T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/991
KARAR NO: 2025/852
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/11/2024
KARAR TARİHİ: 06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği 22/11/2024 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirketin tekstil ürünleri üretip sattığını, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişkisi olup, davalının müvekkili şirketten tekstil ürünleri tedarik ettiğini, dolayısı ile aralarında bir cari hesap ilişkisi doğduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm üretimi ve işleri yaptığını, kendisine sipariş edilen tüm ürünleri üretip teslim ettiğini davalı şirketin zamanla borçlarını geciktirmeye ve nihayet ödememeye başladığını, alacakların İzmir ... İcra Müdürlüğü...E. sayılı dosyadan icra takibine konulduğunu ancak icra takibinin borçlu şirketin 30/07/2024 tarihli itirazı ile durdurulduğunu, icra takibine yapılan itirazdan sonra borçlu şirket ile iletişime geçilerek taraflar arasında kısmi bir anlaşma ve sözlü bir taahhüt ile bir ödeme planı oluşturulduğunu, oluşturulan ödeme planına göre borçlu davalı şirketin icra dosyası için; icra harçları, dosya giderleri, icra vekalet ücreti ile anapara borç ve son ödeme tarihine kadar işleyecek olan faiz ile birlikte, tüm borcu 100.000,00 TL taksitler halinde 34 taksitte ve son taksiti 23.05.2025 tarihinde olmak üzere toplamda 3.311.454,44 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki bu sözlü protokol mucibince davalı yan icra dosyasına 11/10/2024 tarihinde 50.000,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemenin dava açılırken dava değerinden düşüldüğünü, davalının daha henüz ilk ödemede taahhüdü yerine getirilmeyerek yatırılması konusunda anlaşılan miktarın ancak yarısını dosyaya yatırdığı ve nihayet bu ödemeden sonra da ne dosyaya nede müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını, taraflar arasındaki şifahen yapılan bu anlaşmanında böylelikle ortadan kalktığını, bu nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptalini sağlamak için mahkemeye başvurma zorunluluğu doğduğunu belirtmiş, davalının icra takibine yaptığı itirazının iptaline, İzmir... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takibin devamına ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla icra dosya borcunun Reeskont - Avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı aleyhine takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği 20/12/2024 havale tarihli cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde dava değerinin "2.309.639,10 TL" olarak zikredilmiş olmasına rağmen, davacı tarafından eksik harç yatırıldığını, davaya devam olunabilmesi için Harçlar Kanun'unun 30 ve 33. maddeleri uyarınca eksik harcın tamamlanmasının gerektiğini, itirazın iptali davalarında alacaklının, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağını, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.02.2020 tarihli ve 2017/2076 E. 2020/117 K. sayılı karar) davacı tarafından itiraz konusu takibin dayanağı olarak yalnızca cari hesap dökümü olduğu iddia edilen bir belgeye dayanıldığını, takibin dayanağı olarak başka herhangi bir belge sunulmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve 2017/824 E., 2019/885 K. sayılı kararında "Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında itirazın iptali davasında alacağın varlığını ispatta genel hükümlerin uygulanacağı, açılan itirazın iptali davasında faturaların yanında ticari defterlere ve aralarındaki hesap ilişkisine de dayanıldığı, öte yandan davalının da borca itiraz ederek ödeme savunmasında bulunduğu, ancak ödemelerin hangi mallara ve hangi faturalara ilişkin olduğunun belirtilmediği, somut olay bakımından uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 85. vd. maddeleri uyarınca alacaklının ödemeleri önceki muaccel alacaklarına sayma hakkı bulunduğundan zorunlu olarak taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinin başından itibaren değerlendirilmesi ve dava konusu ödemelerin yapılmış olup olmadığının, yapıldı ise ödemelerin tamamen mi kısmen mi yapıldığının, hangi borca ilişkin olduğunun tespit edilmesinin gerektiği, bu nedenle taraflar arasındaki tüm ticari ilişki değerlendirilmek suretiyle inceleme yapılarak sonuca ulaşan yerel mahkeme direnme hükmünün onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir." ifadeleriyle arz ve izah edildiği üzere, takip talebindeki dayanaktan başka delil olarak faturalara, ticari defterlere ve taraflar arasında hesap ilişkisine dayanılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda davacının dava dilekçesinde dayanmış olduğu ve takip talebinde dayanak yapılmayan "taraflara ait ticari defterler, fatura, makbuz ve irsaliyeler, banka kayıtları, dekontlar, hesap hareketlerini gösterir dökümler, ticari defter incelemesi" delillerine ve takip talebinde yer almayan hiçbir delile muvafakat edilmediğini, davalının itiraz konusu takip mucibince borçlu olarak gösterildiğini, bununla birlikte, taraflar arasında davalı müvekkilini borçlu kılacak bir akit ve/veya borç ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafından taraflar arasında akdedilmiş, borç ilişkisini gösterir, davalı müvekkiline borç yükleyen herhangi bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığını, her ne kadar davacı tarafından itiraz konusu takibin dayanağı olarak cari hesap dökümü olduğu iddia edilen bir belge sunulmuşsa da, herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte, tek başına bu belgenin iddia olunan borcun varlığına ve borç ilişkisine delalet edemeyeceğini, taraflar arasında akdedilmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, TTK m. 89/2 hükmü uyarınca yazılı olarak yapılmayan cari hesap sözleşmesinin geçersiz olacağını, davacı yan tarafından dosyaya yahut itiraz konusu takibe herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi sunulmadığını, bu itibarla davacı yan tarafından dosyaya sunulan ve cari hesap dökümü olduğu iddia edilen belgeye itibar edilmesinin mümkün olmadığını, (Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 03.12.2020 tarihli ve 2017/ 2146 E., 2020/4039 K. Sayılı karar) nitekim taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacağını, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.04.2018 tarihli ve 2017/903 E., 2018/974 K. sayılı kararı) herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir yazılı sözleşme sunmadan bir takım faturalara dayalı olarak da alacaklı olduğunu iddia ettiği, Yerleşik Yargıtay içtihadları uyarınca münhasıran faturaya dayalı olarak ileri sürülen alacak iddialarına itibar edilmeyeceğini, bir işin bedelinin sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, faturanın ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belge olduğunu, fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerektiğini, (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 11.01.2016 tarihli ve 2015/4473 E., 2016/19 K. sayılı kararı) fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belgenin fatura olmayacağını, bu belgenin belki icap olarak kabul edilebileceğini, buna itiraz edilmemesinin, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmayacağını, (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 11.01.2016 tarihli ve 2015/4473 E., 2016/19 K. sayılı kararı) sadece faturanın tebliğ edilmiş olmasının akdi ilişkinin varlığını ispatlamayacağını, karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacirin, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlaması gerektiğini, adi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı olmadığını, (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 11.01.2016 tarihli ve 2015/4473 E., 2016/19 K. sayılı kararı) Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 07.03.2008 tarihli ve ...K. sayılı kararında "Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, karşı davacı tarafından varlığı ileri sürülen akdi ilişkinin kurulduğunun kanıtlamış olduğunu ve yapılan işin sözleşme hükümlerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak iş sahibine teslim ettiğini ve iş bedelinin istenebilir olduğunu ve iş bedelini gösterir faturanın kesinleştiğini tespit etmesi durumunda şimdiki gibi iş bedelinin tahsiline; akdi ilişkinin varlığının kanıtlanamaması durumunda ise, davanın reddine..." ifadeleriyle arz ve izah edildiği üzere, faturaya dayanan davacı yanın öncelikle taraflar arasında bulunan akdi ilişkiyi ispatlaması gerektiğini, akdi ilişki ispatlandıktan sonra, yapılan ifanın sözleşmenin esaslı ve tali unsurlarına (satılan, semen, ifa yeri, ifa zamanı vb.) uygun yapıldığının, diğer bir deyişle davacının fatura muhteviyatı işlerin yapıldığını ve faturada yazılı bedeli hak ettiğini ispat etmesi gerektiğini, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından HMK m. 200 uyarınca davacının tanık dinletme olanağı da olmadığını, (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 02.07.2012 tarihli ve 2012/6549 E., 2012/9090 K. sayılı kararı). davacı tarafından taraflar arasında bulunan bir akit ispatlanmadığı gibi, ifanın da akde uygun olarak yapıldığının ispatlanmadığını, takip talebinde faturaya dayanılmadığını, bu itibarla mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı yan tarafından tedarik edilen tekstil ürünlerine ilişkin olarak taraflar arasında herhangi bir mutabakat bulunmadığını, satılan, satılanın nitelikleri, satılanın miktarı, ifa zamanı ve ifa yeri hususunda da taraflar arasında mutabakat bulunmadığını, sözleşmenin esaslı unsurlarına ilişkin olarak herhangi bir mutabakat bulunmamasından mütevellit, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşmenin de mevcut olmadığı, davacı tarafından talep edilen faiz türüne ve başlangıç tarihine de özellikle itiraz edildiğini, davacı tarafından herhangi bir ihtarname tebliğ edilmediğini, bu nedenle de temerrüt olgusunun da gerçekleşmediğini, davacının davasının haksız olup müvekkilinin haklı itirazı karşısında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını ancak aksi halde dahi, alacağın varlığının belirlenmesi yargılamayı gerektirir nitelikte olup bu sebeple de tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını, dilekçesinde iddia edilenin aksine, taraflar arasında hiçbir zaman kısmi bir anlaşma yahut sözlü bir protokol adı altında şifahen bir ödeme planı yapılmadığını, davalı müvekkilinin borçlu olmadığını, bu nedenle şifahi bir ödeme planı yapılmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının haksız olarak takip başlattığı ve itiraz üzerine de bu davayı ikame ettiğini belirtmiş, haksız davanın reddine, kötüniyetli davacının %20 oranından az olmamak kaydı ile icra tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İzmir... İcra Müdürlüğü ' nün... E. sayılı dosyasının incelemesinde ; alacaklının... Tekstil Sanayi Ticaret Anonim Şirketi , borçlunun... Tasarım Anonim Şirketi ,borç miktarının 2.359.639,10 TL olduğu, ödeme emrinin borçluya 04.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 30.07.2024 tarihli dilekçesi ile borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
Dava ve takip konusu alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesine yönelik olarak taraf ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış , alınan 14/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda; taraflara ait yasal defter ve dayanak
belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde;
davalının 2023 ve 2024 yılına ilişkin yasal defterlerini Elektronik ortamda tuttuğu anlaşılmakta
ise de rapor tanzimine kadar geçen süre dahilinde bu defterlere yönelik açılış ve kapanış E-
Beratlarının incelemeye sunulamadığı, davalının bu konudaki teknik sıkıntıyı gideremediği
yönünde beyanda bulunduğu, bu haliyle davalının yasal defterlerinin sahibi lehine delil teşkil
etmediği, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu,
davalının sunmuş olduğu 2023 açılış ve kapanış bilanço kayıtları ile 2024 yılı açılış bilanço
kayıtlarından tespit edilebildiği şekli ile 01.01.2024 tarihi itibarıyla davalının davacıya
1.542.486,10.TL tutarında borçlu olduğu, bu tutarın davacı kayıtları ile uyumlu olduğu ancak
2024 yılına ilişkin başkaca muhasebe bilgisine erişilemediği bu yönde belge ibraz edilemediği,
davacının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde: taraflar arasında 2023 yılından gelen
ve 2024/Temmuz ayında sona eren fason dikim hizmetine yönelik bir ticari çalışmanın mevcut
olduğu, bu kapsamda suretleri dosya içeriğine sunulan ve detayları yukarıda tablo halinde verilen
...hesap kodlu Alıcılar hesabında yasal defterlere aksettirilen/muhasebeleştirilen ticari
çalışma kapsamında davacının davalı adına gerçekleştirdiği Fason Dikim hizmetlerine yönelik
olarak elektronik ortamda (e-Fatura) düzenlenerek davalı yana tebliği yapılan muhtelif hizmet
faturalarına yönelik davalının 8 günlük yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı
ayrıca bu konuda davalının davacı yana tanzim ederek elektronik ortamda tebliğ ettiği herhangi
bir iade faturasının da mevcut olmadığı yine davalı tarafından davacı yana alınan hizmete
mukabil banka ve çek karşılığı ödemelerde bulunulduğu ve davacının ticari çalışmanın sona
erdiği 2024/Temmuz ayı ve takip tarihi itibarıyla yasal defter ve kayıtlarına göre davalıdan
2.359.639,10.TL tutarında alacaklı olduğu tespit edildiği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunun alınmasından sonra davalı tarafça ticari defterlerin sunulması için yeniden süre verilmesi talep edilmiş ,Mahkememizin 29/05/2025 tarihli celsesinde davalı vekiline talebi doğrultusunda davalı tarafa ait ticari defterleri sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilerek davalı taraf defterleri incelenerek ek rapor düzenlenmesi için dosya bir kez daha bilirkişiye tevdi edilmiş , alınan 23/07/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; mahkemenin ara kararı ile davalı tarafça defter ibraz edildiğinde davalı defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş olup bu yönde davalı vekili tarafından davalı yana ait yasal defterlerin dava dışı...Tekstil A.Ş.’nin faaliyet gösterdiği “... Mahallesi No:... Alsancak Konak İzmir” adresinde bulunduğu/muhafaza edildiği bilgisine yer verilmiş olup bu yönde yapılan tetkiklerde; davalı defterlerinin bulunduğu yer olarak bildirilen...Mahallesi No:... Alsancak Konak İzmir adresinde faaliyetine devam etmekte olan...Tekstil A.Ş. nin yetkilisi ...ile (...) görüşülerek mahkemenin ara kararından hareketle davalı defterlerinin incelenmesi yönünde bilgi verilmiş ve talepte bulunulmuş ise de ...A.Ş. yetkilisi ... tarafından söz konusu firmaya ait kendilerinde herhangi bir yasal defter ve belgenin olmadığı, davalı firmadan kendilerinin de alacaklı olduğu, başkaca herhangi bir bilgi ve belgeyi sunmalarının mümkün olamayacağı bilgisi alındığı, mahkemenin ara kararı doğrultusunda davalı defterlerinin bulunduğu bildirilen ... A.Ş. nezdinde herhangi bir defter ve belgenin olmaması/ulaşılamaması nedeniyle inceleme yapmanın, önceki raporda yer alan tespitlere katkıda bulunmanın mümkün olmadığı, ara kararı gereği bu kez yapılan incelemeler kapsamında önceki raporda tespit edilen görüş ve değerlendirmelerde herhangi bir değişiklik olmadığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında ortaya çıkan alacağın bir bölümünün ödenmediğinden bahisle alacağın tahsiline yönelik olarak davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptaline yönelik davalı hakkında dava açıldığı, dava ve takip konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesine yönelik olarak taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması için Mahkememizce ara karar oluşturulduğu ,ara karar doğrultusunda davacı defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, davalı defterlerinin ise bir bölümünün incelenebildiği, Mahkememizin 29/05/2025 tarihli celsesinde davalı vekiline talebi doğrultusunda davalı tarafa ait ticari defterleri sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, verilen kesin süre içerisinde davalı vekili tarafından sunulan 13/06/2025 tarihli dilekçede belirtilen adreste bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı defterlerine ulaşılamadığı, bu durumda davalının defter ibrazından kaçınmış sayılmasının gerektiği, usulüne uygun tutulan ve sahibi lehine delil teşkil edebilecek davacı defterlerinde davacının takip itibarı ile davalıdan 2.359.639,10 TL tutarında alacaklı olduğunun yapılan bilirkişi incelemesi ile belirlendiği bu miktar üzerinden davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu, incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABÜLÜ ile, davalının İzmir ...İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 2.359.639,10 TL asıl alacak ile asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren işletilecek ve % 51,75 oranını aşmayacak şekilde ticari avans faizi ile birlikte DEVAMINA,
Takibin devamına karar verilen bölüm üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 161.186,95-TL harçtan peşin alınan 27.644,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 133.542,28 -TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına ,
3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT' ye göre hesap edilen 348.349,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 16 davetiye bedeli 195,00-TL, bilirkişi inceleme ücreti 5.000,00 TL olmak üzere toplam 5.195,00 TL yargılama gideri ile davacı tarafça yapılan 28.133,07 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı vekili Av...ın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup anlatıldı. 06/11/2025
Başkan...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır