T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/426 Esas
KARAR NO: 2023/273
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/05/2022
KARAR TARİHİ: 23/03/2023
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Davacı müvekkili...'un 06.04.2021 tarihinde Kemeraltı Vergi Dairesi'ne başvurarak ... ana faaliyet kodu olan ve kurye faaliyetleri yapmak üzere kendi adına ... Versi Kimlik Numarası ile şahis şirketi kurduğunu, müvekkilin kurduğu şahıs şirketinin, motosiklet ile paket taşımaya yönelik bir faaliyet alanına salip olduğunu, davacı müvekkili ile davalı ... Gıda San ve Tic, Lid. Şti'nin 12.04.2021 tarihinde yıl süreli "Paket Taşıma Sözleşmesi ” imzaladıklarını, anılan sözleşmeye göre; davacı müvekkilinin davalnın ve/veya davalının anlaştığı sipariş kanalları ile verilen paket servis siparişlerini kendisine ait motosiklet ile tüketiciye teslim etmesi üzerine olduğunu, davacı müvekkilinin, sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren 8 ay boyunca davalı şirket ile imzalanan paket sözleşmesindeki şartları kusursuz bir şekilde yerine getirdiğini ve kendi şahıs şirketi nezdinde kurye olarak çalıştığını, buna karşılık davalı şirket de müvekkili ile imzaladığı paket taşıma sözleşmesinin 6. maddesi olan "Fiyatlandırma ve Ödeme Şekli” başlıklı madde gereği müvekkiline kurye hizmeti karşılığında her turda taşıdığı tek paket için KDV hariç 9,00-TL, 2 paket için KDV hariç 18,00 TL , 3 paket için KDV hariç 27,00-TL ve daha yüksek paketler için ek olarak KDV hariç 9,00-TL ödemesini sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren 8 aylık süre boyunca müvekkiline ödeme yaptığını, müvekkilinin davalı şirket ile imzalayacağı sözleşmeye güvenerek ve 1 yıllık kazancını hesaplayacak 06/04/2021 tarihinde şahıs şirketi kurduğunu, motosiklet ve diğer ekipmanlarını aldığını, müvekkilinin sözleşme ile üzerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen 23/12/2021 tarihinde, sözleşme bitimine daha 4 ay varken haksız yere sözlü olarak sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketin müvekkilinden kendisine ait olan ekipmanları istediğini ve buna ilişkin olarak şirket müdürünün müvekkiline mesaj gönderdiğini, 23/12/2023 tarihinde davalı şirkete çalışmak üzere giden müvekkilinin, kapıdan içeri alınmayarak sebep gösterilmeksizin paket taşıma sözleşmesinin sözlü olarak feshedildiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve alacak miktarı bilirkişi tarafından tam olarak belirlendiğinde miktarlar artırılmak kaydı ile paket taşıma sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak üzere müvekkilinin muhtemel kazancı olan 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili şirket gıda sektöründe yer almakta olup ... markasına temsilen Bayraklı ve İzmirpark şubesini franchise olarak işlettiğini, davacı ile paket taşıma sözleşmesi imzalandığını, davacının kendi vergi kaydı ile müvekkili şirketin kurye dağıtım işini gerçekleştiren şahıs firmalarından bir tanesi olduğunu, davacı ile çalışmaya başlandığı andan itibaren sözleşmeden kaynaklı tüm alacaklarının müvekkili şirket tarafından davacıya ödendiğini, Davacının müvekkili şirket ile imzalayacağı sözleşmeye güvenerek ve 1 yıllık kazancını hesaplayarak şahıs şirketi kurduğunu, motorsiklet ve diğer ekipmanlar aldığını ve şirket kurma sebebinin müvekkili şirket olduğunu iddia ettiğini, müvekkili şirketin davacıyı önceden tanımadığını, herhangi bir irtibatı bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi feshetmesindeki tek ve gerçek sebep davacının görevini tam ifa etmemesinden kaynaklı olduğunu, keza müvekkilinin bu tür sözleşme ile iş yaptığı tarafın yaratacağı en ufak mağduriyetlerin müvekkilinin temsil ettiği marka imajına büyük zarar verme ihtimaline binaen sözleşmeye tek taraflı fesih yetkisini koyduğunu ve davacının da bunu bilerek imzaladığını, sözleşmenin 10/2 maddeisne göre İzmir... Noterliğinin 28/12/2021 tarih... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini yazılı olarak davacıya bildirdiğini, müvekkili şirket müdürü tarafından davacıya gönderilen bir mesaj bulunmadığını, bahsettiği kişin restoran müdürü olma ihtimali bulunduğunu, davacının sürekli paket taşıma işine geç geldiğini, işi aksattığını, geç kalmasına ilişkin asılsız bahaneler bulduğunu ve müvekkilinin işinin en önemli kısmı olan teslimatta sorunlar yaşanmasına neden olduğunu, sözleşmeden kaynaklı yasal hakkını kullanarak yukarıda bahettikleri gibi sözleşmeyi feshettiklerini, yine sözleşmede yer alan ancak davacı tarafından yerine getirilmeyen davacının Bağkur primleri ile vergi borcu olmadığına dair müvekkiline herhangi bir belge sunmadığını, davacı tarafın kazanç kaybından müvekkilinin sorumlu tutulmasının ve davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava hizmet sözleşmesinden kaynaklanan bakiye süre ücretinin tahsili talepli alacak davasıdır.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde davacı ile davalı şirket arasında paket taşıma sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle davacının zarara uğradığını, sözleşmede davalı şirkete tak taraflı fesih imkanı veren sözleşme hükmünün haksız şart niteliğinde olduğu, sözleşmenin süresinden önce feshinden dolayı davacının yoksun kaldığı alacaklarının ödenmesi talep edilmiştir.
3-Davalı vekili cevap dilekçesinde, her iki tarafın sözleşme serbestisi ile paket taşıma sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşmenin fesih nedeninin davacının görevini gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklandığını, sözleşmede tek taraflı fesih yetkisinin karşılıklı irade ile konulduğunu, davacının sürekli paket taşıma işine geç geldiğini, işi aksattığını ve teslimatlarda sorunlar yaşadığını, ayrıca davacının sözleşmede yer alan Bağkur primlerini ödeme ve vergi borcu olmadığına dair belgeleri sunmadığını, ayrıca davacının sözleşmenin feshinden hemen sonra başka bir şirket ile paket taşıma sözleşmesi imzaladığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
4-Görev hususu kamu düzeninden olup mahkemece her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1.maddesinde işçiyle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta her ne kadar taraflar arasında "paket taşıma sözleşmesi" adı altında bir sözleşme çerçevesinde davalı restoran işletmesinin asli işlerinden olan yemeğin müşteriye taşınması işinin davacıya yaptırıldığı, yapılan işin niteliği itibariyle dışardan temin edilmesini gerektirecek özel bir uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren bir iş olmadığı, davacının paket taşıma işinin yapılması sırasında aynı anda bir başka işletmeye ait gıdaları taşımasının mümkün olmadığı, tanık beyanlarına ve dosyaya sunulan belgelere göre mesai saatleri içerisinde sürekli olarak davalı şirkete gelen siparişlerin teslimlerinin gerçekleştirildiği, işin devamı sırasında izin alınması veya işin görülmesine ilişkin talimatların davalı şirketin yetkilendirdiği vardiya amirleri tarafından verildiği, bu haliyle davacının sözleşmenin ifası sırasında bağımsız bir tacir olarak hareket etmediği, her iki taraf arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisinin tüm unsurlarını barındırdığı görülmüştür.
Bu haliyle, her ne kadar taraflar arasında bir paket taşıma sözleşmesi bulunmakta ise de, sözleşmenin davalı işyerinin işverenlik sıfatından kaynaklanan kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, iş güvenliği ve benzeri sorumluluklardan kurtulmak maksadıyla işçiye göre daha güçlü konumun kullanılarak imzalandığı, keza davalı işyerine tek taraflı fesih hakkının tanınmasının da bu yöndeki intibayı güçlendirdiği, son yıllarda ülkemiz genelinde "Esnaf kurye" adıyla şahısların kendi nam ve hesaplarına paket taşıma işi gerçekleştirdikleri, bu uygulamanın aynı işin işçi olarak gerçekleştirilmesi halinde elde edilen gelire oranla daha yüksek kazanç getirisi olması nedeniyle bu modelde çalışmanın tercih edilebildiği bilinmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 49.maddesinde
"Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır."
Hükmü düzenlenmiş olup çalışanların korunması anayasal teminat altına alınmış, kamu düzeninden kaynaklanan, devletin pozitif yükümlülük altına girdiği alanlardan biridir. Taraflar arasında sözleşme serbestisi çerçevesinde hizmet alım sözleşmesi imzalanmış ise de bu sözleşme ile esasen işçi-işveren ilişkisi kurulduğu ancak işverenlik sıfatından kaynaklanan sorumlulukların önemli ölçüde işçi aleyhinde sınırlandırıldığı, bu haliyle kamu düzenine ayrılıklar içeren sözleşmeye itibar edilerek davacı ile davalı arasında ticari bir ilişki kurulduğunun söylenemeyeceği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığı değerlendirilmiş, mahkememizin görevsizliği ile görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İZMİR İŞ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2-HMK'nun 20.maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA,
3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin, davacının ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/03/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır