T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/809
KARAR NO: 2024/972
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 18/11/2020
KARAR TARİHİ: 26/11/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile karşı taraf arasında akdedilen sözleşmenin hukuki niteliği "mülkiyeti saklı tutma kaydıyla satış sözleşmesi olduğunu, taraflar arasında adi yazılı olarak akdedilen sözleşmenin TBK m.27 uyarınca emredici kanun hükmü olan TMK m.764'e aykırı olduğundan kesin hükümsüz olduğunu, sözleşmenin bu şekilde akdedilmesinde müvekkil tarafın hiçbir kusuru bulunmadığını, işbu sözleşme karşı tarafın ilgili tariihteki avukatı tarafından hazırlanmış olup müvekkil şirket sözleşmenin geçerliliğine güvenerek hareket ettiğini, karşı taraf, sözleşmede kendisine yüklenen yükümlülüklerin çok büyük bir kısmını yerine getirmemekle kalmamış ayrıca aracı yaklaşık 17 ay boyunca kullanması da bir yana sözleşmede belirlenen bedelin tamamının kendisine ödenmesini isteyerek kötü niyetle hareket ettiğini, dava konusu olayın karşı tarafın iddia ettiği şekilde gerçekleşmediğini, taraflarca sözleşmenin akdedilmesinin ardından müvekkil, karşı tarafa aracı aynı tarih olan 06.11.2018 tarihinde teslim ettiğini, karşı tarafça iddia edildiği üzere hükümsüz sözleşmede belirlenen 130.000 TL'nin tamamı müvekkil şirkete ödenmediğini, 11.06.2019 tarihinde ve 06.07.2019 tarihinde karşı tarafça her biri 5.000 TL tutarındaki ödemeler de yapılmadığını,...'in kusurlu hareketleriyle müvekkili uğrattığı maddi ve manevi zararlar bulunduğunu, Karşı taraf..., aracı teslim aldığı 06.11.2018 tarihinden 21.03.2020 tarihine kadar yaklaşık 17 ay boyunca kullandığını, Resmi şekilde yapılmayan mülkiyeti saklı tutma kaydıyla satış sözleşmesi geçersiz olduğuna ve bunun sonucu olarak taraflar verdiğini iade etmekle yükümlü olduğuna göre yaklaşık 17 ay boyunca bu aracın bedelsiz olarak kullanıldığı da düşünülemeyeceğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karşı tarafın her ne kadar karşı dava açmış olduğunu beyan etmişse de HMK gereği hem dava harcını yatırmadığını, hem de zorunlu arabuluculuk başvurusunu sonuçlandırmadığını, dolayısıyla son tutanağını mahkemeye sunmadığını, karşı tarafın müvekkil ile aralarında yapılan 06.11.2018 tarihli araç satım sözleşmesini ‘’mülkiyeti saklı tutma kaydıyla satış sözleşmesi’’ olarak değerlendirdiğini, ancak devamında sözleşmenin hükümsüz olduğunu dile getirerek tarafların bu sözleşme kapsamında birbirlerinden aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri vermekle yükümlü olduğunu ileri sürdüğünü, karşı taraf ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme mülkiyeti saklı tutma kaydıyla satış sözleşmesi değil, bir satış sözleşmesi olduğunu, ne sözleşme metninden ne de olayın özünden böyle bir anlam çıkarmak mümkün olmadığını, karşı tarafın iddialarının tamamen gerçek dışı olup, müvekkilinin aracın tescilini almaktan imtina etmesini zaten hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, davalı taraf aracın tescilini devretmek niyetinde ise bu durumda aracın tescilinin adımıza yapılmasına hazır olduklarını, 90.000,00 TL’nin iade edildiği iddiasını kabul etmemekle birlikte, aslında karşı taraf ‘’karşı tarafça ödenen bedelin bir kısmı olan 90.000,00 TL demek suretiyle aslında müvekkilinden 90.000,00 TL’nin üzerinde ödeme aldığını ikrar ettiğini, bu nedenle artık müvekkilinin karşı tarafa en az 90.000,00 TL ödeme yaptığı tartışmalı bir durum olmaktan çıktığını, davalı tarafın, satış sözleşmesi ile aracı müvekkiline sattığını, daha sonra aracın tescilini gerçekleştirme yerine müvekkilimizin kullanımı sebebiyle kira talebinde bulunduğunu, üstelik talep edilen kira bedeli neredeyse aracın satış bedeli oranında olduğunu, davalı taraf hem aracın müvekkilin adına tescilini gerçekleştirmeyerek hem de daha sonrası fahiş bir kira bedeli talep ederek hukukumuzun en önemli temeli olan dürüstlük kuralına açıkça aykırı davrandığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, sebepsiz zenginleşme ve haksız fiilden kaynaklı maddi tazminat ile ticari itibarın zedelenmesi sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanununa 7155 sayılı yasanın 23.maddesi ile eklenen 18/A maddesi ile de "(1) İlgili kunanlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." hükmüne yer verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nun 115 maddesi ise "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiğilinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." şeklindedir.
İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında, davacı...'in, davalı... Hafriyat İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile araç satış sözleşmesi imzaladığı, karşı tarafın sözleşmeden doğan edimleri yerine getirmediği iddiasıyla davanın ikame edildiği, davalı ...Hafriyat İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından 18/11/2020 tarihinde karşı dava açıldığı, 26/11/2024 tarihli duruşmada karşı davanın tefrikine karar verilerek Mahkememizi...Esas sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Davacı taraf, sebepsiz zenginleşme ve haksız fiilden kaynaklı maddi tazminat ile ticari itibarın zedelenmesi sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkin davalı aleyhinde huzurdaki davayı ikame ettiği, karşı dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde zorunlu arabuluculuk anlaşamama son tutanağının dosyada mevcut olmadığı, zorunlu dava şartı arabuluculuk yolu tamamlanmadan huzurdaki davanın açıldığı, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartının mevcut olduğu, ayrıca 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği dava dilekçesine arabuluculuk anlaşamama son tutanağının eklenerek davanın açılması gerektiği, bu halde yasanının ilgili hükmünün arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra davanın açılmasını gerekli kıldığı, arabuluculuk dava şartının giderilebilir bir dava şartı da olmadığı gözetilerek dava şartına ilişkin eksikliğin dava tarihi itibarıyla yerine getirilmediği anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan reddine dair karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-)Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcı ve 427,60 TL başvurma harcının davacı tarafça 2.872,59 TL karşı dava harcından mahsubu ile bakiye 2.017,39 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
3-)Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, (maddi tazminat yönünden)
5-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, (manevi tazminat yönünden)
5-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/11/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır