T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/691 Esas
KARAR NO : 2024/540
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 26/08/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil ..., 15.05.2017 tarihinde kendi sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletiyle Koşu yolu caddesi üzerinden... Lisesi istikametine doğru seyir halindeyken, davacının plakasını alamadığı aracın bir anda durması sonucu aracın sağından geçmek isterken dengesini kaybederek düşmüş maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kaza sonucunda müvekkil ağır derecede yaralanmış ve malul kalmıştır. Bu durum ifade tutanakları ile sabit olup müvekkilin düşüp ağır derecede yaralanmasına sebebiyet veren aracın kaçması sonucu kaza tespit tutanağı düzenlenemediği, Güvence Hesabı, kazaya sebebiyet veren aracın sigortacısı bulunmadığından sorumlu olup, müvekkilimiz ...’ın uğramış olduğu zararları karşılamakla yükümlüdür. Güvence Hesabı’na davacı müvekkilimizin uğramış olduğu zararların tazmini amacıyla başvuru yapılmış ve işbu başvurumuz haksız gerekçelerle reddedilmiştir. Bu nedenle , dava açma zaruretimiz hasıl olduğu, arz ve izah edilen sebeplerden ötürü Sayın Mahkemede açmış olduğumuz belirsiz alacak davamızın kabulü ile davacı ...'ın 15.05.2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde oluşan maluliyeti sebebiyle davalıdan TBK m.54 uyarınca; kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 5,000-TL tutarında çalışma gücündeki kaybın tümünün (sürekli – geçici iş göremezlik ) ve bakıcı gideri maddi tazminatının aktüer hesabı yapılarak tahsiline, tüm yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı ...'ın dava konusu kazayı yaşadığına dair herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Davacı 13/06/2017 tarihinde emniyet merkezine giderek 15/07/2017 tarihinde kaza geçirdiğini beyan ederek şikayetçi olmuştur. Davacının şikayeti kayda alınarak işlemler başlatılmış ve kazaya ilişkin herhangi delile, kamera kaydına veya tanığa ulaşılamamıştır. Bunlar ek olarak davacının kollukta verdiği ifadesini daha sonra Savcılıkta vermiş olduğu ifadesinde kısmen değiştirmiştir, Davacının yaşandığını iddia ettiği kazaya ilişkin tek dayanağın kaza tarihinden birkaç ay sonra verilen davacının çelişkili ifadeleri olması şüphe uyandırdığı, davacının Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapmış olduğu başvuru işbu nedenle reddedilmiş, ret kararı üzerine davacı yan bu karara itiraz etmiştir. 17.07.2018 tarihli... sayılı İtiraz Hakem Heyeti kararı ile başvurucunun itirazı da aynı gerekçe ile reddedildiği, davalı kuruma yapılan başvuru da aynı öncelikli olarak aynı nedenden reddedildiği, Davacının dava dilekçesinin ekinde sunduğu 15.05.2017 tarihli Adli Olgu Bilgi Formu'nda dahi "motorlu kurye" olduğu ve iş esnasında kazanın gerçekleştiği belirtilmiştir. Davacının Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yaparken sunmuş olduğu hata çıkış özeti raporların yatış nedeni olarak İŞ KAZASI yazılmıştır ve işlemler buna göre yapıldığı, Davacını iddia ettiği gibi kaza geçirdiği varsayılsa dahi işbu kaza dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerde iş kazası olduğu sabittir. Bu durumda davacının iş kazasından doğan zararından asıl olarak işvereni sorumludur. İşbu maddi tazminat talepli davanın öncelikli olarak davacının işverenine yöneltilmesi gerekirken kurumuza yöneltilen talep hukuka ve usule aykırıdır. Davacının müvekkil kuruma açtığı maddi tazminat talepli davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi, Davacının iddialarını ve müvekkil kuruma yöneltilen davanın kabulu anlamına gelmemekle birlikte davacının talep ve davasına konu ettiği sürekli iş gücü kaybı, geçici iş görmezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı alacak talebi açısından Karayolları Trafik Kanunu 109. Maddesinin 2. Fıkrasına dayanarak zaman aşımına uğradığı, Davacı ... ilk olarak 13.12.2017 tarihli dilekçesi ile bedeni zararının karşılanması talebi ile müvekkil kuruma başvurmuştur. Başvurucunun bu talebi işleme alınmıştır. 22.12.2017 tarihli cevap yazısı ile kaza günün de herhangi bir tutanak düzenlenmemiş olması, yaşandığı iddia edilen kazaya ilişkin herhangi bir merciye müracaatta bulunulmadığı ve başvuranın ifadesi dışında herhangi bir bilgi veya belge bulunmaması sebepleri ile başvurucunun talepleri reddedildiği, 15.05.2017 tarihinde yaşandığı iddia edilen trafik kazası sonrası Adli Tıp Kurumu tarafından alınan raporda "Sonuç" kısmında şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı tespit edilmiştir. Davacı dilekçesinde İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ve İzmir Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesinden alınan epikriz raporlarından bahsetmiştir ancak söz konusu bu raporları dosyaya sunmamıştır. Davacı 12.12.2017 tarihli İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan heyet raporunda %9 oranında vücut fonksiyon kaybı tespit edildiğini beyan etmiştir. Söz konusu rapor kaza tarihinden 7 ay sonra alınmış bir rapordur. Raporda tespit edilen durumun yaşandığı iddia edilen kaza nedeni ile ortaya çıktığı şüphelidir. Yargılama süreci 2022 yılında başlayan işbu davada söz konusu raporun dayanak olarak kullanılmasını kabul etmemiz mümkün olmadığı, sağlık giderleri teminatı kapsamındaki alacak kalemlerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından karşılanacağını düzenlemiştir. Davacı yan tarafından talep edilen alacak kalemleri açısından Güvence Hesabı'nın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, öncelikle usule ve sonrasında esasa dair itirazlarımız değerlendirildiğinde davacı yanın davasında ve taleplerinde haksız olduğu görüleceğinden faiz talebinin de reddi gerektiği, arz ve izah edildiği çerçevede itirazlarımız da dikkate alınarak fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile, davacı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilmiş olan işbu davanın öncelikle usuli itirazlarımız ve zamanaşımı itirazımız dikkate alınırak reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." talep etmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 26/01/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "SONUÇ : Olay yeri ve dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından Bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hâkimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hâkimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hâkimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılım yüzdesi yapılmamaktadır.
Bu hali ile;
... plaka sayılı davacı motosiklet sürücüsü ...’ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/b maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile Etken Olduğu.
Plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 56/d maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile Etken Olduğu,
Görüş ve Kanaatimin nihai kararın takdiri makamınıza ait olmak üzere saygılarımla arz ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı 15/05/2017 tarihli trafik kazasında... plakalı motosikletin sürücü olup, çift taraflı yaşanan kazada zarar verdiği iddia edilen aracın plakası tespit edilemediğinden dava davalı Güvence Hesabı aleyhine ikame edilmiştir.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce keşif yapılarak bilirkişiden kusura yönelik rapor aldırılmış akabinde bedensel zararlar ile illiyet bağının tespiti için 30/11/2023 tarihli celsede davacı vekiline ihtaratlı kesin mehil verilmiştir.
30/11/2023 tarihli celse de verilen kesin mehil: " Tedavi evrakları da gönderilmek suretiyle; davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle (illiyet bağıda incelenerek) maluliyet, iyileşme süresi, geçici ve kalıcı maluliyeti nedeniyle geçici ve kalıcı işgöremezlik döneminde bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı, bakıcıya ihtiyacı olması halinde bakıcı ihtiyaç süresi (tam zamanlı/yarı zamanlı/süreli) konusunda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine belirlenmesi için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına müzekkere yazılmasına, bu hususta davacı vekiline elden takipli müzekkere verilmesine,
-Davacı vekiline ara karar gereği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına yazılacak müzekkereyi elden teslim almak ve hastaneye müzekkere ile başvuruda bulunulduğuna yönelik delillerini sunmak üzere 4 hafta kesin mehil verilmesine, kesin mehile rağmen elden takipli müzekkere alınmaz ve muayene için başvuruda bulunulduğuna yönelik deliller sunulmaz ise mevcut delil durumuna göre maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin karar verileceğinin ihtarına (ihtaratın tebligat ile yapılmasına),"
Mahkememizce verilen kesin mehile rağmen hastaneye başvuruda bulunulduğuna yönelik delil ibraz edilmediğinden ara kararın ikmal edilmediği tutanağa geçilmiş ve davacı vekili müvekkilinin hastaneye başvuruda bulunduğunu beyan etmiştir. Davacı vekili başvurunun yapıldığını belirttiğinden ve mahkememizce verilen kesin süre de yargılamanın makul sürede tamamlanması için verildiğinden başvuru sonucu raporun ibrazı bekleneceğinden başvurunun yapılıp yapılmadığının belirlenmesi için hastaneye müzekkere yazılmış ve verilen cevabi yazıda randevu gününe davacı asilin gitmediği görülmüştür. Kaldı ki iş bu yazı cevabından sonra davacı asil 10/06/2024 günü itibari ile mahkememiz ara kararının uygulanması için müzekkereyi elden takipli almıştır.
-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2, HUMK m.159). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HUMK m.163, c.4, HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir.
Öte yandan 6100 sayılı Kanunun 94’ücü maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/02/1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22/11/1972 gün 8/832, 935; 13/10/2010 gün 2010/17-510-485; 28/04/2010 gün 2010/2-221-241; 28/03/2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12/12/2012 gün 2012/9-1202-1218 sayılı kararları).
Tüm bu nedenler ile, yaşanan trafik kazası sonucu davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlü olduğundan mahkememizce keşif yapılarak kusura ilişkin rapor aldırılmış akabinde davacı vekiline bedensel zararların tespiti için Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı' na yazılacak müzekkereyi elden takipli almak ve hastaneye müvekkilinin başvuruda bulunduğuna yönelik delili sunmak için 4 hafta kesin mehil verilmiş olup, verilen kesin mehilin sonuçlarını da içeren ihtaratlı davetiye TK' nun 11. Maddesi gereği kendisini vekil ile temsil edilen davacının vekiline tebliğ edilmiş olmasına karşılık hastaneye başvuruda bulunulduğuna yönelik delilin sunulmadığı ve az evvel yukarıda da belirtildiği şekli ile mahkemelerce verilen kesin mehiller taraflar ile birlikte mahkemeleri de bağladığından ayrıca HMK' nun 95. Maddesinde belirtilen eski hale getirme (elde olmayan sebepler) talebi de dosyada mevcut olmadığından davacı zararını ispat edemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (427,60 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim..
e-imzalıdır