T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/400 Esas
KARAR NO : 2024/965
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan),
DAVA TARİHİ : 08/06/2021
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
ESAS NO : 2022/538 Esas
KARAR NO : 2022/1065
DAVA : Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 10/06/2022
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalılar arasında, 20,04,2018 düzenleme tarihli, “2018 yılı. Hizmet sözleşmesi ve fiyat teklifi” başlıklı bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkili şirketin, davalı şirket için Yatırım Teşvik Belgesi alınması ile Yer Tahsis On izin Belgesi alınması işlerini üstlendiğini, bu işlerin karşılığında da müvekkile 635.000.TL +KDV ödenmesi kararlaştırıldığını, bu rakama yapılacak masrafların dahil olmadığını, Müvekkili şirketin, üstüne düşen sorumlulukları yerine getirdiğini ve aldığı 24.07.2018 tarihli ve ... belge no'lu Yatırım Teşvik Belgesini, teslim belgesi ile davalılara sunduğunu, Yatırım Teşvik Belgesinin çıkarılabilmesi için, Avam Projesini hazırlanmasının zorunlu olduğunu, davalı firmanın, avam projesinin ve halihazır projenin müvekkili firma tarafından hazırlandığınğ ve isteklerine uygun olduğu yönünde bir belgeyi de imzaladığını, yer Tahsis ön izin Belgesi, Yatırım Teşvik Belgesinin içinde bulunan bir belge olduğunu, ayrı bir belge olarak düzenlenmediğini, müvekkilinin aldığı yatırım teşvik belgesi, yer tahsis ön izin belgesini de kapsayan bir belge olduğunu, davalı firmaya bu şekilde yer tahsis ön izin belgesi de sağlandığını, müvekkili firmanın, sözleşmeden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirdiğini, davalılar ise, müvekkili firmaya peyderpey toplam 527.613,00-TL ödeme yaptıklarını, bakiye 107.387,00-TL ile kdv ödemesini ise yapmadıklarını, davalı firmanın, müvekkili firmanın sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirmediği gibi bir iddiasının bulunmadığını, Müvekkili firma yetkilileriyle yaptıkları şifahi görüşmede, sözleşmedeki ücretin yüksek olduğunu idda ettiğini ve indirim yapılmasını istediklerini, basiretli tacirlerin sözleşmenin şartlarına uyma yükümlülüğü bulunduğunu, sözleşmenin şartlarının yerine getirildiğini ve müvekkili firmanın sözleşmedeki ücretin tamamına hak kazandığını, Davalı firmanın, bu Yatırım Teşvik Belgesi ile birçok devlet teşviğinden faydalandığını, yatırım yeri tahsisi isteme, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz desteği ve kdv istisnası gibi teşvik kalemlerinden faydalanma hakkı tanınan davalı firma, bu yatırım teşvik belgesi sayesinde birçok indirimden faydalandığını, 10. Müvekkili firmanın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, fakat davalı firmanın, borcunun bakyesini ödemeye yanaşmadığını, bunun üzerine müvekkili firmanın İzmir.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı firma ve kefili aleyhine icra takibi açıldığını, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, sunulan nedenlerle gerekli yargılamanın yapılarak; davalıların 107.387.TL alacak için yaptıkları haksız itirazın iptaline, takibin takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont-avans faizi ile birlikte devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra İnkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müvekkili şirkete danışmanlık hizmeti verildiği iddiası ile icra takibi başlatmış olup, işbu icra takibine müvekkillince itiraz edildiğini, huzurunuzda görülmekte olan itirazın iptali davasında mevcut davacı iddialarını kabul etmediklerini, ... yönünden husumet itirazında bulundukları, taraflar arasında imzalı sözleşmede müvekkili ...'nin yalnızca kaşe üzerinde imzasının bulunduğunu, şahsi sorumluluğu bulunduğuna dair hiçbir imza ve ibareyi kabul ettiğine dair kabulünün bulunmadığını, somut olayda kambiyo takibine konu edilen bono üzerine keşideci şirketin kaşesinin iki defa basılmış olduğunu ve kaşelerden birinin üzerine bir, diğerinin üzerine iki adet imza atıldığının görüldüğünün keşideci şirket kaşesi üzerine atılmış imzalar dışında açığa atılmış herhangi bir imza bulunmadığından şirket yetkilisi olan borçlunun şahsen sorumlu tutulamayacağını, bir an için imzanın şahsi sorumluluk doğuracağı ihtimalinde dahi geçerli bir kefalet ilişkisinden ve müteseslsil borçluluk ilişkisinden bahsedilebilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla TBK'nun 583. Maddesinde, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe, kefaletin geçerli olmayacağına ilişkin amir hükmü dikkate alındığında, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı ve kefalet