü gerektiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan peşin harç ve tamamlama harcı toplamı olan 953,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 337,85 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
6-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun...sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/05/2025
Katip... Hakim...
E-İMZA E-İMZA