T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/583 Esas
KARAR NO : 2024/495
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/07/2022
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirket arasında
süre gelen ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili şirket davalı ile süre gelen ticari faaliyetleri kapsamında ekte örneği sunulan ... Numaralı, 7/5/2021 Tarihli Fatura; ... Numaralı, 17/6/2021 Tarihli Fatura; ... Numaralı,7/6/2021 Tarihli Fatura; ... Numaralı, 5/6/2021 Tarihli Fatura ile davalı şirkete muhtelif mal sattığını, davalının bu fatura bedellerini ödemediğini, davalı bu malları teslim alıp ekte örneği sunulan Transit Refakat Belgesinden anlaşılacağı üzere yurt dışına ihraç ettiğini, Müvekkili ile davalı şirket arasında yukarıda izah edilen alacağın tahsili amacıyla tarafımızca borçlunun İzmir... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, tebliğ olunan ödeme emri ile borcundan haberdar olan davalı şirketin, borçlu olmadığından bahisle borca itiraz ederek icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini sağladığını, müvekkilinin fatura ile kanundan doğan ve muaccel olan alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı davalı tarafından İzmir... İcra Dairesi'ne yöneltilen ve borcu olmadığı iddiasını içeren haksız itirazı hukuki dayanaktan yoksun olup iptal edilmesi gerektiğini, icra takibine itiraz eden davalı şirketin; borca ve tüm fer 'ilerine karşı yaptığı itirazının haksız olduğu yapılacak yargılama sonunda anlaşılacağından, davalının itirazında itirazına konu haklı bir nedeni de bulunmadığından, yalnızca alacağın tahsilinin geciktirme amacıyla iş bu itirazın yapılmış olması sebepleriyle davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini de talep ettiğini, davanın kabulü ile davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete bırakılmasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın İzmir ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, dosyada alacak miktarı/takip çıkışı olarak 322.382,31-TL alacak talep edildiğini, görülmekte olan davada ise talep sonucu olarak 1.000,00-TL bedel gösterildiğini, itirazın iptali davasının konusu icra takibinde talep edilen bedel olup, davanın kısmi dava olarak görülmesinin mümkün olmadığını, gecikmenin davacı tarafın kusurundan kaynaklanığını, davacı tarafında belirttiği üzere satılan malzemeler " İhracat Kayıtlı " olarak satıldığını, bu malzemeler yurt dışına ihraç edilmekte ve yurt dışından da ödemeleri alındığını, yurt dışına ihracı gerçekleştirilen bu ürünler üzerine davacı firma tarafından barkod kodları bulunan etiketler yapıştırıldığını, davacı tarafından ürün üzerine yapıştırılan barkodların okunaksız olduğu olduğunu, bu nedenle yurt dışındaki müşteri tarafından okunamadığını, bu ayıp nedeniyle ürünlerin tesliminin yapılamadığını, yurt dışındaki müşteriden de tahsilatların mümkün olmadığını, davalı müvekkilinin, yurt dışındaki müşteriden tahsilat yapmadan kendi imkanlarını zorlayarak davacıya ödemeler yaptığını, davacının bu ayıplı ürünü nedeniyle tahsilatların ve ödemelerin geciktiğini, davacının kusuru nedeniyle bu durum oluştuğunu, ürünler yanlış ülkeye ihraç edildiğini, davacıdan alınan ihraç kayıtlı ürünler İsveç ülkesine ihraç edileceğini, ancak davacı firmanın gümrük belgelerini yanlış düzenlediğini ve ürünlerin Danimarka ülkesine gönderildiğini, ürünlerin Danimarka'ya varmasının gecikmeli bir şekilde olduğunu, davalı müvekkilinin yanlış ülkeye gönderilen bu malları Danimarka'dan İsveç'e kendi imkanları ve bedelini de kendisi ödemek suretiyle tekrar gümrükleme yaptığını, ürünlerin İsveç'e ulaşmasının geciktiğini, barkodların da okunamadığı için müşteri tarafından kabul edilmediğini, davacı taraf kendisine yapılan ödemeleri borç miktarından mahsup etmediğini, bu nedenle de fazla alacak talebinden bulunduklarını, davacı tarafa yapılan ödemelerin- 17.08.2021 tarihinde davalının ... Bankası hesabından davacının... Bankası hesabına 5.000,00-EURO ( TL karşılığı 49.264,00-TL); 05.11.2021 tarihinde davalının ...Bankası hesabından davacının Halk Bankası hesabına 4.152,00-EURO ( TL karşılığı 46.582,12-TL); 28.07.2022 tarihinde davalının... Bankası hesabından davacının ... hesabına 6.124,00-EURO ( TL karşılığı 111.019,55-TL) olduğunu, davacı alacaklının yapmış olduğu icra takibinde kötüniyetli olduğunu, davacı alacaklının İİK md 67/2 hükmü gereğince %20 'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile mahkum edilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davacının ihtiyati haciz talebinin reddine, haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine, sayın Mahkemenizce ürünlerdeki ayıp ve davalının uğramış olduğu zararlar göz önüne alınarak ve TBK md 227 hükmü gereğince satış bedelinden %40 oranında indirim yapılmasına, davacının icra takibi kötüniyetli olduğu için %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyası, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Mersin... Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat uyarınca ... Talimat sayılı dosyasından alınan 25/04/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...1-) Davacı firma 2021 yılında E-Defter Mükellefi olduğu, ticari defterlerinden Yevmiye ve Kebir Defteri’nin E-Defter Beratları yasal süresi içerisinde yapıldığı. Davacı Firmanın 2021 yılı yasal defterleri HMK. 222./2 maddesine göre delil niteliği taşıdığı,
2-) Dava konusu olay, davacının davalı aleyhinde İzmir ... İcra Müdürlüğünün...Esas nolu Takip sayılı dosyasında başlatmış olduğu icra takibidir. İcra takibine dayalı itirazın iptali davaları icra takip sebebiyle sınırlıdır. İcra takip sebebi incelendiğinde 91.785,41.-TL, 72.481,59.-TL, 10.914,32.-TL ve 87.419,49.-TL toplam değerinde 262.600,81.-TL olan 4 adet fatura gösterilmiştir. Davalı firma tarafından icra takibine konu edilen fatura tarihlerinden sonra toplam 95.762,25.-TL ödeme yapılmadığı,
Davacı... Gıda İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd.Şti. icra takibine konu ettiği faturalardan dolayı Davalı ...Gıda Mobilya Tekstil İç ve Dış Tic.Ltd.Şti.’ den 166.838,56.-TL (17.033,00 EUR) alacaklı olduğu,
3-) Türk Borçlar Kanunu’nun 117. Maddesi (Eski BK 101. Maddesi) uyarınca borçlunun ihtarı olduğunu belirlenmektedir. Somut olayımızda ihtar çekilmeksizin takip açılmasından ötürü talep edilecek faizin başlangıç tarihi TAKİP TARİHİ esas alınmasın gerektiği, dolaysıyla faiz hesaplamasının yapılmadığı..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden aldırılan 03/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "..Tarafımıza bilirkişi incelemesi maksadıyla tevdi edilen dosyanın incelenmesi neticesi nihai takdir Mahkemede olmak üzere;
- Davalı vekilinin 01.12.2022 tarihli dilekçesinin 3.maddesinde davalıya ait ticari defterlerin bulunduğu adres olarak; ...HAZNE-POSTACILAR ... SOKAK NO:... BAYRAKLI-İZMİR olarak bildirdiği, hem davalı vekili hem de davalı vekilinin telefonunu verdiği muhasebe bürosunda çalışan ... ile görüşülse de telefonlarım 1.görüşmeden sonra açılmadığından randevulaşılamadığı, ancak tarafımca 29.09.2023 tarihinde ve 02.10.2023 tarihinde davalı vekilinin dosyaya bildirdiği adrese gidildiği, her iki gidişimde de belirtilen adreste kepenklerin kapalı olduğu, tabelada “...” değil “...” adının yazdığının görüldüğü ve durumun tarafımca fotoğraflanarak rapora aktarıldığı, dolayısıyla davalı ticari defterlerinin incelenemediği,
- Etiketlerdeki barkodlar ve yazıların silinerek okunamayacak duruma geldiği,
- Etiketlerdeki silinmelerin saklama/depolama/taşıma esnasındaki ortam/çevre koşulları neticesinde meydana geldiği,
- Etiketlerdeki silinmelerin ayıp niteliğinde olduğu, ayıbın gizli nitelikte bir ayıp olmadığı,
- Etiketlerdeki silinmelerin silinmenin gerçekleştiği andan itibaren göz ile muayene/kontrol ile anlaşılabileceği,
- İçerisinde gıda ürünü bulunan paket/ambalaj, üzerindeki etiketi ile bir bütün ürün olarak düşünüldüğünde etiketi silinmiş ürünün kabul edilemez/tümden reddini gerektiren bir durum olduğu değerlendirilmiştir..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden aldırılan 07/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda; dosya kapsamı ve davalı ticari defterleri ve dayanağı belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve Raporun “Analiz Tespit Ve Değerlendirmeler” bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda;
-İncelemeye sunulan ticari defterlerin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı,
6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkemenizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken kapanış tasdikinin 2021-2022 yılı yevmiye defterleri için süresinde yaptırıldığı,
Davalıya Ait Ticari Defter Kayıtlarında;
Davacının davalıya toplamı 262.600,80 TL olan dört adet fatura düzenlediği, bu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,
Ödemelere ilişkin yapılan incelemelerde; 20.08.2021 tarihinde 49.264,00 TL, 10.11.2021 tarihinde 46.582,12 TL tutarında ödemede bulunduğu, bu ödemelerin davacı defterlerinde de yer aldığı, bu ödemeler sonrası 166.754,68 TL tutarında davalının davacıya borcunun kaldığı, Davalı defterlerinde 30.11.2021 tarihinde bakiye kalan 166.754,68 TL tutar kadar ödeme yapıldığına dair bir kaydın bulunduğu, ancak bu ödeme kaydına ilişkin dayanak bir belge dekont-ekstrenin incelemeye sunulmadığı, ödemenin tevsik edici bir belgeye dayanması gerektiği,
Davalının 2021 yılında tevsik edici belgeye dayandırılmadan hesabı kapatan 166.754,68 TL tutarında yaptığı kayıt sonrası; kayıtlara göre devreden bir borcunun kalmadığı ancak 2022 yılı defterinde durumun farkedilerek “düzeltme” kaydı yapıldığı, 166.754,68 TL olarak yapılması gereken kaydın 111.019,55 TL olarak yapıldığı ve 30.07.2022 tarihinde 111.019,55 TL tutarında ödeme kaydının yapılarak borcun kapandığı, tüm bu işlem ve ödemelere ilişkin dekont veya tevsik edici bir belge sunulmadığı tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden aldırılan 24/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre; "...Gıda Mühendisliği Konusundaki Sonuç:
1. Dava konusu gıda maddelerinin etiketlerinde yer alan zorunlu bilgilerin silinmiş olduğu, açıkça okunabilecek şekilde olmadığı, etiketlerdeki silinmelerin ayıp niteliğinde olduğu ve ayıbın gizli nitelikte bir ayıp olmadığı,
2. Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Madde 21(1)’e göre; etiket bilgileri açıkça okunamayan ve/veya silinmiş gıdaların güvenilir olmayan gıdalar olduğu ve piyasaya arz edilemeyeceği,
3. Dava konusu satış ürünlerindeki etiket silinmesi nedeniyle oluşan ayıptan dolayı ürünlerin piyasaya satışı mümkün olamayacağı ve ürünlerin piyasa değerinde %100 oranında eksilme olacağı,
Mali Müşavirlik Konusundaki Sonuç
1. Dosyada bulunan davacı defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu ile kök raporumuzda yer alan davalı ticari defterlerindeki kayıtlarının karşılaştırılması;
2. Her iki tarafın ticari defterinde davacının davalıya düzenlediği ve toplamı 262.600,80 TL olan dört adet faturanın kayıtlı olduğu,
3. Davacının davalıya yaptığı iki adet ödeme olduğu bu ödemelerin de her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olduğu ancak 05.11.2021 tarihli ödemenin davalı defterinde 46.582,12 TL davacı defterinde ise 46.498,25 TL olarak kaydedildiği, bu kayıtlar arasında 83,87 TL fark olduğu bu nedenle de davalı defterlerinde davacı alacak bakiyesinin 166.754,68 TL davacı defterinde ise 166.838,55 TL olarak göründüğü,
4. Taraf defterleri arasındaki asıl farkın ise davalının 30.11.2021 tarihinde yaptığı 166.754,68 TL tutarındaki “ödeme” kaydına ilişkin olduğu, bu ödemeye ilişkin herhangi bir tevsik edici belge sunulmadığının kök raporumuzda belirtildiği, davalının 28.01.2024 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu swift belgesinde davalının... Bankası A.Ş. İBAN :...nolu hesabından davacının davacının ... A.Ş. İBAN : TR... nolu hesabına 6.124,00 Euro havale yaptığı, bunun 27.07.2022 tarihli TL karşılığının 111.019,55 TL olduğu başkaca bir tevsik edici belge bulunmadığı, bu tutarın 166.754,68 TL davacı alacağından düşülmesi ile 55.735,13 TL davacı alacağının kaldığı tespit edilmiştir.
5. Davacı Defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda davacının sadece 2021 yılına ilişkin ticari defterlerinin incelendiği, 111.019,55 TL tutarındaki ödemenin 2022 yılında yapıldığı bu nedenle raporda yer almamış olabileceği,
Netice olarak; davalı ticari defterlerinde 31.07.2022 tarihli 111.019,55 TL tutarındaki ödemenin talimat mahkemesi ile aldırılan bilirkişi raporunda davacı tarafın 2022 yılı defterleri incelenmediğinden kayıtlı olup olmadığı hususunun davalı defterleri ile karşılaştırılamadığı ancak davalı vekilinin sunduğu 28.01.2024 tarihli dilekçe ekinde yer alan swift belgesine göre ödemenin davacıya yapıldığı, bu ödeme dikkate alındığında davacının davalıdan 55.735,13 TL tutarında alacağının kaldığı tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında süren ticari ilişki nedeniyle davalı şirkete muhtelif fatura içeriği mal satışı yapıldığını ancak davalının bu fatura bedellerini ödemediğini, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek davalı itirazlarının 1.000,00-TL'lik kısım yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
3-Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, faturaların davalıya tebliğ edilmediğini, davacının satışını gerçekleştirdiği ürünlerdeki etiketlerin okunaksız olduğunu, ürünlerin yanlış ülkeye ihraç edildiğini, ürünlerin ayıplı olması nedeniyle ürün bedelinden %40 oranında indirim uygulanması gerektiğini, davalının davacıya yaptığı bir kısım ödemelerin mahsup edilmediğini savunmuştur.
4-Öncelikle davanın kısmi dava olarak açılıp açılamayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 109/2. Maddesinde düzenlenen talep konusunun açıkça belirli olduğu hallerde kısmi dava açılamayacağına ilişkin hüküm 01/04/2015 tarihli 6644 sayılı Kanun'un 4. Maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup dava tarihi itibariyle miktarı belirli alacaklarla ilgili olarak kısmi dava açılabilmesi mümkündür.
İtirazın iptali davasında kısmi dava açılıp açılamayacağı konusunda ise, yerleşik yargısal uygulamada itirazın iptali davasında alacağın bir kısmının iptal davasına konu yapılabileceği kabul edilmektedir. Zira alacaklı davacının takip konusu yaptığı tüm alacak miktarı üzerinden dava açmaya zorlanamayacağı, takip konusu yapmakla birlikte alacağın bir kısmını dava konusu haline getirmekte seçim hakkının davacıda olduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak böyle bir halde dava tarihi itibariyle itiraz tüm sonuçlarıyla birlikte alacaklı davalı tarafça öğrenilmiş olacağından dava tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ıslah ile dava değerinin yükseltilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.(bkz: Yargıtay ..11.Hukuk Dairesi'nin 2020/4343 Esas 2021/7125 Karar sayılı 14/12/2021 tarihli ilamı)
5-Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davalı tarafça ayıp savunmasında bulunulmuştur.
Satış sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207. Ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 18/3 maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." ve 23/c maddesine göre, "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde satışı gerçekleştirilen ürünlerin etiket yazılarında meydana gelen silinmelerin gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmış ise de, davalı tarafça davacıya yazılı bir ayıp bildirimi yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi, mahkememiz huzurunda dinlenen davalı tanıklarından ...in 14/03/2023 tarihli celsede alınan beyanında "Alınan ürünler Mersin limanından yüklendi ve yurtdışına gönderildi. Ancak gönderildikten kısa bir süre sonra etiketlerin okunmaması nedeniyle satışlar iade edilmeye ve davalı şirkete reklamasyon faturası kesilmeye başlandı. Bu şekilde mallar geri döndü. Çalıştığım şirket dava konusu bu malları önce Danimarka pazarına satılmak üzere göndermişti. Oradan iadeler gelince mallar belki satılır düşüncesi ile İsveç pazarına da gönderildi. Ancak orada da etiketlerin okunamaması nedeniyle satışı yapılamadı. Bu süre zarfında zaman geçtiği için ayrıca son tüketim tarihleri de yaklaşmıştı. Her iki nedenden dolayı bu mallar satılamadı ve davalı şirketin elinde kaldı. Bu süreçte davacı şirket yetkilileri ile sözlü olarak telefonda görüşmeler yapıldı. Etiketlerin silinmesi nedeniyle ödeme alamadığımız ve fiyatta indirim uygulanması, böylece zararın azaltılması talep edildi. Ancak davacı taraf bunu kabul etmedi. Bu süreçte en başta zamanla silinmeye başlayan etiketler iyice silinmeye başladı ve mallar tamamen satılamaz hale geldi." şeklinde beyanda bulunduğu ve tanık beyanına göre Danimarka'da silinmiş etiketler nedeniyle satılamayan ürünlerin İsveç'te bulunan satış noktalarına gönderildiğinin belirtildiği, buna göre ayıbın ortaya çıkmasından sonra da davalı şirketin ürünleri başka ülkelerde satışa arzetmek suretiyle ayıbı benimsemiş olduğunun kabulü gerektiği, aksi düşünülse dahi satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta ayıp ihbarının yazılı şekilde yapılması gerektiği halde dosyada ayıbın ihbar edildiğini gösterir yazılı bir delil sunulmadığı dikkate alındığında davalının ayıp ihbar külfetini yerine getirdiğini ispat edemediğinden ayıptan kaynaklanan haklarını kullanamayacağı ve mal bedelinin tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
6-Taraflar arasında bakiye borcun miktarına ilişkin de uyuşmazlık bulunmaktadır. Mahkememizce her iki tarafın ticari defterleri incelenmiş, davacı ticari defterlerinde toplam Türk Lirası karşılığı 262.600,81-TL olan 26.123,40-Euro bedeli 4 adet faturanın kayıtlı olduğu, davalı ticari defterlerinde de bu 4 faturanın aynen kayıtlı oldukları ve davacı lehine 262.600,81-TL alacak kaydı girişi yapıldığı, tarafların düzenlenen faturalar yönünden defterlerinin uyuştuğu ancak davalı ödemelerinin bir kısmının davacı ticari defterlerinde yer almadığı, bu yönden değerlendirme yapılması gerektiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki satış ve faturalandırma işlemlerinin Euro üzerinden yapılmış olup ödemeler Euro ile yapılması halinde alacak bakiyesinden aynen düşülmesi, Türk Lirası üzerinden yapılacak ödemelerin ise ödeme tarihindeki Euro kuruna çevrilerek alacaktan düşülmesi gerekmektedir.
Davacı ticari defterlerinde davalı ödemesi olarak 17/08/2021 tarihli 4.938,15-Euro/49.264,00-TL ve 05/11/2021 tarihli 4.152,00Euro/46.498,25-TL bedelli 2 adet ödemenin yer aldığı, davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan 28/07/2022 tarihli 6.124,00-Euro bedelli takip ve dava tarihi sonrası ödemenin ise davacı defterlerinde kayıt altına alınmadığı görülmüştür.
Buna göre, davacının her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olan 4 adet fatura nedeniyle 26.123,40-Euro alacaklı olduğu, davalının takipten önce gerçekleştirilen 4.938,15-Euro ve 4.152,00-Euro miktarlı toplam 9.090,15-Euro ödemesi ile takip tarihi itibariyle bakiye Euro alacağının 17.033,25-Euro olduğu, takip ve dava tarihinden sonra yapılan 6.124,00-Euro ödeme ile davacının bakiye alacağının 10.909,25-Euro olduğu, her ne kadar takip sonrası yapılan ödemeler öncelikle faiz ve takip masraflarından mahsup edilebilir ise de görülmekte olan davanın kısmi dava olarak açılmış olması ve karar tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü süre sona erdiğinden ıslah yoluyla dahi bakiye alacağın itirazın iptali davasında ve takibe bağlı olarak ileri sürülemeyeceği, bu kısmın ancak alacak davası yoluyla veya başka bir icra takibi yoluyla ileri sürülebileceği, bu hususta ayrı bir hesaplama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek takip sonrası ödemeyle ilgili hesaplama yapılmamış, yapılan ödemelerin tespiti ile yetinilmiştir.
7-Davacı tarafça inkar tazminatı talebinde bulunulmuş ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın ayıp savunmasından kaynaklandığı ve davalının satış bedelinden sorumlu olup olmadığı ve sorumluluk miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, bu haliyle alacağın likit nitelikte kabul edilemeyeceği gözetilerek inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, İzmir ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazlarının 1.000,00-TL'lik kısmının iptali ile takibin bu miktara denk gelecek yabancı para alacağının tahsili tarihindeki kur üzerinden devamına,
2-Alacak likit nitelikte görülmediğinden inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 80,70-TL başvuru harcı ile 550,00-TL posta ve tebligat ücreti, 1.100,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 1.730,70-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır