T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2021/289 Esas
KARAR NO: 2023/887
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/04/2021
KARAR TARİHİ: 03/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "Davacı vekili sunmuş olduğu 16.04.2021 harçlandırma makbuz tarihli dava dilekçesinde özetle: “Müvekkil şirket ile davalı-borçlu şirket arasında ticari bir alım-satım ilişkisi kurulmuş olduğu; verilen siparişler üzerine müvekkil şirket tarafından anlaşma kapsamında takibe geçilen faturalara konu gerekli teslimatların yapıldığı; dolayısıyla davalı tarafın böyle bir borcun bulunmadığına ilişkin itirazlarının gerçek dışı olduğu; faturaya konu malların faturalarla birlikte davalı-borçlu şirket adına ... tarafından teslim alındığı dosyaya sunulan faturalarda bu hususu gösterir şekilde imzaların mevcut olduğu; ancak davalı-borçlu şirketin satım konusu malın bedelini müvekkil şirkete ödemediği, Teslim edilen mallara ilişkin takibe konu edilmiş faturaların; mallarla birlikte davalı şirkete teslim edildiği, davalı şirketin TTK 21. madde uyarınca faturaların kendisine tebliğinden itibaren 8 günlük yasal süre içinde faturanın içeriğine dair bir itirazda bulunmadığı. Bu nedenle de faturanın içeriğinin, aralarında yapılan anlaşmaya uygun olduğunu kabul etmiş sayıldığı...Davalı-borçlunun İzmir ...cra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı
dosyasına sunduğu itirazın iptali ile takibin devamına, İcra takibine konu alacağımızın (40.305,18-TL) ilk takip tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işletilecek ticari(avans) faiz ile davalı-borçludan tahsiline, İtirazında haksız ve kötü niyetli olan davalı-borçlunun, borç miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline, karar verilmesi” şeklinde talep ve iddia ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı tarafların mahkememize verdiği cevap dilekçesinde ; Açılan itirazın iptali davasına karşın davalı yan vekili tarafından dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde özetle; “ Davacı yanın iddia ve beyanlarını kabul etmediği, müvekkil firmanın böyle bir borcunun bulunmadığı, takibe konu edilen faturalara konu malın teslim edildiğine ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi vb. bir belgenin de dosyada bulunmadığı; ayrıca borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı/müvekkil takipten önce temerrüde düşürülmemiş olduğundan davacı yan tarafından takip öncesi faiz talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığı; dolayısıyla müvekkil firma aleyhine ikame edilen davayı kabul etmediği, reddini talep ettiği şeklinde cevap verdiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
Uyuşmazlık; faturada belirtilen emtianın davalı tarafça satın alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Davacı ... Ltd. Şti.'nin defter incelemesine ilişkin 19/02/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda;
Dosya mevcudu belge, bilgi, takip dosyası, davacı yana ait 2019, 2020 ve 2021 yılları ticari defter -belgeleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, raporumuz içerisinde açıklanan nedenlerle;
Dava konusunun, davacının davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu,
Davacı tarafından sunulan 2019, 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, takibe ve davaya konu edilen cari hesap özetinde kayıtlı faturaların ve ödeme belgelerinin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu,
Davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle (11.12.2021) 33.590,32 TL alacaklı olduğu,
Davacının davasında haklı görülmesi ve takibin devamına takdir edilmesi halinde, davacının takip tarihi (11.12.2021) itibariyle davalıdan olan asıl alacağına faiz talep edebileceği, tarafların inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin sayın mahkemenizin takdiri içinde kaldığı,
Neticeten, incelenen ticari defterler, faturalar ve tüm dosya içeriği çerçevesinde takip tarihi itibari ile davacının davalı yandan 33.590,32 TL alacaklı olduğu yönünde kanaatin bildirmiştir.
Davalı ... Sağlık Ürünleri Ltd. Şti.'nin defter incelemesine ilişkin 17/03/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda;
Davalı şirket tarafından 27.12.2021 tarihinde Sayın Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye ticari defterler sunulmamış olup davacı şirkete ait ticari defterdeki kayıtlarını gösteren muavin defter dökümü sunulmuştur. Tespit ve değerlendirmeler işbu dökümler incelenerek yapılmıştır.
Davalı şirket tarafından sunulan muavin defter dökümünde ve davalı şirket tarafından ilgili vergi dairesine beyan edilen BA formlarından anlaşıldığı üzere takip ve dava konusu yapılan 17.01.2019 tarihli 24.170,50-TL ve 17.01.2019 tarihli 10.014,84-TL bedelli iki adet faturanın ve muhteviyatının davalı şirketin kabulünde olduğu kanaatine varılmıştır.
13/01/2023 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda: Takip ve dava konusu yapılan 17.01.2019 tarihli ... ve ... nolu faturalardan kaynaklı TBK 102. Maddesine göre davacı yanın alacağının olup olmadığı hususu dikkate alınarak incelendiğinde; davalı yanın borcundan mahsup edilen tutarın davacı şirket kayıtlarına göre 95.136,15-TL olduğu, iş bu tutarın 17.01.2019 tarihinden önce oluşan bakiye borcundan düşülmesi sonucunda ((120.271,33-TL + 999,00-TL) - 95.136,15) = 26.134,13-TL cari hesap borcu kaldığı tespit edilmiş olup, takip ve dava konusu yapılan faturalardan kaynaklı (24.170,50 + 10.014,84) = 34.185,34-TL davacı şirkete borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Davalı şirketin davacı şirket adına düzenlediği ve davalı şirketin borcundan mahsup edilen davacı şirket kayıtlarında yer almayan fakat davalı yanın muavin kayıtlarında yer alan 17.10.2019 tarihli ... nolu 1.399,68-TL bedelli fatura takip ve dava konusu yapılan faturalardan kaynaklı fatura tarihlerinden sonra olması sebebi ile davacı yanın alacak tutarı olan 34.185,34-TL'yi etkilememektedir.
Ayrıca itirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Ödeme emrine itirazın iptali davası, (konusu borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan) bir eda davasıdır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından da söz konusu olması sebebi davacı yanın talep edebileceği fatura alacağının takipte talep edilen 32.207,27-TL kadar olacağı kanaatine varılmıştır.
İşlemiş Faiz Talebinin Değerlendirilmesi; Davacı yanın davalı yandan 8.097,91-TL işlemiş faiz talep ettiği, ancak davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair noter ihtarnamesi ya da sözleşme benzeri tevsik edici bir belge sunmadığı tespit edilmiş olup bu nedenle işlemiş faiz hesaplaması yapılamamıştır.
Sonuç olarak; takip ve dava konusu yapılanı faturalardan kaynaklı olarak TBK 102. madde hükümleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmede , taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı şirketin davalı şirketten 32.207.27-TL fatura alacağı olduğu kanaatine varılmıştır.
21/06/2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda: Sayın Mahkemeniz tarafından yapılan görevlendirmede davalı ve davacı vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi talep edilmiş olup; bir önceki raporumda yer alan “İşlemiş Faiz Talebinin Değerlendirilmesi, Davacı yanın davalı yandan 8.097,91-TL işlemiş faiz talep ettiği, ancak davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair noter ihtarnamesi ya da sözleşme benzeri tevsik edici bir belge sunmadığı tespit edilmiş olup bu nedenle işlemiş faiz hesaplaması yapılamamıştır.” şeklinde ifade edilen işlemiş faiz değerlendirmesine yapılan itiraza yönelik faiz hesaplaması yapılmış olup takdir Sayın Mahkemenizindir. Takip ve dava konusu yapılan faturalar 17.01.2019 tarihli olup, faturaların üzerinde “Ödeme günü fatura tarihinden itibaren 60 gündür” ifadesi yer aldığından ödeme tarihi olarak 18.03.2019 alınarak hesaplama yapılmıştır. yapılan hesaplamaya göre işlemiş faiz tutarı 8.110,06-TL hesaplanmış olup, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı şirketin Sayın Mahkemeniz tarafından uygun görüldüğü takdirde 8.097,91-TL işlemiş faiz talep edebileceği şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davanın konusu itibariyle Mutlak Ticari Davalardan olmadığı, ancak tarafların ticari şirket olmaları ve aralarındaki hukuki işlemin ticari işletmeleri ile ilgisi olması nedeniyle davanın Nisbi Ticari Dava olduğu anlaşılmıştır.
İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlar. İtiraz tebliğ edilmedikçe süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmez. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, takip dosyasının incelenmesinde borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan FATURA içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
Davaya ve takibe konu faturada ... imzası bulunduğu, Davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı, davalı şirketin ise ticari defterlerini sunmadığı, Muavin Defter Dökümünü sunduğu, defter ve kayıtlarının ise davacının kayıtları ile uyumlu olduğu, buna göre davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu, alacak miktarının 17.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda 30.807,59-TL olarak tespit oldunduğu, ancak 13.01.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ise 32.207,27-TL olarak belirlendiği, 21.06.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ise iki rapor arasındaki 1.399,68-TL'lik farkın davalı yan tarafından düzenlenen 17.10.2019 tarihli ... nolu 1.399,68-TL bedelli faturanın davacı şirket kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı belirtilmiştir. Böylelikle davacı şirketin davalı şirketten 32.207,27-TL alacaklı olduğu tespit olunmuştur.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu değerlendirilen 13.01.2023 tarihli bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek davanın kabulü yönünde aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.Davanın KABULÜ İLE;
Davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından icra Davalı tarafça yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin itiraz öncesi koşullarda devamına,
2- İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın % 20'si oranında hesaplanan 6.441,46-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 2.753,24-TL harçtan peşin alınan 486,79-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.266,45-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13,14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 554,59-TL ilk harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yapılan 1.850,00-TL bilirkişi ücretinin ve 181,00-TL tebliğat ve posta ücreti olmak üzere toplam 2.031,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 03/11/2023
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza