T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/417 Esas
KARAR NO: 2024/437
DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ: 30/05/2016
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait, ... Sanayi ve Ticaret Aş'nin kullanımına tahsis edilen... plakalı aracın 28/09/2015 tarihinde davalı şirkete ait otoparka dolan yağmur sularının içinde kaldığını, aracın tüm aksanının zarar gördüğünü, İzmir... SHM'nin ...D.İŞ sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00.-TL hasar bedeli, 200,00.-TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 15.200,00.-TL alacağın ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ie bilirkte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetkiye yönelik olarak itirazda bulunduklarını, yetkili mahkemenin Adana ATM olduğunu, esas yönünden ise davaya konu aracın şirket çalışanı ... tarafından müvekkili şirkete ait otoparkın bodrum katına park edildiğini ve aracın ahatarının talep edilmesine karşın müvekkili şirket çalışanlarına teslim edilmediğini, sel nedeniyle otoparkta bulunan tüm araçların tahliye edidiğini ancak anahtarı bulunmayan davacı aracının tahliye edilememesi nedeniyle çekilemediğini, bu nedenle selden etkilendiğini, müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, bu nedenle davanın öncelikle yetkisizlik kararı ile Adana ATM'ne gönderilmesini, aksi taktirde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, otoparka bulunan davacının maliki olduğu aracın sel basması nedeniyle zarara uğradığından bahisle maddi tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkememizin yetkili olduğunun belirlenmesinden sonra yapılan yargılama neticesinde 09/05/2019 tarihinde; "Davanın kabulü ile 24.000,00.-TL hasar, 900,00.-TL kazanç kaybı bedeli toplamı 24.900,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, " karar verildiği, verilen kararın davalı tarafından istinaf kanun yoluna taşındığı, istinaf incelemesini yapan İzmir BAM... H.D. ... Karar sayılı ilamı ile; " Somut olayda,ilk derece mahkemesince 12/12/2019 tarihli duruşmada bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliği ile tebliğden itibaren iki haftalık süre verilmesine karar verilerek duruşmanın 09/05/2019 tarihine ertelendiği; davalı vekilinin tarihi zuhulen 12/12/2018 olarak yazıldığı anlaşılan dilekçe ile 09/05/2019 tarihli duruşmaya ilişkin olarak mazeret dilekçesini verdiği ve dosya numarasını da bildirmek suretiyle o dosyanın duruşmasına katılacak olması nedeniyle eldeki davanın duruşmasına katılamayacağını beyan ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin gerekçeli olarak düzenlenmiş mazeret dilekçesi, duruşmada hazır olan davacı vekilinin beyanı sorulmadan ve gerekçesiz olarak "mazeret talebinin reddine" karar verilerek devam edilen yargılamada aynı celse davanın esastan sonlandırılarak kabulüne karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunun tebliğinden sonraki ilk duruşmada davalı vekilinin mesleki mazeret beyanının doğru olmadığı yönünde bir bilgi, beyan ve itiraz olmadığı halde gerekçesiz olarak mazeretin reddine karar verilerek davanın karara çıkartılması hukuki dinlenilme hakkının ihlalini oluşturur. Kaldı ki, davalı vekilinin duruşmanın yokluğunda tamamlanması şeklinde bir beyanı olmadığı gibi karar tarihinde yürürlükte olan HMK 184 ve 186 maddeleri uyarınca tahkikatın sonlandırılması ve sözlü yargılamaya ilişkin hükümleri uygulanmadan karar verilmiş olması da yerinde değildir.
Davalı vekili 09/05/2019 tarihli duruşmaya mesleki mazeretini içerir dilekçe vererek katılmayacağını bildirmiş bulunmakla, mahkemece davalı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilmek suretiyle yeni duruşma günü belirlenerek yargılamaya devamla hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken davalının iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu yaratacak şekilde yargılamaya devam edilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Bilindiği üzere; 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş” olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Maddi olayda olduğu gibi davalının iddia ve savunma hakkına aykırı olacak şekilde yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendi kapsamında değerlendirilmelidir. " gerekçe göstererek mahkememizin hükmünü kaldırdığı görülmüştür.
Kaldırma ilamı öncesi aldırılan bilirkişi raporunda özetle;
"•Davacı şirkete ait ... plaka sayılı aracın içine 28.09.2015 tarihinde,
davalı şirkete ait otoparka dolan yağmur sularının girmesi sonucunda hasarlandığı,
•Davacı tarafa ait ... plaka sayılı araçta yedek parça ve işçilik olmak
üzere toplam 38.055,00.-TL (KDV Dahil) hasar meydana geldiği,
•Dava konusu ...plaka sayılı aracın, olay öncesi ikinci el piyasa rayiç
değerinin 40.000,00.-TL ve sovtaj (hurda) değerinin 16.000,00.-TL olduğu,
•Yargıtay... Hukuk Dairesi, 18.05.2016 tarih,... Karar
Nolu kararında; “…..dairemiz uygulamasına göre hasar bedeli, araç rayicinin %50’sini aştığından aracın tamirinin ekonomik olmadığı açıktır. Bu durumda, bilirkişiden ek rapor alınıp, araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, eksik incelemeye dayalı verilen hükmün bozulması gerekmiştir” hükmünü içerdiği,
Bu bağlamda; kaza sonrası oluşan hasar miktarının, araç rayicinin %50’sini aşması nedeniyle aracın ağır hasarlı olduğu ve pert - total olarak değerlendirilmesinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olduğu, buna göre;
Araç Piyasa Değeri : 40.000,00.-TL
Aracın Sovtaj (Hurda) Değeri : – 16.000,00.-TL
Toplam Gerçek Hasar: 24.000,00.-TL olarak bulunduğu,
•Yargıtay 03.06.2015 tarihli...K. Sayılı Kararında;
“Aracın pert olarak değerlendirilmesi halinde değer kaybı oluşmayacağı” hususunun hükme bağlandığı, buna göre; davaya konu aracın pert – total olması nedeniyle, değer kaybı oluşmayacağı,
•Söz konusu aracın pert olması nedeni ile benzer donanım ve teknik özelliklerde yeni bir araç edininceye kadar geçen makul sürenin 15 gün olduğu, bu süre içerisinde benzer özelliklerde bir araç için ödenecek ikame araç bedeli günlüğü 60,00.-TL olmak üzere toplam ulaşım zararının 900,00.-TL olduğu kanaatine varılmıştır.
Sayın Hakimliğinizin takdirinde olmak üzere, teknik konulardaki görüş ve kanaatlerimi saygılarımla arz ederim. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Hasara ilişkin Bilirkişiden alınan 14/02/2023 tarihli ek bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;
"•Yargıtay kararlarına göre; aracın hasar bedeli, araç rayicinin %50’sini aştığından aracın tamirinin ekonomik olmadığı, aracın ağır hasarlı olduğu, mevcut hali ile pert – total edilmesinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır.
•Piyasa koşullarında yapılan inceleme ve araştırmalarda; dava konusu aracın sovtaj (hurda) bedelinin ilişkin yapılan araştırmalar neticesinde 16.000,00.-TL olduğu belirlenmiştir. Buna göre,
Araç Piyasa Değeri : 40.000,00.-TL
Aracın Sovtaj (Hurda) Değeri : – 16.000,00.-TL
Toplam Gerçek Hasar : 24.000,00.-TL olarak bulunur.
•Değer kaybı, aracın piyasa değerindeki azalmadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre; pert – total olan ve sovtaj bedeli tespit edilen araçta piyasa değeri göz önüne alınarak zarar hesaplandığından, araç sahibinin bir zararı oluşmaması nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı görüş ve kanaatine varılmakla birlikte, bu husustaki nihai kararın Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
•Söz konusu aracın pert olması nedeni ile benzer donanım ve teknik özelliklerde yeni bir araç edininceye kadar geçen makul süre 15 gündür. Bu süre içerisinde benzer özelliklerde bir araç için ödenecek ikame araç bedeli günlüğü 60,00.-TL olmak üzere toplam ulaşım zararının 900,00.-TL olabileceği;
Hususlarında tespit, görüş ve kanaatimi içeren raporumu, hukuki değerlendirmesi ve delillerin takdiri Sayın Hakimliğinize ait olmak üzere, teknik konulardaki görüş ve kanaatlerimi saygılarımla arz ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Oysaki TBK' nun 579. maddesinde; "Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, at arabası, bunlara ait koşum ve benzeri eşya ile motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumludurlar. Ancak işletenler, zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluktan kurtulurlar.
Ancak, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, kendilerine veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.
İşleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan kurtulamaz. " şeklinde emredici düzenlemenin bulunduğu, davalı tarafından da şiddetli yağışın sele dönmesinden ötürü zararın meydana geldiği ve sel felaketi nedeniyle vuku bulan zarardan sorumlu olmadığını savunduğundan mahkememizce öncelikle
-Taraf vekillerine dava konusu aracın davalı otoparkına bırakılma tarihi ile yağmurun sele dönüştüğü iddia edilen tarihi bildirmek mehil verilmiş,
-Ara kararın ikmalinden sonra ; Meteoroloji Genel Müdürlüğünden 20/03/2018-28/03/2018 ile taraf vekillerinin bildirdikleri tarihte yağan yağmur miktarının ani ve afet sayılabilecek nitelikte olup olmadığının araştırılarak bilgi verilmesi için müzekkere yazılmış,
-Adana Belediyesi' ne ve Seyhan İlçe Belediyesine müzekkere yazılarak davalı adına verilmiş (çukurova park otel) otopark ruhsatının ve buna ilişkin projenin mahkememize gönderilmesinin istenmiştir.
Akabinde Adana Nöb. ATM' ye talimat yazılarak yerinde keşifte icra edilerek; davalının iş yeri özelinde, iş yerinin konumu itibariyle normal şartlarda yağmur ve yağış sularını tahliye edecek alt yapı sistemi tesis edilip edilmediği ve normal koşullar altında her türlü tedbir alınmış olmasına rağmen olay tarihindeki yağışlar sonucu oluşan su baskını nedeniyle, (davalının iş yeri açısından) zararın önlenmesi mümkün olup olmadığı, tedbir alınsa bile bu zararın oluşup oluşmayacağı hususlarında raporun düzenlenmesi istenmiş olup; Bilirkişilerden alınan 25/03/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Dava dosyasında bulunan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hukuk Müşavirliği yazısı ekinde sunulan meteorolojik verilerin İzmir bölgesine ait olduğu ve olayın vuku bulduğu Adana iline ait olmadığından oluşan su baskınının aşırı yağmurdan dolayı mı olduğu anlaşılmamıştır.
Yapının bodrum katında yağmur suları, sızıntı suları ile kullanım suyunun tahliyesi için su toplama çukurları ve pompa deşarj sistemi mevcuttur. Ancak bu sistemin olayın olduğu tarihlerde çalışıp çalışmadığı bilinmemektedir. Pompa deşarj sisteminin kapasitesi belirlenirken ortalama yağışlar göz önünde bulundurularak hesaplamalar yapılır. Ancak olayın olduğu tarihte yağan yağıştan dolayı ... Caddesinde biriken suyunda aniden otoparka gelmesi olayı vuku bulduysa, pompanın gelen tüm suyu dolu olan şehir yağmur suyu hattına basmasının mümkün olamayacağı tahmin edilmektedir.
Adana ilinin bir yıllık yağış ortalamasının 648 kilogram olduğu Meteoroloji Genel Müdürlüğü istatistiklerde yer almaktadır. Olayın olduğu 22 Eylül 2015'te Adana'da yağış miktarının basında yer alan açıklamalarda 1 (bir) günde 129 kilogram olarak ölçüldüğü belirtilmiştir.Kanaatimizi bildiren raporumuzu İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi Hâkimliği’ne saygı ile sunarız." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Sunulan rapor içeriğinde 20/09/2015-28/09/2015 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) Adana İli Seyhan ilçesi için yağış miktarına yönelik bilgi bulunmadığından irdelemenin tam olarak yapılmadığı görülmekle öncelikle bu husustaki eksiklik giderilmiş ve sonrasında Tarafların sorumluluklarına yönelik talimat yolu ile aldırılan bilirkişi raporunda açıklık bulunmadığından ve dosyada eksiklik olduğundan ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, Bilirkişilerden alınan 11/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre; "Söz konusu davanın 06/07/2023 tarihli duruşma zaptının 1 nolu ara kararı gereğince müzekkere yazılmış olup, Çevre Şehricilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Meteorolojik Veri İşlem Dairesi Başkanlığı'nın 24.07.2023 tarih ve ...sayılı yazısında;
"Adana Bölge Meteoroloji Gözlem İstasyonu yağış verileri değerlendirilmiş olup, 21.09.2015 tarihi saat 09:00 ile 22.09.2015 tarihi saat 09:00 arasında 112.6 mm (kg/m günlük toplam yağış ölçülmüştür. Yağış şiddet-süre-tekerrür analizine göre 21.09.2015 tarihi saat 12:59 ile saat 14:59 arasındaki 120 dakikalık standart sürede ölçülen 112.0 mm şiddetli karakterdeki yağışın tekerrür periyodu (tekrar görülme ihtimali) 185 yıldır, diğer standart sürelerde ölçülen şiddetli karakterdeki yağışların tekerrür periyodu 10 yıl ile 175 yıl arasında değişmektedir. Genel Müdürlüğümüz kayıtları da dikkate alındığında 21.09.2015 tarihinde Adana ili Seyhan ilçesinde meydana gelen yağış sonuçları itibarıyla meteorolojik açıdan, meteorolojik karakterli doğal afet kapsamında değerlendirilebilir." denilmektedir.
Ayrıca yapının bodrum katında yağmur suları, sızıntı suları ile kullanım suyunun tahliyesi için su toplama çukurları ve pompa deşarj sistemi mevcut olduğu kök raporumuzda belirtilmiş olup, bu sistemin yapılış amacı bodrum kata sızan yağmur suları ile araç yıkmama esnasında oluşan suların tahliyesi için yapıldığı gözlemlenmiş olup, meteorolojik karakterli doğal afet durumlarında yeterli olamayacağı tahmin edilmektedir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememize sunulan rapor açık ve denetlenebilir olmadığından 1 nolu celse 4 nolu ara karar gereği bir iş güvenliği uzmanı, bir makine mühendisi ve bir inşaat mühendisi bilirkişiden rapor alınmasının istenilmesine, bilirkişi heyetinden davacı vekilinin itirazlarının da karşılanmasının istenilmesine karar verilmiş olup bilirkişilerden alınan 01/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Dosyada bulunan mevcut bilgi, belgelerin incelenmesi sonucunda, raporun tespit edilen hususlar bölümünde belirtilen bilgiler ışığında, raporun olayın analiz ve değrelendirme bölümünde yapılan değerlendirme kapsamında;
Davalı .... ile ...'nin... plakalı aracın hasar almasında kusurunun bulunmadığı değerlendirilmiş, hukuki değerlendirmenin ve nitelendirmenin sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu belirtir rapordur. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Somut olayda, davacının maliki bulunduğu aracın davalının işlettiği otoparka bırakıldığı, otoparkta yer alan aracın 28/09/2015 tarihli kolluk tarafından tanzim edilen tutanak ile sudan kaynaklı hasar aldığı sabit ise de, davalının mücbir sebep savunmasına karşılık toplanan deliller sonucu sunulan son bilirkişi raporuna göre hasara neden olan yağmur sularının meteorolojik karakterli doğal afet kapsamında olduğu görüldüğünden davalının mücbir sebep karşısında TBK' nun 579/1. maddesi gereği sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (427,60 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan (429,33TL) mahsubuna, artan harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yatırılan ve harcanan 44,65 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır