T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2005/129 Esas
KARAR NO : 2024/501
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 11/01/2005
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin.../İzmir şubesinde B tipi likit fon alınmak üzere... numaralı hesap açtırdığını, aynı bankada gişe yetkilisi olarak çalışan davalı ... ...'nin, müvekkiline bu fonlara ait dekont olduğunu zannettiği bir belge verdiğini, müvekkili hesaptan 09.07.2004 tarihinde 2.000.00-TL çektiğini, olaylar ortaya çıktığında bankaya giden müvekkili davalı ... tarafından kendisine fon dekontu şeklinde verilen belgelerin hiçbir geçerliliği olmadığını ve hesaba aslında hiç para yatmadığını öğrendiğini, müvekkilinin kendisini şikayet etmesinden korkan Belma'nın müvekkiline elden 10.000.00-TL ödeme yaptığını, tutuklanana kadar ödeme yapacağı yönünde müvekkilini oyaladığını, davalı ...'nın müvekkiline ait 16.254.00-TL'yi zimmetine geçirerek zarara uğrattığını, davalı bankanın istihdam ettiği kişilerin işlemlerinin denetim görevini yerine getirmediği için meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı banka... hakkında idare soruşturmanın 2004 yılının Haziran ayında başlatılmasına rağmen hakkında idari soruşturma devam ederken, davalı ...'yı vezne gibi sürekli para akışının olduğu bir görevde bırakarak adeta müşterileri dolandırmasına seyirci kaldıklarını, davacı müvekkilinin zarara uğramasına davalı Belman'nın hukuka aykırı işlemleri kadar, hatta daha da fazla diğer davalı ...A.Ş'nin ihmalinin sebep olduğunu, dolayısıyla meydana gelen zarardan müştereken müteselsilen ... T.A.Ş'nin sorumlu olduğunu, davalılardan ...'nin zimmet suçunu işleyen eşi ...'nin bu suçu irtikap kararını takviye ettiğini, müzaharet ve muavenetle icrasını kolaylaştırdığını, bu paraları alarak gerek kendi gerekse eşinin adına yatırımlar yaptığını ve çıkar sağladığını, ...nin sorgu ve ifadelerinde zimmet suçunu itiraf ederek kabul ettiğini, hakkında İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasıyla dava açıldığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 16.254.00-TL maddi 10.000.00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 26.254.00-TL tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; ...nin ifadelerinde davacı ile ilgili olarak bir itirafı bulunmadığını, davacının hiçbir belgeye dayanmadan hesabında mevcut olduğunu iddia ettiği 16.254.00-TL için banka sorumlu tutulabildiğini, bankaca ...'in hesaplarında yapılan incelemelerde, davacıya ait yatırım fonu alımına ilişkin hiçbir kayda rastlanmadığını,... no.lu hesabındaki işlemlerde de usulsüzlük bulunmadığını, davacının zimmet olayının ortaya çıkmasından sonra şikayetini dile getirmeyerek suçu gizlediğini de itiraf ettiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile bankanın denetim mekanizmasına izafe edilebilecek kusur bulunmadığını, usulsüzlük fark edildiği anda şube müdürü tarafından olayın 06.07.2004 tarihinde Teftiş Kurulu Başkanlığına bildirildiğini, hesaplarında usulsüzlük tespit edilen tüm müşterilerin zararlarının bütünü ile karşılandığını, davacının bankadan alacağı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, 06.09.2005 tarihli dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı ... nin yaklaşık 3 yıl önce boşanmaya karar verdiğini, müşterek çocuklarının psikolojisinin bozulmaması boşanmanın sonuçlarını daha iye anlayabileceği yaşa kadar bekleyip sonra boşanmayı kararlaştırdıklarını, müvekkili ile eşi arasında evliliğin fiilen son erdiğini, Menemen'de ikamet eden müvekkilinin haftada bir gün konuta gitiğini ve müşterek çocuğu ile şahsi ilişki kurduğunu, davaya konu olayları banka müdürünün kendisi çağırması ile öğrendiğini, davaya konu olaydan haberdar olduktan sonra banka müdürü ve müfettişin zararları karşılanması halinde şikayetçi olunmayacağı açıklaması sonucunda kızının annesi olması ve zarar görmemesi için zararın boyutlarını bilmeden imkanları ölçüsünde zararların karşılanmasına yardımcı olduğunu, zararların boyutlarının her gün artması karşısında ...in ailesinin devreye girdiğini, 4 adet daire bankaya ipotek ederek maddi yardımda da bulunduklarını, eşine olan güvenini yitirdiğini İzmir ... Aile Mahkemesinin... E. sayılı boşanma davası ikame edildiğini ve dava sonuçlanarak kesinleştiğini, müvekkilinin herhangi bir çıkar sağlamadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER: Banka kayıtları, İzmir... Ağır Ceza Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası, dekont suretleri, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişiden alınan 08/12/2017 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenin ara kararı doğrultusunda davacının davalı bankadaki konu ile ilgili hesaplarının incelenmesi ve belgelerin alınması yönünde davalı bankaya gidilmiş, davacı ile ilgili hiçbir belge tarafıma sunulmamış, tüm belgelerin Ağır Ceza Dosyalarında olduğu bilgisi verilmiş, bu nedenle inceleme dosya içerisindeki belgeler üzerinde inceleme yapılmış ve Dosya kapsamında yapılan inceleme ve tespitler yukarıda açıklanmış olup yapılan tespitler sonucunda:
Davalı banka personeli...nin bir çok müşterinin hesapları üzerinde usulsüz işlemler nedeniyle zimmetine para geçirdiği ve davacıdan da davaya konu tutarı elden aldığını yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesindeki ifadesinde belirttiği,
Banka soruşturma raporunda: Gişe yetkilisi..., repo yaptırmak veya yatırım fonu-hazine bonosu almak üzere şubeye başvuran müşterilere, satın alınmak istenen bakiye üzerinden düzenlenmiş olduğu gibi görüntülerini vererek satın alınmak istenen tutarları muhasebe hesaplarına intikal ettirmeden zimmetine geçirmiştir, şeklinde saptama yapıldığı,
...nin yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi kararında davacı alacağının 15.578.00-TL olarak yer aldığı,
Takdiri Sayın Mahkemede olmak üzere Ceza Dosyasının Yargıtay'dan dönüşünün beklenmesinin iş bu dava konusu alacağın varlığı yönünden uygun olacağı; görüş ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiden alınan 01/06/2023 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "..Sayın Mahkemenin ara kararı doğrultusunda, İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi ... K. Sayılı Kararı ve Ağır Ceza Mahkemesi dosyasına sunulan bilirkişi raporlarının incelenmesi sonucunda:
Davacının eli ürünü olmadığı 3 adet işlemden dolayı davalı bankadan 15.578-TL Alacaklı olduğu bilirkişi raporları ile belirlendiğinden 15.578-TL’nin çekildiği tarihler dikkate alınmak suretiyle yasal faiz oranları üzerinden yapılan hesaplama ile
11.01.2005 dava tarihi itibariyle:
15.578.00-TL Asıl alacak
18.556.08-TL işlemiş faiz
34.134.08-TL Toplam
Davacı ... alacağının olduğu,
Sonu ve Kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, bankacılık hizmetleri kapsamında davacı tarafça davalı ...A.Ş. Nezdinde yapılan fon alım işlemlerinin gerçeğe aykırı evrak düzenlenmesi suretiyle davalı ...(...) tarafından zarara uğratıldığı iddiasıyla açılmış maddi tazminat davasıdır.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalı banka nezdinde B tipi likit fon almak üzere hesap açtırdığını, davalı ...'in bu hesap açılışına istinaden dekont olduğu düşünülen belgeler verdiği, davacının hesaptan 2.000,00-TL çektiği ancak sonrasında ödenen paraların hesaba hiç yatırılmadığının anlaşıldığı, davalının dava öncesi 10.000,00-TL ödeme yaptığı ve kalan kısmını ödemediği, davalının 16.254,00-TL zararının oluştuğu, davalı bankanın işveren olarak meydana gelen zarardan birlikte sorumlu olduğu, davalı ...'nin diğer davalı ...'in eşi olarak zimmet eyleminden haberdar olduğu ve elde edilen paradan faydalandığı bu nedenle zarardan sorumlu olduğu ileri sürülerek 16.254,00-TL maddi tazminat ve 10.000,00-TL manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.
3-Davalı ...A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde ...nin beyanlarında davacı ile ilgili olarak bir itirafının bulunmadığını, davacının hiçbir belgeye dayanmadan hesabında mevcut olduğunu iddia ettiği 16.254.00-TL için banka sorumlu tutulamayacağını, bankaca ...'in hesaplarında yapılan incelemelerde, davacıya ait yatırım fonu alımına ilişkin hiçbir kayda rastlanmadığını,... no.lu hesabındaki işlemlerde de usulsüzlük bulunmadığını, davacının zimmet olayının ortaya çıkmasından sonra şikayetini dile getirmeyerek suçu gizlediğini de itiraf ettiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile bankanın denetim mekanizmasına izafe edilebilecek kusur bulunmadığını, usulsüzlük fark edildiği anda şube müdürü tarafından olayın 06.07.2004 tarihinde Teftiş Kurulu Başkanlığına bildirildiğini, hesaplarında usulsüzlük tespit edilen tüm müşterilerin zararlarının bütünü ile karşılandığını, davacının bankadan alacağı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4-Davalı ... ile davalı ... ...'nin yaklaşık 3 yıl önce boşanmaya karar verdiğini, müşterek çocuklarının psikolojisinin bozulmaması boşanmanın sonuçlarını daha iye anlayabileceği yaşa kadar bekleyip sonra boşanmayı kararlaştırdıklarını, müvekkili ile eşi arasında evliliğin fiilen son erdiğini, Menemen'de ikamet eden müvekkilinin haftada bir gün konuta gitiğini ve müşterek çocuğu ile şahsi ilişki kurduğunu, davaya konu olayları banka müdürünün kendisi çağırması ile öğrendiğini, davaya konu olaydan haberdar olduktan sonra banka müdürü ve müfettişin zararları karşılanması halinde şikayetçi olunmayacağı açıklaması sonucunda kızının annesi olması ve zarar görmemesi için zararın boyutlarını bilmeden imkanları ölçüsünde zararların karşılanmasına yardımcı olduğunu, zararların boyutlarının her gün artması karşısında ...nin ailesinin devreye girdiğini, 4 adet daire bankaya ipotek ederek maddi yardımda da bulunduklarını, eşine olan güvenini yitirdiğini İzmir ... Aile Mahkemesinin...E. sayılı boşanma davası ikame edildiğini ve dava sonuçlanarak kesinleştiğini, müvekkilinin herhangi bir çıkar sağlamadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
5-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafça davalı banka nezdinde açılan hesaba para yatırma işlemi gerçekleştirildiği inancı ile davalı ... ...(...) tarafından para alınıp alınmadığı, bundan dolayı davalı banka ve davalı ...'nin sorumlu tutulup tutulamayacakları noktasında toplanmaktadır.
6-Dava konusu uyuşmazlık ve farklı zimmet isnatlarıyla ilgili olarak davalı ... ... ve ...'nin müştekileri farklı olan benzer iddialarla zimmet suçundan yargılandıkları İzmir...Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında dava konusu uyuşmazlığa konu eylemin de incelendiği, yargılama sırasında 4389 sayılı Kanunun muhalefet ile teselsülen nitelikli zimmet ve bu suça iştirakden ceza yargılamasının sürdüğü anlaşılmıştır. Dava tarihinde yürütlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53 ncü maddesine göre, ceza hakiminin mahkumiyet kararı ve mahkumiyet hükmünde tespit olunan maddi vakıalar ile maddi vakıayı belirleyen beraat kararı, hukuk hakimini bağlar. Bu hükmün amacı, adalete güveni sağlamak ve çelişik hükümlerin çıkmasını önlemektir.
Mahkememizce ceza yargılaması sonucu bekletici mesele yapılmış, yargılama sonucunda İzmir...Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı 12/10/2010 tarihli kararı ile davalı ...'in mahkumiyetine, davalı ...'nin ise beraatine karar verildiği görülmüştür. Karar gerekçesinde "... ...'in hesabından 15.578.000.000 lira, ...n hesabından 29.000.000.000 lira,...in hesabından 55.000.000.000 lira, ... hesabından 10.000.000.000 lira,...nın hesabından 14.529.258.242 lira,...'in hesabından 10.000.000.000 lira, ...'un hesabından 10.000.000.000 lira,...'in hesabından 4330 Euro karşılığı 7.829.995.290 lira, Nahide-... hesabından 67.000.000.0000 lira,... hesabından 2.500.000.000 lira, ... hesabından 5.000.000.000 lira olmak üzere toplamda 302.376.952.909 lira parayı müteselsil şekilde, dairesindeki normal kayıtların denetimi suretilye ortaya çıkartılabilecek mahiyette olmak üzere adiyen zimmetine geçirdiği,..." şeklinde yapılan açıklama ile mahkememin davacıdan 15.578,00-TL zimmete geçirildiği yönünde maddi vakıa kabulü olduğu, kararın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin...Karar sayılı 29/05/2013 tarihli bozma ilamı ile davalı ... yönünden bozulduğu, davalı ... yönünden verilen beraat kararının onanarak kesinleştiği, bozma sonrası davanın İzmir...Ağır Ceza Mahkemesi'nin :... Esas sayılı sırasına kaydedildiği, yeniden yargılama sonucunda 18/11/2014 tarihli ...Karar sayılı mahkumiyet kararı ile davalı ... hakkında yeniden mahkumiyet hükmü kurulduğu, bozma sonrası gerekçede davacı ile ilgili kısımların tartışılmadığı ve yalnızca bozma ilamında değinilen hususlarda gerekçe açıklandığı, kararın temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin... Karar sayılı 24/10/2019 tarihli ilamı ile bir kısım mudiler yönünden verilen mahkumiyet hükmünde hata görülerek bozma kararı verildiği, bozma kararı sonrası dosyanın İzmir...Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı sırasına kaydedildiği, bozma ilamına konu hususlarda yargılama yapılarak aynı mahkemenin 13/04/2021 tarihli ...Karar sayılı ilamı ile davalı hakkında yeniden mahkumiyet hükmü kurulduğu, kararın Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin...Karar sayılı 10/10/2022 tarihli ilamı ile kesinleştiği görülmüştür.
7-Yukarıda açıklandığı üzere İzmir..Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen yargılaması ile davalı ...'in davacıya karşı 15.578.00-TL parayı zimmetine geçirdiği maddi vakıa olarak kabul edilmiş, bu yönden Yargıtay incelemesinde bozma nedeni yapılmamıştır. Her ne kadar bozma sonrası karar gerekçesinde davacıya yönelik suçlardan gerekçe yer almamış ise de bozma sonrası gerekçelerin içeriklerinde yalnızca bozma nedenleriyle sınırlı olarak inceleme yapıldığı dikkate alındığından mahkemenin 12/10/2010 tarihli kararında kabulünde olan maddi vakıanın kesin hüküm oluşturduğu kabul edilmiştir. Buna göre davacının 15.578,00-TL tutarda zimmet nedeniyle zararı oluştuğu, dosyada mevcut olan ve ceza yargılaması sırasında alınan 09/11/2009 tarihli bilirkişi raporu ile davacı adına düzenlenmiş 19/07/2002 tarihli 9.493,00-TL bedelli, 18/07/2002 tarihli 3.785,00-TL bedelli ve 16/07/2002 tarihli 2.300,00-TL bedelli 3 adet dekontta yer alan imzaların davacı eli ürünü olmadıklarının belirtildiği, ceza mahkemesi kararında da rapor doğrultusunda bu yönde maddi vakıa tespiti yapıldığı, mahkememizce davacının inceleme konusu dekontlarda yer alan imzalarına dair isticvabında da imzaların kendisine ait olmadığını belirttiği, ceza yargılaması sonucu kesin hüküm oluştuğu gözetilerek, mahkememizce ayrıca bu hususta bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiş davacının davalı ...'in eylemleri nedeniyle 15.578,00-TL zarara uğradığı kabul edilmiştir.
8-Bankaların işlemlerini kendi personeli ile yürütürken 3.kişilere verdikleri zararlardan dolayı, eylem ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi gereğince sorumlu olacakları açıktır. Banka personelinin usulsüzlük yapmak suretiyle işlemi farklı göstererek zimmetlerine para geçirmeleri davalı bankanın tamamen kendi iç ilişkisi olup, bankayı sorumluluktan kurtarmaz ve banka kendi personelinin eylemlerinden doğan zarardan sorumlu olur. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2006/8423 Esas 2007/11246 Karar sayılı 17/09/2007 tarihli ilamı)
Somut uyuşmazlıkta davalı ...'in gerçekleştirdiği zimmet eyleminin davalı ...A.Ş. Nezdinde çalışması sırasında banka personeli olduğu sırada ve bunun sağladığı güven ilişkisiyle gerçekleştirildiği, davalı bankanın çalışanının banka müşterisine verdiği zarardan dolayı müteselsilen sorumlu olacağı gözetilerek davalı yönünden de davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafça zararın meydana geldiği tarihten itibaren faiz uygulanması talep edilmiş ise de dava tarihinden önce davalıların temerrüde düşürüldüğüne dair bir kayıt bulunmadığı dikkate alınarak dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
9-Davacı tarafça dava öncesinde ... tarafından kendisine 10.000,00-TL ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de, davacı iddialarına göre ... tarafından kredi kartı kullanımı ve başkaca para alma işlemlerinin yapıldığı ileri sürüldüğü, ödendiği ileri sürülen 10.000,00-TL'nin dava konusu zimmet eylemine konu para yönünden ifaya yönelik davacıya verildiğine dair bir delil bulunmadığı, ceza yargılaması sırasında da bu yönde bir tespitin bulunmadığı, bu nedenle bu paranın dava konusu zimmete geçen paradan mahsubunun gerekmediği değerlendirilmiştir.
10-Dava konusu eylem niteliği itibariyle ayrıca suç oluşturmakta olup, davalı ...'in davacının iradesini fesada uğratarak zimmet eylemini gerçekleştirdiği ve bunun davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Davacının iddiaları ve dosya kapsamında toplanan deliller dikkate alınarak, davacının dava konusu eylem nedeniyle, eylem tarihindeki paranın alım gücü nazarında önemli ölçüde zararının oluştuğu ve eylemin ağırlığı ile davalı ...'in eyleminin ağırlığı ve davalı bankanın da aynı ölçüdeki sorumluluğu dikkate alınarak manevi tazminat talebinin kabulü ile 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
11-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2020/(13)3 - 247 Esas, 2021/692 Karar sayılı kararında vurgulandığı gibi taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arsındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Sıfat, ileri sürülme zamanı kanun ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’i de teşkil etmediğinden, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
Davalı ... yönünden maddi ve manevi tazminat davaları açılmış ise de davalının İzmir...Ağır Ceza Mahkemesi'nin...hli kararı ile beraatine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği dikkate alındığında davalının zimmet eylemine katılım göstermediği sabit olduğu gibi uyuşmazlıkla ilgili başkaca bir somut fiil isnadı da bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 15.578,00-TL alacağın davalı ...A.Ş. Ve davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacak miktarına 11/01/2005 dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
2-Manevi tazminat davasının KABULÜNE, 10.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...A.Ş. Ve davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına 11/01/2005 dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
3-Davalı ... yönünden açılan davaların pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.747,23-TL harçtan peşin olarak alınan 354,42-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.392,81-TL harcın davalı ...A.Ş. ve davalı ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı yararına takdir edilen 15.578,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... T.A.Ş. ve ...'ten müştereken ve müteselsilen davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı yararına takdir edilen 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... T.A.Ş. ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden davalı ...A.Ş. yararına hükmedilen 676,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. Maddesi uyarınca reddedilen maddi tazminat davası yönünden üzerinden davalı ... yararına takdir edilen 2.600,64-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. Maddesi uyarınca reddedilen manevi tazminat davası yönünden üzerinden davalı ... yararına takdir edilen 1.600,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 354,42-TL harcın davalılar ... T.A.Ş. ve ...'ten alınarak davacıya verilmesine,
11-Davacı tarafça sarf edilen 11,20-TL başvuru harcı ile 540,00-TL posta ve tebligat ücreti, 1.400,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 1.951,20-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 1.900,95-TL'sinin davalılar ... T.A.Ş. ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
12-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır