T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/433 Esas
KARAR NO: 2023/179
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 13/08/2020
KARAR TARİHİ: 07/03/2023
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde;
AÇIKLAMALAR : müvekkilinin, 13.03.2018 günü Sakarya Caddesinde karşıdan karşıya geçerken davalı ...'ın sevk ve idaresindeki... plaka sayılı davalı ... adına tescilli araç müvekkiline çarptığını müvekkilinin yaralanmasına sebep olduğunu, kazada müvekkilinni kusursuz olup, davalının tam kusurlu olduğunu, davalı ...un bu olay sebebi ile İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E .. K sayılı dosyası ile yargılandığını ve ceza aldığını, kazadan dolayı müvekkilde kemik kırığı meydana geldiğinden müvekkil 8 ay kadar yatağa bağımlı hale geldiğini, kendisine bakıcı ihtiyacı olduğunu, müvekkilinin kazadan önce okuma ve yazmayı bildiğini, kazadan sonra okuma ve yazma yeteneğini de kaybettiğini, müvekkilinin kazadan sonra konuşmasının da bozulduğunu, kendisini çok güçlükle ifade edebildiğini, tüm bu olumsuz gelişmelerin kazadan dolayı meydana geldiğini, müvekkilinin psikolojisinin oldukça bozuk olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, davalı sigorta şirketinin sadece maddi tazminattan ve poliçe limitindeki teminat ile sınırlı kalmak üzere; şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden (13.03.2018) itibaren işleyecek faizi ile (sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile) davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden (13.03. 2018) itibaren işleyecek faizi ile davalılardan gerçek kişiler ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile; 350,00 TL talep edilen bakıcı gideri alacaklarını ıslahen 157,38 TL arttırarak toplam 507,38 TL'nin (davalı sigorta açısında poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) kaza tarihinden (13.03.2018) itibaren işleyecek faizi ile (sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile) davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, 500,00 TL talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı alacaklarını ıslahen 171,66 TL arttırarak toplam 671,66 TL'nin (davalı sigorta açısında poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) kaza tarihinden (13.03.2018) itibaren işleyecek faizi ile (sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile) davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, dava dilekçemizle 100,00-TL talep edilen kalıcı iş göremezlik tazminatı alacaklarını ıslahen 19.251,75 TL arttırarak toplam 19.351,75 TL'nin (davalı sigorta açısında poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) kaza tarihinden (13.03.2018) itibaren işleyecek faizi ile (sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile) davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, cevap dilekçesinde; Kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, Maluliyet oranı tespiti için davacıların Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi’ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü’ne sevkini, kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, davacının gelirinin asgari ücret olarak kabul edildiği hesaplamanın esas alınmasını, kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet bir tazminat sorumluluğumuz doğacak ise, davacının müterafik kusur durumunun araştırılmasını ve hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren taraflar açısından yasal faiz uygulanmasını, kaza tespit tutanağı ve alkol raporunun tarafımıza tebliğini, aleyhlerine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili, cevap dilekçesinde; ceza dava dosyasının tetkikinde görüleceği üzere, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 28.10.2019 tarih ve ... sayılı Sağlık Kurulu Raporunda sonuç “şahısta saptanan nörolojik bulgular ile 13.03.2018 tarihli trafik kazası arasında illiyet bağı olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle 20.02.2019 tarihli raporumuzda da belirtildiği üzere 13.03.2018 tarihinde araç dışı trafik kazası sonucu meydana geldiği belirtilen bu yaralanmanın; şahsın duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olmadığı mütalaasına varılmıştır.’’ şeklindedir. Ezcümle, Davacının leğen kemiğinde meydana gelen kırıklara bağlı kalça eklem hareketlerinde kısıtlılık meydana gelmediği hususu 20.02.2019 tarihli sağlık kurulu raporunda şerh edildiğini, ayrıca, her iki sağlık kurulu raporunda da, Nörolojik bulguların ve yakınmaların meydana gelen trafik kazası ile bir ilgisinin olmadığının açık, net ve kesin bir şekilde ifade edildiğini, tedavi dosyasındaki belgeler incelendiğinde, davacının, olaydan sonra götürüldüğü hastanede bir gün gözlem altında tutulup taburcu edildiğinin anlaşıldığını, ...’in konuşma zorluğu yanında okuma yazma yeteneğinin de kaybolduğu ileri sürüldüğünü, hastanın tedavi dosyasındaki kayıtlar konuşma zorluğunun travmadan önce de var olduğunu gösterdiğini, ancak, ne caza dosyasında ne de hastane kayıtlarında okuma yazma yeteneğinin kaybına ilişkin herhangi bir kayıt mevcut olmadığını, davacının, Asliye Ceza Mahkemesinde müşteki sıfatıyla verdiği ifadesinde okuma yazma yeteneğinin kaybından bahsetmediğini, eşi ...'in de tanık olarak dinlendiğini, konuşma bozukluğunun kazadan önce de mevcut olduğunu belirtmesine karşın, okuma yazma yeteneğinin kaybından söz etmediğini, keza, davacı vekili de ceza dosyasındaki dilekçelerinde bu hususa yer vermediğini, dava dilekçesinde, davacının olay sebebiyle işini kaybettiği somut delillerle ispat edilmediğini, mahkemenizce, ön inceleme tensip tutanağı gereğince, müvekkilinin kusursuz olduğunu, bu nedenle de tazminat şartlarının doğmadığını, maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Ege Üniversitesinden alınan sağlık kurulu raporunun sonuç kısmına göre; "...
1. Bu bulgulara dayanılarak 07.07.1971 doğumlu ...”in 13.03.2018 tarihli trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle oluşan engellilik oranı, istem yazınızda belirtilen “Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”ten (Resmi Gazete, Mart 2013, 28603 Sayı) faydalanılarak hesaplandığında;
- BÖLÜM: KAS-İSKELET SİSTEMİ
ALT EKSTREMİTEYE AİT SORUNLARDA ENGELLİLİK ORANLARI
ALT EKSTREMİTE UZUNLUK FARKLILIKLARI
Tablo 3.3- Alt ekstremitenin uzunluk farklılıklarından kaynaklanan engellilik 0-1,9 cm uzunluk farkı Sol alt ekstremitede 0,5 cm kısalığa bağlı olarak oluşan; kişinin engellilik oranı %3 (yüzdeüç) olarak bulunmuştur.
2. EÜTF Ortopedi Anabilim Dalının istirahat raporu dikkate alındığında şahsın geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 48 (kırksekiz) gün olarak kabulünün uygun olduğu mütalaasına varıldı.
3. Şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı, olaya bağlı yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin olay tarihinden itibaren 1 (bir) ay olarak kabulünün uygun olacağı kanaatine varılmıştiır.
4, Kazanedeniyle SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin ne kadar olabileceği hususunun bu konuda uzman bir bilirkişi tarafından değerlendirilmesinin uygun olacağı mütalaasına..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiden alınan 09/06/2021 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...A) Davacı yaya ... yukarıda kanaat bölümünde açıklanan teknik değerlendirmeler doğrultusunda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/b maddesinde belirtilen hükmünü ihlal etmekle ÖNCELİKLİ OLARAK KAZANIN OLUŞUMUNA ETKEN OLDUĞU;
B) Davalı sürücü ... yukarıda kanaat bölümünde açıklanan teknik değerlendirmeler doğrultusunda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-B maddesinde belirtilen hükmünü ihlal etmekle KAZANIN OLUŞUMUNDA ETKEN OLDUĞU..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiden alınan 20/06/2022 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...1-Davacının %3 maluliyet derecesine göre geçici iş göremezlik tazminatının 2.686,75.-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 40.868,92.-TL, bakıcı giderinin 2.029,50.-TL tutarında hesaplandığı,
3-Hesaplanan tazminatın zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamında bulunduğu, Sigorta şirketi yönünden 27.02.2020 tarihinde diğer davalılar yönünden 13.03.2018 kaza tarihinde muaccel olduğu, temerrüt faizinin yasal faiz olabileceği ..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiden alınan 03/01/2023 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...1-Davacının %3 maluliyet derecesine göre geçici iş göremezlik tazminatının 671,66.-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 19.351,75.-TL, bakıcı giderinin 507,38.-TL tutarında hesaplandığı,
2-Hesaplanan tazminatın zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamında bulunduğu, Sigorta şirketi yönünden 27.02.2020 tarihinde diğer davalılar yönünden 13.03.2018 kaza tarihinde muaccel olduğu, temerrüt faizinin yasal faiz olabileceği görüş ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
2-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
3-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
4-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
5-Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
6-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
7-Mahkememizce kusur değerlendirmesi hususunda adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 09/06/2021 t tarihli bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşmesinde davacının kural ihlali nedeniyle öncelikle etken olduğu, davalı araç sürücüsünün ise yine kusuruyla kazanın meydana gelişinde etken olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Kusur değerlendirmesine karşı taraf vekillerince itirazlar ileri sürülmüştür.
Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede, dava konusu kaza sonrası trafik polisleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında davacı asli kusurlu, davalı araç sürücüsü ... ise tali kusurlu olarak gösterilmiştir. Yine kazaya ilişkin olarak İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da davacının asli kusurlu, davalının ise tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Kazanın meydana geliş şekli incelendiğinde, davacının karayolunda karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada davalı araç sürücüsünün kullanımındaki aracın çarpması suretiyle yaralanmış olduğu, kaza mahallinin 20 metre yakınında trafik ışığı ile kontrol edilen yaya geçidi bulunmasına rağmen akan trafiğin bulunduğu yoldan geçmeye çalıştığı ve kazanın gerçekleşmesinde öncelikli olarak kusurlu bulunduğu, buna karşın davalı araç sürücüsünün de gündüz vakti gerçekleşen kazada davacının karşıdan karşıya geçtiği sırada aracı güvenli sürüşü sağlayacak hızda tutmaması ve davacıya çarpmadan önce durabilecek şekilde fren önlemine başvurmada gecikmesi nedeniyle tali düzeyde kusurlu olduğu değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere kusur değerlendirmesi mahkemenin takdirinde olup bilirkişi incelemesinde tarafların ihlal ettikleri trafik kuralları belirtilmekte ve kusur dağılımı mahkemeye bırakılmaktadır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede davacının ihlal ettiği kusurun kazaya sebebiyet vermesine olan ağırlık miktarı dikkate alınarak davacı %75 oranında, davalı ise yine kusurunun kazanın meydana gelmesindeki ağırlığına göre %25 oranında kusurlu kabul edilmiştir.
8-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 13/03/2018 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak düzenlenen 24/09/2021 tarihli maluliyet raporunda davacının sürekli iş gücü kaybı oranı %10,20 olarak, geçici iş gücü kaybı ise 48 gün olduğu, ayrıca 1 ay süreli bakım yardımına ihtiyacı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmemiş olduğu anlaşıldığından dosya yeniden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na tevdi edilmiş, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlenen 01/04/2022 tarihli maluliyet raporunda davacının dava konusu kaza nedeniyle sürekli iş gücü kaybı oranının %3, geçici iş gücü kaybı süresinin 48 gün olduğu ve 1 ay süreyle bakım yardımına ihtiyaç duyacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Taraf vekillerince rapora karşı itirazda bulunulmuş ise de gerek raporun geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olması gerekse itirazlarda somut bir hatalı uygulama veya eksikliğin gösterilmemiş olduğu, soyut itirazların değerlendirilip yerinde olup olmadığının incelenmesi için dosyada yeni bir rapor alınmasının yargılamayı uzatacağı, mahkememizce yapılan incelemede maluliyet raporunun dosya kapsamına uygun olmayan bir yönünün bulunmadığı gözetildiğinden yeniden rapor alınmasına yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir.
9-Maluliyet durumunun tespiti sonrasında dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 03/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda "..1-Davacının %3 maluliyet derecesine göre geçici iş göremezlik tazminatının 671,66.-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 19.351,75.-TL, bakıcı giderinin 507,38.-TL tutarında hesaplandığı," şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Aktüerya raporunun sunulması sonrasında davacı vekilince maddi tazminat taleplerinden feragat beyanı sunulmuş olup, maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddi gerektiğinden rapora ilişkin ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.
10-Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirme sonucunda ise, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Davacı tarafça dava dilekçesinde davacının kaza öncesinde aktif çalışma hayatında yer aldığı ve gündelik hayatına olağan şekilde devam ettiği, kaza sonrası konuşma bozukluğu yaşadığı, okuma yazmayı unuttuğuna dair iddialar ileri sürülmüş ise de davacının nörolojik şikayetlerinin kaza tarihinden 5 yıl önce başladığı ve kaza ile bu yöndeki şikayetler arasında illiyet bağı bulunmadığı görüşü bildirildiğinden davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli maluliyet, geçici iş gücü kaybı ve bakım süresi ile kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, kaza tarihi ile paranın alım gücü hususları ile birlikte değerlendirildiğinde davacının kazanın gerçekleşmesinde asli kusurlu olduğu hususu da dikkate alınarak takdiren 6.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacı tarafça dava dilekçesinde tazminatların faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş ise de faiz türü gösterilmemiştir. Faiz türünün açıkça gösterilmeksizin talep edildiği anlaşıldığından davacı lehine hükmedilen manevi tazminat alacağına haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir.
11-Maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ise de feragatin sulh sözleşmesi kapsamında gerçekleştiği ve esasında davacı tarafa sigorta şirketinin gerçekleştirdiği ödeme dolayısıyla davanın konusuz kaldığı dikkate alınarak feragat yönünden davacı aleyhinde yargılama giderine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 6.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminata haksız fiil tarihi 13/03/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 409,86-TL harçtan peşin olarak alınan 344,97-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 64,89-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat uyarınca davacı yararına takdir edilen 6.000,00-TL. vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat yönünden davalılar ... ve ... yararına takdir edilen 6.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılar ... ve ...'a verilmesine,
6-Maddi tazminat davası yönünden lehe veya aleyhe vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 344,97-TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan 54,40-TL. başvuru harcı ile 248,50-TL posta ve tebligat ücreti, 1.550,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 1.852,90-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 407,96-TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... tarafından sarf edilen 9,00-TL posta masrafından ibaret yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7,02-TL'sinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine, fazlasına dair kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
11-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, davalılar ... ve ...'ın davanın kabul ve ret oranında hesaplanan 290,63-TL'si ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/03/2023
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır