T.C
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/124
KARAR NO: 2025/297
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/03/2024
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 25/03/2024 havale tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında "İzmir ili ...İlçesi... Mahallesi...Parsel ...Caddesi No:... Konak/İZMİR" adresinde bulunan taşınmazın ...numaralı bağımsız bölümün 14.500.000,00 TL karşılığında müvekkiline devri hakkında 22.03.2023 tarihli Gayrimenkul satış sözleşmesi isimli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmenin davalı tarafça Karşıyaka .. Noterliği ' nin 20.07.2023 tarihli... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshedildiğini, davalı tarafça yapılmış olan haksız fesih nedeniyle 22.03.2023 tarihli sözleşmenin 3.2. Maddesi uyarınca sözleşme bedelinin (14.500.000,00 TL) %20'si olan 2.900.000,00 TL cezai şart talebi ile İstanbul ... İcra Dairesi nezdinde ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça başlatılmış olan icra takibine yapılan haksız ve hukuka aykırı itiraz neticesinde İstanbul Arabuluculuk Bürosu nezdind... Arabuluculuk numaralı dosya (Ek-2) ile Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamaması nedeniyle bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı tarafça İstanbul ... İcra Dairesi nezdinde... E. Sayılı dosyasına yetki itirazında bulunulduğunu, yetkiye ilişkin itiraz hususunda; "... Müvekkilin adresi "Tuna Mah....arşıyaka/İZMİR" dir. Alacaklının ikametgahı dahi Beylikdüzü iken İstanbul İcra Dairesinin yetkili olması hukuken mümkün değildir. İcra takibi yetkisiz icra müdürlüğünde açılmıştır. Yetkili icra müdürlüğü borçlu müvekkil şirket ikamet adresinin bağlı bulunduğu Karşıyaka İcra Müdürlüğüdür. Bu sebeple vekaleten işbu icra takibine yetki yönünden itiraz ediyoruz. " şeklinde beyanda bulunulduğunu, davalı...Mimarlık Yapı Otomotiv Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından 12.09.2023 tarihinde adres değişikliği yapıldığı, şirketin yeni adresinin "... MAH. ... BUL.... NO:... BAYRAKLI / İZMİR" şeklinde olduğunu, davalı şirketin adres değişikliğinin ise 12.09.2023 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, 15.09.2023 tarihinde icra takibi başlatıldığını, yetki itirazında borçlunun sadece itirazının yeterli olmadığı; borçlunun, yetki itirazında bulunurken, doğru bir biçimde yetkili icra dairesini de göstermesi gerektiğini, yetkili icra dairesinin gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesinin yaptırımının, yetki itirazının geçersizliği olduğunu, davalı tarafça her ne kadar Karşıyaka İcra Müdürlüğü'nün yetkili olması gerektiği yönünde yetki itirazı yapılmış olsa da icra takibinin açıldığı 15.09.2023 tarihinde davalının adresi; "... Mah. ...Bul.... No:... Bayraklı / İZMİR" şeklinde olduğunu, bu nedenle yetkili icra dairesinin yanlış gösterilmiş olması nedeniyle yetki itirazının reddinin talep edildiğini, 22.03.2023 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi isimli sözleşme uyarınca müvekkili tarafından; 22.03.2023 tarihinde 750.000 TL, 10.04.2023 tarihinde 2.750.000,00 TL, 15.05.2023 tarihinde 2.000.000,00 TL, ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından ise davalı firmaya yapılan nakit ödemelerin; davalı firmaya ait olan TR... IBAN numaralı hesaba 29.03.2023 tarihinde 650.000,00 TL ödendiğini, 19.05.2023 tarihinde 500.000 TL davalı tarafa elden ödendiğini, davalı tarafından talep edildiği üzere; dava dışı... adına ...Bankası A.Ş. TR... IBAN numaralı hesabına; 19.04.2023 tarihinde 630.000 TL, 17.05.2023 tarihinde 1.500.000,00 TL gönderildiğini, yapılan ödemelere ilişkin tüm dekontların ekte sunulduğunu, bu ödemelerin "İzmir ili... İlçesi... Mahallesi...Parsel ...Caddesi No:... Konak/İZMİR" adresinde bulunan taşınmazın... numaralı bağımsız bölümün satımı için gönderildiğinin ise banka dekontunun açıklama kısmında yer aldığını, müvekkili ile davalı arasında 18.04.2023 tarihinde 23.03.2023 tarihli sözleşmenin eki niteliğinde bir sözleşme akdedilerek, 10.04.2023 tarihinde ödenecek olan 2.750.000,00 TL ödemenin müvekkili tarafından imal edilen kapıların davalıya teslimi ile yapılması hususu kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından imal edilecek olan kapıların toplam değerinin ise 2.220.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, bu anlaşma sonucunda geriye 530.000 TL bakiye kaldığını, davalı tarafın talimatı gereği 30.03.2023 tarihinde davalının talimatı ile müvekkili tarafından imal edilmiş olan toplam 750.000 TL değerindeki 500 adet kapının dava dışı ... isimli kişiye teslim edildiğini, geriye kalan 1000 adet kapının ise müvekkili tarafından imal edilmiş olup, teslime hazır olmasına ve defaatle davalıya şifahen bildirilmesine rağmen davalı tarafça teslim alınmamış olduğundan Bakırköy... Noterliği 24.05.2023 tarih... yevmiye numaralı ihtarname ile "... Mah.... Bulvarı No:... Avcılar/İSTANBUL" adresinden teslim alınması hususunun ihtar edildiğini, davalı taraf ile yapılan anlaşmalar neticesinde; 10.04.2023 tarihinde ödenecek olan 2.750.000 TL'den kapı imalatı ücreti 2.200.000,00 TL mahsup edilince geriye kalan 530.000 TL bakiye ile 22.03.2023 tarihinde ödenmesi gereken 750.000 TL'den 29.03.2023 tarihinde ödenmiş olan 650.000 TL mahsup edildiğinde geriye kalan 100.000 TL bakiye; dava dışı... adına...Bankası A.Ş. TR... IBAN numaralı hesabına 19.04.2023 tarihinde toplam 630.000 TL olarak gönderildiğini, müvekkili tarafından sözleşmede kararlaştırıldığı üzere ödemesi gereken 5.500.000,00 TL bedelin açıklanmış olduğu şekilde ödemesinin gerçekleştirilerek üzerine düşen tüm yükümlülüklerin yerine getirilmiş bulunduğu, tüm bunlara karşın, davalı tarafın her ne kadar 22.03.2023 tarihli sözleşme uyarınca; "İzmir ili... İlçesi ... Mahallesi... Pafta... Parsel... Caddesi No...8 Konak/İZMİR" adresinde bulunan taşınmazın... numaralı bağımsız bölümün müvekkiline oturma ruhsatı dahil kullanıma hazır halde teslim edeceğini taahhüt etmiş olsa da bu edimini yerine getirememiş olduğundan sözleşmenin haksız bir şekilde feshedilmesi yoluna gittiğini, bu taşınmazın oturuma hazır halde olup olmadığı hususunun da araştırılması için tapu kayıtlarının celbini ve İzmir/ Konak Belediyesi'ne müzekkere yazılarak ilgili taşınmazın iskana hazır halde olup olmadığını, hazır halde ise hangi tarihten itibaren hazır halde olduğunun tespitinin talep edildiği ayrıca ilgili taşınmaza keşif yapılmasının talep edildiğini, İcra İflas Kanunu 67. Maddesi uyarınca itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; alacaklının talebi üzerine, davaya konu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceğini, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini , davalı tarafın dava açıldıktan sonra davayı akim kılmak maksadı ile malvarlıklarını kaçırmasının kuvvet ile muhtemel olduğunu, bu sebeple açtıkları davanın akim kalması, müvekkilinin mağduriyetinin daha da artma ihtimalinin mevcut olduğunu, İİK'nun 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesinin gerekmediğini, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesinin yeterli kabul edildiğini, başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olmasının yeterli olduğunu, sunulmuş olan banka dekontları ve davalı firmanın imzasına karşılık yapılmış olan elden ödeme makbuzu yazılı delil başlangıcı olduğundan yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğini, borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan mahkemece öncelikle teminatsız olarak, gereğinde teminat karşılığı ile de olsa borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesinin talep edildiğini belirtmiş , ihtiyati haciz talebinin kabulüne, davanın kabulü ile İstanbul .. İcra Dairesi nezdinde ...E. sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz sebebiyle dosya alacağının %20’sinden az olmamak üzere inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 22/04/2024 tarihli cevap dilekçesinde; davaya konu İstanbul... İcra Müdürlüğü ...sas sayılı dosyasında borca itirazla birlikte yetki itirazında da bulunulduğunu, borçlu/davalı müvekkili...Mimarlık Yapı Otomotiv San. Tic. A.Ş.'nin ekte yer alan ticaret sicil gazetesine göre kayıtlı olduğu güncel ve son adres "...Mah. ... Bul. ... No:...Bayraklı/İzmir"' olduğunu, sözleşme konusu taşınmazın bulunduğu yer ve dolayısıyla sözleşmenin ifa yeri de yine İzmir olduğunu, 6100 sayılı yasanın 6. maddesi genel yetki kuralına göre; “genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Yine aynı yasanın 10 maddesine göre de; " Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." yasal düzenlemeler göz önüne alındığında; davanın derdest bulunduğu mahkemenin, bu dava bakımından yetkili olmadığının ortada olduğunu, davacı tarafın, davayı yukarıdakilerden hiçbirine dahil olmayan, hatta kendi ikametgahında da olmayan yerleşim yeri İstanbul'da açtığını, bu nedenle, yetki itirazında bulunmak zorunluluğu doğduğunu, davacının icra müdürlüğü nezdindeki yetki itirazlarında; "davalı tarafça her ne kadar Karşıyaka İcra Müdürlüğü'nün yetkili olması gerektiği yönünde yetki itirazı yapılmış olsa da icra takibinin açıldığı 15.09.2023 tarihinde davalının adresi; "... Mah. ...Bul. ... No:... Bayraklı/İzmir" şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının bu itiraz ve talepleri usule, yasaya ve emsal Yargıtay kararlarına aykırı nitelikte olup, kabul edilemez nitelikte olduğunu, itirazın iptali davasının nerede açılacağı hususunda İİK’da özel bir yetki kuralı öngörülmemiş olup, itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde bakılması zorunluluğu olmadığını, icra takibinde yetkiye itiraz edilmediği ve sonuç olarak (yetkisiz olan) icra dairesinin yetkisi kesinleşmiş olsa dahi, açılacak olan itirazın iptali davasında bu icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili hale gelmeyeceğini, diğer bir deyişle, icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması ve takibe, yetkili olmayan icra dairesinde devam edilmesi, açılacak itirazın iptali davasında takibin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olduğu sonucunu doğurmayacağını, itirazın iptali davasının İİK VE HMK kapsamında yetkili mahkemede açılması gerekeceği, Yargıtay'ın görüşünün de açıklanan şekilde oluştuğunu,Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 27.01.2016 tarihli 2...1 K. Sayılı EK-2 de ibraz edilen kararında (EK-2); "Davalı borçlu, ilk başlatılan …. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında sadece borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Dolayısıyla, bu borçlu yönünden yetki hususu kesinleşmiş olup …… İcra Dairesinin yetkisi kabul edilmiştir. İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmez. Dolayısıyla davalı borçlu açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edebilir " şeklinde karar verdiği, Antalya BAM,.. HD., 29.10.2022 tarih,... K. sayılı kararında ise ; “..İtirazın iptali davası için İİK’da özel bir yetki kuralı düzenlenmemiştir. Bu nedenle yetkili mahkeme HMK’nun 9. ve devamı maddelerinde tanzim edilen yetki kurallarına göre belirlenecektir. Dolayısıyla, itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemede görüleceği yönünde bir yetki kuralı bulunmamaktadır. İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu hukuk mahkemesinin de yetkisini kabul etmiş sayılmaz. Yani bu halde alacaklı, aslında yetkisiz olan icra dairesinin bulunduğu yer hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açamaz; Açarsa, borçlu hukuk mahkemesinin yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda icra takibi sırasında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması takibin yapıldığı yer mahkemesini yetkili hale getirmeyeceğinden, itirazın iptali davasının açıldığı mahkemenin yetkisine bir itirazda bulunulduğu takdirde, mahkemenin davada yetkili olup olmadığını, yetki itirazında gösterilen mahkemenin yetkili bulunup bulunmadığını ayrıca incelemesi gerekir.” şeklinde hüküm kurulduğunu, bu durumda icra dairesi için gerçekleştirilmemiş olan veya hatalı yetkili mahkeme gösterilmek suretiyle yapılmamış olan yetki itirazı (bu itiraz sadece icra dairesinin yetkisi hususunda etkili olacak ve takibin devamı sonucunu doğuracaktır), itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine etkili olmayacağından; itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itirazın ayrı bir husus olduğu ve bu itirazın süresinin de ayrıca dava ile başlayacak olduğunun açık olduğunu, davacının adresinin de "... Mah.... C. No:... Beylikdüzü/İstanbul" olduğunu, buna göre; davacının ikametgahı Beylikdüzü'nün bağlı olduğu Büyükçekçekmece İcra Müdürlüğü 'nde icra takibi yapmadığı ve/veya Asliye Ticaret Mahkemesinde de dava açmadığının anlaşıldığını, sözleşmede sözleşmenin ifa yerinin İzmir olduğunun düzenlendiği ve İzmir'de dava açılmadığını, davacının davalı müvekkilinin adresinin bulunduğu yerde veya kendi adresinde dava açmadığını, itirazın iptali davalarında takibin yapıldığı yer mahkemesinin de yetkili olacağına dair kanuni bir düzenleme olmadığını, bu nedenle davacının yetkili mahkemelerden hiçbirinde dava açmadığı anlaşıldığından; bu yönüyle de yetkiye yönelik itirazları dikkate alınarak mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından takibe konu edilen alacağın konusunun; davalı...Mimarlık'ın Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinde ("Sözleşme") taahhüt ettiği taşınmaz devri yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası ile Sözleşme 3.2. Maddesi talep edilen cezai şart tutarı hakkında olduğunu ancak davacının bu sözleşmeye dayanarak cezai şart talep etmesinin usulen ve esasen mümkün olmayıp, davalı müvekkili şirketin takibe itirazında haklı olduğunu, dava konusu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi şekil şartına uygun olmadan düzenlenmiş bir sözleşme olup geçersiz olduğunu, davacının şekil şartına aykırı ve geçersiz olan sözleşmeye dayanarak cezai şart talep etmesinin de usulen mümkün olmadığını, Yargıtay emsal kararlarında; "... resmi şekle uygun olmayan sözleşmelerin geçersiz kabul edileceği, cezai şartın müspet zararlardan olduğu ve istenebilmesinin sözleşmenin geçerli olmasına bağlı bulunduğu" şeklinde birçok hükmü bulunduğunu, bir taşınmaz malın veya payının mülkiyetinin başkasına devri ya da devir vaadini öngören sözleşmelerin geçerli sayılmasının TBK 237/II maddesi, Tapu Kanunu 26 madde ve TMK 706. Madde uyarınca resmi şekilde yapılmasına bağlı tutulduğunu ve resmi şekilde düzenlenmemiş bulunanların hukuken geçersiz sayıldığını, geçerli olmayan taşınmaz satış sözleşmesine dayanılarak talep edilen cezai şartın da geçersiz olduğunu, cezai şartın ise müspet zararlardan olduğu ve istenebilmesinin sözleşmenin geçerli olmasına bağlı bulunduğunu, kabul etmemekle birlikte; davacı şeklen geçersiz sayılan bu sözleşmeye göre davalı müvekkiline ödediği bedelleri Büyükçekmece.... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası üzerinden iade talep etmiş olup, takibin halen devam ettiğini, davacının bu durumda ifaya bağlı olarak zararların tazminini ve aynı anda cezai şart hükmedilmesini talep etmesinin hukuken mümkün olmayacağını, sözleşmenin ve dolayısıyla cezai şartın geçersizliğine ilişkin iddialarını tekrar etmekle birlikte; davalı müvekkili şirket sözleşmeye konu taahhütlerine aykırı davranmadığından, davacının 3.2. maddeye göre cezai şart talep etmesi için şartların da oluşmadığını, davacının sözleşmeye konu taşınmaz devrinin yapılması için sözleşme ve eklerinde düzenlenen tüm ödemelerini yaptığını, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini iddia ederek cezai şart talep ettiğini, bu iddiaları sözleşme şartları ve mevcut durum karşılaştırıldığından haksız kaldığını, sözleşmenin 3.1. Maddesinin; " ALICI, satış bedelini, sözleşmede belirtilen ödeme planı çerçevesinde ödeyecektir. " şeklinde olduğunu, 3.4. Maddesinin; "Satıcı, tapu devri ödeme planındaki şartları eksiksiz olarak tamamlandığında 1 iş günü içerisinde devrini sağlayacaktır." şeklinde olduğunu, sözleşme 3.Maddesi ödeme planının;
1-22.03.2023 750.000-TL ÖDEME
2-10.04.2023 2.750.000-TL ÖDEME (18.04.2023 tarihli sözleşme eki ile taraflar; bu tutarın 2.200.000-TL kısmının 1.500 adet sözleşmede özellikleri belirtilen şekilde oda kapısının teslimi olarak yapılması, geri kalan 530.000-TL kısmının ise 18.04.2023 tarihinde peşin ödeme olarak yapılması kararlaştırmıştır)
3- 15.03.2023 2.000.000-TL ÖDEME
4- 2 ADET TAPU DEVRİ İLE ÖDEME
Bursa ilindeki gayrimenkulün ekspertizi yapılıp çıkacak ekspertiz değerine göre tapu devri...Mimarlık Yapı Otom. San. Tic. A.Ş. e yapılacaktır. Yine İstanbul ilindeki gayrimenkulün de ekspertizi yapılıp çıkacak ekspertiz değerine göre tapu devri...Mimarlık Yapı Otom. San. Tic. A.Ş. e yapılacaktır. Kalan bakiye ekspertiz değerlerine göre (+,-) hesaplanıp...'a tapu devri yapılmak üzere bir araya gelindiğinde ilgili bakiye tutarlar Sözleşmeye esas tutar olan 14.500.000-TL tutardan düşülüp ...Mimarlık Yapı Otom. San. Tic. A.Ş. Ye ödenerek aynı gün Sn... Bey'e ilgili bağımsız bölümün tapu devri yapılacaktır.
...Mimarlık Yapı Otom. San. Tic. A.Ş. Uhdesine verilecek olan bağımsız bölümlerden 1. ya da 2. tapu verilmediği takdirde bağımsız bölüm satış tutarı, sözleşmeden belirtilen tarih ilave olarak 90 gün ek süre ilave edilecektir. Ayrıca bahse konu...Mimarlık Yapı Otom. San. Tic. A.Ş. e verilecek olan tapularda bir değişiklik oması halinde ekspertiz rapor değeri esas kabul edilerek değişikliğe uygunluk verilecektir. " şeklinde olduğunu, sözleşme 3. Maddesi ödeme planında ve 18.04.2023 tarihli ekinde yazılı nakit tutarları taahhüt ettiği tarihlerde yapmadığını, bir kısmını ise hiç yapmadığını, davalı müvekkili ile davacı arasındaki banka hareketlerine bakıldığında bu durumun anlaşıldığını, sözleşme 3. Maddesi ödeme planında ve 18.04.2023 tarihli eki gereği 2.700.000-TL tutara istinaden davalı müvekkili şirkete "teslim" etmesi kararlaştırılan 1500 adet oda kapısının sadece 500 adedini teslim ettiğini, geri kalan 1000 adet kapıyı ise sözleşmede düzenlenen niteliklere aykırı olarak ürettiği ve üstelik sözleşme eki gereği davalı şirketin bildirdiği adrese göndermesi gerekirken bu gönderimi yapmadığını, üstelik davacının kendi iddiaları ile de çeliştiğini, davaya delil olarak sunduğu 26.07.2023 Tarih ve... yevmiye nolu ihtarnamede 500 adet ve sonrasında 850 adet kapının teslim edildiği beyanında bulunmuşken, dava dilekçesinde yalnızca 500 adet kapıyı davalı şirkete teslim ettiğini kabul ettiğini, yani cezai şarta dayanak yaptığı ihtarında kapı teslim yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair iddiasının haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, dava dilekçesinde bizzat kabul ettiğini, sözleşme 3. maddesi ödeme planı ve eklerinde, sözleşme konusu 7 nolu bağımsız bölümün kendisine devri karşılığında, davalı müvekkili...Mimarlık'a devir edeceğini taahhüt ettiği 2 adet taşınmazı davalı müvekkili şirkete hiçbir zaman devir etmediği, ödeme planında bahsi geçen 2 adet tapunun, davacı tarafından davalı...Mimarlık'a devir edilmediğinden; davalı...Mimarlık'ın 3.4. maddeye istinaden sözleşmeye konu 7 nolu bağımsız bölümü devir yükümlülüğü de doğmadığını, üstelik davalı müvekkili şirket, davacıya yukarıda yazılı yükümlülüklerini yerine getirmediği hakkında ve davalının dayanak sunduğu ihtarına cevap olarak Noter vasıtası ile 15.05.2023 Tarihli ve 20.07.2023 tarihli ihtarlar gönderildiğini, bu ihtarlar ile davacıyı temerrüte düşürdüğünü, bu şartlarda davacının, 7 nolu taşınmazın devrini talep edebilmesi için yerine getirmesinin zorunlu olduğu yükümlülüklerinden bir kısmını zamanında yerine getirmediği, bir kısmını eksik yerine getirmiş ve bir kısmını da hiç yerine getirmemiş olduğundan; Sözleşme 3.4. Maddesine göre davalı müvekkil...Mimarlık'ın sözleşmeye konu 7 nolu bağımsız bölümü davalıya devrine dair ifa yükümlülüğü hiç doğmadığını, 3.4. Maddede, davacı ödeme planındaki tüm yükümlülüklerini tamamladıktan sonra tapu devri yapılacağı açıkça düzenlendiğini, davacının yazılı sebeplere istinaden, taşınmazın devrini istemesi ve taşınmazın devrinin yapılmadığı iddiasına dayanarak cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığını, davalı müvekkili şirketin, davacıya gönderdiği 20.07.2023 tarihli ihtarında "davacının yükümlülüklerini zamanında tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediği, edimlerinin ifasında temerrüte düştüğü" sebepleri ile sözleşmeyi haklı sebeple fesih ettiğini açıkça bildirdiğini, davalı müvekkili şirketin, yazılı şekilde davacının temerrüte düşmesi sebebi ile haklı sebeple fesih ettiği sözleşmeden dolayı cezai şart ödemek zorunda bırakılamayacağını, nitekim sözleşme bu şekilde haklı sebeple davalı tarafça fesih edilmekle artık taraflar yönünden bağlayıcı olmayacağından; davacının sona ermiş bu sözleşmeye dayalı olarak cezai şart talep etmesinin de mümkün olmayacağını, davacının bu dava ile devamını talep ettiği takibe konu cezai şart talebinin yazılı sebeple de haksız ve geçersiz olduğunu, davacının buna rağmen davalı müvekkili şirket hakkında Büyükçekmece... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden haksız takip başlattığını, ek olarak bu dava konusu takip ile de cezai şart talebinde bulunduğunu, Büyükçekmece... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyaya konu edilen haksız alacağa karşılık davalı müvekkili tarafından menfi tespit davası açılacağını, bu sürecin ayrıca yürütüleceğini,
davacının, usulen geçersiz olan bir sözleşmeye dayanarak ve ayrıca Sözleşmede açıkça düzenlenen edimlerini yerine getirmeyerek davalı müvekkili şirketten cezai şart talep etmesinin usul ve esasen mümkün olmadığından; davalı müvekkili şirketin dava konusu İstanbul...cra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına konu edilen borca itiraz etmek zorunda kaldığını, davacının takibe konu ettiği alacağı usulen ve esasen hiç doğmadığını, bu sebeple davalı müvekkili şirketin, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takibe ve borca yaptığı itirazlarında haklı olduğunu, yazılı şartlarda dava konusu takibe konu alacağın yargılamayı gerektirdiği de açık olduğunu, bu sebeple davacının, davalı müvekkili şirket aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki talebinin de haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının, davalı müvekkili şirket itirazının iptali ile takibin devamı ve davalı şirket hakkında %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki taleplerinin reddinin talep edildiği belirtmiş , davada yetkili Mahkeme İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan yetki itirazlarının kabulü ile davanın dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davacının davalı müvekkili şirket itirazının iptali, takibin devamı ve davalı müvekkili şirket hakkında %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki tüm talepleri ile davanın usulden ve esastan reddine, kötü niyetle haksız ve dayanaksız olarak davalı müvekkili şirket aleyhine dava konusu takip başlatmış olması ve işbu davayı açmış olmasına istinaden davacının davalı müvekkil şirkete %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 7. Ticaret Mahkemesi 'nce açılan davada mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş , karar kesinleştirilerek dosya Mahkememize tevzi edilmiştir.
İstanbul ... İcra Müdürlüğü ' nün ... sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının..., borçlunun...Mimarlık Yapı Otomotiv Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, borç miktarının 2.900.000,00 TL olduğu, ödeme emrinin borçluya 26/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 28/09/2023 tarihli dilekçesi ile borca yetki ve esas yönünden itiraz edildiği , itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
Dosyada mevcut 23/03/2023 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ' nin incelemesinde; satıcının...Mimarlık Yapı Otomotiv Sanayi Ve Ticaret AŞ, alıcının..., sözleşme konusunun İzmir İli, ... İlçesi, ... Mah....Parsel , ...Cad. No:... Konak İzmir adresinde bulunan ana taşınmaz üzerinde inşa edilmiş olan projenin 17.kat 7 no lu konut nitelikle taşınmazın satıcı tarafından sözleşmede kararlaştırılan şartlara uygun şekilde inşa ve taşınmaz tapusunun sözleşmede kararlaştırılan şartlarla alıcı adına devir ve tescil edilmesi olduğu, sözleşmenin 3.2 maddesinde " Alıcı sözleşmeyi feshederse yapmış olduğu sözleşme bedelinin %20 sinin cezai şart olarak ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder. Aynı şekilde satıcı da sözleşmeyi feshederse sözleşme bedelinin %20 sinin cezai şart olarak olarak ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder. Satıcı ve alıcı bu nedenle faiz, gecikme tazminatı vb. hiçbir talepte bulunmayacağını da kabul ve taahhüt eder" düzenlemesinin bulunduğu belirlenmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça taraflar arasında imza altına alınan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinden bahisle sözleşme ile düzenlenen cezai şartın tahsiline yönelik olarak davalı hakkında İstanbul... İcra Müdürlüğü ' nün ...sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davalının takibe yetki ve esas yönünden itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça ara buluculuğa müracaat edilerek davalı hakkında İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nce açılan davada mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiği, kararın kesinleştirildiği ve dosyanın Mahkememize tevzi edildiği,
Taraflar arasında İzmir ili ...İlçesi ...Mah. ... Parsel... Cad. No:... Konak İzmir adresinde bulunan taşınmazın 17. Kat 7 numaralı bağımsız bölümünün davacıya devrine yönelik olarak 22/03/2023 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ' nin imzalandığı ve sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği konusunda uzlaşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uzlaşmazlığın sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı ile davacı tarafça sözleşmenin 3.2 maddesi kapsamında cezai şart talep edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı,
TBK 237/2 maddesinde " Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. " düzenlemesinin bulunduğu , söz konusu madde hükmü göz önüne alındığında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olamayacağı , taraflar arasındaki sözleşmenin ise adi yazılı sözleşme olarak düzenlendiği, sözleşme resmi yazılı şekilde düzenlenmediğinden TBK.nın 237/2.maddesi gereğince geçersiz nitelikte bulunduğu bu durumda tarafların geçersiz sözleşmeye dayalı olarak ancak sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda aldıklarını iade etmekle yükümlü oldukları ,
TBK ' nun 183/2 maddesinde " Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez." düzenlemesinin bulunduğu , söz konusu düzenleme göz önüne alındığında , taraflar arasında adi yazılı şekilde düzenlenmiş ve bu sebeble geçersiz olan satış vaadi sözleşmesinde düzenlenen cezai şartın da geçersiz bulunduğu, tarafların geçersiz sözleşmeye dayalı cezai şart talep edemeyecekleri , bu husus göz önüne alındığında da davacı tarafça yapılan ve cezai şartın tahsiline yönelik icra takibinin haksız olduğu, takibin haksız olduğu ancak yapılan takibin kötü niyetli olduğunun davalı tarafça iddia ve tespit edilemediği ve kötü niyet tazminatına ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın ve yasal koşulları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine ,
3-Peşin alınan harç fazla olduğundan 48.909,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine ,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden davanın niteliği göz önüne alınarak AAÜT 'nün 13/4 maddesine göre hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesin
5- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av....n yüzüne karşı, açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/04/2025
Başkan...
E-imzalıdır
Üye...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır