T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2021/979 Esas
KARAR NO : 2024/411
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/11/2017
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Davacı şirket tarafından İstanbul merkezli ... Saatçilik Dış Tic. İth. İhr. Mümessillik A.Ş.'den 18/10/2014 tarihli fatura ile ...VB ...marka kol saati satın aldığını, sonrasında ... sıra numaralı fatura ile...'ya satışının yapıldığını, söz konusu saatin ...Saatçilik A.Ş.'ne tamir amaçlı gönderilmek üzere sevk irsaliyesi...Servisi A.Ş.'nin Hisarönü Şubesine 03/07/2017 gönderi tarihli kargo ile verildiğini, davacı şirket tarafından verilen kargonun 04/07/2017 tarihinde davalı şirketin... plaka sayılı araçtan hırsızlık neticesinde çalındığını, davacı şirket tarafından müşterisinin mağduriyetini gidermek için ... Saatçilik Dış Tic. A.Ş.'den çalınan saatin yenisinin 26.281,66 TL'ye satın alındığı ve müşteriye verildiğini, saatin güncel fiyatının ise perakende müşteri fiyatı için 12.300,00 CHF, davacı şirket için indirimli satış fiyatının 7.380,00 CHF (İsveç Frangı) olduğunu, kargoda meydana gelen zarar nedeniyle kargo firmasına zararın tazmini için yazılı başvuru yapıldığını, şikayetin işleme alındığının bildirildiğini, ancak şirket tarafından saatin ikinci el olarak değerlendirildiğini bu nedenle istenilen tazminatın ödenmeyeceğinin bildirildiğini bu nedenle ayıplı hizmet sonucu meydana gelen zararın tazmini ve tazmin bedelinin yasal faizi ile birlikte davacı şirkete verilmesini, talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davanın yetkili mahkemede açılmadığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu ,dava konusu kargo taşınması yasaklı olan kargolar arasına girdiğini, davacı tarafından Etiler Şubesine gönderilmek üzere müvekkil şirkete 03/07/2017 tarihinde teslim edilen kargonun müvekkil şirketin aracından hırsızlık neticesinde çalındığını, ancak müvekkilin söz konusu durumda sorumluluğunun bulunmadığını, çünkü davacı tarafından kargonun müvekkile ilk teslim edildiği anda kargo içeriğinin belirtilmediğini, değerli eşya olduğunun söylenmediğini, davalı şirketin taşıdığı kargonun içerisindeki ürünün, kendisine beyan edilmediği takdirde bilinemeyeceğini, bu nedenle davacı kargonun içerisinde bulunduğu iddia edilen üründen sorumlu tutulamayacağını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının çalındığını belirttiği saatin, sıfır bir saat olmayıp 2. el bir saat olduğunu, dolayısıyla kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıya kaybolan kargonun içerisinde bulunduğu belirtilen saatin bedeli ödenecekse bile bunun kaybolan 2. el saat bedeli olacağını, dolayısıyla davacının talep ettiği rakamın ödenmesinin mümkün olmadığını, değerli eşyanın taşınmasının yasak olduğunu, bu hususta müvekkil şirket davacısının zararından mesul olmadığını, aksi kanaatle müvekkil şirketin sorumlu tutulması halinde limit sorumluluğunun uygulanmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; ayıplı taşıma nedeniyle zararın tazmini istemine ilişkin Kısmi Alacak Davasıdır.
Uyuşmazlık ise; davalının üstlenmiş olduğu taşıma işinde kusurunun bulunup bulunmadığı ve bundan doğan zarardan sorumlu olup olmadığı, zararın miktarı, yetki itirazının ve de ıslah dilekçesi sonrası yapılan zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Dava dilekçesi incelendiğinde davacının davasını kısmi dava olarak açtığı, belirsiz alacak davası olarak açmadığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 890/1 maddesi “Birinci ve ikinci kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkilidir.” hükmü uyarınca somut olayda taşıma için teslim edilen yerin İzmir olmasına göre İzmir Mahkemeleri yetkili olduğundan davalı tarafın yetki itirazı yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce aldırılan 21/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu edilen kol saatinin İsviçre patentli orjinal saat olduğu, piyasada satılan saatlerin en üst sekmentlerinden olduğunu, bu saatlerin alıcısı tarafından satan mağazaya götürüldüğünde kullanılış şekli ve yıpranmasına göre her zaman % 20 - % 40 arasında değişen oranda düşük bir bedelle satabileceğini, belirttikten sonra sonuç kısmında "Bu üst segment saatleri satan bayiiler, marka, mağaza, müşteri kurumsallığına dikkat eden ve müşterilerin her türlü saat alışverişlerinde ihtiyaçlarına cevap verebildiğini, kaybolan saatin aynısını veya bir başka marka aynı fiyatlarda yeni saat ile müşteriye teslim edilir." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş davalı bilirkişi raporuna TTK 880 ve 882. Md. Gereğince zararın hesaplanması gerektiğine dair beyanda bulunduktan sonra kargo taşımasında bir kusurunun olmadığı, kusurunun olduğunun kabul edilmesi halinde de TTK md. 882 gereğince çekme bedeli karşılığı bedele hükmedilmesi gerektiğinden bahisle rapora itiraz etmiştir. Rapora itirazında saatin bedeline ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Davacı vekili 30/10/2019 tarihli dilekçesi ile talep sonucunun ıslahı ile HMK 107/2 md. Gereğince alacak miktarının arttırılmasına dair dilekçe verdiğini belirtmiş ise de dava dilekçesi incelendiğinde davacının davasını kısmi dava olarak açtığı, belirsiz alacak davası olarak açmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle arttırılan miktar yönünden ıslah hükümleri uygulanmıştır.
Islah dilekçesinin davalıya tebliği üzerine davalı zamanaşımı definde bulunmuştur.
TTK md. 855/1. fıkrasında;
"Bu kitap hükümlerine tabi taşımalarda yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması halinde istem hakları 10 yılda; diğer zararlarda ise 1 yılda zamanaşımına uğrar" düzenlemesine yer verdikten sonra,
TTK 855/5. fıkrasında;
"Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı;
A) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmiş ise ,
B) Yolcu geç ulaşmışsa,
Taşıyıcının sorumluluğu 3 yılda zaman aşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir.
Zamanaşımı definin değerlendirilmesi için öncelikle TTK 855/5 hükmü gereğince davalının pervasızca bir taşımasının veya ihmalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Dosya içerisinde bulunan davalı çalışanı sürücünün kollukta vermiş olduğu ifade tutanağı incelendiğinde araç sürücüsü beyanında "... ... plaka sayılı ... Marka kamyonumla ... yolu üzerinde orman yolu İETT otobüs durağında ihtiyaç gidermek için durarak yan taraftaki yeşil alana gittim..." şeklinde beyanda bulunduğu, buna göre davalı çalışanı sürücünün kendisine mahsus bulunmayan güvenlik açısından problem olabilecek ve tenha bir yerde aracını durdurduğu, 3. Şahıslar tarafından hırsızlık yapılabilecek süre kadar aracın gözetiminden uzaklaştığı ve zararın da bu suretle gerçekleştiği anlaşıldığından davalının pervasızca taşımada bulunduğu ve ihmalinin bulunduğu kabul edilerek zamanaşımı süresi yönünden TTK md. 855/5 hükmü gereğince somut olayda 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı kabul edilerek davalının zamanaşımı defi mahkememizce kabul edilmemiştir.
Mahkememizce aldırılan 03/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; SDR, yani Özel Çekme Hakları, uluslararası bir para birimidir. IMF'nin kurduğu SDR tarafından çıkarılmaktadır. 5 farklı para birimine göre değeri belirlenmekte ve değeri her gün güncellenmektedir.
Kargo hesaplama modellerinde ağırlık ve hacimden (desi cinsinden) hangisi büyükse o veri dikkate alınmaktadır. Küsuratlı değerler 0,5 den düşükse alt tam sayıya , fazla ise üst tam sayıya yuvarlanmaktadır. Belge detayından kargonun ağırlığının 1 kg olarak değerlendirildiği anlaşılmıştır.
03.07.2017 Tarihindeki TCMM SDR (Özel Çekme Hakkı) değeri 4,9099 TL na karşı gelmektedir. Kargonun tamamının kaybolması nedeniyle TTK gereği kargonun değerinin 8,33 SDR karşılığı 40,90 TL olarak düşünülebileceği değerlendirilmektedir.
Dosya muhteviyatındaki belgelerden dava konusu kargonun değerli kargo olarak beyan edilmediği /kayda alınmadığı, Kargonun standart kargo statüsünde taşındığı, kargo taşıma ücretinin buna göre belirlendiği, Kargo ağırlığının 1 kg olarak kaydedilmesi göz önüne alınarak kargonun kaybı nedeniyle belirlenebilecek değerinin TTK kapsamında 8,33 Özel Çekme Hakkı (SDR) olabileceği, olay tarihindeki SDR kur değerinin 4,9099 olması nedeniyle olay tarihindeki kargo değerinin 40,90 TL olabileceği yönünde kanaat belirtildiği görülmektedir.
Mahkememizce aldırılan 28/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda;
Davalı şirket bünyesinde çalışan sürücünün kendisine mahsus bulunmayan güvenlik açısından problem olabilecek ve tenha bir yerde aracını durdurduğu, 3. Şahıslar tarafından hırsızlık yapılabilecek süre kadar aracın gözetiminden uzaklaştığı ve zararın da bu suretle gerçekleştiği sabit olduğundan davalının pervasızca taşımada bulunduğu ve böyle bir zararın meydana gelmesinde ihmalinin bulunduğu kabul edilerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 886 ncı maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı değerlendirilmektedir.
Davalının, pervasızca taşımada ve böyle bir zararın meydana gelmesinde ihmalinin bulunduğu dikkate alındığında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 880 inci maddesi gereğince 7.380-İsviçre Frangı tazminat ödemekle sorumlu olduğu yönünde kanaat belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; ihtilafın çözümünde nazara alınması gereken kanun maddeleri TTK 878 ve devamı maddeleridir.
Taşıyıcı sıfatıyla kargo şirketlerinin alıcıya/göndericiye karşı başta TTK olmak üzere, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve Karayolu Taşıma Yönetmeliği uyarınca eşyanın taşınmasından kaynaklanan birtakım sorumlulukları bulunmaktadır. TTK’nın taşıyıcının sorumluluğu başlıklı 875. maddesinin 1. fıkrası gereği, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyanından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyanın sorumluluğu noktasında TTK’ya paralel düzenlemeler içeren KTK’nın 9. maddesi gereğince, kargo işletmeciliği yapanların, eşyayı teslim aldıkları andan teslim edilinceye kadar eşyanın tamamı ve kısmen kaybından ve vuku bulacak hasarlarından korunmasından sorumlu oldukları hüküm altına alınmıştır. Aynı şekilde Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 40. maddesinin 9. fıkrasında taşıyıcıların eşyayı, teslim aldıkları andan teslim edinceye kadar, eşyanın tamamen veya kısmen kaybından, zayiinden, hasara uğramasından, çalınmasından, güvenliğini sağlamaktan, teslim aldıkları şeklini muhafaza etmekten, korunması ve taşınmasından sorumlu oldukları düzenleme alanı bulmuştur. Eşyanın kısmen veya tamamen ziyaı olması hâlinde ise, TTK’nın 880. maddesi uyarınca taşıyıcının tazminat ödeme yükümlülüğü ortaya çıkmaktadır.
Taşıyıcı, esyanın tamamen veya kısmen hasarından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 880 inci maddesi gereğince belirlenecek olup bu tazminat, esyanın hasara ugraması halinde, onun tasınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız degeri ile hasarlı degeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında esyanın degerinin piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari degerine göre tayin edilecegi belirlenmistir. Esya, tasınmak üzere teslimden hemen önce satılmıssa, satıcının faturasında tasıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı oldugu varsayılır.
Bu şekilde belirlenerek ödenecek tazminat ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 882 nci maddesine göre, 880 ve 881 inci maddeleri uyarınca, gönderinin net olmayan agırlıgının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karsılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı halinde tasıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı degerini kaybetmisse tamamının, gönderinin bir kısmı degerini kaybetmisse, degerini kaybeden kısmının, net olmayan agırlıgının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karsılayan tutar ile sınırlıdır. Özel Çekme Hakkı, eşyanın tasıma amacıyla tasıyıcıya teslim edildigi tarihteki veya taraflarca kararlastırılan diger bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen degerine göre Türk Lirasına çevrilir. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 886 ncı maddesi uyarınca tasıyıcı veya aynı Kanunun 879 uncu maddede belirtilen kisiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranısla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle islenmis bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır.
Dava konusu olayda Davalı şirket bünyesinde çalışan sürücünün kollukta vermiş olduğu ifadesinde "... ... plaka sayılı ... Marka kamyonumla Hastal-Kemerburgaz yolu üzerinde orman yolu İETT otobüs durağında ihtiyaç gidermek için durarak yan taraftaki yeşil alana gittim..." şeklinde beyanda bulunduğu, buna göre Davalı şirket bünyesinde çalışan sürücünün kendisine mahsus bulunmayan güvenlik açısından problem olabilecek ve tenha bir yerde aracını durdurduğu, 3. Şahıslar tarafından hırsızlık yapılabilecek süre kadar aracın gözetiminden uzaklaştığı ve zararın da bu suretle gerçekleştiği sabit olduğundan davalının pervasızca taşımada bulunduğu ve ihmalinin bulunduğu kabul edilerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 886 ncı maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı değerlendirilmekle, hükme esas alınabilir ve denetime elverişli olduğu anlaşılan 28.08.2023 tarihli Bilirkişi Raporu esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.Davanın KABULÜ ile;
26.281,66-TL'nin 10.000,00-TL'lik kısmına dava tarihi olan 30/11/2017 tarihinden, 16.281,66-TL'sine ıslah tarihi olan 30/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek Yasal Faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.795,30-TL tamamlama harcı 170,77-TL'nin ve ıslah ile alınan 278,06-TL 'nin mahsubu ile 1.346,47-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3- Davacı tarafından yatırılan 170,77-TL ve ıslah ile alınan 278,06-TL harçların davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL Vekalet Ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davacı tarafından yapılan 2.700,00-TL bilirkişi ücretinin ve 310,50-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 3.010,50-TL Yargılama Giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Taraflarca yatırılan Gider Avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 09/05/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim...
¸e-imza