T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/798 Esas
KARAR NO : 2025/474
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/10/2022
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin “... Bayraklı” adresinde, ... Optik San. Tic. Ltd. Şti. ticari unvanıyla optik dükkânı işletmekteyken, gerek Covid-19 pandemisi dolayısıyla dükkanının uzun süre kapalı kalması, yine aynı süreçte yaşanan sel felaketi nedeniyle dükkanının su basması dolayısıyla ağır ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladığını, kredibilitesi düşük olduğundan bankalar tarafından kendisine kredi kullandırılmaması nedeniyle, dükkanının karşısında yer alan lokantacı... aracılığıyla tanıştığı ve tefecilik yapan davalı ...'dan para almak zorunda kaldığını, müvekkilinin yaklaşık 2 yıl boyunca davalıdan kısım kısım para aldığını, her paraya karşılık olarak da her seferinden boş senetler imzaladığını, müvekkilinin davalıdan aldığı toplam 192.000.00-TL'yi bu bedelden de çok fazlasını aslında geriye ödediğini, davalı tarafa herhangi bir borcunun kalmadığını, müvekkilinin bu geri ödemlerin çoğunu davalı ...'ın ... Bankası Bayraklı şubesindek... no.lu hesabına... Şb kodu ile TC kimlik numarasını girip ATM’den yaptığını, müvekkilinin yaptığı ödemelere dair ATM fişlerinin tamamını bulamamış ise de, an itibariyle bulabildiği toplam 102.750,00.-TL’lik ödemeye ilişkin ATM fişlerinin asılları, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... soruşturma sayılı dosyasına sunulduğunu, müvekkilinin ATM'den yaptığı ödemelerin yanı sıra elden nakit olarak yaptığı çok sayıda ödemenin olduğunu, ancak davalının müvekkile elden aldığı bu paraları gösterir herhangi bir evrak vermediğini, müvekkilinin davalında aldığı tüm parayı fazlasıyla geri ödemesine rağmen davalı müvekkiline imzalattığı boş senetlerin hiç birini müvekkiline iade etmediğini, müvekkilinin borcunun bitmediğini, verdiği her para için aylık en az %30 faiz işlettiğini müvekkiline daha yapması gereken çok ödeme olduğunu söyleyerek müvekkilini baskı altına aldığını belirterek öncelikle HMK'nun 209/1 maddesi uyarınca teminatsız olarak dava kesinleşinceye kadar icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... soruşturma sayılı dosyasının ve akabinde açılacak ceza mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılmasına ve mezkur ceza yargılaması sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar bir karar verilmemesini, davalı taraf, faiz karşılığı ve kazanç temin etmek verdiği borç olarak verdiği paraların karşılığında kıymetli evraklar düzenlenmesini sağladığından, müvekkil ile davalı taraf arasındaki ilişki bundan ibaret olduğundan, bu temel ilişki TBK md. 27/1 hükmüne aykırı bu nedenle sakat ve kesin hükümsüz olduğundan; bu temel ilişkiye dayanılarak tanzim olunan senetler bedelsiz olduğundan, müvekkilinin, senet bedelleri toplamı kadar ve İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhinde %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 15.05.2018 tarihinde işveren... ait restoranda bulaşıkçı olarak çalışmaya başladığını, 15.05.2018 tarihli işe giriş bildirgesi ekte sunulduğunu, dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere davacı ...'E ait...Optik San. Tic. Ltd. Şti.nin ticaret sicilde kayıtlı adresi ise Bayraklı Mah.... Sokak Bayraklı İZMİR olduğunu, davacının, bu şirketin tek ortağı ve müdürü olduğunu, davacının yetkilisi ve tek ortağı olduğu, İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün... sicil numarasında kayıtlı,...mersis numaralı ... Optik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi,... sokak ile... sokağın kesişim noktasında yer almakta olup hem ... sokağa hem de.... sokağa cepheli konumda bulunduğunu, netice olarak müvekkilin bulaşıkçı olarak çalıştığı işyeri ile davacıya ait işyeri, aynı sokakta olup, davacının işyeri, müvekkilin çalıştığı işyerine komşu durumda bulunduğunu, müvekkilin, ... sokakta çalışmaya başlayınca işyeri komşusu olan davacı ile tanışıp, bir müddet sonra, müvekkilin güvenini kazanan davacı, ekonomik olarak zor durumda olduğunu beyan ederek müvekkilden yardım etmesini istediğini, davacının, evli ve iki çocuğu olduğunu, bankalardan kredi çekemediğini, mali durumunu kısa zamanda düzelteceğini, hali hazırda gözlük/optik üzerine işyeri olduğunu, kısa süreli borca ihtiyacı olduğunu, yakın zaman içerisinde aldığı borçları iade edebileceğini söyleyerek müvekkilden borç istediğini, müvekkilinin de ev almak için biriktirdiği ve tanıdıklarından aldığı paradan davacıya yardım ettiğini, dava dilekçesinde, yukarıdaki anlatıma uygun olarak davacının davalı ile dükkanın karşısında yer alan lokantacı... aracığıyla tanıştığı, davacının pandemi ve su baskını nedeniyle ağır ekonomik sıkıntılar yaşadığı, davacının kredibilitesinin düşük olduğu belirtilmiş olup, müvekkilin bulaşıkçı olarak çalışırken davacı ile tanıştığı hususunda ihtilaf olmadığını, dava dilekçesinde müvekkilin tefecilik yaptığı iddia edilmişse de bu iddia maddi gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin, 2008 tarihinden beri lokanta ve restoranlarda asçı, bulaşıkçı, mutfak personeli, servis elemanı, garson vs. görevlerde hizmet etmekte olduğunu, müvekkilin tefeci olduğuna dair iddiaların ağır itham şeklinde iftira olduğunu, davacının borçtan kurtulma gayesi ile mizansene dayalı olarak müvekkil hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilin ekonomik durumu kötü durumda olduğunu, davacının, borcunu ödemediği için de tüm birikimini kaybettiğini, bu ekonomik şartlarda müvekkilin tefecilik yapması hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, müvekkilin elden borç olarak verdiği küçük tutarları (300TL ile 3000TL arası tutarlar gibi) davacının, bir kaç gün sonra müvekkilin ... Bankası Bayraklı Şubesi ... iban numaralı hesabına yatırmış olduğunu, müvekkilin, davacı tarafından bir kaç gün içinde ödenmeyen küçük tutarlar ile kendisi için büyük tutarlar için (4000 TL ile 30.000TL arası tutarlar gibi) alacağını garanti altına alabilmek ve resmileştirmek için davacıdan senet/bono düzenlemesini istediğini, davacının da bir kaç gün içinde ödeyemediği küçük tutarlar ve toplu aldığı bedeller için müvekkile bono imzalayıp verdiğini, davacının bu şekilde müvekkile peyderpey ödemeler yaparak müvekkilin güvenini kazandığını, müvekkil de ödeneceği inancıyla davacıya bir kez 116.850 TL olarak yüksek miktarda borç verdiğini, bunun dışında müvekkilin verdiği borç paralar hep 30.000 TL altında olduğunu, davacının, tanzim ettiği senet / bono bedellerini ödemediğini, dava konusu icra takibine konu edilen senetlerin bunlar olduğunu, müvekkili ..., ... ile 1994 yılında evlenmiş olup bu evliliklerinden 3 çocukları olduğunu, müvekkilin ailesinin ekonomik durumunun orta düzeyde olduğunu, müvekkilin, tefecilik yapabilecek biri olmadığını, davacı tanzim ettiği bonoları ödemeyince müvekkil tarafından davacı aleyhine İzmir.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibi açıldığını, sunulu ve re'sen gözetilecek sebeplerle; davanın reddine, davacının alacağa geç kavuşulması amacıyla açtığı menfi tespit davası nedeniyle İİK m.72/4 uyarınca dava konusu alacağın (487.458,07 TL) %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkûm edilmesine, bu tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK.'nun 72-(3) maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan senedin tefecilik sonucu alındığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Menfi tespite konu olan takip dosyasında davalının, davacı aleyhine İzmir.... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında lehdarı davalı, keşidecisi davacı olan birden fazla bonoya ilişkin olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Davaya delil olarak sunulan ve davalının, tefecilik suçu nedeniyle yargılandığı İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyasında; sanık ...' ın üzerine atılı tefecilik yapmak suçunu işlediği sabit görülmekle sonuç olarak 3 yıl hapis ve 1000 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; kararın istinaf kanun yoluna taşınması sonucu İzmir BAM.... Ceza Dairesi' nin...Karar sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun düzelterek esastan reddine karar verdiği, ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükümde düzeltilen kısmın TCK' nın 52/2. Maddesi yerine kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların seçenek adli para cezasına çevrilmesine ilişkin olan 51/1-a maddesi uyarınca yapılmasına ilişkin olduğu ve istinaf kararının kesin nitelikte bulunduğu görülmüştür.
Ceza dosyasında verilen karar ile davalının tefecilik yaptığı; davacıya faizle borç para verdiği ve bonoların tefecilik faaliyeti kapsamında verildiği hususları sabit hale gelmiştir.
Faizle borç para veren kurumlar yasada belirlenmiş olup, yasa kapsamı dışında kalan kişiler tarafından ödünç para verme işlemlerinin yapılması bir tür tefecilik suçunu oluşrmakta olup, tefecilik suçu 03/06/1933 gün ve 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun’un 17. maddesi ile 11/09/1981 gün ve 2520 sayılı 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3.maddesinde düzenlenmiş; ayrıca, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesiyle de düzenleme altına alınmıştır. Tefeciliğe konu olan sözleşmenin, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK.'nun 26. ve 27.maddeleri kapsamında kanuna ve bu arada ahlaka aykırı olduğu konusunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.
Kambiyo senedi niteliğindeki bononun tefecilik sebebiyle düzenlenip, karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için, yasal deliller (ikrar, yazılı delil), bulunmalı veya 18/03/1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki şartlar dairesinde diğer bir ifade ile; ancak, yazılı sözleşmeye veya duruşma tutanağındaki ikrar ile anlaşılabilen açık bir muvafakat bulunması halinde dinlenebilen belli tanık beyanları veya eldeki davada bunların da mevcut olmaması halinde tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyetiyle sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunmalıdır. Aksi takdirde, senedin (bononun) gayri ahlaki amaçla verildiği yönündeki iddianın tanıkla ispatı halinde, bono emniyeti kalmaz. Her bononun, tefecilik ilişkisi nedeniyle verildiği yalancı tanıklarla ispat edilerek iptali sağlanabilir. Bu ise, hem HUMK.’nun 290. maddesi hükmüne hem de bono emniyetine aykırı düşer.
Ceza Mahkemesinin karar gerekçesinde bu davaya konu bonoların tefecilik ilişkisi nedeniyle verildiğinin tespit edildiği; bu durumda, ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden, 6098 sayılı TBK.’nun 27/1 maddesi hükmü uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmeler geçersiz olacağından, davalının savunmasına itibar edilmeyerek menfi tespit davasının ve davalı kesinleşen mahkumiyet kararı ile tefecilik suçu sonucu düzenlenen bonoları takibe konu etmekle kötü niyetli olduğu kanaatine varılarak davalı aleyhine tazminata da karar vermek gerekmiştir.
Davanın açıldığı tarih itibari ile yürürlükte bulunan TTK'nın 5/A maddesi uyarınca; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davaları yönünden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Anılan hükümde menfi tespit davaları sayılmamıştır. Yorum yolu ile de, menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğu sonucuna varılamaz.
Kural olarak, [alacak ve tazminat] talep hakkının yerine getirilmesini sağlamak amacıyla bir dava açıldığı zaman, bu bir edim (eda, ifa) davası (Leistungsklage) olacaktır. Şu var ki, bütün dâvalar, edim dâvası gibi, karşı tarafın bir şey yapmaya ("verme"yi de içine alacak biçimde geniş anlamda kullanılıyor) veya yapmamaya mahkûmiyetini sağlamak amacıyla açılmaz. Bir tespit dâvasında veya yenilik doğurucu dâvada da dâvacının Usul Hukuku anlamında bir talebi vardır (örneğin bir sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunun mahkemece tespit edilmesi veya bir ölüme bağlı tasarrufun iptali isteniyor). Fakat bu dâvalar (edim davasından farklı olarak) Maddi Hukuk (Medeni Hukuk) anlamında bir talep hakkına dayanmazlar. Ortada sadece usule ilişkin bir talep vardır. Zira, maddî hukuk (Medenî Hukuk) yönünden, bir sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespitini veya bir ölüme bağlı tasarrufun iptalini sağlamak isteyen kişi, karşı taraftan bir şeyin yapılmasına veya yapılmamasına istemde bulunmamaktadır (Borçlar Hukuku Genel Bölüm Birinci Cilt [Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/ Serozan/Arpacı], Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu, 7. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2017, s:40). Menfi tespit davalarında da bir talep var ise de bu talep maddi hukuk anlamında bir talep değildir. Başka bir söyleyişle, menfi tespit davalarında bir alacağın tahsili talep edilmediği gibi bu davanın sonucunda verilecek hüküm de bir alacağın tahsili sonucunu doğuran eda hükmü niteliğinde değildir.
Tüm bu açıklamalara göre; eldeki dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olmasa da davacı tarafından arabuluculuğa başvurulduğu ve eldeki davada dava tarihi itibari ile arabuluculuğa başvuru gerekmese de davacının başvurması nedeniyle ortaya çıkan masrafın davacı tarafından ödenmesi gerektiği anlaşılmıştır (T.C. Sakarya BAM... H. D. ... Karar).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davacının İzmir ... İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine,
2-Davalının sorumlu olduğu 487.458,07 TL üzerinden %20 kötü niyet tazminatı olan 97.491,61.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 33.298,26 TL karar ve ilam harcının yatan 8.324,57 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 24.973,69 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 8.324,57 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 137,50 TL posta ve diğer giderler olmak üzere toplam 8.542,77 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 77.118,71 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır