T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/125 Esas
KARAR NO: 2023/858
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 18/03/2009
KARAR TARİHİ: 25/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10/10/2008 tarih ... Karar sayılı ilamı ile, müvekkillerinden ...’in 959.457,88.-TL, ...’in 20.373,01.-TL ve ...in 29.877,25.-TL alacaklı olduğunu ve bu meblağların davalı ...Ş.’nden tahsili yönünde karar verildiğini, Mahkemenin, müvekkillerinin mevduat hesaplarından davalı bankanın kusurlu davranışları ile hileli yollardan 3. Kişilere ödenmiş olması nedeniyle anılan kararı verdiğini, müvekkillerinin davalı bankanın kusurlu davranışları neticesi mevduattaki paraları yatırım veya başkaca nema getirici alanlarda değerlendireceklerinin muhakkak olduğunu, gerek Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanan görüşü ve gerekse Hukuk Genel Kurulu’nun bir çok kararında, tazminat niteliğinde olan munzam zarar alacağının oluşumunda ülkenin ekonomik realitesinin etkili olması nedeniyle bütün kişi ve kuruluşların etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu, bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimde bulunması, örneğin en azından vadeli mevduat ve kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirilmesi şeklinde kararlar verildiğini, Mahkeme kararının icrası ile davalı Banka tarafından 13/03/2009 tarihinde ödeme yapıldığını, ancak yaptıkları tespit ve araştırmalarda müvekkillerinin alacaklarına zamanında kavuşmamaları sonucu zararlarının 20.000.000.-TL’ndan fazla olduğunu, ancak dava tarihi olan 18/03/1999 ile paranın tahsil tarihi olan 13/03/2009 arasında zararlarının en azından 17.000.000.-TL olduğunu ortaya koyduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla 17.000.000.-TL munzam zararlarının 18/03/1999 tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile tahsili için dava açma zaruretinin hasıl olduğunu, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Müvekkili bankanın Oto Tamircileri Şubesi’nde mevcut hesaplarından davacıların ortağı olduğu,...Dağıtım Pazarlama A.Ş. çalışanı ...’in 1997-1998 yıllarında gerçekleştirmiş olduğu usulsüz işlemler neticesinde uğradığı zararın tahsili istemi ile İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. (Yargıtay bozma kararından sonra ... E) ile alacak davası açıldığını, bu dava neticesinde davacılara 13/03/2009 tarihinde ödeme yapıldığını, davacıların işbu davada hükmedilen ve faiz ile karşılanmayan munzam zararın tahsili istemi ile dava açtığını, B.K. 105. Maddesinde düzenlenen munzam zararın alacaklı temerrüt faizinden daha büyük bir zarara uğramışsa, borçlu kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı tazmin ile ödevli tutulur, bu fazla zararın önceden takdiri mümkün olursa hakim esasa dair karar verirken bu zararın miktarını da tayin eder, hükmünü içerdiğini, davacıların İzmir... ATM ... Esas sayılı dosyasından tahsiline karar verilen alacağı ile birlikte asıl alacak ve bu asıl alacağa işleyecek faizi de talep ettiğini, ancak munzam zarara ilişkin bir talepte bulunmadığını, B.K.125. maddesine göre kanunda başka surette hüküm bulunmadığı takdirde her davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu hükmünü düzenlediğini, 128. Maddeye göre zamanaşımının alacağın muaccel olduğu zamandan başlayacağını, dolayısıyla öncelikle davanın zamanaşımı nedeni ile reddinin gerektiği, mahkeme kararında davacıların talep ettikleri alacak miktarının bir kısmının reddedilmiş olması da müvekkili bankanın haklılığını ortaya koyduğunu, müvekkili bankanın aleyhine hükmedilen tutarın ödenmesinin kusurunun müvekkili bankaya ait olmadığını, talep edilen alacak bedelinin belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ihtarname ile ödeme yapmadıklarını, yargılamanın uzun sürmesi ve kararın Yargıtay tarafından 3 defa bozulduğunu, müvekkili bankanın Anayasal haklarını kullandığını ve kararın kesinleşmesi ile ödeme yaptıklarını, davacıların açmış oldukları işbu davaya konu zarara kendi kusurları ile sebebiyet verdiklerini, İzmir... ATM tarafından verilen kararda ve Yargıtay bozma kararında şirket muhasebecisi ...’in ... Şirketler gurubunun herhangi bir çalışanı olmayıp ortaklardan sonra gelen en yetkili kişi konumunda olduğu, ...’in yaptığı işlemlerin davacılar ile banka arasında bir teamül oluşturmadığını iddia etmenin mümkün olmadığının anlaşıldığı şeklinde ifadelerin olduğu, davacıların bir tacir olarak göstermek zorunda oldukları asgari dikkat ve özeni göstermediklerini ve zarar kendilerinin neden olduklarını, davacıların tüm bu olaylara neden olan ... aleyhine herhangi bir dava da açmadıklarını, açılan bu davanın kötüniyetli olduğunu, dolaysıyla davanın reddedilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER :Davacılar vekili iddiasını ispata yönelik olarak; İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyası, banka kayıtları, icra dosyası, ekonomik verilere ilişkin her türlü gösterge, ticaret sicil kayıtları, bilirkişi incelemeleri ve sair delillere dayandığı görülmüştür.
Davalı vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; İzmir... ATM ... değişik ş sayılı tesit raporu, İzmir ... ATM ... değişik iş sayılı tespit raporu, İzmir... ATM...Esas sayılı dava dilekçesi, İzmir... ATM ... Esas sayılı karar, İzmir ... Noterliğinin ihtarı ve sair delillere dayandığı görülmüştür.
Davacıların davalı ...'ndaki mevduat hesaplarında bulunan paraların 3. Kişilere ödenmesi nedeni ile, uğradıkları munzam zararın, hesaplanması için dava dosyasının bilirkişi heyetine tevdi edildiği, mali müşavir ..., bankacı bilirkişisi ..., hukukçu bilirkişi ... tarafından dosyaya ibraz edilen 27/11/2012 tarihli raporda özetle; davacıların munzam zarar taleplerinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 31/10/2007 tarih ... karar sayılı kararında benimsenen şekilde, davacının fiilen uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumunda olması, bu zararın paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan muhtemel kar yada farz edilen gelir olmadığı, zararın davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içerisindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan, somut olgular nedeniyle uğramış olduğu fiili zarar olacağı görüşü çerçevesinde değerlendirildiğinde, dosyada sunulu delil ve talep içeriğinden, davacıların bu anlamda uğradıkları bir zarar iddiası bulunmadığı, bu çerçevede sunulu bir delil olmadığı, yine tahsili gereken paranın geç ödenmesinden dolayı, bu bedelin zamanında tahsil edilmesi halinde taşınmaza yatırılması halinde çok yüksek getiri elde edilebileceği şeklindeki iddianın genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, diğer taraftan davacılar tarafından İzmir ...ATM’de görülen ... K. Dava dosyası ile hüküm altına alınan dava sonucunda alacak tutarları ile işleyen faizlerinin davalı banka tarafından kendilerine ödendiği göz önüne alındığında, herhangi bir munzam zarar taleplerinin verinde olamayacağı,
Yargıtay ...Hukuk Dairesi tarafından verilen ... karar no.lu 16.05.2002 tarihli karar gibi bir çok kararında benimsenen görüş çerçevesinde yıllardır yüksek oranda seyreden enflasyon nedeniyle paramızın değerinin çok düştüğü bir gerçek olduğu, böyle bir ortamda alacağını zamanında elde eden alacaklının bunu bir an önce banka mevduat faizine veya devlet tahviline yatırması veya dövize dönüştürmesinin yasanan hayat gerçeklerine uygun bir davranış olacağı, buna karşılık alacağını geç alan alacaklının da zarar göreceği enflasyonun altında kalan faizinde bu zararı karşılamayacağının açık olduğu ve bu halin zararın varlığı için fili bir karine oluşturacağı, bu durumda davalının temerrüde düştüğü tarihinden, davacının alacağını aldığı tarihe kadar geçen zaman zarfında her yıl itibari ile gerçeklesen yıllık enflasyon artış oranını, mevduat ve devlet tahviline verilen faiz oranlarını, TL karsısın da döviz kurlar ı n ı ve altın fiyatlarını gösteren listeyi ilgili resmi kurumlardan araştırmak: konusunda uzman bilirkişi düşüncesinden de yararlanmak suretiyle tespit etmek, davacı alacaklının maruz kaldığı asgari zarar miktarını yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde ve BK.nun ilgili maddeleri de dikkate alınmak suretiyle belirlemek ve sonucuna uygun bir karar vermekten ibaret olacağı, şeklindeki değerlendirmeler doğrultusunda yapılan hesaplama neticesi,
Davacı ... yönünden yapılan hesaplama sonucunda, enflasyon arındırılması yapıldıktan sonra elde etmesi gereken net faiz tutarı 3.694.624,38.-TL olarak hesaplanmıştır. Bu tutardan, davalı Banka tarafından 13/03/2009 tarihinde yapılan ödeme içerisinde bulunan 3.504.767,31.-TL faizin de düşülmesi ile davacının net askın zarar tutarının 189.857.07.-TL olduğu,
Davacı ... yönünden yapılan hesaplama sonucunda, enflasyon arındırılması yapıldıktan sonra elde etmesi gereken net faiz tutarı 147.573,26.-TL olarak hesaplanmıştır. Bu tutardan, davalı Banka tarafından 13/03/2009 tarihinde yapılan ödeme içerisinde bulunan 115.117,82.-TL faizin de düşülmesi ile davacının net askın zarar tutarının 32.455,44.-TL olduğu,
Davacı ... yönünden yapılan hesaplama sonucunda enflasyon arındırılması yapıldıktan sonra elde etmesi gereken net faiz tutarı 66.422,77.-TL olarak hesaplanmıştır. Bu tutardan, davalı Banka tarafından 13/03/2009 tarihinde yapılan ödeme içerisinde bulunan 72.140,79.-TL faizin de düşülmesi ile davacının net aşkın zarar tutarının olmadığını rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Tarafları bilirkişi raporuna yapmış oldukları itiraz neticesinde bilirkişiler tarafından dosyaya ibraz edilen 31/01/2014 tarihli ek raporda özetle; kök raporda değişiklik yapmayı gerektirir bir hususun bulunmadığını rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Mahkememizin 14/01/2015 tarih ve...Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, anılan kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 06/12/2016 tarih ... Karar sayılı ilamı ile ".... mahkemece borçlunun temerrüde düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde, her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurları ve altın ile paranın değerine etki eden diğer tüm enstrümanlara ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurum veya kuruluşlardan araştırmak ve bu suretle bir ekonomi yatırım sepeti oluşturmak suretiyle sahasında uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılarak, anılan süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenen bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken temerrüt faizi miktarı düşülerek, hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, bu esasları karşılamayan ve sadece üçer aylık vadeli mevduata uygulanan faiz oranlarına göre hesaplama içeren rapora dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararının bozulduğu, davalı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, dosyanın yeniden karar düzeltme talebinin değerlendirilmesi yönünden yargıtay incelemesine gönderildiği, bunun üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 28/02/2019 tarih... Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği ve dosyanın mahkememize gönderilerek mahkememizin ...Esas sırasına kaydının yapıldığı görülmüştür.
Mahkememiz dosyasının daha önceden, dosyada rapor veren bilirkişiler Emekli defterdar, mali müşavir ..., emekli banka müdürü... ve banka müdürü ...'a tevdii ile Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... esas, ... sayılı bozma ilamı doğrultusunda ek rapor düzenlemelerinin istenilmesine karar verildiği, bilirkişiler tarafından mahkememize sunulan 01/10/2020 tarihli ek raporda özetle; sayın Mahkeme tarafından yapılan görevlendirme çerçevesinde Bilirkişi Heyetimiz tarafından Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler de dikkate alınarak, raporumuz içeriğinde, 18/03/1999-13/03/2009 tarihleri arasında TÜFE artış oranı, altın fiyatlarındaki artış, USD cinsinde döviz fiyat artışı, Bankalarca Mevduata Uygulanan faiz oranları, yasal faiz oranları, Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu faiz oranları listelendiği ve bu oranların ortalamaları baz alınarak hesaplama yapıldığını, ayrıca, belirtilen finansal enstrümanların artış oranları ortalaması yanında, yıllar bazında getiri hesaplaması yapıldığını ve getirilerin de ortalaması hesaplanmak suretiyle ikinci bir hesaplama daha yapıldığını, yapılan hesaplamalar çerçevesinde; Bankaca ...'e 2.237.649,44.-TL ortalama oran, 2.380.019,00.-TL getiri ortalaması, 3.504.767,31-TL bankaca ödenen faiz,...'e 88.075,90-TL ortalama oran, 90.335,50-TL getiri ortalaması, 115.117,82-TL bankaca ödenen faiz, ...'e 40.925,00-TL ortalama oran, 44.966,83-TL getiri ortalaması, 72.140,79-TL bankaca ödenen faiz şeklinde hesaplama yapıldığını, bu hesaplamalar çerçevesinde bankaca yapılan faiz ödemeleri dikkate alındığında, davacıların aşkın zararının oluşmadığı sonucuna ulaşıldığını, heyetleri tarafından 27/11/2012 tarihli raporda, aşkın zarar ile ilgili diğer değerlendirmelere aynen iştirak edildiğinden, bu raporda gereksiz tekrar olmaması açısından yer verilmediğini rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Dosyanın mahkememizce resen celse arasında belirlenecek olan bankacılık konusunda uzman ve para piyasalarına hakim bir bilirkişi ile SMMM ve Ticari nitelikte ki hesaplamalar uzmanından oluşacak 3 kişilik bir heyete dava dosyasının tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dava dosyası ve kayıtların incelenerek dosya kapsamına uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor aldırılmasına karar verildiği, dava dosyasının SMMM bilirkişisi ..., bankacılık ve finans bilirkişisi Av. ... ve öğretim görevlisi bilirkişisi Dr. ...r'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 29/09/2021 tarihli raporda özetle; Yargıtay... Hukuk Dairesinin 06.12.2016 tarih, ... K. sayılı bozma kararına uygun olarak altın, bankaların vadeli mevduata uyguladıkları faiz oranları, devlet iç borçlanma senetleri faiz oranları, USD ve EUR'dan oluşan döviz sepeti ile tüketici fiyat endeksi verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda, 18.03.1999-13.03.2009 tarihleri arasındaki ortalama getiri oranının % 2.230,03 olarak tespit edildiği; tespit edilen ortalama getiri oranı ile davacıların banka hesaplarından bilgi ve onayları haricinde çekilen tutarların, ortalama getiri oranı dikkate alınarak ;Davacı ... için 8.729.263,55 TL, davacı ... için 337.740,27 TL, davacı ... için ise 156.937,02 olarak tespit edildiği; davalı banka tarafından davacılara ödenen tutarlar dikkate alındığında ise ;Davacı ...'in munzam zararının 5.224.496,24 TL; Davacı ...'in munzam zararının 222.622,45 TL; Davacı ...'in munzam zararının 84.796,23 TL olduğunu rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile itirazları karşılar nitelikte ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 15/08/2022 tarihli ek raporda özetle; Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 06.12.2016 tarih, ... K. sayılı bozma kararına uygun olarak altın, bankaların vadeli mevduata uyguladıkları faiz oranları, devlet iç borçlanma senetleri faiz oranları, USD ve EUR kurları, Tüketici Fiyat Endeksi, Üretici Fiyat Endeksi, asgari ücret ve memur ücretleri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda, Davacı ...'in munzam zararının 1.031.839,40 TL; Davacı ...'in munzam zararının 88.539,08 TL
; Davacı ...'in munzam zararının 57.663,10 TL
olduğunu rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Mahkememiz dava dosyasındaki ayrı bilirkişi kurulu heyetinden rapor ve ek raporlar temin edildiği, iki ayrı bilirkişi heyeti raporları arasındaki çelişkiye binaen, dava dosyasının mahkememizce resen bilirkişi kurulu isim listesinde kayıtlı olan bilirkişiler arasından belirlenecek bir SMMM, bir bankacı ve bir de ticari nitelikte hesaplama uzmanı bilirkişiden oluşacak heyete tevdi ile, tarafların iddia ve savunmaları ve daha önce dosyaya temin edilen iki ayrı bilirkişi heyeti rapor ve ek raporları da irdelenerek, davacıların munzam zararlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise ne miktarda zararlarının oluştuğunu, Yargıtay bozma ilamında belirtilen hesaplama yöntemleri de dikkate alınarak rapor aldırılmasına karar verildiği, bankacı bilirkişi ..., SMMM... ve hesaplama bilirkişisi...dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 03/04/2023 tarihli raporda özetle; ... yönünden munzam zararın 6.337.445.47- TL, ... Yönünden munzam zararın 213.004.45-TL, ... yönünden munzam zararın 158.693.88-TL olabileceği, diğer taraftan dosyada mübrez raporlar temerrüt tarihi olarak dava tarihi 18.03.1999 tarihini alarak hesaplama yapmış olmakla, hesaplamaya esas ... ATM kararında da dava tarihine kadar işlemiş faiz olarak mevduat faizi esas alınmış göründüğü, bu bakımdan munzam zarara esas faizi ile dava tarihinde ödenmemiş borç olarak kabulü ve mübrez raporlardaki gibi temerrüt tarihi olarak mübrez raporlardaki tarihi esas almış hali ile hesaplanmasının yukarıdaki gibi olduğunu, diğer taraftan davalı bankadan haksız çekilen paralar dolayısıyla oluşan zararda temerrüt tarihinin bankadan paraların çekilme tarihi olarak taktiri ile bu tarihten itibaren işlemiş faiz ile güncelleme sepetinin katma değeri arasındaki farkın munzam zarar olarak hesaplanması görevinin verilmesi halinde ise, bu tarihteki temerrüde esas değerler alınarak güncelleme yapılarak, bozma ilamı gereği 10 yıllık zamanaşımı süresi dışında kalan güncelleme miktarları ve bu döneme dair işlemiş faiz farkı olan munzam zarar hariç bırakılarak, bu konuda, icra dosyasının ve ...ATM dosyasındaki el kısımların da ikmali sonrasında ek rapor verilebileceğini rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Taraf vekillerinin itirazına binaen, dava dosyasının bilirkişi heyetine tevdi ile, Yargıtay bozma ilamında belirtilen bozma gerekçeleri ve taraf vekillerinin itirazları da dikkate alınarak, dava tarihi itibarı ile davacıların munzam zararlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise ne miktarda oluştuğunun dosyaya temin edilen önceki tüm raporlar da değerlendirilerek, iş bu raporlardan ayrılma gerekçelerini de gösterir şekilde, itirazları karşılar ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişiler tarafından dosyaya ibraz edilen 03/10/2023 tarihli ek raporda özetle; kök raporda değişiklik yapmayı gerektirecek bir hususun bulunmadığını rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
DEĞERLENDİRME:Dava; munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkememizce bozma ilamından önce yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı başvurulan temyiz ve karar düzeltme sonucunda Yargıtay ... Hukuk Dairesi; Enflasyonist ortamda bireyin, parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimlerde bulunması, en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirmesi, hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşen bir karinedir. Enflasyonist ortamda yaşayan makul, normal bir kişinin parasını atıl biçimde elde tutmayacağı, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceği, insan yapısının ve menfaatlerini koruma içgüdüsünün doğal bir sonucudur. Hal böyle olunca, enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçları kamuca az veya çok herkesin bildiği, en önemlisi gerekli olduğu taktirde bilinebilmesinin kolayca gerçekleştirilebileceği ve mahkemelerin de bilgisi altında olan vakıalar olarak kabulü gerekir. Yasal deyimi ile “ maruf ve meşhur" vakıaların ispatına gerek yoktur (H.U.M.K.md.238/2, HMK 187/2). 20.10.1989 tarih ve 3 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında "para her zaman kullanılması mümkün ve temettü getiren bir meta olduğundan geç ödenmesi halinde zararın vücudu muhakkaktır" şeklindeki kabul de bu hukuki tespit ve bulguları doğrulamaktadır." şeklinde ki gerekçe ile munzam zararın tazmininin gerektiğine vurgu yapmış ve mahkememizce de bozma ilamına uyulmuş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere munzam zararda önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin alacaklı tarafça ispatıdır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar dava dilekçesinde açıkça davalı bankanın kusurlu davranışları neticesi mevduattaki paraları yatırım veya başkaca nema getirici alanlarda değerlendireceklerinin muhakkak olduğunu, tazminat niteliğinde olan munzam zarar alacağının oluşumunda ülkenin ekonomik realitesinin etkili olması nedeniyle bütün kişi ve kuruluşların etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu, bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimde bulunması, örneğin en azından vadeli mevduat ve kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirilmesi şeklinde kararlar verildiğini, Mahkeme kararının icrası ile davalı Banka tarafından 13/03/2009 tarihinde ödeme yapıldığını, ancak yaptıkları tespit ve araştırmalarda müvekkillerinin alacaklarına zamanında kavuşmamaları sonucu zararlarının 20.000.000.-TL’ndan fazla olduğunu, ancak dava tarihi olan 18/03/1999 ile paranın tahsil tarihi olan 13/03/2009 arasında zararlarının en azından 17.000.000.-TL olduğunu ortaya koyduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla 17.000.000.-TL munzam zararlarının 18/03/1999 tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile tahsili talep ettiği, davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönünde olduğundan, başka bir anlatımla davacılar tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmadığından, açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacıların durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürüldüğünden TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacıların durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak yapılan yargılama sırasında, davacılar tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemeyeceğinden Yargıtay ... Hukuk Dairesi' nin de istikrar bulmuş emsal kararları da (... Karar - ...Karar) dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE
Davacı tarafça peşin yatırılan 229.500,00-TL harçtan 269,85-TL red karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 229.230,15-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 474.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Davalı tarafça yapılan 230,40-TL tebligat ve posta gider olan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere mahkeme başkanı ... (...) ün muhalefeti ile oy çokluğu ile verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.25/10/2023
Başkan ...
(mualif) E İMZALIDIR
Üye ...
E İMZALIDIR
Üye ...
E İMZALIDIR
Katip ...
E İMZALIDIR
MUHALEFET ŞERHİ
Her ne kadar mahkememiz heyeti çoğunluğu tarafından, davacının temerrüt faizini aşan zararını kanıtlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de;
Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde, gerekse de mer'i Türk Borçlar Kanunu'nun 122. Maddesinde, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlü olup, iş bu kapsamda zarara uğradığını iddia eden alacaklının, temerrüt faizini aşan zararın varlığı ile miktarını da kanıtlaması gerekmektedir.
Her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu... Karar sayılı ilam hükmüne uygun olarak verilen Yargıtay ...Hukuk Dairesi kararlarında, faizi aşan zararın, somut ve davacının durumuna özgü, somut vakalarla ispatlanması gerektiği, bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemeyeceğine karar verilmiş ise de,
Gerek Anayasa Mahkemesi'nin 2014/2267 başvuru numaralı 21/12/2017 tarihli kararı ve yine bu kararda emsal alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 31/10/2007 tarih ve ... Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, paranın satın alma gücündeki azalmadan kaynaklı zararın, herkes tarafından bilinen bir vaka olduğu, 6100 sayılı HMK nun 187/2. Maddesinde de, herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmayacağı düzenlenmiş olup, davacının herkesçe bilinen somut vakıalara dayanarak, temerrüt faizini aşan zararının oluştuğunu ve miktarını ispat edebileceği, somut uyuşmazlıkta, mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, dava dosyasına temin edilen bilirkişi rapor ve ek raporları içeriğine göre, davacı ...'in temerrüt faizini aşan 6.337.445,47-TL, davacı ...'in temerrüt faizini aşan 213.004,45-TL, davacı ...'in temerrüt faizini aşan 158.693,88-TL lik aşkın zararını kanıtladığı, iş bu miktarlar üzerinde davanın kısmen kabulü gerektiği kanaatine varılmakla çoğunluğun aksi yöndeki ret kararına katılınmamıştır. 25/10/2023
Katip ... Başkan ...
E İMZALIDIR E İMZALIDIR