T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/33 Esas
KARAR NO : 2024/682
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 13/01/2020
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "24.04.2018 tarihinde davalı...'nin ... plakalı aracı ile neden olduğu trafik kazası nedeniyle, davacının uğramış olduğu fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere (davalı sigorta şirketinin sigorta limitleri ve sigorta poliçe şartları ile sınırlı olmak kaydıyla) 1.000-TL maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen, ayrıca davalı sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalıdan 7.500-TL manevi tazminatın tahsili davasıdır. Davalı... sürücüsü olduğu ... plakalı aracıyla gündüz vakti,görüş mesafesinin bayağı açık olduğu, üç şeritli yolun orta şeridi üzerinde seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle ,davacının kullanmakta olduğu bisiklete çarpması sonucu davacı yaralanmıştır. Davalı yapmış olduğu trafik kazası nedeniyle, Çeşme... Asliye Ceza Mahkemesinin...K. nolu kesinleşen ilamı ile mahkum olmuştur. Davalının kullandığı... araç davalı sigorta şirketine ... poliçe no ile ZMSS ile sigortalanmıştır. Davacı kaza sonrası hemen Çeşme Devlet Hastanesine yatırılmış, yaklaşık 10 gün yatarak tedavi görmüş olup, toplam 40 günlük tedavisi sonunda ancak yürüyebilmiş olup, kaza sonucu kırılan ayakları nedeniyle hala yürümekte zorluk çekmektedir. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumundan alınmış olan ekli raporda vucutta kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta derece de etkileyecek nitelikte olduğu tespiti yapılmıştır. Davacı kaza geçirdiği tarihte, Çeşme de Yahya Kerim Onark Meslek Teknik Anadolu Lisesinde temizlik görevlisi olarak çalışıyordu. Kaza nedeniyle tedavi gördüğü sürece küçük çocuğuna bakıcı tutmak zorunda kalmıştır. Yukarıda sayılı nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere; 100-TL Tedavi giderleri için harcanan yol masrafları vs giderler, 450-TL Çalışma gücünün geçici kaybı nedeniyle uğranılan zararlar ( çocuk bakım gideri dahil ), 450-TL Çalışma Gücünün kalıcı kaybı nedeniyle uğranılan zararlar olmak üzere toplam 1000-TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketinin sigorta limitleri ve sigorta poliçe şartları ile sınırlı olmak kaydıyla ) davalılardan müştereken ve müteselsilen, ayrıca davalı sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalıdan 7.500-TL manevi tazminatın tahsili için Arabuluculuk yoluyla anlaşma sağlanamaması üzerine bu davayı açma gereği hasıl olmuştur. Yukarıda arz edilen deliller ile duruşma sırasında sunulacak delillerde göz önüne alınarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere ( davalı sigorta şirketinin sigorta limitleri ve sigorta poliçe şartları ile sınırlı olmak kaydıyla ) 1.000-TL maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen, ayrıca davalı sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalıdan 7.500-TL manevi tazminatın, mahkeme masrafları
ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilini talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; "Sayın Mahkemenizde yukarıda yazılı dosya numarası ile görülen dava haksız ve kötüniyetle açılmış olup, davanın reddini talep ediyoruz. Şöyle ki; Davacı huzurdaki davanın açılmasına kendisi kötüniyet ile sebebiyet vermiştir. Davacı, “hiçbir hakkı olmadığı halde davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden” yargılama giderlerinin tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Müvekkil... yaşanan trafik kaza sonrası ve ceza yargılaması sırasında davacının zararlarının tazmini açısından davacıyı ve vekilini defalarca aramış, tekliflerde bulunmuştur. Davacı kötüniyetli olarak müvekkilin uzlaşma taleplerini reddetmiştir. Dava şartı arabuluculuk sürecinde müvekkil tarafından davacının zararları giderilmek istenmiş ancak davacı tarafın afaki talepleri ile bu kazayı bir zenginleşme aracı olarak görmesi neticesinde arabuluculukta anlaşma sağlanamamış ve huzurdaki dava açılmıştır. Yaşanan trafik kazasını bir zenginleşme aracı olarak gören davacı; yargılamanın hiçbir aşamasında müvekkilin sunmuş olduğu teklifleri kabul etmemiş, kendi kusurlu davranışı ve uzlaşmaz tavrı ile işbu davanın açılmasına sebep olmuştur. Müvekkil... yaşanan kaza sonrasında; olay mahallini acele ile terk etmek isteyen davacıyı hastaneye gitmeye zor ikna etmiştir. Müvekkil bir aile babası olup kaza sonrası davacıya “ kızım olayın sıcaklığı ile anlamazsın seni bir hastaneye götürelim” demiştir. Davacı ise yetişmek zorunda olduğu sınavı vs. sebeple olay mahallini terk etmek istemiş ancak davacı buna izin vermemiş polisi aramıştır. Davacı bu şekilde müvekkilin ısrarı ile hastaneye götürülmüştür. Bu hususlar ve iddialarımız olay sırasında davalının aracında bulunan tanığımız ... beyanları ile sabit olacaktır. Müvekkil... kullanımındaki ... plaka sayılı aracın sağa dönüşü sırasında davacı ...’un kullanımındaki elektirikli bisiklet ile çarpışması neticesine davacı...’un sol ayak bileğinde çatlak (sol Lateral malleol üzerinde FİSSÜR) oluşmuştur. Davacı yaşanan trafik kazası tarihi olan 25.04.2018 günü .... Amirliğinde alınan ifadesinde de ayağında çatlak olduğu teşhisi konulduğunu beyan etmiştir. Davacının 25.04.2018 günü saat 10.55’de İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün Çeşme Devlet Hastanesi’nde yapılan muayenesi sonucunda... protokol numarası ile düzenlenen ... numaralı genel adli muayene raporunda da davacının sol ayak bileğinde lateral malleol üzerinde fissür (yarık,çatlak) tespit edilmiştir. Yine aynı hastanede 26.04.2018 tarihli...sayılı durum raporunda da yine fissür (yarık,çatlak) saptanmıştır. Bu raporlara göre Adli tıp Kurumu tarafından düzenlenen 02.07.2018 tarihli raporun sonuç bölümünde; Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI, şahısta saptanan durumun hayat fonksiyonlarını orta derecede etkileyecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Öncelikle herkesçe bilindiği üzere lateral malleol küçük kemiklerden oluşup bu kemiklerde kırık olmaz. Davacının sol ayak kemiğinde oluşan ve raporlar ile de tespit edilen durum fissürdür. (FİSSÜR= Kemikte yarık, çatlaktır). Kırıklar ise uzun kemiklerde oluşmaktadır. Öncelikle davacıda kaza sonucu oluşan durumu kemik kırığı olarak yorumlayan adli tıp raporunu kabul etmiyoruz. Bu konuda tekrar rapor alınmasını talep ediyoruz. Davacı haksız ve kötü niyetli olarak açtığı davasında haklı çıkmak adına Sayın Mahkeme’yi yanıltmak için dava dilekçesinde davacının 10 gün yatarak tedavi gördüğünden bahsetmekte ancak buna ilişkin hastane kayıtlarını sunmamaktadır. Ceza dosyası aşamasında da davacının yatarak tedavi olduğuna ilişkin bir beyan bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının 10 gün yatarak tedavi gördüğü hususunu kabul etmiyoruz. Davacı dava dilekçesinde yine Sayın mahkemeyi yanıltmak için “ ..davacının kırılan ayakları nedeniyle….” Demiştir. Davacının bu iddiası gerçek dışıdır. Davacının sadece sol ayağında fissür(yarık,çatlak) oluşmuştur. Davacının kırılan ayakları ifadesi eğer gerçek ise; davacının iki ayak kırığı ile ilgili raporunu dosyaya sunmasını talep ediyoruz. Davacı dilekçesinde yaşanan trafik kazasını vahim bir olaya çevirerek, bu şekilde yüksek tazminat almak isteğindedir. Ancak olay taksirle gerçekleşmiş bir kazadan ibarettir. Müvekkilde davacıya yardımcı olmak için elinden gelen çabayı göstermiştir. Ancak davacı uzlaşmaz tavrını süreç içerisinde değiştirmemiştir. Davacı maddi ve manevi tazminat taleplerinin dayanaklarını sunmamıştır. Huzurdaki dosya basit usul ile görüleceğinden iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında maddi ve manevi tazminatın dayanaklarını bu aşamadan sonra sunulmasına muvafakatimiz bulunmamaktadır. Davacı yol giderleri, çalışma gücünün geçici kaybı ve çalışma gücünün kalıcı kaybı nedeni ile olmak üzere toplamda 1.000TL ‘lik maddi tazminat talebinde bulunmakta ancak, talebinin dayanaklarını ( Fatura veya bir ödeme belgesi) dosyaya sunmamaktadır. Bu nedenle davacının maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Davacı dava dilekçesi ile 7.500TL manevi tazminat talep etmektedir. Davacı manevi tazminat talebinde bulunmuş ancak manevi tazminatın dayanağını açıklamamıştır. Huzurdaki davada manevi tazminatın doğmasına sebep olan bir durum bulunmamaktadır. Davacının yaşanan trafik kazası sebebi ile manevi bir zararı oluşmamıştır. Bu sebeple manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Manevi tazminat kişilik değerleri saldırıya uğrayan kişinin isteyebileceği bir tazminattır. Kişilik değerleri, bireyin kişilik haklarını meydana getirmekte olup kanunda tanımlanmamıştır. Bireye ait bu değerlerin korunması amacıyla kişilik hakları herhangi bir suretle ihlal edilenler manevi tazminat davası açmaktadır. Bir kimse her üzüntü duyduğu bir olay veya olgu karşısında manevi tazminat isteme hakkı doğmamaktadır. Her üzüntü veren olay manevi tazminatı isteme hakkını kazandırmaz. Bunun için, kişilik değerlerinin saldırıya uğramış olması gerekir. Müvekkil tarafından davacının kişilik haklarına bir saldırı söz konusu olmadığından davacının manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz." şeklinde cevap verdiği görülmüştür.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; "HMK 121. maddesine göre davacı tarafın dava dilekçesi ile birlikte delillerini tarafımıza tebliğ etmesi zorunludur. Başta özürlülük ile kaza arasındaki ilişkiyi ispatlayabilecek deliller olmak üzere gerekli tüm delillerin tebliğinden sonra vereceğimiz ayrıntılı cevap hakkımızı saklı tutuyoruz. Kazaya karışan ...acın müvekkil şirket nezdinde ekte bir örneğini ibraz ettiğimiz... numaralı poliçe ile sigortalı olduğunu teyit ederiz. Teminatlarımız poliçenin ön yüzünde kayıtlıdır. Davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlıdır.Kusur ve davacının zararı konularında bilirkişi tetkikatı yapılmasını ve bilirkişi raporlarının tarafımıza tebliğini talep ediyoruz. Kusur durumunun netleştirilmesi için öncelikle istanbul adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi'nden rapor aldırılmasını talep ediyoruz. Davacının maddi tazminat talebine konu kalemler net olmamakla tedavi ve kalıcı-geçiçi iş göremezlik gibi taleplerin 6111 sayılı yasa uyarınca reddi gerekir.yasa gereği davacının talep hakkı bulunmamaktadır. Davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gereklidir. Zira sgk tarafından ödenen meblağ müvekkil şirkete rücu edilmektedir. Sigorta poliçesinde yazılı teminat tutarı, maluliyet halinde doğrudan doğruya hak sahiplerine ödenmez. davacı taraf,sürekli maluliyet halinde zararını ispat etmelidir. Öte yandan sigortalımız araç sürücüsünün, kaza günü kullandığı aracın sınıfına uygun yeterli ehliyete sahip olmamasının ya da alkollü olduğunun; araçta istiap haddi aşımı vb. bir durumun dava sırasında saptanması halinde, gerekli ihbar ve rücu hakkımız saklıdır. arabuluculuk yargılama giderleri ve taraf vekalet ücretinin yargılama gideri olarak sayılmaması gerekmektedir. Müvekkil şirket faizden dava tarihinden itibaren sorumludur.Kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kask, dizlik ve gerekli koruyucu ekipmanları takmadan motorsiklete bindiğinden tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmalıdır. Aleyhimize haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz." şeklinde cevap verildiği görülmüştür.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı 25/04/2018
tarihli trafik kazasında elektrikli bisiklet sürücüsü olup, davalı... ...plakalı aracın sürücüsü, diğer davalı sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde davacı vekilinin 14/06/2024 tarihli dilekçesinin ekinde yer alan 22/10/2020 tarihli dilekçeye göre davacı tarafından mahkememizce verilen kesin mehil içerisinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür.
Davalı ...Sigorta A.Ş.' nin sorumluluğu değerlendirildiğinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş göremezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince (sigortanın sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından) davalıdan talep edilebilir. Diğer yandan geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmadığı gibi SGK'nun sorumluluğunu düzenleyen, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nun sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır.
Nitekim, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından geçici iş göremezlik zararları tedavi gideri kapsamında görülmediği gibi, Yargıtay 10. H.D.'nin 2016/10172 E. - 2019/10217 K. Sayılı ve 24.12.2019 tarihli kararında, "6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmamaktadır." denilerek, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatlarından farklı bir değerlendirme yoluna gidilmemiştir.
Geçici iş göremezlik zararlarının, TBK'nun 54. maddesi kapsamındaki zararlardan olması ve araç işletenin sorumluluğunda bulunması, kaza tarihinde yasanın 92. maddesinde açıkça sigorta teminat dışında sayılmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararları davalının sorumluluğundadır. Genel Şartlarda sigorta primine esas alınan bu zararların SGK sorumluluğunda olduğu belirtilmiş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesine aykırı şekilde SGK'nın sorumluluğunda olduğunun düzenlenmesi, davalının geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığı sonucunu doğurmaz. Genel şartlar ile sorumluluğu kanun ile belirlenen SGK'nın, aktarılan prim sebebiyle geçici iş göremezlik ödemesinden de sorumlu olacağına ilişkin düzenleme, SGK yönünden bağlayıcı olmadığından, zarar görene karşı da ileri sürülemez. Bu nedenle davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğuna kanaat getirilmiştir.
Kazaya karışan... plakalı aracın kaza tarihi itibari ile davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile sigortalı olduğu hem kolluk görevlileri tarafından hazırlanan kaza tespit tutanağı hemde sigorta şirketi tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesi ile sabit olduğundan ayrıca müzekkere yazı cevabı beklenmemiş ve davacının talep ettiği maddi tazminat kalemlerinden davalı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketinin sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır.
Davalı...' nin sorumluluğu incelendiğinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı... ... plakalı aracın sürücüsüdür. Araç sürücüsü dava dilekçesi ile talep edilen maddi ve manevi tazminattan kendi kusuru oranında(TBK madde 49) sorumlu olacaktır.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce kusur, maluliyet ve maddi zarar bedelinin belirlenmesi için raporlar aldırılmıştır.
KUSUR YÖNÜNDEN;
Bilirkişiden kusura ilişkin alınan 29/10/2020 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Tescilsiz Elektrikli bisiklet sürücüsü... taşıt yolunun sağ tarafını kullanamayıp yer çizgilerine (yatay işaretlemeler ) uymayarak aracını emniyet şeridinde sürmüştür.
... plakalı otomobil sürücüsü... kural ihlali yapmamış ise de; Takdiri Yüce Mahkemenize Arz Olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Çeşme ... ASCM' nin... Esas sayılı dava dosyasında davalıya trafik kazası sebebiyle tam kusur verildiği, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda ise davalıya kusur atfedilmediği bu hali tek maddi vakıada iki ayrı kusur oranlarının bulunduğu anlaşılmakla ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi gerektiğinden yeniden rapor aldırılmasına karar verilmiş olup;
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'den alınan 22/03/2021 tarihli adli tıp raporunun sonuç kısmına göre; "Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A)-Davalı sürücü ...' nin % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu,
B)-Davacı sürücü ... ' un % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan raporda, mevcut çelişinin giderildiği, rapor içeriğinde maddi vakıanın tartışıldığı ve somut olaya uygun olduğu görüldüğünden rapor mahkememizce hükme esas alınmıştır.
MALULİYET ORANI VE İYİLEŞME SÜRESİ İLE BAKICI İHTİYACINA YÖNELİK
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan 21/12/2020 tarihli adli sağlık kurulu raporunun sonuç kısmına göre; "1. Bu bulgulara dayanılarak olay tarihinde hizmetli olarak çalıştığını beyan eden 29.09.1992 doğumlu ... (DURUR)'un 25.04.2018 tarihli trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle oluşan Meslekte Kazanma Gücünde Meydana Gelen Azalma Oranı Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 karar tarihli ... K. sayılı (Resmi Gazete, 9 Ekim 2020 tarihli 31269 sayılı) iptal kararı doğrultusunda, olay tarihinde yürürlükte olan “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” den
(Resmi Gazete, Ağustos 2013, 28727 sayılı) faydalanılarak hesaplandığında;
A Cetveli XTI. Liste: Pelvis ve Alt Ekstremite Arızaları
Arıza Çeşidi: Tibia, fibulanın veya krurisin iyileşmiş, komplikasyonsuz kırıkları
a-- Tek taraflı
Arıza Sıra No: 32
Arıza Ağırlık Ölçüsü: 1
Meslek Grup No: 1 (Düz işçi olarak alınmıştır.)
Sürekli İş Göremezlik Simgesi: A
Sonuç olarak; şahsın Meslekte Kazanma Gücündeki Azalma Oranı olay tarihindeki yaşına göre 4 (dört) ve bugünkü yaşına göre de 44,1 (dört nokta bir) olarak bulunmuştur.
2. Tıbbi iyileşme süresinin 3 (üç) ay olarak kabulünün uygun olacağı ancak varsa kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat raporları ile de belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır.
3. Şahıs mevcut kazaya bağlı ruhsal şikayetler tariflemiş olup hesaplanan Meslekte Kazanma Gücünde Azalma Oranı şahsın ortopedik arızası göz önüne alınarak hesaplanmıştır. Tarafınızca istenmesi halinde şahsın tam teşekküllü bir hastanenin Ruh Sağlığı ve hastalıkları kliniğinde 6 (altı) ay boyunca düzenli psikiyatrik takip ve tedavi alması sonrasında 3 Psikiyatri Uzmanından oluşan bir heyet tarafından düzenlenecek “şahsın olaya bağlı psikiyatrik hastalığı olup olmadığını, varsa psikiyatrik hastalığın kalıcı olup olmadığını (tedavi ile çalışma olanağı veren/vermeyen şeklinde) belirtir bir rapor” aldırılarak raporun Anabilim Dalımıza gönderilmesi halinde varsa olaya bağlı psikiyatrik arızası da dikkate alınarak tekrar hesaplama yapılabilecektir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan raporda maluliyet oranı kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uygulanmadan hazırlandığından rapor mahkememizce hükme esas alınmamıştır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu... İhtisas Dairesi'den alınan 20/09/2023 tarihli adli tıp raporunun sonuç kısmına göre; " Mevcut belgelere göre;
... kızı,... doğumlu, ...’un 25/04/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde;
I.Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, ayak bileği hareket kısıtlılığı, Tablo 3.10’a göre alt ekstremite özürlülük oranı %7 olup Tablo 3.2’ye göre;
1-Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %4 (yüzdedört) olduğu,
2-İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği,
3-Başka birisinin geçici veya sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.. Sunulan raporda maluliyet oranı kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğinden rapor mahkememizce hükme esas alınmamıştır.
ZARAR KALEMLERİNİN HESAPLANMASI İÇİN;
Bilirkişiden alınan 27/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "24.04.2018 tarihinde yaralanan...’un geçici iş göremezlikten kaynaklı bakiye maddi tazminat alacağının 2.662,63 TL olduğu,
-Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağı 457.208,45 TL olup, kusur indirimi sonrası 228.604,22 TL olduğu,
-Çocuk bakımından kaynaklı olası maddi tazminat alacağı 4.809,36 TL olup, kusur indirimi sonrası 2.404,68 TL olduğu,
-Tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım gideri 700,00 TL olup, kusur indirimi sonrası 350,00 TL olduğu,
Davacının toplam maddi tazminat alacağının ise 234.021,53 TL’ye tekabül ettiği kanaatiyle,
Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 360.000,00 TL olduğu kanaatiyle,
Manevi tazminatın Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunulur.' şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce aldırılan raporda bilirkişi tarafından bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu (Bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas 2021/34 Karar sayılı İlamı) ile hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle (Bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 14/01/2021 tarih ve 2019/3292 Esas 2021/1848 Karar sayılı ilamı) asgari ücret baz alınarak ve mahkememiz ara kararını karşılar nitelikte hesaplama yapıldığından hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat için toplam 234.021,53 TL'nin davalı sürücü ve sigorta şirketinden kaza tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Müterafik kusur ise resen inceleneceğinden (Yargıtay... H.D....Karar); maddi vakıaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağına göre davacının trafik kazasında kaskının takılı olduğu ve bu yönde kolluk görevlileri tarafından işaretlendirmenin yapıldığı görüldüğünden kaldı ki yaralanmanın da baş bölgesinde bulunmadığı anlaşılmakla ayrıca indirim yapılmasına gerek görülmemiştir.
Maddi tazminat yönünden somut olayda; 25/04/2018 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta şirketi davalı sürücü... ' nin kusuru oranında sorumlu olacağından, davalı sürücünün %50 oranında davacı sürücünün de aynı oranında kusurlu olduğu, kusurlu eylem sonucu davacının maluliyet oranının %4, iyileşme süresinin 3 ay, bakıcıya ihtiyaç duyacağı sürenin ise bulunmadığı, ancak davacının kaza tarihi itibari ile 3,5 yaşında olan oğluna iyileşme süresi içerisinde bakıcı tutması gerektiği gözetildiğinden iş bu bakım gideri (İstanbul Bam.... H.D. ' nin ...Karar ve Yargıtay ... Hukuk Dairesinin benzer bir olayda vermiş olduğu 25/11/2014 tarihl...Karar sayılı ilamları) ile aldırılan aktüerya bilirkişi raporunda ki hesaplamalar az evvel yukarıda da belirtildiği üzere hükme esas alınarak davacının maddi tazminat davasının kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşecek ise de, dava tarihinden önce başvuru bulunmadığından davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, diğer davalı sürücü ise kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden kaza tarihinden itibaren talep ile bağlı kalınarak yasal faiz işletilme karar verilmesi gerekmiştir.
6098 sayılı TBK' nın 56. maddesi uyarınca hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Kural olarak manevi tazminat yalnız olay sırasında duyulan değil, bütün hayat boyu duyulup ve çekilecek elem ve ızdıraba karşılık olarak takdir edilen bir karşılıktır. Bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma raporu, kaza tarihi, kusur durumu, maluliyet oranı, iyileşme süresi ve kaza tarihinde ki paranın alım gücü nazara alındığında davacının manevi tazminat talebi makul görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden;
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM... H.D. ... Karar ).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ ile;
-228.604,22 TL kalıcı işgöremezlik, 2.662,63TL geçici işgöremezlik, 2.404,68 TL bakıcı gideri, 350,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 234.021,53 TL' nin davalı sigorta şirketinden (geçici işgöremezlik yönünde sağlık gideri (310.000,00 TL) , kalıcı işgöremezlik yönünden ise kişi başına bedeli (310.000,00 TL) limitler ile sınırlı sorumlu olmak üzere) 14/01/2020 tarihinden, diğer davalı...' den kaza tarihi olan 25/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ İLE;
-7.500,00 TL manevi tazminatın davalı...' den kaza tarihi olan 25/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,
3-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 15.986,01 TL karar ve ilam harcının yatan 4.124,59 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 11.861,42 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Manevi tazminat yönünden alınması gereken 512,32 TL karar ve ilam harcının davalı...' den alınarak Hazine'ye irat kaydına,
5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 4.124,59 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı, 1.379,60 TL posta ve diğer giderler, 3.450,00 TL bilirkişi masrafı ile 4.165,00 TL ATK fatura bedeli olmak üzere toplam 13.173,59 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı... tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca maddi tazminat yönünden kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 37.103,23 TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca manevi tazminat yönünden kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 7.500,00 TL vekâlet ücretinin davalı...' den alınarak davacıya ödenmesine,
9-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
10-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı ve davalı sigorta vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/07/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır