T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/486 Esas
KARAR NO: 2023/724
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
BİRLEŞEN DAVA İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ... K
BİRLEŞEN DAVA: Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 02/03/2020
ASIL DAVA TARİHİ : 26/06/2018
KARAR TARİHİ : 21/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dosya yönünden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bir çiftçi olduğunu,davalı banka ile traktör almak için genel kredi sözleşmesi imzalandığını,ve traktörün üzerine rehin konulduğunu, davalı bankanın rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmadan İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız takip yolu ile takip yaptığını,takip yasada belirtilen şekilde yapılmamış olduğundan bu takip nedeni ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda;
Birleşen dosya yönünden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğulları ...'ın davalı bankanın İncirliova şubesinde 09/10/2008 tarihinde imzalamış olduğu genel kredi ve teminat sözleşmesine müteselsil kefil olarak imza attığını, 09/10/2008 tarihinde yıllık ödemeli olarak müvekkilleri oğluna kredi kullandırılmış olup, kredinin konusunu oluşturan... plakalı traktörün üzerine kredinin teminatı olarak davalı banka tarafından 03/12/2008 tarihinde alacağı teslime bağlı taşınır rehini konulduğunu, ancak kredi taksitlerinin ödeme tarihinde taksit miktarının davalı banka tarafından müvekkilleri ve oğluna bildirilen miktarın çok ve çok üzerinde belirtildiğini, bu hususla ilgili olarak Aydın ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... E. Sayılı dosyası ile ceza davası açılıp halen derdest olduğunu, sonuç olarak davalı banka tarafından müvekkilleri aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 7 Örnek ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibinde, 09/10/2008 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi ile eklerine dayanıldığını ancak genel kredi sözleşmesi ...plakalı traktör üzerindeki alacağı teslime bağlı taşınır rehini ile teminat altına alındığını, her ne kadar sözleşme 2008 tarihli olup 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde yapılmış ise de sözü edilen sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Aralık 2012 tarihinde müvekkilleri aleyhine icra takibine girişildiğini, takip tarihi itibari ile yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 586/2 maddesi hükmünün somut olayda uygulanması gerektiğini, bu yasa hükmüne göre alacak, teslime bağlı taşınır rehini veya alacak rehini ile güvenceye alınmış ise, rehinin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağını, müvekkillerinin kefil oldukları genel kredi ve teminat sözleşmesi nedeniyle asıl borçluya açılan kredi alacağı teslime bağlı taşınır rehini olup (traktör) ile teminat altına alınmış ve teslim koşulu alacaklı banka tarafından traktörün yediemin ...’a muhafaza amacıyla bırakılmak suretiyle yerine getirilmiş olduğundan müvekkilleri aleyhine ilamsız takibe girişilmek suretiyle alacağın tahsilinin istenemeyeceğini, davalı bankanın kusuru ve davalı bankanın personelinin kötüniyeti ve haksız fiili sonucunda müvekkillerinin zarar uğradığını, haksız ve yersiz icra takibine maruz kaldıklarını, ayrıca dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğundan, öncelikle arabulucuya müracaat edildiğini ancak 18/02/2019 tarihinde yapılan görüşmede anlaşma sağlanamadığını belirterek öncelikle çok büyük mağduriyet yaşayan, ağır ceza mahkemesinde sanık durumuna düşen ve haksız icra takibine maruz kalan müvekkilleri yönünden öncelikle takibin durdurulması yönünden teminatsız olarak ihtiyati tedbi taleplerinin kabulü ile ileride banka tarafından müvekkilleri aleyhine rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması halinde söz konusu takip ile müvekkillerinin müteselsil kefil sıfatı ile imza koydukları genel kredi ve teminat sözleşmesine karşı itiraz ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile müvekkillerin İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın söz konusu takibi haksız ve kötüniyetli yaptığı bariz olduğundan, dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalı bankadan tahsiline, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekilinin asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde özetle; davacı ... , traktör satın almak için kredi kullanmak üzere müvekkili bankanın İncirliova Şubesi nezinde 09/10/2018 tarihli kredi sözleşmesi ile 72.000-TL bedeli kredi kullandırıldığını kredi taksitlerinin ödeme tarihi geldiğinde alacağın tahsil edilmeyen banka her ne kadar ... plakalı traktör üzerine rehin şerhi bulunsa da asıl borçlu ve kefilleri aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, icra takibi için altı ay sonra menfi tespit davasına girilişmesi ve müvekkili bankanın alacağının tahsilini daha da ertelemeye yönelik kötü niyetli eylem olarak nitelendirdiklerini, davacını iddiasının takip hukukuna ilişkin olduğunu, bu nedenle menfi tespit davası açılamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosya yönünden davalı vekili davaya ilişkin cevap dilekçesinde özetle;dava dışı üçüncü kişi ...'ın traktör satın almak için kredi kullanmak isteyip başvurusu üzerine müvekkili bankanın İncirliova Şubesi nezdinde davacı ... ve ...'ın müteselsil kefaletleriyle 09/10/2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile 72.000,00 TL bedelli kredi kullandırıldığını, sözleşmenin 2008 tarihli olup 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte iken imza altına alındığını, icra takibinden önce Genel Kredi Sözleşmesine müteakip kredi borçlusuna hangi tarihte ne miktar ödeyeceğini açık şekilde belirten "Taksitli Krediler Detaylı Ödeme Planı"nın iş bu sözleşmenin imzalanması ile birlikte verilmiş olup, dava dışı asıl borçlu ve davacı kefillerin bu belgeye de isimlerini yazarak ıslak imza attıklarını, bunun yanı sıra dava dışı üçüncü kişi ...'ın kendi el yazısı ile doldurup imzaladığı müvekkili bankanın İncirliova Şubesi'ne sunulan, ilgili traktörün 04/12/2008 tarihinde dava dışı asıl borçlu tarafından teslim alındığına ilişkin belgeye göz atıldığında kredi limitinin 72.000,00 TL şeklinde yazıldığının görülebileceğini,kredi taksitlerinin ödeme tarihi geldiğinde alacağını tahsil edemeyen müvekkili bankanın, her ne kadar lehine ... plakalı traktör üzerine rehin şerhi bulunsa da dava dışı asıl borçlu ve davacı kefiller aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün...E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başvurduğunu, davacı tarafların bunca zaman sonra giriştiği menfi tespit davası ile 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 45. maddesi gereği rehinle teminat altına alınan alacağın ilamsız icra takibine konu edilemeyeceğini ileri sürmüş ve nihayetinde Genel Kredi Sözleşmesi'nin imzalandığı tarih 2008 olsa da sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili 2012 yılında olduğu için 818 yerine 6098 sayılı T.B.K.'nun 586/2 maddesinin uygulanması gerektiğini belirtmiş ise de, ilgili takibe Aralık 2012'de geçilmiş olsa da takibin 2008 tarihli bir Genel Kredi Sözleşmesi'nden kaynaklanıyor olması sebebiyle yasaya uygun olarak kurulan kefalete ilişkin hükümlerin 818 sayılı Borçlar Kanunu'na tabi olacağını, uygulanacak kanun hükmü noktasında mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ilgili icra dosyası ile 6098 sayılı T.B.K.'nın müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesi gereğince dava dışı asıl borçlu ...'ın ödeme güçlüğü içerisinde olup ifada gecikmesi endeni ile sadece iki müteselsil kefil sıfatını taşıyan davacılar ... ve ... aleyhine değil dava dışı-asıl borçlu ... aleyhine de aynı takip üzerinden icrai işlemlere girişildiğini,İ.İ.K.'nun 45. maddesindeki şartın takip hukukuna ilişkin bir düzenleme olup bu madde esas alınarak menfi tespit davası açılamayacağından davanın reddi gerektiğini,ayrıca 17/12/2012 tarihinde girişilmiş ve borçlununda bu durumdan haberdar olduğu bir icra takibi için altı yıl sonra menfi tespit davasına girişilmesinin, müvekkili bankanın alacağının tahsilini daha da ertelemeye yönelik kötüniyetli bir eylem olarak nitelendirilmesi gerektiğini, mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararında kendileri dinlenmeyerek icra dosyası üzerinden değerlendirme yapılmamış olup dava dilekçesi üzerinden sadece davacı tarafın beyanları doğrultusunda hareket edildiği ve başkaca borçlu olmasına rağmen davacının talebini de aşarak dava açmayan diğer asıl borçluyu da kapsayacak biçimde ihtiyati tedbir kararı verildiğinden ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini ve kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini belirterek davacı tarafın iş bu menfi tespit davasını açmada hukuki yararının bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddine, mahkeme usul hususunda aksi kanaate varır ise, yazılı ikrar edilen borcun mevcudiyeti sebebiyle menfi tespit davasının reddine,davacı aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl dava, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan asıl borçlunun açmış olduğu menfi tespit, birleşen dava ise aynı genel kredi sözleşmesine ilişkin kefiller tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davaya konu edilen İzmir ... İcra Müdürlüğü' nü... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davalı banka tarafından, asıl ve birleşen davalılar borçlu gösterilerek toplam 124.979,85 TL' nin ilamsız icra takibi ile talep edildiği, itiraz olmadığından takibin kesinleştiği görülmüştür.
Asıl dava davacı vekili İİK' nun 45/1. Maddesine, birleşen dava davacılar vekili ise TBK' nun 586/2. Maddesine dayanarak menfi tespit talebinde bulunmuştur. Bu nedenle mahkememizce bekletici mesele yapılan Aydın ... Ağır Ceza Mahkemesi' nin... Esas sayılı dava dosyasının HMK' nun 165. maddesinde belirtilen şartları taşımadığı kanaatine varılmıştır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 45/1. maddesinde “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.” hükmü yer almaktadır.
İİK.nun 45.maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla İİK.nun 45.maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıkla 586.maddesinde (eski Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi) ise, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü yer almaktadır.
Borçlar Kanunu'nun açıklanan hükmüne ve takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğinde kefaletin müteselsil olduğunun yazılmasına göre, kefil olan borçlular hakkında genel haciz yolu ile takip yapılabilir (HGK.nun 14.10.1972 tarih, 215/841 sayılı kararı – Prof Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku C:3-S:2395 ). Hukuk Genel Kurulunun 18.4.2001 tarih ... K sayılı ilamında açıklandığı üzere alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile haciz yolu ile takip yapılmasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Tüm bu nedenler ile, asıl davada davacı ile davalı arasında 09/10/2008 tarihli 72.000 YTL bedelli genel kredi ve teminat sözleşmesinin bulunduğu, işbu sözleşme ile 2 adet vasıtanın rehin verildiği, birleşen davada davalıların sözleşme bedeli olan 72.000 YTL tutarında müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, tarafların bedel yönünden açık bir itirazlarının bulunmadığı, asıl ve birleşen davada davalı banka, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabileceğinden ilamsız icra takibi başlatmış olmakla İİK' nun 45/1. Maddesine aykırı davrandığı sonucuna ulaşılarak asıl dava yönünden davanın kabulüne, davalı/alacaklının kötü niyetini ispat eder delil dosyada bulunmadığından davacı lehine tazminat isteminin reddine, sözleşme tarihi itibari ile olaya uygulanması gereken 818 syl. BK' nun 487. Maddesi gereği alacaklı banka takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğinde kefaletin müteselsil olduğunun yazılmasına göre, kefil olan (birleşen davada) davalılar hakkında genel haciz yolu ile takip yapılabileceğinden birleşen davanın ve İİK' nun 72/4. Maddesi gereği uygulanmış tedbir kararı bulunmadığından davalı lehine tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
1-Davanın KABULÜ ile; davacının İzmir... İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gereken 8.537,37 TL karar ve ilam harcının yatan 2.134,35 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 6.403,02TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 2.134,35 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı, 157,4 TL posta ve diğer giderler olmak üzere toplam 2.327,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 19.996,78 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
BİRLEŞEN İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' NİN... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN
1-Davacıların davalarının REDDİNE,
2-Uygulanmış tedbir kararı bulunmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Alınması gereken karar ve ilam harcının (269,85 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubuna, artan harcın davacılara iadesine,
4-Davacılar tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 19.996,78 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/09/2023
Katip...
E imza
Hakim ...
E imza