tarihini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu ve TBK'nun 583.maddesindeki bu koşullar, geçerliliğe ilişkin şekil şartı kabul edildiğinden, bu unsurlarda eksiklik bulunması halinde, herhangi bir yoruma ihtiyaç kalmadan kefalet sorumluluğunun da geçersiz sayılacağını, bu haliyle, yasa koyucu tarafından geçerlilik koşulu olarak kabul edilen şekli unsurlar yerine getirilmeliğinden ... tarafından verildiği iddia edilen kefaletin geçersiz olduğunu, öncelikle ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da; Davacı tarafın gerek ceza dosyasında gerekse dava dosyasında hizmet kapsamının yatırım teşvik belgesi ve yer tahsis ön izin belgesi alınması olduğu yer tahsis işlemlerine ilişkin diğer hizmetleri kapsamadığını iddia ettiğini, ancak bu iddianın son derece yersiz olduğunu, sözleşmenin kapsamının yer tahsis işlemlerinin tamamını kapsadığını, piyasada mevcut tüm Yatırım Teşvik Belgesinden kaynaklı Yer Tahsis Belgesi hizmeti veren şirketlerin sayfasında hizmetin tamamını kapsadığının belirtildiğini, davacı tarafın hizmetin yer tahsis ön izin belgesini kapsadığı yönündeki iddianın tamamen aldatıcı olduğunu, danışmanlık firmalarından alınan bilginin her iki belgenin de eş değer olduğu yönünde olduğunu, " Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Belgesi veya Turizm Yatırımı Belgesi gibi yer tahsisi yapıldıktan sonra alınacak belgelere tabi yatırımlar için doğrudan yatırım teşvik belgesi düzenlenmesi yerine yatırımın karakteristik değerlerini içeren ve yatırım yeri tahsisi yapılmasının uygun olduğunu belirtlen Ön Tahsis yazısı düzenlenerek hem yatırımcıya hem de ilgili Milli Emlak Müdürlüğüne resmi yazıyla iletilmektedir. Bu yazı yatırım teşvik belgesine eşdeğer sayılabilmektedir." dolayısı ile davacının iddia ettiği her iki belgenin de eş değer olduğunu, Yatırım Tahsis Belgesi ve Yer Tahsis Belgesi için farklı iki bakanlığa başvuru yapılması gerektiğini, "Yatırım Yeri Tahsisi" için öncelikle T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından Yatırım Teşvik Belgesi alınması ve bu kapsamda yatırım yeri tahsisi yapılabilmesi için T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Milli Emlak Genel Müdürlüğüne yapıldığını, her iki belgenin farklı kurumlara başvuru yapılmak sureti ile alındığı ve bu kurumlara ilişkin başvuru yapılacağına dair sözleşmenin 6. Maddesinde hüküm ve açıklamaların bulunduğu bu açıklamalar kapsamında müvekkilinde tüm aşamaların davacı şirket tarafından tamamlanacağı yönünde izlenim yaratıldığını ve sözleşmesel taahütte bulunulduğunun sabit olduğunu, sözleşme kapsamında bu başvuruların davacı tarafça yapılacağına dair hüküm bulunduğunu sözleşmede yer alan ücret ile yapılan iş hakkaniyet ve piyasa rayiçi ile uyumlu olmayıp, sözleşmenin imzası esnasında da müvekkilinin hata ve hile ile aldatıldığını, ... Makina Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile yöneticiliğini şüpheli...'ın yaptığı...Danışmanlık arasında 13/05/2018 imza tarihli yatırım teşvik belgesi alımı, yer tahsis izin belgesi alımı hizmeti için sözleşme bulunduğunu, kendisine sözleşme gereği yapılacak işlemlerin yapılabilmesi için 20/04/2018 tarihli T.C. Zeytinburnu... Noterliği... yevmiye numaralı vekaletname de verildiğini, yine şüpheli tarafından .... Danışmanlık şirketi 2018 yılı hizmet sözleşmesi adı altında 835.000 TL+KDV tutarlı sözleşme başvuru aşamasında yüzde elli ödenir diyerek indirim yapılacağını söyleyerek gönderildiğini, Müvekkili şirkete 13/05/2018 imza tarihli 635.000 TL+KDV hizmet bedelli sözleşme size indirim yaptık içeriği aynı şeklinde bilgilendirmesi ile gönderildiğini, ilk gönderilen sözleşmeden farklı olarak imza tarihinde ücretin yüzde ellisi peşin ödenir ibaresinin yanı sıra iş için gerek kurumlara başvurma ile ücretin tamamı hakedilmiş olur ibaresi de eklenerek müvekkilinin kandırıldığını, müvekkilinin dava sürecine kadar çeşitli şekillerde oyalandığını, sürekli işlemin takip edildiği yönünde telefon aramaları ve görüşmeler ile kandırıldığını, bu sözleşme devam ederken İstanbul'da başkalarına ait olan arazinin dahi müvekkiline devlet arazisi şeklinde sunulduğunu, başkaları uyarınca müvekkili süphelenmesin diye devlette çalışan yine birkac kişinin tanıştırılacağının söylendiğini, bazı insanlarla da sanki gercekten danışmanmışçasına tanıştırarak güven sağlandığını, Müvekkili şirket indirim yapıldığını da gördüğünden davacıya inanarak,...'ın yaptığı...Danışmanlık, müşteki adına yatırım teşvik belgesi almayı taahhüd etmiş ve bu kapsamda müşteki...Danışmanlık'a 41.000,00 TL'yi müvekkilinin 18.06.2018 tarihinde ödemdiğini, Şüpheli akabinde müştekinin tarafına arsa tahsisi için Milli Emlak Dairesi'nden yatırım bütçesinin artırılması gerektiği ve bu artırım için kuruma başvuru yaptığını söylediğini, Whatsapp konuşmalarında da sabit olmak üzere...Danışmanlık yöneticisi şüpheli...'ın müşteki adına... parsel numaralı arsanın içerisinden 16 dönümlük arazinin tahsisi için girişimlerde bulunduğunu beyan etmiştir. Bu sebeple müvekkili şirketten 300.000,00 TL arsa tahsisi için para talep edildiğini ve müvekkili şirket tarafından 31.07.2018 tarihinde 300.000,00 TL ödeme yapıldığını, Ayrıca ifraz bedeli, avan proje bedeli, mimarlar odası proje tasdik bedeli adı altında paraların talep edildiğini ve yine dekontları sunulacağı üzere müvekkili şirket ödemeyi yaptığını, ifraz bedeli olarak 13.08.2018 tarihinde başvuru harç masrafı adı altındaki küsuratı dahi yazıldığı için müşteki bunun harç masrafı olduğuna inandığını, 33.863,00 TL, 09.07.2019 tarihinde ise 117.750,00TL olmak üzere toplamda 151.613,00 TL, Proje Çizim ve Mimarlar odası proje tasdik bedeli olarak ise 16.07.2019 tarihinde 35.000,00 TL... hesabına ödendiğini,
böylece müvekkili şirketin...'a ödediği toplam bedelin 527.613,00 TL olduğunu, fakat müvekkili şirketin bu bedelleri ödemesine rağmen hiçbir gelişme olmaması sebebi ile şüphelendiğini ve davacı şirket yetkilisine mailler gönderdiğini, telefon ile aradığını, görüşme talep ettiğini ve hiçbir tatmin edici cevap alamaması üzerine bilgi edinme kapsamında 19.02.2020 tarihinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan...Danışmanlık yöneticisi ...'ın yatırım bütçesinin artırılması yönünde başvurusunun olup olmadığı konusunda belge istemiştir. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'nün... sayılı cevabında müvekkil şirket hakkında Ekonomi Bakanlığı'na müracaat dışında herhangi bir başvurunun bulunmadığının belirtildiğini, davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde tüm taahhütleri yerine getirdiğini iddia etse de müvekkili şirket yetkililerine yapılan görüşmelerde sürecin devam ettiğini aşağıda yer verilen siyasi kişilerin ismini kullanarak belirttiğini, Müvekkillerce Davacı şirket yetkilisi hakkında yukarıda belirtilen hususlara ilişkin suç duyurusunda da bulunulmuş olup, Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesinin...E sayılı dosyası ile " Ticari faaliyet veya kooperatif faaliyeti sırasında kamu kurum ve kuruluş , Siyasi parti , Dernek ve Vakıfların Araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık , Kamu Görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçlarının kamu adına soruşturulmasına karar verilerek iddianamenin kabul edildiğini, tüm bu hususlara ilişkin davacı tarafça hiç bir fatura düzenlenmediğini dolayısı ile bu işin yapıldığı ve taraflar arasında mutabık kalındığı yönünde ki iddiaların hukuka aykırı olduğunun sabit olduğunu, nitekim hizmet ilişkisi dahi olsa ticari şirketler arasında fatura düzenlenmesi işin yapılıp yapılmadığına dair delil niteliğinde olduğunu, kaldı ki, davacının dava dilekçesi ekinde imzalandığı iddia edilen belgenin aslı müvekkili şirket yetkilisine hiçbir zaman teslim ve ibraz edilmediğini, bu nedenlerle öncelikle davanın ... yönünden husumet nedeni ile usulden reddine, her iki davalı yönünden davanın esastan reddi ile, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatan davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DOSYA YÖNÜNDEN;
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uzun süredir uluslararası bazı markaların distribütörlüğünü yaptığını, teknoloji alanında yatırım ve yerli üretim yapma kararı alarak yatırım için Devlet teşvikinden yararlanmak istediğini, yatırım teşvik belgesi alımı konusunda danışmanlık hizmeti almak için davalı...Danışmanlık yetkilisi davalı... ile görüştüğünü, ilk başta müvekkil şirketten yatırım teşvik belgesi alımı için sadece 35.000-TL+KDV ücret istendiğini, görüşmeler sırasında davalı... 'ın kendisinin emekli müsteşar olduğunu, Ekonomi Bakanı ...nin danışmanlığını yaptığını, ...ın da kendisine danışmanlık teklif ettiğini, ayrıca Cumhurbaşkanı sözcüsü sayın... aradığını ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde görevlendirmek istediğini, müvekkil Şirketin yapacağı yatırım için İstanbul Anadolu Yakasında hazine arazisinden yer tahsis edilmesini sağlayabileceğini, bunun için gereken işlemleri kendisinin yapacağını ve takip edeceğini söyleyerek müvekkili şirketi bu konuda ikna ettiğini ve kandırdığını, işin içine yatırım yeri tahsisiyle ilgili danışmanlık ve takip hizmeti de girince danışmanlık hizmet ücreti 635.000 TL + KDV olarak belirlendiğini, ve belirtilen iş ve ücret üzerinden taraflarca sözleşme imzalandığını, davalı tarafından müvekkili şirket adına yatırım teşvik belgesi alındığını, fakat daha sonra yatırım yeri tahsisiyle ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı halde yapılıyormuş izlenimi verilerek müvekkilden toplamda 527.913,00 TL ödeme alındığını, 41.300 TL haricindeki diğer ödemeleri müvekkilini dolandırılarak alındığını, 486.613 TL tazminatın davalılardan, 300.000 Tl için 31.07.2018 tarihinden itibaren,33.863 Tl için 13.08.2018 tarihinden itibaren, 117.750 Tl için 09.07.2019 tarihinden,35.000 Tl için 16.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankası avans faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline ve davacıya verilmesine, 486.613 TL tazminatın davalılardan 300.000 TL için 31.07.2018 tarihinden itibaren, 33.863 TL için 13.08.2018 tarihinden itibaren, 117.750 TL için 09.07.2019 tarihinden, 35.000 TL için 16.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; Dava aslında, sözleşmeye dayalı bir alacak davası olduğunu, davacının, davayı gerçeğe aykırı bir biçimde, haksız fiil davası gibi nitelemeye çalıştığını, oysa taraflar arasında sözleşme bulunduğunu, sözleşmede yetkili Sözleşmedeki edimleren müvekkile tarafından yerine getirildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan bakiye 107.387,00-TL alacağı için İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla, iş bu davanın davacısına karşı, alacak davası açtığını, bir an için tersi düşünülse bile, Bakırköy .. Ağır Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında, müvekkiline sözleşmedeki işlerle ilgili değil, daha sonra davacı tarafından revizyonla talep edilen ek işleri yapmadığı gerekçesiyle ceza verildiğini, bu hükmün bozulacağını düşündüklerini, fakat bozulmasa bile, revizyonla talep edilen ve bu sözleşmedeki ücretin konusunu oluşturmayan işler için, sözleşmeye konu işlerin karşılığında ödenen 527.613.TL’nin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmeye konu işlerin tamamlandığını, ücretinin hak edildiğini, bir kısmının tahsil edildiğini, davacının aslında haksız fiil tazminatı değil, sözleşmeyle kararlaştırılıp bitirilmiş işler için ödenen ücretin iadesinini istediğini, fakat hukuki nitelemeyi yanlış yaptığını, çünkü davacının bu şekilde hem sözleşmeyle yapılan işlerin bedelini geri almayı, hem de davanın İstanbul’da görülmesini sağlamaya çalıştığını, kaldı ki, bu ödemeler revizyonla talep edilen işler için yapılmış olsaydı bile geri istenemeyeceğini, çünkü İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasına “T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünün” 08,11,2021 tarihli ve... sayılı müzekkere cevabı ile gelen belgelerden de anlaşılacağı üzere, revizyonla talep edilen işlerden, bizzat davacı firmanın sunduğu vazgeçme beyanıyla, bizzat davacı tarafından vazgeçildiğini, davanın, tarafları ve konusu aynı olan İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesi gerektiğini, aksi takdirde aynı sözleşmeye ve konuya ilişkin dava iki farklı Mahkemede karara bağlanacak ve durum içinden çıkılmaz bir hal alacağını, çok basit bir örnek vermek gerekirse, davacı müvekkili ile yer tahsis ön izin belgesi için değil, yer tahsis edilmesi için anlaştığını iddia ettiğini, halbuki müvekkiline verdiği vekaletnamede yer tahsisi için gereken, Maliye Bakanlığına ve Milli Emlak Müdürlüğüne başvuru yetkisi bile olmadığını, aynı sözleşmeye konu yargılama iki farklı mahkemede yapılırsa, aynı sözleşmenin içeriği bile Mahkemelerce farklı yorumlanabileceğini, aynı konuya ilişkin ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasıyla yargılama devam edildiğini, davacının talepleri aynı konuya ilişkin olduğu için iki davanın birleştirilmesi gerektiğini,...'ın taraflar arasındaki sözleşmenin ve yapılan işlerin tarafı olmadığını, husumet itirazları bulunduğunu, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla iş bu davanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini, Haksız ve Hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Taraflar arasında imzalanan sözleşme, ödeme dekontları, Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...Esas dosyası, tanık beyanları delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, asıl davada 20/04/2018 tarihli sözleşme nedeniyle bakiye alacak istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali; birleşen Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesi'ni... Esas sayılı dava dosyası ise 20/04/2018 tarihli sözleşme kapsamında davacıya ödenen paranın sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi istemine ilişkindir.
2-Asıl davada;
Davacı vekili dava dilekçesinde davacı şirket ve davalılar arasında 20/04/2018 tarihli "2018 Yılı Hizmet Sözleşmesi ve Fiyat Teklifi" başlıklı sözleşmenin imzalandığını, davacının sözleşmeyle davalı şirket için Yatırım Teşvik Belgesi alınması ve Yer Tahsis Ön İzin Belgesi alınması işlerini üstlendiği ve bu işlerin karşılığında davacıya 635.000,00-TL+KDV ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının edimlerini ifa ederek 24/07/2018 tarihli Yatırım Teşvik Belgesi'ni davalılara teslim ettiğini, yer tahsis ön izin belgesinin ayrı bir belge olarak düzenlenmediğini, yatırım teşvik belgesi içinde mevcut olup Milli Emlak Müdürlüğü'ne başvurarak kendisine yer tahsisi isteme hakkı tanıyan bir belge olduğunu, davalıların 527.613,00-TL ödeme yaptıkları ve bakiye 107.387-TL+KDV tutarında borçlu oldukları, davalının sözleşme şartlarının yerine getirilmediği gibi bir iddiasının bulunmadığını yalnızca ücrette indirim talep ettikleri, davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı şirketin Yatırım Teşvik Belgesiyle birçok devlet desteğinden yararlandığını ileri sürerek itirazın 107.387,00-TL yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı...'nin sözleşmeden dolayı şahsi sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşme kapsamında davacının ediminin yatırım teşvik belgesi ve yer tahsis belgesi alınmasını kapsadığını, yer tahsis ön izin belgesinin farklı bir belge olup yatırım teşvik belgesi niteliğinde olduğunu, bu iki belge için iki farklı bakanlığa başvuru yapılması gerektiğini, davacının sözleşmeyle tüm aşamaları kapsar bir şekilde bedel talep ettiğini, davacı şirket yetkilisinin Ankara C.Başsavcılığı'nın...soruşturma sayılı dosyasında verdiği ifadesinde işin geciktiğini ve tamamlanmadığını ikrar etmiş olduğu, yapılan işin piyasa rayiçlerinin üzerinde olduğu, davalı şirket yetkilisinin hata ve hile ile aldatıldığı, davacı şirket yetkilisinin bir kısım bakan ve bürokratlarla iletişim halinde olduğunu ileri sürerek süreci geciktirdiğini, davacı şirket yetkilisi hakkında bu davranışları nedeniyle Bakırköy...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ceza yargılaması dosyasında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen dava dosyasında;
Birleşen dosya davacısı vekili dava dilekçesinde, birleşen dosya davalısı şirket ve yetkilisi olan diğer davalı...'ın, bir kısım bakan ve bürokratlarla yakınlığı olduğunu, kendisinin emekli müsteşar olduğunu ileri sürerek yatırım teşvik belgesi alınacağı ve yer tahsisi yapılacağı konusunda davacı şirketi kandırdığını, davalı şirkete 527.913,00-TL ödeme yapıldığını ancak davalı şirket yetkilisinin tüm beyanlarının asılsız çıktığını ve birleşen dosya davacısı şirketin dolandırıldığını, davalı şirket yetkilisi... hakkında davacı şirkete yönelik eylemlerinden dolayı Bakırköy ..Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...Esas ...Karar sayılı 30/03/2022 tarihli kararıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü verildiğini, davalı şirket yetkilisi...'ın haksız eylemleri nedeniyle davacı şirketin ödemede bulunduğunu ve davalı şirket yetkilisinin de şirketle beraber sorumlu olduğunu ve sair hususları ileri sürerek 486.613,00-TL tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Birleşen dosya davalıları vekilinin cevap dilekçesinde, birleşen dosya davacısı şirketin sözleşme kapsamında tamamlanan işlerin bedelinin iadesini talep ettiği, davalı şirketin sözleşme kapsamındaki işleri yerine getirdiği, davacı şirketin teşvik belgesiyle birçok devlet teşviğinden yararlandığını, yer tahsisinin sözleşme kapsamındaki işlerden olmadığını, taraflar arasındaki asıl husumetin davalı şirketin eski çalışanı... şahsi husumetiyle davacı şirkete yönelik asılsız beyanlarından kaynaklandığını ve sair hususları savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 20/04/2018 tarihli sözleşme kapsamında yer tahsis belgesi alınıp alınmayacağı, yüklenici davacı şirket yetkilisinin hileli hareketlerle davalı şirket iradesini fesada uğratıp uğratmadığı, asıl dava yönünden bakiye iş bedelinin talep edilip edilemeyeceği ve birleşen dava yönünden ise iş gören davacı şirkete ödenen paranın iadesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmıştır.
4-Hem eser sözleşmesi, hem de vekalet sözleşmesi, taraflardan birinin belirli bir işi görmesi edimini üstlenmesini içerir sözleşmelerdir. Ancak özellikleri itibariyle farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadırlar. Eser sözleşmesi, taraflardan birinin eser meydana getirip teslim etmeyi, diğer tarafın ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir.Vekalet sözleşmesi ise, taraflardan birinin diğer tarafın yararına ve iradesine uygun olarak bir iş görme borcunu bir zaman kaydına bağlı olmaksızın ve nispeten bağımsız olarak üstlendiği fakat sonuç rizikosunu üstlenmediği, buna karşılık diğer tarafın bir bedel üstlenme zorunluluğunun bulunmadığı sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Eser sözleşmesinde bir sonuç meydana getirilmektedir. Vekalet sözleşmesinde ise, işin görülmesinin bizatihi kendisi belirleyici olmaktadır. Yani sonucun edimin ifa edilmiş olmasında etkisi bulunmamaktadır. Eser sözleşmesinde eserin ayıplı imal edilmesi halinde ayıp hükümleri uygulanır. Vekalet sözleşmesinde ise, özen yükümlülüğüne aykırılık belirleyici olmaktadır. Bir diğer ölçüt ise, masraflara iş sahibinin katlanması halinde vekalet, işi görecek olanın katlanması halinde ise eser sözleşmesi söz konusudur. Eser sözleşmesinde sonucun önceden taahhüde elverişli olması gerekir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin vekalet sözleşmesinin unsurlarını taşımakla birlikte bir sonuç ortaya koyulması taahhüt edildiğinden eser sözleşmesi unsurlarını da barındıran karma nitelikte bir sözleşme olduğu ancak sözleşmede yapılacak işlemler itibariyle baskın unsurun vekalet sözleşmesine ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.
Vekalet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502. Ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup; vekil, vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini üstlendiği sözleşmedir.
TBK'nın 505. Maddesi "Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir.
Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz."
506. Maddesi, "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır."
Hükümlerini haizdir.
5-Somut uyuşmazlıkta vekil eden davalı şirket tarafından, davacı vekilin sözleşme kapsamında yer alan yer tahsis izin belgesini almadığını ve bu yöndeki aldatıcı davranışlarıyla sözleşmenin imzalanmış olduğunu ileri sürmüş, bu hususta Bakırköy ..Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren ceza yargılaması dosyasına delil olarak dayanmıştır.
Mahkememizce Bakırköy ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... İddianame nolu 04/02/2021 sayılı iddianamesiyle davacı şirket yetkilisi... hakkında "Soruşturma dosyası kapsamında bulunan tüm bilgi, belge, bulgular ile tanık olarak dinlenilen...nin anlatımları, dekontlar, yazışma çıktılarından şüphelinin üzerine atılı Kamu Görevlileri ile İlişkisi Olduğundan Bahisle Bir İşin Gördürüleceği Vaadiyle Dolandırıcılık, Ticari Faaliyet veya Kooperatif Faaliyeti Sırasında, Kamu Kurum veya Kuruluş, Siyasi Parti, Dernek ve Vakıfların Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçunu işlediği yönünde yeterli şüphenin ve delilin oluştuğu anlaşılmakla.." iddiasıyla kamu davası açıldığı, mahkeme tarafından gerçekleştirilen yargılama sonucunda, Bakırköy...Ağır Ceza Mahkemesi'nin...ihli kararıyla mahkumiyet hükmü kurulduğu, mahkeme gerekçesinde "Mahkememiz nezdinde açılan kamu davasının yapılan açık yargılaması sonucu;...Danışmanlık isimli şirket yetkilisi olan sanığın kendisini müştekiye bakan danışmanı olarak tanıtarak yatırım yeri tahsisi ve teşvik belgesi alınmasını sağlayacağı hususunda hileli hareketlerle müştekiyi dolandırıp menfaat temin ettiği şeklinde gerçekleştiği kanaatine varılan olayda; katılanın aşamalarda, sanığa yatırım teşvik belgesi, danışmanlık bedeli ve ifraz bedeli olarak toplam 527.000 TL para gönderdiği, sonrasında dolandırıldığını anladığı, zararının giderilmediği, şikayetçi olduğuna dair beyanı, tanık ...n, sanığın kendisini müsteşar emeklisi olarak tanıttığı, teşvik belgesini çıkartabileceğini söylediği, katılanın sanık ile anlaşarak teşvik belgesi için sözleşme imzaladıkları, sonrasında sanığın kendilerini oyaladığı ve katılanı dolandırdığını anladıkları beyanı, tanık ...'nin, katılana ait şirketin genel müdürü olduğu, sanığın kendilerine teşvik belgesi için danışmanlık yapacağına dair taahhüt verdiği, sonrasında kendisini ...simli birinin aradığı, sanığın kendilerini oyaladığını, dolandırdığını, hükümlü olduğunu söylediği, bunun üzerine hukuki süreç başlattıkları beyanı, sanığın savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmak amaçlı olduğu nitekim sanık hakkında benzer suçlardan sabıkasının ve soruşturma ve kovuşturma dosyalarının olduğu, banka yazı cevapları, whatsapp yazışmaları, dekontlar, tanık ... nın anlatımları, yukarıda detaylarına yer verilen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın üzerine atılı Nitelikli Dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olmakla suçun işleniş biçimi, zarar miktarı, kastın yoğunluğu nedeniyle TCK nun 61 madde koşulları dikkate alınarak TCK nun 158/2 maddesi delaletiyle TCK nun 158/1-d-h-son maddesi gereğince cezalandırılmasına, Sanığın duruşmadaki tutumu lehine taktiri indirim nedeni kabul edilerek hakkında TCK 62 maddesi gereğince cezasından taktiren 1/6 oranında indirim yapılmasına," şeklinde mahkeme kabulü bulunduğu, verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesi'nin ... Karar sayılı 19/09/2024 tarihli istinaf başvurusunun reddi kararıyla kesinleştiği görülmüştür.
Ceza yargılaması dosyasında alınan 29/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda "Taraflar arasında 635.000,00 TL + KDV tutarında bir hizmet sözleşmesi imzalandığının, bu sözleşmeye dayalı işler yapılırken karşılıklı yükümlülüklerin yerine getirilmesinde sıkıntılar iletişim kopuklukları yaşandığının, Davada sanık olarak yargılanan.... DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Adına...'ın hizmeti tamamladığı halde sözleşmeden ödenmemiş (635.000,00 — 527.613,00) — 107.387,00 TL kalan alacağı için T.C. İZMİR.. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ...esas dosyasında dava açtığının; Davada katılan olarak bulunan ... MAKİNA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Yetkilisi... 'nin.... DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Yetkilisi... hakkında sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirmediği oysa bu iş için vekaletnameler verdiğinin, toplamda 527.913,00 TL ödeme yaptığının, “ticaret ilişkisi nedeniyle ve aynı zamanda hizmet sözleşmesine dayanarak güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılması ve kamu adına dava açılması” talebinde bulunduğunun, Bu hizmet sözleşmesi kapsamında sadece 23.07.2018 tarihinde YATIRIM TEŞVİK BELGESİ alındığı, sanık...'ın katılan şirket adına arsa tahsisi (Yatırım Yeri Tahsisi) konusunda bir çalışması olup olmadığının T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ ANADOLU YAKASI Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nda yapılan sorgulamada müdürlük tarafından verilen cevapta "başkanlığımıza bağlı ilçelerde yapılan araştırma neticesinde herhangi işlem kaydına rastlanmadığı” bilgisinin verildiğinin, Yatırım teşvik mevzuatında Yer Tahsis Ön İzin Belgesi adında bir belgenin olmadığının , Whatsap yazışmalarında gösterilen görsellerin gerçeği yansıtmadığının, burada gösterilen yer ve konumda yatırım gerçekleşmediği"
Şeklinde görüş sunulduğu, bilirkişi raporunun ceza mahkemesi tarafından hükme esas alınmış olduğu görülmüştür.
6-Ceza yargılaması, resen araştırma ilkesinin bulunması, teksif ilkesinin uygulanmaması nedeniyle her türlü delilin her aşamada incelenebilmesi ve usul kurallarının maddi gerçeği ortaya çıkarmak üzere düzenlenmiş olması nedeniyle hukuk yargılamasına göre maddi gerçeğin daha net ve somut olarak ortaya koyulmasına elverişlidir. Bu nedenle her ne kadar hukuk hakimi, ceza hakiminin kusur nitelendirmesiyle bağlı değil ise de, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararında yer alan bir maddi vakıalar hukuk hakimini kesin olarak bağlamaktadır. Ceza mahkemesinin kabulünde olan ve kesinleşmiş bir mahkeme kararına bağlanan maddi vakıanın artık hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.
Somut uyuşmazlıkta Bakırköy ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin...Karar sayılı 14/05/2024 tarihli kararıyla davacı şirket yetkilisi...'ın "...Danışmanlık isimli şirket yetkilisi olan sanığın kendisini müştekiye bakan danışmanı olarak tanıtarak yatırım yeri tahsisi ve teşvik belgesi alınmasını sağlayacağı hususunda hileli hareketlerle müştekiyi dolandırıp menfaat temin ettiği şeklinde gerçekleştiği kanaatine varılan olayda" şeklinde hileli hareketle aldatıcı davranışta bulunulduğunun tespit edildiği görülmüştür.
İrade bozukluğu hâlleri mülga 818 sayılı BK’da “Rızadaki fesat” başlığı altında “Hata”, “Hile” ve “İkrah” olarak 23 ila 31. maddeler arasında hükme bağlanmış iken, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’da ise 30 ila 39. maddeleri arasında “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir.
Kanunlarımızda iradeyi bozan sebepler üç durum olarak hüküm altına alınmış olup, yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) gerçekleşme biçimleri bakımından birbirinden farklıdırlar. Ayrıca irade bozukluğu sadece sözleşmelere özgü bir sakatlık hâli olmayıp, tek taraflı hukukî işlemler için de geçerlidir.
Yanılma (hata); iç irade ile beyan arasında istemeyerek meydana gelen bir uygunsuzluk hâlidir. Diğer bir anlatımla hata, bir hukukî işlem yaparken irade beyanında bulunan kimsenin düşünmediği, arzu etmediği bir husus için istemeyerek iradesini beyan etmesidir. İradesini beyan etmek isteyen kimse, kendi dalgınlığı veya yanlış anlaması sonucunda gerçek iradesini istemediği bir şekilde açığa vurmuş olabileceği gibi; hata, beyanda bulunan kişinin dışında ortaya çıkan bir takım nedenlerden ötürü de olabilir. Böylelikle kişi, gerçek iradesine uymayan bir beyanda bulunarak iradesini sakatlamaktadır. Yanılgıya düşen kişi karşı tarafın bir etkisi veya kusuru olmaksızın iradesine uygun olmayan bildirimde bulunmaktadır.
Aldatma (hile) ise; genel olarak, bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hilede irade sakatlığı iradenin beyanında değil, oluşumunda meydana gelmektedir. İradenin oluşumundaki sakatlık ise kişinin kendisi dışında başka birinin kasıtlı bir aldatma fiiliyle gerçekleşmektedir. Aldatan, sözleşmenin yapılması ve özellikle görüşmeler sırasında, belirli konu ve hususlarda doğru olmayan bilgiler vermekte veya bazı hususları dürüstlük kuralına göre açıklaması gerekirken kasten gizlemektedir. Bu bağlamda, hilenin bizzat sözleşmenin karşı tarafınca yapılabileceği gibi üçüncü bir kişi tarafından da yapılabileceği belirtilmelidir.
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Uyuşmazlık konusu olayda asıl dava yönünden davacı tarafça sözleşme içeriğinin tam olarak ifa edildiği ancak davalı tarafça bakiye borcun ödenmediği ileri sürülmüş ise de, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla sözleşmenin davalının nitelikli dolandırıcılık eylemine konu edilen davranışlarının etkisi altında imzalandığının anlaşıldığı, sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından bir kısım edimlerin ifa edildiği anlaşılmakta ise de sözleşmenin esaslı unsurunun yer tahsisine yönelik olduğu, sözleşmede yer alan "yer tahsis ön izin belgesi" kavramlı bir belge bulunmadığının ceza yargılaması aşamasında tespit edildiği ve yine ceza yargılamasında davacının bu yönde bir çalışma da yürütmediğinin tespit ve kabul edildiği, bu haliyle davacının yatırım teşvikinde arsa tahsis edilmesi ve buna göre gerçekleştirilecek yatırımlar kapsamında devlet desteği alınmasına yönelik bir bütün halinde dolandırıcılık eylemlerine konu davranışlarıyla davalının iradesini fesada uğratarak sözleşmeyi imzalamasına neden olduğu, davalının aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını karşı tarafa iletmesi veya verdiği şeyi geri talep etmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta dava öncesinde davalı tarafça savcılık şikayetlerinde bulunulmuş olması ve icra takibine karşı itiraz dilekçelerinde "Karşı taraf ile aramızda borç doğuran herhangi bir hukuki ilişki olmamakla beraber alacaklı görünen tarafın Bakırköy... Ağır Ceza Mahkemesinde... Esas sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılık suçlaması ile kovuşturulmasına devam edilmektedir." şeklindeki beyana göre davalıların sözleşmeyi onaylamadıklarının açıkça anlaşıldığı, yine davaya cevap dilekçesiyle aldatmaya yönelik savunmada bulunularak davanın reddinin talep edildiği ve davalının savunmasına göre sözleşmenin onanmamış olduğunun kabulü gerektiği, netice itibariyle davalılardan bağlı olmadıkları sözleşmeyle ilgili talepte bulunulamayacağı gibi davacı tarafça sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturan arsa tahsisine yönelik bir çalışma yapılmadığının ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş olup, davacının uyuşmazlık konusu sözleşmeyi nitelikli dolandırıcılık kapsamında olduğu kabul edilen eylemleriyle imzalanmasına yol açtığı, sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturan arsa tahsisine yönelik işlerin yapılmadığının ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğu halde takipte bulunulduğu, bu haliyle davacının kötü niyetli hareket ettiğinin kabulü gerektiği gözetilerek dava konusu talebin %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir.
7-Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; aldatma sonucu imzaladığı sözleşmeyle bağlı olmayan taraf 1 yıllık süre içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi gerekmektedir. Bu hususta bir şekil şartı öngörülmemiş olup dosya kapsamında birleşen dosya davacısı şirket yetkilileri tarafından birleşen dosya davalısı şirket yöneticisi... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve borca itiraz dilekçesinde de açıkça bir hukuki ilişki bulunmadığının belirtildiği, bu haliyle birleşen dosya davacısı şirketin sözleşmeyle bağlı olmadığı gibi bir an için aksi düşünülse bir bu hususun genel hükümlere göre tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmayacağı(TBK 39/2.m) birleşen dosya davacısının, dolandırıcılık eylemine konu davranışlar nedeniyle imzaladığı sözleşmeye istinaden davalı şirkete gönderdiği 486.613,00-TL alacağın iadesini talep ettiği, davalı...Patent ..Ltd.Şti.'nin ortağı ve yetkilisi olan diğer birleşen dosya davalısı...'ın yukarıda açıklandığı üzere dava konusu uyuşmazlık nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verildiği, gönderilen paranın alınmasına neden olan eylemlerin niteliği itibariyle haksız fiil niteliğinde olduğu ve şirketle birlikte haksız fiil eylemini gerçekleştiren...'ın da şirketle birlikte sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek birleşen dosya davacısının 486.613,00-TL ödemesinin iadesini talep edebileceği değerlendirilmiş ve davalı şirkete gönderilen paraların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte birleşen dosya davacısına iadesine yönelik hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
A-Davanın REDDİNE,
B-Davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından reddedilen dava değeri 107.387,00-TL'nin %20'si oranında belirlenen 21.477,40-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
2-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; Davanın KABULÜNE, 486.613,00-TL alacağın birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacak miktarının 300.000,00-TL'sine 31/07/2018, 33.863,00-TL'sine 13/08/2019, 117.750,00-TL'sine 09/07/2019, 35.000,00-TL'sine 16/07/2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
3-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın peşin olarak alınan 1.296,97-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 869,37-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp asıl dosya davalılarına verilmesine,
c-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.360,00TL arabuluculuk ücretinin asıl dosya davacısı... Patent Danışmanlığı Makina Madencilik Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 33.240,53-TL harçtan peşin alınan 8.310,14-TL harcın mahsubu ile bakiye 24.930,39-TL harcın birleşen dosya davalıları... Patent Danışmanlığı Makina Madencilik Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 76.992,10-TL vekalet ücretinin birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınıp birleşen dosya davacısına verilmesine,
c-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 8.310,14-TL harcın birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
d-Davacı tarafça sarf edilen 80,70-TL başvuru harcının birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine,
e-Birleşen dosya davacısı tarafından posta ücreti olarak sarf edilen 173,00-TL yargılama giderinin birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine,
f-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.360,00TL arabuluculuk ücretinin birleşen dosya davalıları... Patent Danışmanlığı Makina Madencilik Tekstil Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, asıl dosya davalısı vekilinin ve birleşen dosya davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
24/10/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır