T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2006/399 Esas
KARAR NO: 2023/331
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 03/07/2006
KARAR TARİHİ: 13/04/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ve davalı şahsın ... ... Kollektif Şirketinde eşit nisbette ortaklıkları olduğunu, davacının ortağı olan şirket adına Davalı bankanın İzmir Hatay Şubesinde ... no.lu hesap açıldığını, davalı bankada yapılabilecek her türlü işlemin ancak ve ancak şirket ortaklarının birlikte atacakları imzaları ile mümkün olduğunu, ancak davacının imzasının taklit edilmesi suretiyle sahte imzalar ile şirket hesabından paraların çekilip başka banka hesaplarına aktarıldığının öğrenildiğini, bu hususta bankanın da sorumluluğunun olduğunu, davacının banka hesap kartonundaki imzası ile atılan imzaların örtüşmediğinin çıplak gözle bile anlaşılabilir olduğunu, sahte imzalar ile ödeme talimatlarının gerçekleştirilmesinden dolayı davalı bankanın da kusurunun olduğunu, şirket hesabından paraların davalı şahsın zimmetine geçirilmesi nedenine dayanılarak şirketin zarar görüntüsü içine girmesi sonucunda 22.03.2005 tarihinde ortağı olduğu şirketteki hisselerinin tamamını, bu olayların yarattığı panik hali içinde üç ay gibi kısa bir süre içinde davalı şahsa devretmek zorunda kaldığını ve paylarını devrettiğini, davacının hisselerini devretmesinden bir süre sonra tamamen rastlantı sonucu şirketin mali durumunun zarar görüntüsüne girmesinin, davacının sahte imzaları ile şirket paralarının çekilmesinden veya başka hesaplara aktarılmasından kaynaklandığını öğrendiğini, Hukuk Genel Kurulunun 15.06.1994 tarih ve 1994/11178 E, 1994/398 K sayılı kararında " Abirer itimat kurumu olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.” ifadesinin bulunduğunu, sunulan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmişlerdir.
Davalı ... Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesine özetle, ...Akaryakıt Bayi olan ... ... Kollektif Şirketi yetkilileri tarafından POS cihazı talep edilmesi üzerine... no.lu hesap üzerinden POS cihazı tahsis edildiğini, POS cihazından geçen tutarların şirket hesabına aktarıldığını, Davacı ve davalı şahıslar tarafından verilen çift imzalı yazılı talimatlar çerçevesinde şirket çalışanı ...'ya ödendiğini ve şirket hesap defterine işlendiğini,bu suretlede talimatların yerine getirildiğini, davacının şirketteki hisselerinin 49'unun davalı şahsa %1'inin...'e 30.06.2005 tarihi itibari ile devredildiğine dair tadil sözleşmesinin şubelerine iletildiğini, dava dilekçesinin ise 27.07.2006 tarihinde tebliğ edildiğini, ravanın süresinde açılmadığını ve husumet yönünden reddinin gerektiğini, şirket için açılan POS hesabına geçen tutarların ilk açılış tarihi olan 15.04.2005 ile son işlem tarihi 01.07.2005 tarihleri arasındaki tüm para çekme işlemlerinde şirket çalışanı ...verilen çift imzalı yetkiler ile ödemelerin yapıldığını ve banka defterlerine de işlendiğini, davacının işlemleri sonradan öğrendiği hususunun asılsız olduğunu, kollektif şirket ortağı davacı yetkilinin TTK 167.maddesi gereği, şirketin gidişi hakkında her zaman bilgi edinmek ve şirket defter ve belgelerini incelemek, bunlara göre kendisi için şirketin mali durumunu gösterir hesap varakası tanzim etmek imkanına sahip olduğunu, bu durumun iç ilişkide idareci olsun olmasın ortaklığın sona ermesine kadar devam ettiğini, bunun yanı sıra ayrılan ortağın ayrılmadan önce girişilmiş ve sorumlu kalmakta devam ettiği işler hakkında da şirketten bilgi isteme hakkına ve imkanına sahip olduğunu, bankaları ile şirketin ilişkisinin sadece POS cihazına ait hesap ile bu hesaba geçen paraların ödenmesine ilişkin olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hesaptan başka hesaplara para aktarılması gibi bir işlemin söz konusu olmadığını,... akaryakıt bayii işleten büyük bir firmanın sırf bankalarından çekilen POS cihazından geçen tutarlar nedeniyle olumsuz durum oluştuğu ve bu nedenle de şirket hisselerinin %50 payının 50 TL ye devir edilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bunun devamında da şirketin zararının arttığının ve manevi yıkıntı oluşturduğunun da inandırıcı olmadığını, tüm bu olumsuzluklar var ise bile şirketin iç yapısı ile alakalı olabileceğini sırf bankalarınca verilen POS cihazı sebebiyle şirketin battığının, maddi ve manevi zararın meydana geldiğinin düşünülemeyeceğini, banka elemanlarının imza konusunda uzman kişiler olmadığını, imzalara baktıklarını ancak imzaların taklit yada sahte olduğunun ancak konusunda uzman bilirkişilerce – tespit edilebileceğini, imzaların taklit ve sahte olma sorunu var ise bunun sorumlusunun sahtekarlığı yapan kişi olduğunu, iş bu kişiden maddi ve manevi tazminat talep edilmesi gerektiğini, kaldı ki, bir an için imzaların sahte olduğu düşünülse dahi her seferinde hesap cüzdanı ile aynı kişinin işlem yapmasının ve aradan geçen uzun zamana karşın itiraz edilmemesinin vekalet verildiğini veya işleme icazet verildiğini ortaya koyduğunu, Maddi ve manevi tazminat talep edilebilmesi için hukuka aykırılık, zarar, uygun illiyet bağı ve kusur unsurlarının tümünün bir arada olması gerektiğini, müvekkili bankanın haksız ve kötü niyetli herhangi bir davranışta bulunmadığını, hukuka, ahlaka ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı bir eyleminin söz konusu olmadığını, bankacılık işlemlerinde müvekkili bankanın yapmış olduğu tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunu, herhangi bir kusurun olmadığını, davacının işlemlerin her aşamasından haberdar olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, bu sebeplerle davanın reddini talep etmişlerdir.
Bilirkişi heyetinden alınan 16/08/2016 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Yukarıda belirtildiği üzere, davaya konu hesaptan para çekme eylemleriyle ilgili olarak, davalı... hakkında açılan kamu davasının yargılaması sonucunda İzmir... Ağır Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu ... K. sayılı ve 14.11.2011 tarihli karar gereğince, davalı ...’in davacının da 22/03/2005-30/06/2005 tarihleri arasında ortağı ve temsilcisi olduğu dava dışı ... ... Koll. Şti’nin davalı bankadaki hesabından 216.643,00.-TL yi davacının sahte imzasını atarak banka hesabından çektiği halde şirket hesaplarına geçirmediği ve şirkete ait bu tutarların davalının zimmetinde kaldığı hususlarının, ceza mahkemesi tarafından kesinleşmiş mahkumiyet kararı ile sabit hale gelmiş olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, davalı...'in, dava dışı ... ... Koll. Şti.'nin davalı bankadaki hesabından 216.643,00.- TL.'yi, bu tarihlerde şirketi müştereken temsile yetkili olduğu davacının sahte imzasını atarak banka hesabından çektiği halde şirket hesaplarına aktarmamış olması şeklinde gerçekleşen eylemi sonucunda, doğrudan zarar gören dava dışı ... ve ... kollektif şirketi tüzel kişiliği olup, bu şirketin 22/03/2005- 30/06/2005 tarihleri arasında ortağı ve temsilcisi olan davacı açısından ancak dolayısıyla bir zarar söz konusu olabilecektir.
Bu çerçevede, davacının talep konusu yaptığı bu dalayısıyla zararın iptali için, davacının dava dışı ... ve ... kollektif şirketine ortak olduğu 22/03/2005 tarihi ile şirketteki ortaklıktan ayrıldığı 30/06/2005 tarihleri arasındaki dönemde,dava dışı ... ve ... koll. Ltd.'nin mali durumunda bir bozulma olup olmadığı ve bu bozulmanın davalının mahkumiyet kararına konu teşkil eden bankadan usulsüz para çekme eylemleri ile illiyet bağı içinde bulunup bulunmadığı hususlarının tespiti gerekmektedir. Buna karşılık, yukarıda belirtildiği üzere, dava dışı ... ve ... kollektif şirketinin 2005 yılına ait ticari defterleri bilirkişi incelemesine sunulmadığı için, bilirkişi heyetimizce bu konuda herhangi bir tespit yapılamamış olup, konuyla ilgili nihai takdir sayın Mahkemenize aittir.
Diğer yandan, davalı bankanın sorumluluk durumuna ilişkin olarak; yukarıda bahsi geçen davalı... hakkında Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararında belirtildiği üzere, davalı bankanın, davalı...'in dava dışı şirket adına müştereken temsil yetkile olduğu davacının sahte imzası ile düzenlenen talimatlarla davalı bankadan para çekilmesi eylemlerinin meydana gelmesinden, söz konusu eylemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan (ifa yardımcılarının eylemlerinden sorumluluğa ilişkin) 818 sayılı BK m. 100 hükmüne göre sorumlu tutulabıleceğı, ancak davacının da bu tarihlerde davalı ile birlikte şirketin ortağı ve temsilcisi olduğu ve dolayısıyla şirketin banka hesaplarını kontrol etme imkanının bulunduğu dikkate alındığında, davacınında bu husuta en azından müterafık kusurlu olarak kabul edilebileceği; diğer yandan, yukarıda belirtildiği üzere, davacının talep edebileceği bir zarar olup olmadığı ve bu zararın miktarını belirleyebilmek için, dava konusu para çekme eylemleri nedeniyle (davacının şirket ortağı olduğu 22/03/2005- 30/06/2005 tarihleri arasındaki dönemde) davalı şirketin mali durumunda bir bozulma meydana gelip gelmediği ve bu bozulmanın davaya çekme para çekme işlemleri ile illeyet bağı için olup olmadığının tespit edilmesi ve bunun için de dava dışı ... ve ... koll. Şti.'nin 2005 yılına ait ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmış ise, yine yukarıda ifade edildiği üzere,söz konusu ticari defterler bilirkişi incelemesine sunulmadığından, bu hususta bilirkişi heyetimizce herhangi bir tespit yapılamamış olup, konuyla ilgili nihai takdir Sayın Mahkemeye aittir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan 06/11/2017 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Sayın Mahkemenin ara kararı ve davalı Bankanın itirazları gereği dosyaya sunulan İzmir... Ağır Ceza Mahkemelerinin dosyaları ve içerisindeki belgeler ıncelenmış, kök raporumuzdaki tespitlerimize ilaveten aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.
Davalının sunduğu defterlerin V.U.K. ve T.T.K.belirtildiği şekilde noter tasdikli olmaması ve her an yazılabilir nitelikte olması sebebi ile yasal defter niteliklerini taşımadığı, Sayın Mahkemenizin Kaleminde kutu açılmış ve yasal defter olmaması sebebi ile incelenmeden kalemde bırakıldığı,
Kök raporumuzda davacının kollektif şirketinden 30.06.2005 tarihinde hisselerini devrederek ayrıldığı ve 30.06.2005 tarihi sonuna kadar davalı bankadan talimat ile çekilen toplam tutarın 39.435,00 TL olduğu, bu tutarlardan...Ağır Ceza Mahkemesinin... k.Sayılı gerekçeli kararında İşbankasına ait iddianamede yer alan aşağıda dökümü bulunan toplamı 24.128 TL bedelli talimatların incelendiği ve bu talimatlardaki imzaların davacının eli ürünü olmadığı, geriye kalan (4.930+520+6.597+3.260=)15.307,00 TL nin ise 1,2,3,4 nolu belgeler ile incelendiği ve 28.07.2010 tarihli bilirkişi raporunun 5.sayfasının 2.maddesinde belirtildiği üzere davacının eli ürünü olarak bilirkişi tarafından tespit edildiği görülmektedir.
İzmir...Ağır ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında belirtildiği üzere davalı bankadan sahte imza ile çekilen toplam 24.128 TL den dolayı davacı yönünden tazminata konu edilip edilmeyeceğinin hukuki yorumunun Sayın Mahekenize ait olduğu, kök raporumuzda yapılan diğer tespitlerde değişikliği gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonuç ve kararına varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiden alınan 24/09/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "
a)Dava dosyasında mevcut ... ve ... Kollektif şirketinin;
-01.01.2005 ile 30.06.2005 arasında 28.080,29 TL zarar,
-01.07.2005 ile 31.12.2005 arası ise 25.337,75 TL kar beyan edildiği,
- toplam alındığında yani davacı ile davalı arasında ortaklık devam etse idi, bir bütün olarak ele alındığında 28.080,29 TL lik zarara 25.337,75 TL lik kar eklendiğinde 2.742,54 TL lik zarar ile 2005 yılının kapatılacağı ekli 2005 yılı Gelir Vergi Beyannamelerinden görülmektedir.
b)... ve ... Kollektif şirketinin Sevil Damcı ve Yücel Damcı işletmesindeyken 2004 yılında 3.938,14 TL zarar ettiği görülmektedir.
2004 Yılında dava konusu şirketin ortakları olan ... beyanname eki gelir tablosunda ... ve ... Kollektif şirketinin GELİR KALEMLERİ ARASINDA 1.349,92 TL lik diğer gelirinin olduğu, ana faaliyet konusu ile ilgili satış beyan edilmediği, 5.671,63 TL lik Enflasyon karı ve 2.648,26 TL lik Diğer Olağan Dışı Gelir kaydının olduğu, GİDER KALEMLERİ ARASINDA 6.302,06 TL lik Genel Yönetim Giderlerinin,7.305.89 TL lik Diğer Olağan Giderleri neticesinde 3.938,14 TL lik zarar ile 2004 yılının kapatıldığı görülmektedir.
... ve ... Kollektif şirketinin 01.01.2005 ile 30.06.2005 arasında 28.080,29 TL zararın, 01.07.2005 ile 31.12.2005 arası ise 25.337,75 TL karın beyan edildiği, toplam alındığında yani davacı ile davalı arasında ortaklık devam etse idi, 28.080,29 TL lik zarara 25.337,75 TL lik kar geldiğinde 2.742,54 TL lik zarar ile 2005 yılının kapatılacağı ekli 2005 yılı Gelir Vergi Beyannamelerinden görülmektedir.
... ve ... Kollektif şirketinin 2004 yılı sonunda 3.938,14 TL 2005 yılı sonunda 2.742,54 TL lik zarar ile kapatıldığı görülmektedir. Davacı ve davalının şirketi 2005 yılında devir aldığı, 2003 yılında ise aktif bir işletme iken 2004 yılında faaliyette olmayan bir işletme olduğu KDV satış rakamlarından anlaşılmaktadır. Aşağıda KDV Beyanname listelerine bakıldığında satış rakamlarının dökümü yapılmaktadır.
2003 yılı satış toplamı : 4.952.380,70 TL
2004 yılı satış toplamı : 16.469,45 TL
2005 yılı satış toplamı : KDV listelerinde sunulmamış Gelir tablosundaki toplam gelir tutarı ise şu şekildedir : 2.760.424,85 TL
2006 yılı satış toplamı : 3.723.160,13 TL
2007 yılı satış toplamı : 4.238.124,51 TL
2008 yılı satış toplamı : 504.537,31 TL
2009 yılı satış toplamı : 3.603.692,76 TL
2010 yılı satış toplamı : 510,98 TL
2011 yılı satış toplamı : 4.035,59 TL
2012 yılı satış toplamı : 1.472.698,75 TL (sadece 9 ve 12.ayda satış var)
2013 yılı satış toplamı : 2.457.324,62 TL (sadece 1,2 ve 3. Aylarda satış var)
2014 yılı satış toplamı : 1.381.760,60 TL (sadece 12. Ayda satış var)
2004 yılı sonunda 3.938,14 TL 2005 yılı sonunda 2.742,54 TL lik zarar ile kapatıldığı, önceki ve sonraki yıllara ait kar yada zarara iliklin gelir tabloları olmamakla birlikte; KDV beyannamelerine bakarak yorum yapmaya çalışılacaktır. Bir önceki yıl olan 2003 yılı satış rakamları yüksek olmakla birlikte satış rakamı kadarlık mal ve masraf kdv sinin olduğu, ödenecek kdv yerine genelde devreden kdv sinin olduğu, bize bu işletmenin çok kar elde eden bir firma olmadığı izlenimini vermektedir.
2005 yılında 2004 yılına kıyasla ana faaliyet alanı ile ilgili gelir kayıtlarının olduğu, Bilanço aktif büyüklüğü 2004 yılında 53.030.60 TL iken 30.06.2005 sonuna gelindiğinde 261.024,48 TL ye 31.12.2005 sonuna gelindiğinde 406.654,81 TL ye yükseldiği görülmektedir.
Sayın Mahkemeniz bir önceki yıllar ile karşılaştırıldığında ciro düşüşünün makul olup olmadığı sorulmuş olup, devir öncesi bir önceki yıl olan 2004’e göre cironun düşmemiş artmış olduğu, 2005 sonu olumlu bir gelişme zararın düşmüş olduğu, dosyada mevcut 2004 yılı ile kıyaslandığında kar zarar tutarlarının birbiri ile uyumlu olduğu, süre geçtikçe satışların artıp karlılığında artacağına işaret olmaktadır. Faaliyeti neredeyse sıfıra inen 1 yıldır faaliyet görmeyen bir işletmenin devir alındığı düşünüldüğünde satışlarının arttığı görülmektedir.
c)Sayın Mahkemenizce davacının şirketteki ortaklık süresi dikkate alınarak davacı tarafından ileri sürülen vakalar ile zarar arasında illiyet bağı olup olmadığı sorulmuş olup, Davacının ... ve ... Kollektif şirketinde 22.03.2005 tarihinde girip 30.06.2005 tarihinde ayrıldığı, 3 aylık süre şirket ortaklığının bulunduğu, 3 aylık ortaklık süresinin herhangi bir şirket için kar yada zararını olumlu yada olumsuz etki edebilecek kadar fazla olmadığının düşünüldüğü, kar yada zararın yasal deftere işlenen tutarlar ile oluştuğu, bankadan paraların çekilip yatırılması gelir yada gideri etkileyen, gelir tablosuna yansıyan bir unsur değildir. Kar çıkmasının ana faktörü faturalı satış yapmaktan, hatta satışlarında karlı yapılması ve Karlı satış tutarları ile şirketin masraflarını karşılayabilmesi durumunda gelir tablosunda kar yada zarar oluşmaktadır. Yani bankadaki paranın biri tarafından çekilip şirket için harcanmaması şirketin finansman gücünü etkiler, borçlarını ödeyebilme yetisini azaltır ancak kar yada zararı doğrudan etkileyecek bir unsur değildir. Davacının iddiaları arasında banka kanalı ile zimmete para geçirmek ve buna dayanarak şirketin zarar görüntüsü içine girmesi ile davacının panikle üç ay gibi kısa bir sürede şirketten ayrılmak zorunda kaldığı iddiası mevcuttur.
d)Tüm dava dosyası kapsamındaki iddia, savunma, bilirkişi raporları neticesinde denilebilir ki,
16.08.2016 tarihli kök raporumuzun 6.sayfasında davacının iddiasının temelinde 1) Şirket hesabından paraların davalı şahsın zimmetine geçirilmesi 2) nedenine dayanılarak şirketin zarar görüntüsü içine girmesi sonucunda 22.03.2005 tarihinde ortağı olduğu şirketteki hisselerinin tamamını, bu olayların yarattığı panik hali içinde üç ay gibi kısa bir sürede davalı şahsa devretmek zorunda kaldığını ve paylarını devrettiğinin yattığını belirtmiş idik.
Davacının zimmet ile ilgili iddiaları kapsamında, davacı yan davalı şirket ortağı ve T.İş Bankası A.Ş. hakkında yetkisiz para çekilmesi sebebi ile tazminat davası açtığı, 03.11.2017 tarihli Bilirkişi Raporumuzda da belirttiğimiz gibi, dava konusu İş Bankası hesabından sahte imza ile çekilen toplam 24.128 TL den dolayı davacı yönünden tazminata konu edilip edilmeyeceğinin takdiri Sayın Mahkemenize ait olup,
Davacının 2. İddia hususu şirket zarara uğradığı için panik halinde hisselerini devretmek zorunda kaldığı olup, devir aldıkları şirketin 2004 yılında zarar eden, geliri olmayan bir şirket olduğu da gözetildiğinde 2005 yılında satışa başlayan, faaliyete başlayan bir şirketin sabit giderlerinin, genel yönetim giderlerinin gelirden yüksek olması beklenen bir sonuçtur. 30.06.2005 sonu zarar 28.080,29 TL iken devam eden süreçte şirketin kar yaratarak 2005 sonunda zararın 2.742,54 TL mertebesinde kaldığı görülmektedir. Normal koşullarda bir şirketin 3 ayda çok ciddi karlara ulaşmasının beklenmemesi gerektiği, yatırımcının gelir gider hareketlerini takip edip kasa banka kontrolünü yapıp şirketin gidişatı hakkında bilgi edinebilmesi için bir şirkete kontrollü olarak en az 1 yıl verilmesi gerektiği, zimmete para geçirme eylemini fark ettiğim için hemen ayrılmak durumunda kaldım dendiği takdirde hemen ortaklıktan ayrılmanın makul olabileceği görüşlerimi içeren Bilirkişi Raporumu Sayın Mahkemenizin takdirlerine sunarım." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Dava, banka nezdindeki hesaptan sahte imza ile hazırlanan talimatla para çekilmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olaya uygun İzmir Bam ... HUKUK DAİRESİ' nin... Karar sayılı ilamında da belirtildiği şekli ile;
Davacının 22.03.2005 ile 30.06.2005 tarihleri arasında kollektif şirket hissedarı olup bu dönemde davalı... ile birlikte müşteren imza yetkisine haiz olduğu anlaşılmaktadır.
İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinini ...E sayılı dosyasında alınan 27.07.2010 tarihli mali müşavir, hukukçu bilirkişi kurulundan alınan raporda, iddia konusu banka talimatların şirketin defter kayıtlarında rastlanmadığı, sanığın zimmetinde kaldığı, 30.06.2005 tarihli davacının hisse devrine dair tadil sözleşmesinin altında son durumu gösteren bilanço ve gelir tablosunun bulunmadığı, hisse devri ve değişiklik sözleşmesinin şirketin son mali durumunu göstermediği, bu sebeple şirketin tüm kayıtlarının tek düzen hesap planına uygun olarak kayıtları yapılmadan ve detaylı mizan alınıp incelenmeden fark edilmesinin zor olduğu ifade edilmiştir.
İzmir... Ağır Ceza Mahkemesinin...K sayılı kararında adli tıp ve frafoloji uzmanından alınan rapora göre sanığın katılanın yerine bir kısım talimat belgelerini imzaladığı, sanığın yine katılanın yerine çok sayıda şirkete çek imzalamak suretiyle kullandığı, bu paraların zimmetinde kaldığı gerekçesiyle resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezlandırılmasına karar verilmiş, karar Yargıtay... C.D'nin...K sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Böylelikle ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen karardaki hukuk hakimini bağlayan maddi olgular mahkememizce kesin delil olarak kabul edilmiştir.
Tüm bu nedenler ile davacının, davalı... ile ... ... kollektif şirketinin ortağı olduğunu, şirketin davalı banka hesabından yapılacak nakit çekme işlemlerinden çift imza ile işlem yapılmasının öngörüldüğü, diğer davalı...'in davacının imzasını taklit ederek şirketin davalı banka hesaplarından para çekmek suretiyle başka hesaplara aktardığı, bu sebeple davacının zarar gördüğünden bahisle maddi tazminat ve manevi tazminatın davalılardan tahsilinin talep edildiği, rapor kapsamına göre...'in davacının imzasını taklit ederek sahte imza oluşturarak kendi imzası ile birlikte çift imza olarak davalı bankaya talimatlar vererek ... ... Kollektif Şirketinin hesabından para çektiği, bu şekilde şirketin zarara uğradığı, şirketin kollektif şirket olması sebebiyle şirket zararının doğrudan ortaklara yansıdığı, usulsüz çekilen para miktarının 24.128,00-TL olduğu, davacının şirketteki hissesi itibariyle zararının 12.064,00-TL olduğu, davalı...'in ilgili Kollektif Şirket hesabından usülsüz para çekilmesi ile ilgili olarak açılan İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin... sayılı kararında davalı sanık...'in davacı adına sahte imzalar atarak çek ve talimat belgeleri düzenlediği ve bu sebeple cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, ceza mahkemesindeki yargılamada ve dosyamızda yapılan yargılamada davalı...'in sahte imza atmak suretiyle ilgili şirket hesabından çekmiş olduğu nakit alımlar sebebiyle davacıya karşı sorumlu olduğu, davalı banka ise;...'in talimatlarındaki davacı imzasının yeterli ve özenli bir şekilde kontrol etmemesi sebebiyle sorumluluğunun bulunduğu kanaatine varılmakla maddi tazminat isteminin kabulüne, eldeki dava kısmi dava olduğundan dava dilekçesi ile talep edilen bedele dava tarihinden ıslah dilekçesiyle talep edilen bedele ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı banka vekili ıslaha karşı sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmüş ise de; iş bu itiraz dilekçesi 2 haftalık yasal süreden sonra sunulduğundan zamanaşımı define mahkememizce itibar edilmemiştir.
6098 sayılı TBK' nın 56. maddesi uyarınca hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Kural olarak manevi tazminat yalnız olay sırasında duyulan değil, bütün hayat boyu duyulup ve çekilecek elem ve ızdıraba karşılık olarak takdir edilen bir karşılıktır. Davacının eldeki somut olay sebebiyle manevi yönden zarar görmediği bu hali ile manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılarak manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat talebinin KABULÜNE; 10.000-TL' nin dava tarihi olan 03/07/2006 tarihinden itibaren, 2.064,00 TL' nin ise 16/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Manevi tazminat isteminin reddine,
3-Alınması gereken 824,09 TL karar ve ilam harcının yatan 405,00-TL peşin harç ve 35,25-TL ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 383,84-TL' nin davalılardan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 405,00-TL peşin harç, 35,25 TL ıslah harcı ve 12,20-TL başvurma harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 535,00 TL posta ve diğer giderler ile 1.350,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.885,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 709,22-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Yargılama sırasında davalı... Bankası tarafından yatırılan ve harcanan 150,00 -TL bilirkişi masrafı yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 93,56-TL'sinin davacıdan alınarak davalı ... Bankası A.Ş'ye verilmesine, bakiye giderin iş bu davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 9.200,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davalı ... Bankası A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 9.200,00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Bankası A.Ş. ' ye ödenmesine,
9-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı ve davalı banka vekilinin yüzüne, diğer davalının yokluğunda maddi tazminat yönünden kesin, manevi tazminat yönünden ise; tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde davacı tarafça İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/04/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır