T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/356
KARAR NO: 2025/367
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/10/2024
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesi ' ne verdiği 02/10/2024 havale tarihli dava dilekçesinde; davalı ... tarafından aleyhime 29.08.2022 ödeme tarihli, 29.08.2024 tarihinde İzmir /Torbalı İcra Müdürlüğü ' nde 13/06/2024 - 03.07.2024 tebliğ tarihli Torbalı İcra Müdürlüğü ' nün ... sayılı icra kararı ile 30 000 euro değerinde imza taklit edilerek, tebliğ mazbataları çıplak gözle bakıldığında bile anlaşılacağı üzere üzerine kendi ve başkası imzası ile imza edilerek resmi itiraz sürelerinin bilerek geçirilmesi ile icra takibi başlattığını ancak kendisi ve eşi .. ' in bu şahsa karşı böyle bir borcu bulunmadığını, imzaların kopya yada benzetilerek sahte senet düzenlemek suretiyle icra takibi başlatıldığını, hal böyleyken davalıların imzanın kendisine ait olmadığını bildikleri ve bilebilecek konumda oldukları açık olup, aksi düşüncenin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, çıplak gözle senet ve tebliğ müzekkeresindeki imzaların birbirlerine benzemediği, kendisine ait olmadığının açıkça net bir şekilde görüldüğünü, dilekçe ekinde sunduğu tebliğ mazbatalarından da imzaların her ne kadar bizzat kendisinin imzaladığı posta memuru tarafından yazılmış olsa da imzaların farklı olduğu ve kendisine ait olmadığı posta memurunun da bu işte suçlu olduğunu bu nedenle ...sicilli posta memuru ...K 'nda tanık olarak ifadesinin alınmasını talep ettiğini, bu nedenlerden dolayı devam eden icranın durdurularak daha fazla maddi ve manevi mağduriyetin oluşmaması için soruşturmanın sonucunun beklenmesini talep ettiğini, ..'in resmi nikahlı boşanma aşamasındaki eşi olduğunu, ..'in de eşinin eniştesi olduğunu, tarihten yaklaşık olarak 12-13 yıl kadar önce eşi ..'in kendisinin evlenmeden önceki birikimi ve evlenirken kendisine takılan altın ve paralar ile İzmir/Buca... semtinde İnönü Mah....okak ... Buca İzmir sayılı adreste ev satın aldıklarını, kısa bir süre sonrada evin borcunu ödediklerini, bu evi aldıktan birkaç yıl sonra asıl ikametlerinin bulunduğu...Mah. ...sokak No:... Torbalı İzmir sayılı evlerini satın aldıklarını, her iki evi de resmi olarak evlendikten sonra kendi birikimleri ile satın aldıklarını, tarihten bir yıl kadar önce ailevi sebeplerden dolayı anlaşamadıklarından aynı mahallede ayrı evlerde yaşamaya başladıklarını, ayrı yaşarken Buca Şirinyer de bulunan ikametlerini .. in annesi... isimli şahıs adına tapu yaptığını öğrendiğini, en son aldıkları Torbalı ' da bulunan ikametlerini de başkasının adına yapmasın diyerek tarihten birkaç ay kadar önce torbalı Tapu dairesinde satılamaz şerhi koydurtarak kendince eşinin satmaması için önlem aldığını, bunu öğrenen eşinin buna çok sinirlendiğini, kendisini o zaman tehdit ederek kendisini rezil edeceğini, bir yolunu bulup evi elinden alacağını söylediğini, ikametinde bulunduğu esnada oğlunun kendisine hitaben anne babam sürekli avukata gidip geliyor, sürekli farklı avukatlarla konuşuyor, senet düzenleyerek icra çıkartıp evi icra yoluyla satacak, sana icra getirecek şeklinde söyleyince bir avukata giderek durumu öğrenmek istediğini, avukat aracılığıyla Torbalı İcra Müdürlüğü ' nün...icra sayılı yazısı ile 29.08.2022 ödeme tarihli, 29.08.2018 tarihinde 30 000 euro değerinde alacaklı eşinin eniştesi .. ve borçlu kendisi ve eşi olmak üzere senetli icra takibi başlatılmış olduğu, senede itiraz süresinin geçmiş olduğu, senet üzerindeki sözde kendisine ait imzanın kopya yada benzetilmek suretiyle sahte senet düzenleyerek işlem yapıldığı, 13.06.2024 ve 03.07.2024 tarihlerinde icra davasının tebliğ mazbatalarının olduğu, mazbataların üzerindeki kendisine ait olması gereken muhatabın bizzat kendisine tebliğ edilmesi gerekirken tebliğ edilmediği, imzaların 13.06.2024 tarihli tebliğ mazbatasının üzerinde bulunan imzanın eşi ..' e, diğerinin de başka bir şahsa imzalatılmak suretiyle tebliğ edildiği, senet ve tebliğ mazbataları üzerlerinde bulunan imzalara bakıldığında açıkça anlaşılacağını tespit ederek öğrendiğini, adına düzenlenmiş senet ve tebliğ mazbatalarının üzerindeki imzaların kesinlikle kendisine ait olmadığını, boşanma aşamasında bulunduğu ve bir yıldır ayrı yaşadığı .. isimli şahsın eniştesi .. ile birlikte şu an icrada bulunan senedi ve tebligatları kendisinin imzasını taklit ederek ve kendileri atarak olmayan borç uydurarak evinin üzerine icra koyarak ve icradan sattırıp parasını alarak kendisinden mal kaçırdığını, adına gelen tebligatı kendisi imzalayarak ve bu tebligatın kendisine ulaşmasını engelleyerek resmi itiraz süresini geçirerek bu icrayı başlatabildiklerini, bu kumpası eşi .. senedi kendi el yazısı ile doldurarak ve kendisinin imzalarımı taklit ederek eniştesi .. ile birlikte düzenlediğini, imza ve yazı örnekleri alınarak bilirkişi ve kriminal incelemesi yapıldığı taktirde kötü niyetlerinin ortaya çıkacağını, icra tebligatların muhatabına bizzatihi kendisine yani kendisine imzalatılsaydı icra davasına itirazından dolayı icra davası açılamayacağını, daha fazla mağdur edilmemesi için icra takibinin durdurularak zararının tazmin edilmesini istediğini belirtmiş, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle takip bedeli olan 2 300 000 TL nin % 20 si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi, herhangi bir geliri bulunmamasından dolayı adli yardım talebimin kabulüne karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kaşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı .. vekili Torbalı... Asliye Hukuk Mahkemesi ' ne verdiği 21/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde; Torbalı İcra Müdürlüğü...Esas sayılı dosyasında da sabit olduğu üzere, müvekkilinin davacı yandan talep etmiş olduğu alacağı kambiyo senetlerinden olan bonoya dayandığını, bu sebeple davacı yan tarafından ikame edilen davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, görevli ve yetkili mahkemenin bilindiği üzere İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davalarında zorunlu arabuluculuk şartı olmakla birlikte davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, arabuluculuk başvurusu yapmadan davayı ikame ettiğini, davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, kambiyo senetlerine dayalı borç soyut borç ikrarı olup, davacı (borçlunun) davalı müvekkiline yönelik borçlu olmadığının ispat yükümlülüğü üzerinde olduğunu, davacı yanın davasını ispata yarar hiçbir somut delil sunamadığını, davacı (borçlunun) sunmuş olduğu nedenlerin hiçbiri davasını ispatlayabilecek nitelikte nedenler olmadığını, Yüksek Mahkeme kararları ve doktrinlerin de bu yönde olduğunu , Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-281 E. 2019/58 K. Sayılı kararında; "... Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.""... İspat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değildir..." Borçlunun (mesela ödeme itirazını ) ispat için dayandığı belgede, açıkça takip konusu kambiyo senedine atıf yapılması gerekir. (Misaller : Uyar 9. Cilt s. 14030-14031)" davacı-borçlu tarafından başlatılan takibe haksız ve hukuka aykırı biçimde itiraz edildiğini, bu nedenle ikame edilmiş haksız davanın reddi ile davacı-borçlunun asıl alacağın %40´ı oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirtmiş, haksız ve hukuki davanın öncelikle görevsizlik ve zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemiş olmaması sebebiyle usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı biçimde ikame edilmiş işbu sayın mahkemeniz dosyasının esastan reddini, davacı-borçlunun asıl alacağın %40´ı oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı .. vekili Torbalı... Asliye Hukuk Mahkemesi ' ne verdiği 31/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde davacının imzasının bulunmadığını, mahkemenin uyap üzerinde bulunan dava dilekçesinde ve müvekkiline tebliğ edilen suretinde imza bulunmadığını, HMK 119/1. maddesi, dava dilekçesinde yer alması gereken unsurların tek tek sıralandığını , Maddenin (h) bendi gereğince imzanın aslî bir unsur olup o dilekçenin sahibine aidiyetini belirttiğini , Kanun gereğince verilecek süre içerisinde bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, Menfi tespit davasında görevli mahkeme belirlenirken takibe konu alacağın kaynağı ve niteliğine göre belirleneceğini, kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davaları karine olarak Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüldüğünü, bu nedenle dosyanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, "...Dava, menfi tespit davası olup, davacı eldeki davayla davalının elindeki senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 4.maddesi hükmü uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme ASLİYE TİCARET MAHKEMESİDİR. TTK’nun 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı yasanın 2 nci maddesiyle değişik 5inci maddesinde; asliye ticaret mahkemesiyle asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından re’sen de dikkate alınmalıdır. Somut olayda, dava 09.07.2013 tarihinde açılmış olup, uyuşmazlık temelde KAMBİYO SENEDİNDEN KAYNAKLANMAKTADIR. Bu sebeple TTK.’nun 4. ve 5 inci maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin görevli olması sebebiyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine..." Y. ... HD. ... K. "... TTK'nın 4/1-a maddesinde, “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır. Kambiyo senetleri, 6102 sayılı TTK'nın 670 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senedinden kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari dava olup, aynı Kanunun 5/1. maddesi gereğince uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir..." Y.... HD ... K. TTK'nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğunu, Yargıtay... Hukuk Dairesi’nin ... Karar sayılı ve 02.05.2023 tarihli ilamında; bono kaynaklı ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde dava, dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği içtihat edildiğini, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişki olduğunu, taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın tarafları olduğunu ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerektiğini, bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğini, dava sıfat yokluğundan reddedileceğini, bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişi olduğunu, (davalı sıfatı) subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirleneceğini, bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğunu, sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü): bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremeyeceğini, mahkeme, davanın sıfat yokluğundan reddine karar vereceğini, bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karar olduğunu, (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır) , mahkemenin sıfat yokluğunu kendiliğinden (resen) gözetmesi gerekeceğini, sıfat yokluğunun, bir defi değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz olduğunu, Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (resen) gözeteceğini, somut olayda menfi tespit davası alacaklıya karşı açılacağını, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında davalı, davacıda alacağı bulunduğunu ileri süren kişi veya onun külli ya da cüzi halefleri olduğunu, müvekkilinin ise Torbalı İcra Müdürlüğü ' nün...Esas sayılı dosyada davacı ile birlikte borçlu olduğunu, bu nedenle davalı müvekkilinin davalı sıfatı bulunmadığından davanın müvekkili hakkında husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın adli yardım talebinde bulunduğu ve mahkemece kabul edildiğini, adli yardım, HMK’da da görüleceği gibi ödeme gücünden yoksun olan kişilerinin faydalanabileceği bir uygulama olduğunu, fakat davalı taraf ödeme gücünden yoksun olmamasına rağmen adli yardım talebinde bulunduğunu ve bu talebin de haksız bir şekilde kabul edildiğini, davacının üzerine kayıtlı bir araç bulunduğunu, kendisinin düzenli bir işi olduğunu, buna rağmen hazineyi zarara uğratmak pahasına adli yardım talebinde bulunması ve mahkemece kabul edilmesinin hem haksız hem de kamuyu zarara uğratmaya yönelik olduğunu, davacının dava dilekçesinde, 30.000 euro değerinde senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, davalı eşi ve kendisinin, alacaklıya borcu olmadığını, imzası taklit edilerek senet düzenlendiğini ve icra takibi başlatıldığını iddia ettiğini, müvekkili ile davacının 18 yıldır evli olup iki çocukları bulunduğunu, diğer davalı ..'in ise müvekkilinin ablasının eşi olduğunu, ..'in ailesi ile birlikte uzun zamandır Almanya'da yaşadığını, müvekkilinin asgari ücretin biraz üzerinde gelirle çalıştığını ve yakın zamanda emekli olduğunu, davacı..'in ise evlilik dönemleri boyunca ev hanımı iken birkaç yıl önce çalışmaya başladığını, müvekkili ile davacı eşin mali durumunun hep zayıf olduğunu ancak müvekkilinin ablası ve eşi ..'in kendilerine her zaman maddi destek olduğunu, talep ettiklerinde borç para verdiklerini, hatta evlendikten sonra kendilerini maddi açıdan toparlayana kadar yıllarca davalı ..'in evinde kira vermeden bedelsiz oturduklarını, müvekkilinin ilk çocuklarının tedavi ile olduğunu, davacının tüp bebek tedavisi gördüğünü, o dönemde tüp bebek tedavisi için diğer davalı ..'den 8000 euro borç aldığını, daha sonra evlilik birliği içerisinde satın alınan, davacının üzerine kayıtlı ve halen kendisinin uhdesinde bulunan araç (davacı evden ayrılırken aracıda yanında götürmüştür) için 9000 euro, müvekkili adına kayıtlı Ayrancı'lardaki daireyi satın alırken 18000 euro ve yine maddi olarak zorlandıkları bir dönem 13000 euro borç para aldıklarını, müvekkilinin 18000 euro borcu ödediğini ancak kalan 30000 euro ödenemediğini, aradan zaman geçip kalan borç ödenemeyince diğer davalı ..'in kendini güvence altına almak için senet düzenlenmesini istediğini, bunun üzerine birlikte senet düzenlendiğini, müvekkilinin senedi asıl borçlu olarak, davacıda hiçbir baskı ve zorlama olmaksızın rızası ile senedi kefil olarak imzaladığını, baskıya gerek olmadığını çünkü senedin asıl borçlusunun müvekkili olup, müvekkilinin başına bir şey gelmesi durumunda garanti olması için kefil olarak eşi sıfatıyla davacının imzaladığını, davacının imzayı, bizzat müvekkilinin yanında attığını, dava dilekçesinde her ne kadar hiç bir şekilde senet düzenlemediğini, sahte senet düzenlendiğini iddia edilmiş ise de; dava dilekçesinde bahsi geçen ancak dosya numarası bildirilmeyen Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı ' na verilen şikayet dilekçesinde "SENET DÜZENLENDİĞİNİ VE BU SENEDE İMZA ATTIĞINI" kabul ettiğini, yine şikayet dilekçesinde diğer davalı ..'e borçları olduğunu kabul ve ikrar ettiğini, bu borç, evlilik birliğinde edinilen ev, araba ile tüp bebek tedavi için kullanıldığından sadece müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle davacı tarafın senet düzenlenirken kefil olmayı kabul ettiğini ve imzaladığını, şimdi ise tümden senedi inkar etmekte olup kötüniyetli olduğunu, davacının dava dilekçesinde sadece imzanın ve senedin sahte olduğunu iddia ettiğini, borcun ödendiği veya başka bir iddia bulunmadığını, davacının, müvekkili eşi ile ayrılık aşamasında olduğundan dolayı borçtan kurtulmak için davayı açtığını, bu senedin bizzat davacı tarafından imzalandığını, davacının ıslak imzası ve imza örnekleri ile karşılaştırıldığında çok açık ve bariz şekilde senetteki imzanın davacının eli ürün olduğunun anlaşılacağını, davacının imza asılları kurumlardan celp edilip bilirkişi marifeti ile imza incelemesi yapıldığında gerçeğin ortaya çıkacağını, imza incelemesi yapılması gerektiğini, davacı adına gönderilen ödeme emrinin müvekkili tarafından imzalandığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin icra takibinden ödeme emri tebliği gelince haberdar olduğunu, müvekkilinin kendi adına gelen tebligatı aldığını ve posta memurunun kendisine gösterdiği evrakı imzaladığını, davalının yerine onun imzasını atarak evrakı almadığını, dava dilekçesindeki diğer iddia ve beyanların, davacının kendisine ait para ve altınları ile Buca'dan ev alınması, evlilik birliği içindeki tehdit, hakaretler vs. hususların iftiradan ibaret olup gerçeği yansıtmamakla birlikte dava konusu olan senet ve borçla ilgili olmamasından ötürü bunlara ilişkin cevap verilmediğini belirtmiş , müvekkili aleyhinde açılmış bulunan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddine, arabuluculuğa müracaat edilmediğinden dava şartı yokluğundan reddine, müvekkili hakkında dava açılması mümkün olmadığından husumet nedeniyle reddine, aksi halde haksız, kötüniyetli, usul ve yasaya aykırı davanın esastan reddine, kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. 72. madde uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Torbalı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...Karar sayılı 11/03/2025 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya Mahkememize tevzi edilmiştir.
Davacı tarafın ara buluculuk yoluna başvurmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafça davalı .. tarafından Torbalı İcra Müdürlüğü ' nün ... sayılı icra kararı ile 30 000 Euro değerinde imza taklit edilerek, tebliğ mazbataları çıplak gözle bakıldığında bile anlaşılacağı üzere üzerine kendi ve başkası imzası ile imza edilerek resmi itiraz sürelerinin bilerek geçirilmesi ile icra takibi başlattığı ancak kendisi ve eşi ..'in bu şahsa karşı böyle bir borcu bulunmadığı, imzasının taklit edilerek tebliğ mazbatasının kendisi imzalamış gibi tebliğ edildiğinden icra takibinin durdurularak zararının tazmin edilmesine yönelik olarak dava açılmış ise de; 7445 sayılı İcra Ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ' un 31. Maddesi ile 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan " paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresinin "para olan alacak ,tazminat itirazın iptali , menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirildiği, aynı yasanın 43. Maddesi ile 31. Maddenin 01/09/2023 tarihinde yürürlüğü gireceğinin belirtildiği , dava tarihi itibariyle menfi tespit davası açısından dava açılmadan önce ara buluculuğa başvurunun dava şartı niteliğinde olduğu , dava dilekçesi göz önüne alındığında uyuşmazlığın kaynağının dava konusu edilen sahteliğinin ve BEDELSİZ OLDUĞUNUN tespiti olup davanın menfi tespit talebine ilişkin olduğu, davanın konusu itibariyle dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerektiği ancak arabulucuya başvuru şartı yerine getirilmeden eldeki davanın açıldığı, HMK nun 114/2 maddesinde " diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır " düzenlemesinin bulunduğu, söz konusu düzenleme göz önüne alındığında 6102 sayılı TTK ya eklenen 5/A maddesinde belirtilen dava şartının mevcut olmadığı, dava şartlarının varlığının HMK 115/1 maddesi gereğince davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılmasının ve dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde HMK 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL peşin harç ile 615,40 TL başvuru harcı toplamı olan 1.280,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalılar davayı vekille takip ettiğinden yürürlükte bulunan Av. Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince 30.000,00 TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Adli yardım talebi kabul edildiğinden suç üstü ödeneğinden yapılan 800,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2025
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır