T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/17 Esas
KARAR NO: 2023/219
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 06/01/2022
KARAR TARİHİ: 14/03/2023
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; 05.03.2021 tarihinde davacı müvekkili...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile Antalya İli ... Caddesini takiben... Caddesi istikametine seyir halinde bulunduğu esnada,... sokak kesişiminde, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir aracın dikkatsiz, tedbirsiz ve trafik kurallarına aykırı bir şekilde .. sokağı takiben gelip geçiş önceliği kurallarını ihlal ederek müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması neticesinde davaya konu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu trafik kazasında müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bu sebeple bakıcı ihtiyacı doğduğunu, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacı müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet veren kazada plakası ve kimliği tespit edilemeyen sürücünün dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, kazaya kusuru ile sebebiyet veren araç sürücüsünün plakası ve kimliğinin, kolluk kuvvetlerine haber vermeden olay yerinden ayrılması sebebiyle tespit edilemediğini, mezkur kaza sonrasında kaza tespit tutanağı da tutulamadığını, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın... Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma yürütüldüğünden, anılan soruşturma dosyası kapsamında, kazaya kusuru ile sebebiyet veren sürücü hakkında 02.11.2021 tarihli “Daimi Arama Kararı” düzenlendiğini, söz konusu olay neticesinde müvekkilinin bacak kemiklerinde parçalı kırıklar başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde çok sayıda kırık, yaralanma, ezilme ve berelenmeler meydana geldiğini, kazaya tam ve asli kusuruyla sebebiyet veren aracın sigortalısı ve sigortayı yaptırmakla sorumlu olan kişi veya kişiler tespit edilemediğinden Güvence Hesabının müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların tazmininden ve varsa diğer sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğunu, davacı müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların tazmini için gerekli bilgi ve belgelerle birlikte davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, işbu başvuru neticesinde davalı sigorta şirketi nezdinde... nolu hasar dosyası oluşturulduğunu, işbu hasar dosyası kapsamındaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, söz konusu hasar dosyası kapsamında müvekkiline kısmi ödeme yapıldığını, davalı Sigorta Şirketince yapılan ödemenin müvekkilinin uğradığı zararları karşılamaktan uzak, fahiş miktarda eksik ve yetersiz olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik, 9.800,-TL, Geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik, 100,-TL, Bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik, 100,-TL olmak üzere toplam 10.000-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, değer arttırım dilekçesi ile; fazlaya ilişkin ve başkaca sorumlulara karşı her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK madde 107/2 uyarınca; başlangıçta 9.800-TL olarak belirttikleri sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 162.347,61-TL olmak üzere artırılmasına, başlangıçta 100-TL olarak belirttikleri geçici iş göremezlik tazminatı talebimini 25.433,10 -TL olmak üzere artırılmasına, 100-TL olarak belirttikleri bakıcı gideri tazminatı taleplerini 3.577,50-TL olmak üzere artırılmasına, ve Fazlaya ilişkin ve başkaca sorumlulara karşı her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 25.433,10-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 162.347,61-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.577,50-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere TOPLAM 191.358,21–TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı yandan alınarak müvekkili davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı taraf, 05/03/2021 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen trafik kazası ve neticesinde maluliyet oluştuğunu, şüpheye mahal vermeyecek şekilde, kesin olarak ispat ile yükümlü olduğunu, davacı tarafın iddiasına konu trafik kazasına ilişkin belgelerin incelemesinde, davacının maluliyetinin 05/03/2021 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen trafik kazasından meydana geldiği hususu net ve somut , kesin deliller ile ispatlanmadığını, davacı tarafın, iddialarına konu 05/03/2021 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak kaza gününde herhangi bir tutanak düzenlenmediği ve hiçbir mercie müracaatta bulunulmadığı görüldüğünü, kazadan 3 gün sonra polis merkezine yapılan müracaatta, 05/03/2021 günü...'un plakası tespit edilemeyen bir aracın çarptığı ve olay yerinden kaçtığı gerekçesi ile şikayetçi olduğunun görüldüğünü, bu ifade dışında kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu hususunda kamera kaydı vb. gibi somut deliller bulunmadığını, oysa, TMK md 6 uyarınca, ".. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu," bu nedenle, davacı, 05/01/2021 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen trafik kazası neticesinde zarara uğradığını ispat külfeti altında olduğunu,HMK 'nın takdiri delil olarak kabul ettiği tanık ifadeleri, davacının iddiasını ispata elverişli delil olmadığını, kazanın, kamera kaydı gibi kesin ve somut deliller ile ispatlanması, kazanın oluş şeklinin ve varlığının aydınlatılması gerektiği, ancak hazırlık dosyasında yer alan " Görüntü İnceleme Tutanağı"nda kamera açılarının kaza anını görmediği tespit edildiği, kaza anına ait kamera kaydı bulunmadığını,Davacının beyanında,... adlı şahsın olayı gördüğü bilgisinden bahsedildiğini,...'in 16/04/2021 tarihinde verdiği ifadede ise, ... Market isimli işyerinde çalıştığı sırada bir ses duyup dışarı çıktığını ve olay yerinde herhangi bir araç olmadığını, aracı görmediğini beyan ettiğini, davalı güvence hesabı, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru ile sorumlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmediğini ve yukarıdaki savunmaları saklı kalmak kaydı ile, davacının zararının plakası tespit edilemeyen motorlu trafik aracı nedeni ile meydana geldiği kabul edilse dahi, bu durumda da, davalının güvence hesabı, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru ile sorumlu olduğunu, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabilecek ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirkete, yasaya uygun bir müracaat yapılmadığından, müvekkil şirket yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, dolayısıyla müvekkili şirket, temerrüde düşmediği gibi, davanın açılmasına da sebebiyet vermediğini, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını talep etmiştir.
DELİLLER: Kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası, sağlık kurulu raporu, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Mahallinde düzenlenen keşif sonucunda tarafların kusur durumlarının tespiti için yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapora göre; "...Keşif sırasında tarafımdan yapılan kaza yı mesi, taraf ve tanık ifadesi ve fotoğraflamak suretiyle yapılan tespit ve incelemeler neticesinde elde edilen verilerden, kaza yerinin konumu ve mahal şartları dikkate alınarak olay değerlendirilip yukarıdaki kaza oluşumunun irdelenmesi kısmında açıklamış olduğum hususlar sebebiyle meydana gelen yaralanmalı trafik kazasında, - Plakası ve s tespit edilemeyen araç sürücüsünün
Kazanın oluşumuna etken kural dışı davranışlarının 2918 sayılı Karayolları Trafik Yönetmeliğinin,
109/B-8 =Trafik zabıtası, trafik işaret levhası ve ışıklı işaret cihazları bulunmayan kavşaklarda dönüş yapan ler doğru geçmekte olan araçlara ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar.” maddesi ile birlikte,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun,
57/b-4= Trafik zabıtası veya trafik işaret levhası ve ışıklı işaret cihazları bulunmayan bölünmüş yola çıkan sürücüler bu yoldan geçen araçlara geçiş hakkını vermek zorundadırlar, maddesi ile,
57/1-A = "Kavşağa yaklaşan sürücüler, kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar” maddesinin ihlali niteliğinde olduğu,
-... plaka sayılı motosiklet sürücüsü...'nin ise,50 km/s hız limitli bölünmüş yol konumundaki ... caddesi üzerinden düz seyirle gelerek ...sokak kavşağına girdiği sırada aracının darbeyi alan kısmından da anlaşılacağı üzere sağ tarafındaki...sokak üzerinden düz seyirle gelerek her hangi bir durma, duraklama ve etkin fren tedbirine başvurmadan seyir şeridine giren plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç ile aralarında kazayı önleme adına yeterli süre ve mesafe olmadığından dolayı geç kaldığı sola doğru manevra tedbirinden başka alabileceği her hangi bir tedbir olmadığından kazanın oluşumuna etken kural dışı davranışının olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişilik Daire Başkanlığının yayınlamış olduğu Bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeler ve bilirkişi raporlarında bulunması gereken standartlar başlığı altındaki yazısının 27.maddesindeki,
Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmeyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli/tali kusurlu, kusursuz, yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeyi ifade eder, şeklindeki kararına istinaden tarafımdan kusur oranı konusunda değerlendirme yapılamamış olup, hukuki nitelendirme ve değerlendirmenin Sayın Hakimliğinizin takdirinde olduğunu belirtir tarafımdan üç suret olarak düzenlenmiş bilirkişi raporumu saygı ile arz ederim..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Davacının maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapora göre; "...1. Bu bulgulara dayanılarak 10.06.1979 doğumlu...'nin 05.03.2021 tarihli trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle oluşan engellilik oranı olay tarihinde yürürlükte olan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelikten (Resmi Gazete, 20.02.2019, 30692 sayı)” faydalanılarak hesaplandığında;
- Bölüm: Kas-İskelet Sistemi
3. Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Engellilik Oranları Tablo 3.10- Ayak bileği eklemi hareket kısıtlılığına bağlı engellilik.
Ekstansiyon — Hafif — 10-0 derece arızasına bağlı alt ekstremite engellilik oranı: %7
Tablo 3.11- Topuk hareket kısıtlılığına bağlı engellilik.
İnversiyon — Hafif — 10-20 derece arızasına bağlı alt ekstremite engellilik oranı: %2
Tespit edilen alt ekstremite engellilik oranları Balthazard formülü uygulanarak kombine edildiğinde alt ekstremite engellilik oranı %8,9 olarak bulunmuştur.
Şahısta olaya bağlı olarak meydana gelen sağ ayak bileği hareketlerindeki kısıtlılığa bağlı Alt Ekstremite Engellilik Oranı “Tablo 3.2- Alt ekstremite engelliliğinden kişinin engellilik oranının hesaplanması.” tablosuna göre hesaplandığında alt ekstremitesindeki arızası nedeniyle kişinin engellilik oranı %5 (beş) olarak bulunmuştur.
2. Şahsın kemik kırıklarına bağlı tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) ay olarak kabulünün uygun olacağı, ancak kesin iyileşme süresinin varsa kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır.
3. Şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı, olaya bağlı yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin olay tarihinden itibaren 1 (bir) ay olarak kabulünün uygun olacağı kanaatine varılmıştır..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 03/01/2023 tarihli raporun sonuç kısmına göre ; "...1-05.03.2021 tarihli kazanın meydana gelmesinde meçhul aracın sürücüsünün etken olduğu, motosiklet sürücüsü davacının etken olmadığı,
2-Davacının %5 oranında maluliyet derecesine göre geçici iş göremezlik tazminatının 25.433,10.-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 162.347,61.-TL, bakıcı giderinin 3.577,50.-TL tutarında hesaplandığı,
3-Hesaplanan tazminatların, ödeme talebinin ret edildiği 11.12.2021 tarihinde muaccel hale geldiği, görüş ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, davacının uğradığı trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici iş gücü kaybı zararı ile bakıcı gideri zararının tazmini talepli maddi tazminat davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 05/03/2021 tarihinde trafik kazası geçirdiğini, davacının kendisine ait ... plaka sayılı motosikleti ile seyir halinde giderken plakası tespit edilemeyen bir aracın kendisine çarpması nedeniyle yaralandığını, kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün ve araç plakasının tespit edilemediğini, davalı Güvence Hesabı'nın Sigortacılık Kanunu uyarınca bedensel zarardan sorumlu olduğunu, dava öncesi yapılan ödemenin davacı zararını karşılamaya yeterli olmadığını ileri sürerek davacının dava konusu kaza nedeniyle uğradığı sürekli iş gücü kaybı, geçici iş gücü kaybı ve bakıcı gideri ihtiyacından kaynaklanan maddi zararlarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2-Davalı Güvence Hesabı vekilince sunulan cevap dilekçesinde davacının dava konusu yaralanmasının trafik kazası sonucu oluştuğunu kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini, davacının kazanın 3 gün sonrasında kolluk kuvvetlerine müracaat ettiğini, davalının geçici iş gücü kaybından ve tedavi masraflarından sorumlu olmadığını ve sair itirazları ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
3-Davacı tarafça dava dilekçesinde dava öncesi ödeme yapıldığı şeklinde bir beyan yer almakta ise de dosya kapsamında dava öncesinde davacıya ödenmiş bir tazminat bulunmadığı görülmüştür.
4-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunun Güvence Hesabı başlıklı 14. maddesi "Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ...Sigorta, ...ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabı oluşturulur. Hesaba;
a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,
b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,
c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,
ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için,
d) Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için, başvurulabilir." hükmünü içermektedir.
Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9. maddesine göre trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu zararları teminat altına alınmaktadır. 2918 sayılı KTK'nın 91. maddesinde motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9.maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulabileceği düzenlenmiştir. Buna göre rizikonun meydana geldiği tarihte 2918 sayılı kanun gereğince ZMMS bulunmayan, ya da sigortası olup da sigortalısı belirlenemeyen kazalar neticesinde kişiye gelen bedensel zararlar için güvence hesabı oluşturulacağı ve bu tip zararlardan dolayı Güvence Hesabının sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Güvence Hesabının sorumluluğu rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları ile sınırlıdır.
5-Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
6-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
7-Somut olayda davalı tarafça maluliyetin trafik kazası sonucu gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerektiği savunulmuş olup, dosya arasına alınan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde davacının 16/04/2021 tarihli şikayet beyanının yanında ayrıca bilgi...'in de davacının beyanlarını doğrular nitelikte beyanda bulunduğu, yine yargılama sırasında kaza mahallinde keşif sırasında dinlenen tanık ...ın da dava konusu trafik kazasının gerçekleşme şekline dair davacı iddialarını doğrulayan beyanda bulunduğu, dosya kapsamının bir bütün halinde incelenmesinde davacının yaralanmasının kaza anlatımı ile de uyumlu olduğu dikkate alınarak kazanın plakası tespit edilemeyen bir aracın karışması sonucu oluştuğu yönünde gerekli ispatın sağlandığı değerlendirilmiştir.
8-Mahkememizce davacı ile davalı arasındaki zarar uyuşmazlığının belirlenmesinde öncelikle haksız fiilin kusur unsuru yönünden inceleme yapılmıştır.
Mahkememizce Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat yoluyla yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu 20/06/2022 tarihli adli trafik bilirkişi raporu düzenlenmiş olup, raporda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde tam kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ise kazanın gerçekleşmesinde kusurlu davranışının bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş, rapora karşı davalı tarafça itirazda bulunulmadığı gibi mahkememizce yapılan incelemede de dava konusu kazada dava dışı plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün tedbirsiz olarak ara sokaktan çıktığı, davacının bölünmüş yolda devam eden seyrine dikkat etmeyip doğrudan yola girmesi nedeniyle kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalı Güvence Hesabı'nın 2021 yılı için belirlenen KZMMS poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere zararın tamamından %100 kusur oranında sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
9-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Mahkememizce davacı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na sevk edilmiş, dosyaya sunulan 13/06/2022 tarihli maluliyet raporuna göre davacının dava konusu kaza nedeniyle %5 oranında sürekli iş gücü kaybı, 9 ay süreli geçici iş gücü kaybı ve 1 ay süreyle bakıcı ihtiyacı duyacağı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Maluliyet raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillerince süresi içerisinde maluliyet raporuna karşı itiraz ileri sürülmemiştir.
Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede, maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, maluliyet oran ve sürelerine yönelik davalı itirazı bulunmadığından bu sürelerle ilgili davacının kazanılmış hakkı oluştuğu gözetilerek maluliyet raporunda belirlenen oran ve süreler hükme esas alınmıştır.
10-Dosyada kusur ve maluliyete ilişkin hüküm kurmaya elverişli delillerin toplanması sonrasında dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiştir.
Dosyaya sunulan 03/01/2023 tarihli aktüerya raporuna göre davacının maluliyet oranı, geçici iş gücü kaybı süresi ve bakıcı ihtiyacı süresine istinaden TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama neticesinde davacının sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan zararının 162.347,61-TL, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının 25.433,10-TL, bakıcı giderinden kaynaklanan maddi zararının ise 3.577,50-TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı tarafça rapora karşı bir itiraz sunulmamış, davalı vekili ise itiraz dilekçesinde davalı Güvence Hesabının bir kısım tazminat kalemlerinden sorumlu olmadığı, davacının koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafık kusur indirimi uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulduğu görülmüştür.
Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 tarih, ... Karar sayılı ilamında, "Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı TBK 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
İtiraz hakem heyetince, davacının dizlik takmaması nedeniyle % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı ve itirazın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle itiraz başvuru ücretinin % 50’sinin davacıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Koruyucu ekipman olarak dizlik, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde düzenlenmediğinden müterafik kusur indirimi yapılmaması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre; müterafik kusur indirimi yapılması doğru görülmediğinden itiraz başvuru ücretinin % 50’sinden davacının sorumlu tutulması da doğru değildir."
Her ne kadar Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin eski tarihli uygulamasında motosiklet kullanıcılarının korucuyu elbise veya dizlik kullanmaması nedeniyle maluliyetin oluştuğu bölgeler de dikkate alınarak müterafık kusur indirimi uygulanması gerektiği yönünde kararlar bulunmakta ise de, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin mahkememiz kararı tarihi itibariyle yukarıda bir kısmı alıntılanan en güncel uygulamasında önceki tarihli bu uygulamanın terk edildiği, Karayolları Trafik Kanunu'nda ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde düzenlenmeyen koruyucu tertibatın kullanılmamasından dolayı müterafik kusur indirimi uygulanamayacağı yönünde görüş değiştirildiği görülmüş olup, mahkememizce yapılan değerlendirmede de, müterafik kusur indirimi uygulanabilmesi için zarar görenin yasa veya yönetmelik hükümlerine göre kullanılması gereken bir araç veya gereci kullanmaması ve bunun zararın artmasına neden olması gerektiği, bu haliyle yasal olarak zorunluluk bulunmayan dizlik veya koruyucu elbise kullanımı gerçekleştirilmemesinin tek başına zararın artış nedeni olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek Yargıtay'ın güncel uygulaması doğrultusunda müterafik kusur indirimi uygulanmamıştır.
Davalı tarafın diğer itiraz ve beyanlarının incelenmesinde, SGK tarafından dosyaya sunulan müzekkere cevabında davacıya geçici iş göremezlik nedeniyle tazminat ödemesi yapılmadığının belirtildiği, geçici iş göremezlik süresi boyunca davacının iş gücünü tamamen kaybedeceği kabul edilerek meydana gelen zararın KZMMS genel şartlarına göre sigorta şirketi ve dolayısı ile Güvence Hesabı sorumluluğunda olduğu, yine bakıcı gideri zararının da maluliyetten kaynaklanması nedeniyle davalı sorumluluğunda olduğu gözetilerek davalının diğer itirazları da yerinde görülmemiş ve bilirkişi raporu ile tespit edilen zarar miktarları hükme esas alınmıştır
11-Davacı vekili 05/01/2023 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini toplam 191.358,21-TL'ye yükseltmiştir. Dava, 6100 sayılı HMK'nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, talep artırım dilekçesi ile birlikte zararın tümü yönünden temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği, dava öncesi davacı tarafça davalıya yapılan yazılı başvurunun 10/12/2021 tarihinde ulaştığı, 8 iş günü yasal süre sonrasında 23/12/2021 tarihinde temerrüt gerçekleştiği gözetilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmiştir.
Davacı tarafça tazminat miktarlarına avans faizi işletilmesi talep edilmiş ise de davalı Güvence Hesabı'nın sorumluluğu zarar verenin sorumlu olduğu esaslar dahilinde olup, zarar veren aracın ticari nitelikte olduğuna dair dosyaya giren somut bir delil bulunmadığı, bu haliyle yasal faizin üzerinde faiz oranı uygulanması gerektiği hususundaki ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu ve bunun yerine getirilmediği dikkate alınarak zarar veren aracın ticari nitelikte olduğu ispat edilemediğinden yasal faiz oranına hükmedilmiştir.
12-Mahkememizce davanın tam kabulüne karar verilmiş ise de, bakıcı gideri zararına ilişkin olarak kurulan hükümde 3.577,50-TL yazılması gerektiği halde hüküm fıkrasında sehven "3.557,50-TL" yazıldığı, bilirkişi raporunda 3.577,50-TL zarar hesaplaması yapıldığı ve mahkememizce de bu tutar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği halde sehven 20,00-TL eksik yazılmış olduğu, açık yazım hatası nitelikte olan bu eksikliğin tashih yoluyla giderilebileceği gözetilerek bu hususta tashih şerhi hazırlanmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, 25.433,10-TL geçici iş gücü kaybı zararından, 162.347,61-TL sürekli iş gücü kaybı zararından ve 3.557,50-TL bakıcı gideri zararından kaynaklanan toplam 191.338,21-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarlarına 23/12/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.070,31-TL harçtan peşin olarak alınan 80,70-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 620,00-TL harcın mahsubu ile geri kalan 12.369,61-TL. 'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 29.700,73-TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL. ile tamamlama harcı olarak yatırılan 620,00-TL toplamı 700,70-TL. harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL başvuru harcı ile 185,00-TL posta ve tebligat ücreti, 2.256,00-TL bilirkişi ücreti, 571,90-TL keşif harcı, 250,00-TL keşif araç ücreti olarak sarf edilen toplam 3.343,60-TL. yargılama giderinin ve Ege Üniversitesinin sağlık kurulu fatura bedeli olarak davacı tarafından yatırılan 770,00-TL toplamı 4.113,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/03/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Tashih Şerhi
Mahkememiz ... Karar sayılı 14/03/2023 tarihli kararının 1 nolu hüküm fıkrasında yer alan bakıcı gideri zararına ilişkin olarak mahkememiz dosyasında alınan bilirkişi raporunda 3.577,50-TL zarar hesaplaması yapıldığı, davacı vekilinin dava değerini bu miktar üzerine yükselttiği ve mahkememizce davanın tam kabulüne karar verildiği, ancak karar yazımı sırasında sehven "7" rakamı yerine "5" rakamının yazılmış olması nedeniyle eksik hüküm kurulduğu, yapılan hatanın dosya kapsamı dikkate alındığında yazım hatası niteliğinde olduğu gözetilerek tashih yoluyla düzeltilebileceği anlaşıldığından yazım hatasından kaynaklanan hatanın düzeltilmesine dair aşağıdaki şekilde hükmün tashihine karar verilmiştir.
Karar;
Mahkememiz ... Karar sayılı 14/03/2023 tarihli kararının 1 nolu hüküm fıkrasında yer alan "3.557,50-TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak aynı yere "3.577,50-TL" ibaresinin eklenmesine, aynı hüküm fıkrasında yer alan "191.338,21-TL" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak, aynı yere "191.358,21-TL" ibaresinin eklenmesine,
Hükmün bu şekilde tashihine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 304. Maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu esas hükümle birlikte istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/05/2023
Katip...
E imza ¸
Hakim ...
E imza