T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/186
KARAR NO: 2025/273
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/02/2025
KARAR TARİHİ: 25/03/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında ticari satım sözleşmesi akdedildiğini, müvekkil inşaat malzemesi alım satımı yaptığını, davalıdan da toplu olarak ve devamı olacak şekilde seramik malzeme alma konusunda anlaştıklarını, müvekkil, bu malzemeleri davalıdan alıp toptan olarak piyasada üçüncü kişilere satacağını, müvekkil, davalı ile aradaki güvene dayalı olarak malları teslim almadan davalıya ileri tarihli çekleri teslim ettiğini, müvekkil, davalıya teslim ettiği çek bedeli kadar sürekli davalıdan mal tedariki yapacağını, fakat davalı taraf müvekkilin onayı olmadan elinde sınırlı kalan ve devamı da bulunmayan malları müvekkile teslim ettiğini, örnek olarak 11.09.2024 tarihli faturada görüleceği üzere 1.44 metrekare 2.16 metrekare gibi bir daireye bile yetmeyecek kadar sınırlı seramik malzemeleri teslim ettiğini, müvekkil, davalının bu dürüstlük kuralına aykırı edimi sebebi ile davalı ile derhal iletişime geçtiğini, bu ürünlerin devamı olup olmadığını aksi halde bu ürünlerin ekonomik değerinin bulunmadığını, bu şekilde parçalı ve devamı olmayan malların kimse tarafından satın alınmayacağını beyan ettiğini, davalı da müvekkile bir kısmını geri alabileceğini beyan etmiş ise de müvekkili çeklerin vadesine kadar oyaladığını, somut durumda davalı yan edimini hukuka ve sözleşmeye aykırı şekilde yerine getirmemiş olup müvekkil çekleri ödeme tazyiki altında olduğunu, taraflar arasındaki ekteki yazışmada da izah ettiğimiz durum açıkça anlaşıldığını, gelinen aşamada müvekkil davalıya itimat ederek önden verdiği çekleri ödeme tazyiki altında kaldığını, malların ayıplı olduğu için müvekkil hatalı ve eksik teslim edilen , devamı da olmayan ürünleri satamadığını, nakde çeviremediği için ticari hayatı da verdiği çekler sebebi ile olumsuz etkilendiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu yapılan ve 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren kanun değişiklikleri sonucunda Menfi Tespit ve İstirdat davaları zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve işbu davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirildiğini, huzurdaki davanın 27.02.2025 tarihinde açılmış olduğu, fakat taraflar arasındaki arabuluculuk müzakereleri 27.02.2025 tarihinde yapılan ilk toplantı ile başlamışsa da 28.02.2025 tarihinde yapılan ikinci toplantı sonucunda olumsuz olarak sonuçlandığını, arabuluculuk son tutanağında tutanak düzenleme tarihi 28.02.2025 olarak yazılmışsa da sanki tek toplantı yapılmış gibi ikinci toplantı gününden hiç bahsedilmemiş olması nedeniyle tutanak taraflarınca imzalanmadığını, bu durumda henüz arabuluculuk süreci henüz tamamlanmamışken, 28.02.2025 tarihinde ikinci toplantı yapılması kararı alınmışken bir gün önce yani 27.02.2025 tarihinde ve dava şartı yokluğunda işbu dava açıldığını, davacının dava şartı olmadığı halde davanın usulden reddini göze alarak işbu davasını açmasının yegane amacı, 28.02.2025 tarihinde müvekkil şirkete ödemesi gereken 300.000 TL bedelli çekine ödemen men kararı yönünde İhtiyati Tedbir kararı alabildiğini, maalesef davacı taraf işbu usule aykırı davası ile geçici de olsa amacına ulaşmış ve söz konusu İhtiyati Tedbir kararını alarak müvekkil şirketin zarara uğramasını sağladığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu,
malların teslim ve iadesi ile ilgili tüm iddia ve beyanları gerçek dışı olduğunu, davacı taraf, ödemelerini 28.02.2025 den itibaren başlayarak aylık taksitler halinde yapmak üzere müvekkil şirketten satın almış olduğu tüm malları Eylül ve Ekim 2024 aylarında eksiksiz ve kusursuz olarak teslim aldığını, dava dilekçesinde bahsi geçen 1.44 ve 2.16 m2 şeklinde küçük metrajlı seramikler satış amaçlı olmayıp, davacının showroomunda teşhir döşemesi yapılması amacıyla gönderilen mallar olduğunu, davacı tarafın müvekkil şirketten satın ve teslim almış olduğu malların eksik ve kusurlu olduğu yönündeki iddiası gerçek olsaydı , teslim tarihinden bu yana geçen yaklaşık 5-6 aylık süre içinde herhangi bir ihbarı veya tutanağının olması gerekeceğini, fakat ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davacının bu yönde ihbar veya ihtarı hiç bir zaman müvekkile iletilmediğini, davacının TTK amir hükümleri gereğince düzenlenen yasal süre içinde faturalara da herhangi bir itirazı olmadığını, davacı taraf müvekkilden satın almış olduğu malları ayıp veya eksik nedeniyle değil satamadığı için iade etmek istediğini, davacı taraf basiretli bir tacirden beklenmeyecek şekilde davranarak aylar önce satın ve teslim almış olduğu mallara ilişkin ödemelerin günü geldiğinde gerçek dışı bahaneler uydurmak ve hatta usule aykırı şekilde dava açmak suretiyle zaman kazanmaya çalıştığını, davacı tarafın işbu haksız ve kötü niyetli tutumu nedeniyle müvekkil şirket zarara uğradığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanununa 7155 sayılı yasanın 23.maddesi ile eklenen 18/A maddesi ile de "(1) İlgili kunanlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." hükmüne yer verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nun 115 maddesi ise "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiğilinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." şeklindedir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Davacı tarafça kambiyo senedinden kaynaklı olarak davalı aleyhinde menfi tespit istemine ilişkin huzurdaki davanın ikame edildiği, dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde zorunlu arabuluculuk anlaşamama son tutanağının dosyada mevcut olmadığı, davacı tarafa 6325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren muhtıra çıkartıldığı, davacı vekilince 13/03/2025 tarihinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağının dosyaya sunulduğu görülmüş, ... arabuluculuk dosya numaralı arabuluculuk anlaşama son tutanağının incelenmesinde, arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi ve arabuluculuk görevlendirme tarihinin 12.02.2025, arabuluculuk anlaşama tutanağının düzenlendiği tarihin ise 28.02.2025 olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça huzurdaki davanın 27/02/2025 tarihinde açıldığı,6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği dava dilekçesine arabuluculuk anlaşamama son tutanağının eklenerek davanın açılması gerektiği, bu halde yasanın ilgili hükmünün arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra davanın açılmasını gerekli kıldığı, arabuluculuk dava şartının giderilebilir bir dava şartı da olmadığı gözetilerek dava şartına ilişkin eksikliğin dava tarihi itibarıyla yerine getirilmediği anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizce konulan 27/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 23.823,12 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 23.207,72 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE,
3-)Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-)27.02.2025 tarihli ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA,
6-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır