T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/903
KARAR NO: 2025/711
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/10/2024
KARAR TARİHİ: 26/09/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;...Sigorta Aracılık Hizmetleri isimli ticari işletme; Cumhuriyet Mah. Cumhuriyet Cad. No:... Altıntaş/KÜTAHYA adresinde faaliyet göstermekte iken 30.12.2021 tarihinde,...Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. olarak tür ve unvan değişikliğine gittiğini, ... Sigorta Aracılık Hizmetleri isimli ticari işletme, birçok sigorta şirketiyle çalışmakta olup yine ticari faaliyetleri sebebiyle davalı ...Sigorta Anonim Şirketi ile de 03.11.2020 itibariyle anlaşma sağlamış ve sigorta şirketinin acenteliğini yaptığını, davalı şirketle yapılan ilk acentelik sözleşmesi, henüz tür ve unvan değişikliğine gidilmeden yapılmış olup bu kapsamda... Sigorta Aracılık Hizmetleri adına 22.10.2020 tarihinde vekaletname çıkartıldığını, ticari işletmenin şirkete dönüşmesi ve... Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş.'nin kurulmasıyla birlikte, davalı şirket tarafından... Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. adına 15.12.2021 tarihinde yeni bir vekaletname çıkartılmış olup acentelik sözleşmesi de bu nedenle yenilendiğini, müvekkil şirket, davalı sigorta şirketinin acentalığını yapabilmek adına kendisinden istenen 1.300,00 USD bedeli unvan ve tür değişikliği gerçekleştirilmeden önceki dönemde 24.11.2020 tarihinde ödeme gerçekleştirdiğini, Sigortacılık Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nca 27.11.2023 tarih ve 511 sayılı Kurul Kararı ile davalı... Sigorta'ya tedbir uygulanmasına karar verilmiş ve şirketin tüm işlemleri durdurulmuş ve bu çerçevede şirketin sigorta portföyünün idaresi Güvence Hesabı'na bırakıldığını, ilerleyen süreçte ise, davalı şirketin faaliyetlerinin durdurulmuş ve şirketin idaresi; güvence hesabına geçirildiğini, davalı sigorta şirketinin faaliyet göstermiyor olmasından dolayı, acenteliği de yapılamamakta ve poliçe hizmetleri verilemediğini, bu sebeple davalı sigorta şirketi üzerinden hizmet verilememekte, ticari kazanım da elde edilemediğini, müvekkil şirketin yatırılan 1.300,00 USD tutarındaki teminatın iade edilmesini yetkililerden talep etmişse de, bu zamana kadarki dönemde hiçbir şekilde bu taleplerine olumlu dönüş sağlanmamış olması sebebiyle mağduriyet yaşadıklarını, akabinde müvekkil şirket; davalı şirket aleyhine İzmir... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile, acentelik başlangıcında teminat bedeli olarak yatırılan tutar için asıl alacaktan kaynaklı ilamsız icra takibine geçtiğini, ödeme emri karşı tarafa tebliğ edildikten sonra yasal süresi içerisinde takibe itiraz edilmiş olması hasebiyle takip durduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket, müvekkil şirket hakkında "teminat iadesi yapılması gerektiği ve borçlu olduğu" iddiası ile takip başlatmış, müvekkil şirketin herhangi bir borcu olmadığına yönelik haklı itirazı üzerine ise itirazın iptali için işbu davayı ikamet ettiğini, takip ve görülmekte olan itirazın iptali davası haksız olup iş bu davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin, davacı şirkete borcu bulunmamakta, aksine, prim alacağı bulunduğunu, davacı acente, düzenlenmesine aracılık ettiği sigorta sözleşmeleri sebebiyle tahsil ettiği poliçe primlerini müvekkile eksik aktardığını, bu sebeple müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, davacı şirket, takip konusu teminat bedelinin müvekkile ödendiğini ispatlayamadığını, davacının teminat bedeli ödediğine dair banka ödeme kayıtlarını ibraz etmesi gerektiğini, somut belge ibraz edilmeden açılan icra takibine itirazlarının haklı ve yerinde olduğunu, sebebi ve dayandığı evrak belirtilmeden , salt alacaklı olunduğu iddiası ile başlatılan takibe itiraz edildiğini, prim tahsilatlarının gereği gibi aktarılmamış olması sebebiyle, davacı şirketin teminat iadesi talebine karşı takas mahsup def'i sunduklarını, bilirkişi incelemesi yapılarak, müvekkil şirketin prim alacağı, iddia edilen teminat alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin, davacı şirkete bakiye borcu olmadığını, müvekkil şirketin hiçbir şekilde davacı şirkete karşı borçlu sıfatı mevcut olmadığını, dayanak belgeler müvekkile tebliğ edilmediğini, bir diğer anlatımla borcun gerçekte var olup olmadığını ispatlayan belge bulunmamakta, müvekkile tebliğ edilmediğini, dolayısıyla eğer var olduğu iddia edilen alacak tamamen asılsız ve yersiz olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
SMMM ...'in 09/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı...Sigorta A.Ş.'ye ait 2021-2022-2023-2024 dönemi ticari defterleri incelemeye tabi tutulmuş olup, davalı şirketin 2021 ticari defterlerinin kağıt ortamında tutulduğu, 2022- 2023-2024 döneminde elektronik ortamda tutulduğu, davaya konu döneme ilişkin yasal defterlerin tasdiklerinin süresinde yapıldığı, e-defter beratlarının da yasal süreleri içinde Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderildiği, bu nedenle davalı lehine delil teşkil eder vaziyette olduğu, davalı şirket defter, kayıt ve belgelerinin tetkikinde, taraflar arasında 2020 yılında başlayan bir ticari ilişkinin mevcut olduğu,...Sigorta Aracılık Hizmetleri ünvanlı ticari işletmenin, davalı...Sigorta Anonim Şirketi ile sigorta acenteliği kapsamında, 25.11.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine acentelik sözleşmesi kapsamında 1.300,00 USD tutarında teminat bedeli olarak ödendiği, (daha sonra...Sigorta Aracılık Ticari işletmenin, unvan değiştirerek şirkete dönüştüğü ve ticari faaliyetine...Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. Olarak devam ettiği), bu teminat bedelinin davalı şirket kayıtlarına VUK usul ve esaslarına uygun olarak işlendiği, teminat bedelinin davacı şirkete iade edildiğine dair herhangi bir kayda rastlanmadığı, USD (Amerikan Doları) para cinsinden yatırılan teminat bedelinin TL karşılığının, 21.08.2024 icra takip tarihi itibariyle (1 USD-33,8465 TL) 44.000,45 TL olduğu, bir başka anlatımla, Davacı (alacaklı) ... Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti.'nin, Davalı (borçlu) ... Sigorta A.Ş.'den, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından 21/08/2024 tarihinde başlatılan icra takip tarihi itibariyle teminat yönünden 1.300,00 USD (takip tarihi itibariyle TL karşılığı 44.000,45 TL) alacaklı olduğu, bu tutardan davalı şirketin davacıdan, prim hesabı nedeniyle alacağı olan 317,52 TL'nin mahsup edilmesiyle, davacının alacağının 43.687,93 TL olduğu, bu tutara icra takip tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz işletilmesinin yerinde olacağı tespit edilmiştir.
6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Ayrıca Yargıtay... HD... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin, davalı şirketin acenteliğini yaptığı, bu hususun her iki tarafın kabulünde olduğu, ayrıca acentelik sözleşmesinden sonra davacı tarafça davalıya 1.300,00 USD teminat ödemesi yapıldığı da davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Davacı tarafın, davalı sigorta şirketinin sigortacılık adına tüm işlemlerinin durdurulduğuna dair iddiaları neticesinde faaliyette bulunmamasından ötürü acenteliğinin de yapılamadığı, poliçe hizmetlerinin verilemediğini, bu sebeple teminatın iade edilmesini istediği anlaşılmıştır. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu (SEDDK)'na yazılan müzekkere ile kurumun verdiği cevapta, şirketin tüm branşlardaki sigortacılık ruhsatlarının iptal edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin fiili olarak ortadan kalktığı anlaşılmakla, teminatın yatıran taraf olan davacıya iadesi şartları oluştuğu görülmüştür. Cevap dilekçesinde, davalı tarafın davacının prim borçlarına ilişkin takas mahsup defi ileri sürdüğü, davalının davacıdan olan prim alacaklarının ticari defter ve kayıtlarına göre bilirkişi tarafından hesabı yapılmış ve 317,52 TL (icra takip tarihi itibariyle 9,35 USD) olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, toplam teminat bedelinden prim alacağı olan 9,35 USD nin mahsubu neticesinde ve ayrıca davalı sigortanın temerrüte düşürülmediği de görülmekle, bakiye teminat bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne, alacak likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatı isteminin kabulüne, takip talebinde alacak miktarının TL cinsinden karşılığı da gösterildiği tespit edildiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-)İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün.... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın KISMEN İPTALİ İLE 1.290,35 USD ÜZERİNDEN DEVAMINA,
3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 1.290,35 USD'nin %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-)Alınması gerekli 3.023,33 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 781,10 TL peşin harçtan mahsubu ile 2.242,23 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-)Davacı tarafça yatırılan 781,10 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 5.500,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 120,00 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplamda 6.828,70 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen red oranına göre 6.555,55 TL nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 1.478,92 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-)3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
9-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim...
¸e-imzalıdır