T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/802
KARAR NO: 2025/531
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 26/09/2024
KARAR TARİHİ: 24/06/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkil şirket arasında ticari ilişki sonucu mal ve hizmet alımına ilişkin İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile takibe dayanak teşkil eden ekte sunulu faturalar düzenlendiğini, davalı tarafın işbu sözleşme gereği üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi üzerine sözleşmeye konu edimlerin yerine getirilmesi amacıyla 19.07.2024 tarihinde Bornova .... Noterliğinin... yevmiye nolu ihtarnamesiyle ihtar çekilmişse de davalı taraftan edimleri gerçekleştirmek adına somut bir adım atılmadığını, davalı şirket tarafından dava ve icra konusu edilen faturaya ilişkin herhangi bir ödeme yapılmamış olup müvekkilin alacağının tahsili amacıyla icra takibine geçildiğini, İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında düzenlenen ödeme emri davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından 17.08.2024 tarihinde icra dosyasında borca ve tüm ferilere itiraz edilmiş ve icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı, alacağın likit ve muayyen olmasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak yukarıda esas numarası verilen icra dosyasında borca, borcun ferilerine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar davacı yan müvekkilin fatura borcunun olduğundan bahsetmiş olsa da davacının iddiaları gerçeği yansıtmamakta olup borca itiraz dilekçede belirtildiği üzere müvekkilin satın aldığı malların bir çoğu teslim edilmemiş olup teslim edilen mallar arasında ayıplı olan mallar yer aldığını, duna rağmen davacı yan kötüniyetle fatura alacağının tamamını icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin bu nedenle aleyhine başlatılan icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini, bu sebeple davacı yan her ne kadar müvekkilin faturaya itiraz etmediğini bildirmiş olsa da faturalarını müvekkile tebliğ edilmiş olması yeterli olmadığını, ispat külfeti kendisinde olan davacının mal ve hizmetin teslim edildiğini usulüne uygun şekilde ispat etmesi gerektiği, müvekkil şirket ile davacı arasında uzun süredir ticari ilişkiler devam etmekte olup müvekkil bu nedenle eksik gönderilen ve ayıplı gönderilen mallar için bir görüşme yapılması halinde bu sorunun çözüleceğini düşünmüş ve sorunun çözülmesi için acele etmediğini, ancak davacı yan müvekkil ile iletişim kurmayıp doğrudan icra takibi başlatmış olup diyalog yolunu tümüyle kapattığını, bütün bu sebeplerle alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden aleyhine başlatılan icra takibine müvekkilce itiraz edilmesi haklı olduğunu, davacı yan her ne kadar kendi sorumluluğunu yerine getirdiğini ve müvekkilin sorumluluğunu yerine getirmekten kaçındığından bahsetmiş olsa da bu husus gerçeği yansıtmamakta olup aslında sorumluluğunu yerine getirmeyen tarafın davacı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1)Taraf dilekçeleri,
2)25/01/2025 tarihli bilirkişi kök raporu ve 21/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporu,
3)İzmir ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası,
4)Davacıya ait ticari defter ve kayıtlar,
5)Tüm dosya münderecatı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
SMMM ...'ün 25/01/2025 tarihli bilirkişi kök raporunda; Taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı faturalar yönünden farklılık bulunmadığını, her iki taraf defterinde de 7 adet fatura ile toplam 128.786,66.-TL tutarında mal/hizmet alım/satımı yapıldığı kayıtlı olduğunu, ödemeler yönünden davacı taraf davalının kendisine 03.04.2024 tarihinde 11.268,64.-TL ve 29.04.2024 tarihinde 5.220,00 TL olmak üzere toplam 16.488,64.-TL ödeme yaptığını ve davalı taraf ise 07.04.2024 tarihinde 4.450,58 TL, 07.04.2024 tarihinde 11.268,64 TL ve 21.04.2024 tarihinde 23.813,44 TL olmak üzere toplam 39.532,66 TL ödeme yaptığını kaydettiğini, bununla birlikte her iki taraf defterlerinde, davacının dava ve icra takibine konu etmiş olduğu faturalar ile bu faturalardan dolayı alacaklı olduğu kayıtlı olduğunu, davalı taraf kayıtlarında, iade fatura düzenlendiğine dair bir kayıt da mevcut olmadığı tespit edilmiştir.
SMMM ...ün 21/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; 19.07.2024 talep tarihinden 05.08.2024 takip tarihine kadar işlemiş faizin 2.023,09 TL olduğu, 05.08.2024 takip tarihinden 26.09.2024 dava tarihine kadar işlemiş faizin 6.188,28 TL olduğu, itiraz edilen icra takip dosyasında talep olunan tutarın 89.254,00 TL olduğu ve davalı tarafın beyan ettiği kendi kayıtlarında da davacıya 89.254,00 TL borçlu olduğu kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Ayrıca Yargıtay... HD...Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Davacı tarafça davalı ile aralarındaki mal ve hizmet alımına ilişkin alacağının bulunduğu gerekçesi ile davalı hakkında icra takibi başlattığı, dava tarafa icrada takibine yapmış olduğu itirazı neticesinde mahkememizden itirazın iptalinin ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Taraflardan ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yerlerin adresleri istenilmiş, her iki tarafta buna ilişkin adres beyanında bulunmuştur.
Görevlendirilen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bilirkişi tarafından davalı tarafın incelemeye defter ibraz etmediği yalnızca kaşeli muavin defter dökümlerinin sunulduğu, davalı tarafın kendi kayıtlarında davacıya 89.254,00 TL borçlu olduğunu beyan ettiği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının yasal şartlara haiz olduğu, usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davalının takip tarihi itibari ile 112.298,02 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu, takip talebinde 89.254,00 Asıl alacak, 2.230,00 TL faiz alacağı yönünden talepte bulunulduğu, davalı muavin defter dökümleri ile bu talep edilen miktarın uyuştuğu, faiz alacağına ilişkin her ne kadar bilirkişi tarafından hesaplama yapılmış ise de hesabın doğru olmadığı, faiz başlangıç tarihinin davacı tarafça düzenlenen ihtarnamede yer alan 7 iş günü sonrasında başlayacağı gözetilerek 01/08/2024 tarihinde başlaması ve 05/08/2024 tarihinde bitmesi gerektiği, %48 faiz oranı üzerinden gerçek gün hesaplı yapılan faiz hesabı doğrultusunda 468,22 TL faiz alacağının bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne alacak likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-)İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE TAKİBİN 89.254,00 TL ANA PARA, 468,22 TL FAİZ ALACAĞI OLMAK ÜZERE 89.722,22 TL ÜZERİNDEN DEVAMINA,
3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 89.722,22 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-)Alınması gerekli 6.128,92 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 1.104,90 TL peşin harcın mahsubu ile 5.024,02 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-)Davacı tarafça yatırılan 1.104,90 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 3.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 255,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 4.787,50 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen red oranına göre 4.643,87 TL nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 1.761,78 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-)3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
9-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır